Öğretmenlere bir çağrı
Ağustos 1924'te Ankara'da Muallimler Birliği'nin kongresi toplandı. Cumhuriyet'in ilanının üzerinden bir yıl bile geçmemişti. Aynı yılın Mart ayında Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmiş, eğitim tek bir çatı altında toplanmıştı. 25 Ağustos 1924'te Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, kongreye katılan öğretmenlere hitap etti. Bu konuşmada söylediği bir cümle, Cumhuriyet'in eğitim anlayışının özeti olarak kuşaklar boyunca tekrarlandı: "Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister."Bu yazı, konuşmanın yapıldığı ortamı, cümlenin anlamını ve Cumhuriyet'in öğretmenlere yüklediği görevi ele alıyor.

1924: Eğitimde dönüm yılı
1924 yılı, Türk eğitim tarihinin en önemli yıllarından biridir. 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile ülkedeki bütün eğitim kurumları Maarif Vekâleti'ne bağlandı. Medreseler kapatıldı. Osmanlı'nın son döneminde yan yana var olan farklı eğitim sistemleri, tek ve çağdaş bir sistemde birleştirildi.Aynı yıl, Amerikalı eğitim felsefecisi John Dewey, Maarif Vekâleti'nin davetiyle Türkiye'ye geldi. Dewey, yaz aylarında Türkiye'de incelemeler yaptı ve Türk eğitim sistemi hakkında raporlar hazırladı. Bu raporlarda okulların toplum hayatıyla bağının güçlendirilmesini ve öğretmen yetiştirmeye önem verilmesini önerdi. Cumhuriyet, eğitimi toplumsal dönüşümün en önemli aracı olarak görüyordu ve bu dönüşümün öncüleri öğretmenlerdi.
Tarih notu
15 Temmuz 1921: Ankara'da Maarif Kongresi.
3 Mart 1924: Tevhid-i Tedrisat Kanunu.
Yaz 1924: John Dewey'in Türkiye'deki incelemeleri.
25 Ağustos 1924: Mustafa Kemal Paşa'nın Muallimler Birliği Kongresi'nde konuşması.
1 Kasım 1928: Yeni Türk harflerinin kabulü.
24 Kasım 1928: Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul etmesi.
1981: 24 Kasım'ın Öğretmenler Günü olarak kutlanmaya başlanması.
3 Mart 1924: Tevhid-i Tedrisat Kanunu.
Yaz 1924: John Dewey'in Türkiye'deki incelemeleri.
25 Ağustos 1924: Mustafa Kemal Paşa'nın Muallimler Birliği Kongresi'nde konuşması.
1 Kasım 1928: Yeni Türk harflerinin kabulü.
24 Kasım 1928: Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul etmesi.
1981: 24 Kasım'ın Öğretmenler Günü olarak kutlanmaya başlanması.
Konuşmanın anlamı
Mustafa Kemal Paşa'nın konuşmasındaki en bilinen cümle, üç kavram üzerine kuruludur: hür fikir, hür vicdan ve hür irfan. "Fikri hür" ifadesi, düşüncesi özgür, ezberci olmayan, sorgulayan ve araştıran insanları anlatır. "Vicdanı hür" ifadesi, inancında ve ahlaki yargılarında baskı altında olmayan, kendi vicdanının sesini dinleyen insanları ifade eder. "İrfanı hür" ise bilgisi ve kültürü dogmalarla sınırlanmamış, bilimin ışığında gelişen insanları tanımlar.Cümlenin bugünkü Türkçeyle anlamı şöyledir: "Cumhuriyet sizden düşüncesi özgür, vicdanı özgür, bilgisi ve kültürü özgür kuşaklar ister." Bu cümle, Cumhuriyet'in yetiştirmek istediği insan tipini tarif ediyordu. Bu insan, kendisine söyleneni sorgusuz kabul eden değil, kendi aklıyla düşünen bir yurttaştı.

