Kanunun dördüncü maddesi
3 Mart 1924'te Türkiye Büyük Millet Meclisi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu kabul etti. Kanun, ülkedeki bütün eğitim kurumlarını Maarif Vekâleti'ne bağlıyordu. Bu kanun çoğu zaman medreselerin kapatılmasıyla birlikte anılır. Ancak kanunun dördüncü maddesi, din eğitimi için de bir düzenleme getiriyordu. Bu maddeye göre Maarif Vekâleti, yüksek din uzmanları yetiştirmek için Darülfünun'da bir ilahiyat fakültesi açacak, imamlık ve hatiplik gibi din hizmetlerinin yerine getirilmesiyle görevli kişileri yetiştirmek için de ayrı okullar kuracaktı.Bu okullar, imam-hatip mektepleri adıyla 1924'te açıldı. Ancak altı yıl içinde öğrenci sayıları azaldı ve okullar kapandı. Bu yazı, Cumhuriyet'in ilk imam-hatip mekteplerinin kısa ömürlü hikâyesini ele alıyor.

Medreseden yeni okula
Osmanlı Devleti'nde din görevlileri yüzyıllar boyunca medreselerde yetişmişti. Ancak on dokuzuncu yüzyıldan itibaren medreseler, değişen dünyanın ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelmişti. Osmanlı'nın son döneminde medreseleri ıslah etmek için çeşitli girişimlerde bulunulmuş, ama bu girişimler köklü bir sonuç vermemişti.Tevhid-i Tedrisat Kanunu, bu soruna yeni bir çözüm getirdi. Medreseler kapatılırken din görevlisi yetiştirme işi de Maarif Vekâleti'ne verildi. Böylece din eğitimi, devletin denetiminde ve çağdaş eğitim anlayışına uygun biçimde verilecekti. İmam-hatip mektepleri, bu anlayışla kuruldu.
Tarih notu
3 Mart 1924: Tevhid-i Tedrisat Kanunu.
1924-1925 öğretim yılı: İmam-hatip mekteplerinin açılması.
1924: Darülfünun İlahiyat Fakültesi'nin kuruluşu.
1926-1930: Okulların sayısının hızla azalması.
1930-1931: Son imam-hatip mekteplerinin kapanması.
1933: Darülfünun'un yerine İstanbul Üniversitesi'nin kurulması.
1949: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin açılması.
1924-1925 öğretim yılı: İmam-hatip mekteplerinin açılması.
1924: Darülfünun İlahiyat Fakültesi'nin kuruluşu.
1926-1930: Okulların sayısının hızla azalması.
1930-1931: Son imam-hatip mekteplerinin kapanması.
1933: Darülfünun'un yerine İstanbul Üniversitesi'nin kurulması.
1949: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin açılması.
Okulların açılması
1924-1925 öğretim yılında ülkenin çeşitli şehirlerinde imam-hatip mektepleri açıldı. Açılan okulların sayısı yirmiyi aşıyordu. Okullar, kapatılan medreselerin binalarında ya da başka uygun yapılarda eğitim vermeye başladı. Öğretim süresi dört yıl olarak belirlendi. Okullara ilkokul mezunları alınıyordu.Okulların programında din dersleri ile birlikte Türkçe, tarih, coğrafya, matematik ve fen bilgisi gibi dersler de yer alıyordu. Böylece yetiştirilecek din görevlilerinin, dinî bilgilerin yanında çağın gerektirdiği genel kültüre de sahip olması amaçlanıyordu. Bu, medrese eğitiminden önemli bir farklılıktı.

Darülfünun İlahiyat Fakültesi
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun öngördüğü ikinci kurum, Darülfünun'da açılacak ilahiyat fakültesiydi. Fakülte, 1924'te İstanbul'da kuruldu. Amacı, yüksek düzeyde din bilginleri yetiştirmek ve din alanında bilimsel araştırmalar yapmaktı. Fakültede İslam tarihi, din felsefesi, dinler tarihi ve din sosyolojisi gibi dersler okutuluyordu.Fakültede dönemin önemli bilim insanları ders verdi. Fakülte, din konularını bilimsel yöntemlerle ele almayı amaçlıyordu. Ancak imam-hatip mekteplerinin kapanmasıyla fakülteye gelen öğrenci sayısı da azaldı. 1933'teki üniversite reformuyla Darülfünun kapatılıp yerine İstanbul Üniversitesi kurulduğunda, ilahiyat fakültesinin yerine Edebiyat Fakültesi'ne bağlı bir İslam Tetkikleri Enstitüsü oluşturuldu.
Ek bilgi
İmam-hatip mekteplerinin öğrenci sayıları kısa sürede belirgin biçimde düştü. Okulların sayısı da her yıl azaldı. 1930-1931 öğretim yılına gelindiğinde son imam-hatip mektepleri de kapanmıştı.
Öğrenci sayılarının düşüşü
İmam-hatip mekteplerinin kısa ömürlü olmasının birkaç nedeni vardı. Bu okullar ortaokul düzeyindeydi ve mezunlarına sınırlı bir meslek imkânı sunuyordu. Mezunların yükseköğrenime devam etme olanakları da kısıtlıydı. Öte yandan aynı dönemde açılan ortaokullar, liseler, öğretmen okulları ve meslek okulları, gençlere daha geniş imkânlar sunuyordu. Aileler, çocuklarını bu okullara göndermeyi tercih etmeye başladı.Okulların açıldığı yıllarda din görevlilerinin istihdamı da belirsizdi. Diyanet İşleri Reisliği 3 Mart 1924'te kurulmuştu, ama din görevlilerinin kadroları ve maaşları henüz tam olarak düzenlenmemişti. Bu belirsizlik, imam-hatip mekteplerine olan ilgiyi azaltan bir başka etkendi. Maarif Vekâleti, öğrenci sayısı yetersiz kalan okulları birer birer kapattı.

Diyanet İşleri Reisliği ile birlikte
İmam-hatip mekteplerinin açılmasını, aynı gün kurulan Diyanet İşleri Reisliği ile birlikte düşünmek gerekir. 3 Mart 1924'te halifeliğin kaldırılması, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat kanunları birlikte kabul edildi. Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin yerine Başvekâlete bağlı Diyanet İşleri Reisliği kuruldu. Bu kurum, inançla ve ibadetle ilgili işlerin yürütülmesinden ve camilerin yönetiminden sorumlu olacaktı.Böylece din hizmetleri iki ayrı kuruma bölünmüş oldu. Din görevlilerinin yetiştirilmesi Maarif Vekâleti'nin, onların görevlendirilmesi ise Diyanet İşleri Reisliği'nin sorumluluğuna verildi. Bu iki kurum arasındaki eşgüdüm, ilk yıllarda tam olarak kurulamadı. İmam-hatip mekteplerinden mezun olan gençlerin hangi kadrolara, hangi koşullarla atanacağı açık değildi. Bu durum, okulların geleceğini doğrudan etkiledi.
Maarif Vekâleti'nin tutumu
1925-1929 yılları arasında Maarif Vekili olan Mustafa Necati Bey, eğitimin yaygınlaştırılmasına ve çağdaşlaştırılmasına büyük önem veriyordu. Onun döneminde ilkokulların ve öğretmen okullarının sayısı artırıldı, harf devriminin ardından Millet Mektepleri açıldı. Kaynakların kısıtlı olduğu bu dönemde Maarif Vekâleti, öğrenci sayısı az olan okulları kapatarak kaynakları ihtiyacın daha fazla olduğu alanlara yönlendirdi.İmam-hatip mekteplerinin kapanması, bu genel politikanın bir parçasıydı. Okullar herhangi bir kanunla kaldırılmadı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun dördüncü maddesi yürürlükte kaldı. Okullar, öğrenci sayılarının yetersizliği gerekçesiyle tek tek kapatıldı.
Sonraki yıllar
İmam-hatip mekteplerinin kapanmasından sonra din görevlisi yetiştirme konusu uzun süre gündemde kaldı. 1949'da Ankara Üniversitesi'nde İlahiyat Fakültesi açıldı. Aynı yıl, din görevlisi yetiştirmek için on aylık imam-hatip kursları açıldı. 1951'de ise imam-hatip okulları yeniden açılmaya başlandı. Bu okullar, sonraki on yıllarda Türkiye'nin eğitim sisteminde önemli bir yer edindi.Laik devlette din eğitimi
1924-1930 imam-hatip mektepleri, Cumhuriyet'in laiklik anlayışının din eğitimine nasıl yaklaştığını gösteren önemli bir örnektir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu, din eğitimini ortadan kaldırmayı değil, onu devletin denetimine ve çağdaş eğitim anlayışına uygun bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyordu. Kanunun dördüncü maddesi, din görevlilerinin yetiştirilmesini açıkça devletin görevleri arasında saymıştı.Okulların kısa ömürlü olması ise farklı etkenlerin bir araya gelmesinin sonucuydu. Mezunların meslek imkânlarının belirsizliği, yeni açılan diğer okulların sunduğu geniş fırsatlar ve kısıtlı kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilmesi, bu etkenlerin başında geliyordu. Bu deneyim, din görevlisi yetiştirme meselesinin hem eğitim hem de istihdam boyutuyla birlikte düşünülmesi gerektiğini gösterdi. Bu ders, 1949'dan sonra atılan adımlarda dikkate alındı. Din görevlilerinin bilgili ve çağın gereklerini kavramış kişiler olarak yetişmesi düşüncesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren eğitim politikasının bir parçası olmuştu.
Dikkat: yanlış bilinen
İmam-hatip mektepleri 1924-1930 yıllarında açık kalmıştır. Bu okullar bir kanunla kaldırılmamış, öğrenci sayılarının azalması nedeniyle Maarif Vekâleti tarafından tek tek kapatılmıştır. Bugünkü imam-hatip okullarının geçmişi ise 1951'e uzanır.