Öğretmen: Cumhuriyet'in öncüsü
Mustafa Kemal Paşa, öğretmenlere her zaman özel bir önem verdi. Kurtuluş Savaşı'nın en zor günlerinde, Sakarya Savaşı'ndan hemen önce, 15 Temmuz 1921'de Ankara'da Maarif Kongresi'ni toplatmıştı. Cephe topların sesiyle yankılanırken öğretmenleri bir araya getirmesi, eğitime verdiği önemin en açık göstergesiydi. Bu kongrede millî bir eğitim programının hazırlanması gerektiğini vurgulamıştı.1922'de Bursa'da öğretmenlere yaptığı konuşmada da benzer düşünceleri dile getirmişti. Ona göre ordular savaş meydanında zafer kazanmıştı, ama bu zaferin kalıcı olması için eğitim alanında da zafer kazanmak gerekiyordu. Bu zaferin askerleri ise öğretmenlerdi. 1924'teki Muallimler Birliği Kongresi'ndeki konuşma, bu düşüncenin barış dönemindeki devamıydı.
Ek bilgi
Mustafa Kemal Paşa'nın 25 Ağustos 1924 tarihli konuşması, Atatürk'ün söylev ve demeçlerini bir araya getiren derlemelerde yer alır. "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller" ifadesi, Türkiye'de pek çok okulun duvarında ve öğretmenler odasında bugün de yazılıdır.
Hür vicdan ve laiklik
Konuşmadaki "vicdanı hür" ifadesi, Cumhuriyet'in laiklik anlayışıyla da yakından ilgilidir. Tevhid-i Tedrisat ile eğitim, din kurumlarının değil devletin sorumluluğuna verilmişti. Bu, din eğitiminin ortadan kaldırılması anlamına gelmiyordu. Ancak okulda verilen eğitimin bilime ve akla dayanması, öğrencilerin vicdanlarının ise kendi tercihlerine bırakılması amaçlanıyordu.Vicdan özgürlüğü, 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda da güvence altına alınmıştı. Anayasaya göre Türkler vicdan, düşünce, söz ve yayın özgürlüğüne sahipti. Mustafa Kemal Paşa'nın öğretmenlerden istediği, bu özgürlükleri benimsemiş kuşaklar yetiştirmekti. Laiklik ilkesi ise 1937'de anayasaya girecekti.

Başöğretmen
Mustafa Kemal Paşa'nın öğretmenlerle bağı, harf devriminden sonra daha da güçlendi. 1 Kasım 1928'de yeni Türk harfleri kabul edildi. Ülke çapında halka yeni harfleri öğretmek için Millet Mektepleri açıldı. 24 Kasım 1928'de Atatürk, Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliğini kabul etti. Bundan sonra "Başöğretmen" unvanıyla anılmaya başlandı. Kendisi de pek çok şehirde kara tahtanın başına geçerek halka yeni harfleri öğretti.Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul ettiği 24 Kasım günü, 1981'den beri Türkiye'de Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Her yıl bu gün, okullarda öğretmenler için törenler düzenlenir ve Atatürk'ün öğretmenlerle ilgili sözleri anılır. 1924 kongresindeki konuşma, bu sözlerin başında gelir.
Öğretmenlerin toplumdaki yeri
Cumhuriyet'in ilk yıllarında öğretmenlik, kutsal bir görev olarak görülüyordu. Anadolu'nun en ücra köylerine giden öğretmenler, yalnızca okuma yazma öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda Cumhuriyet'in değerlerini de taşıyorlardı. Köylerde ve kasabalarda öğretmen, çoğu zaman devletin en görünür temsilcisiydi. Yeni harfler, yeni yasalar, sağlık ve tarım konularındaki bilgiler, köylüye büyük ölçüde öğretmen aracılığıyla ulaşıyordu.Bu nedenle Cumhuriyet, öğretmen yetiştirmeye büyük önem verdi. Öğretmen okulları açıldı, var olan okullar geliştirildi. Gazi Eğitim Enstitüsü gibi kurumlar, öğretmen yetiştiren öğretmenleri hazırladı. 1940'larda ise köylerin ihtiyacına göre öğretmen yetiştirmek amacıyla Köy Enstitüleri kuruldu.
Özgür kuşaklar hedefi
Mustafa Kemal Paşa'nın 1924'te öğretmenlere yönelttiği çağrı, Cumhuriyet'in eğitim felsefesinin özüdür. Bu çağrıda dikkat çeken nokta, eğitimin amacının itaatkâr bireyler değil, özgür düşünen yurttaşlar yetiştirmek olarak tanımlanmasıdır. Yeni kurulan bir devletin, kendi kuşaklarından sorgusuz bir bağlılık değil, özgür bir düşünce beklemesi önemli bir tercihti.Konuşmanın bir yıl önce ilan edilen Cumhuriyet'in hemen ardından yapılması da anlamlıdır. Cumhuriyet, halkın egemenliğine dayanan bir yönetimdi. Bu yönetimin yaşayabilmesi için yurttaşların kendi kararlarını verebilecek, düşüncelerini özgürce ifade edebilecek bir eğitimle yetişmesi gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet'in geleceğini öğretmenlerin ellerine teslim ediyordu. "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" ifadesi, aradan bir asır geçmesine rağmen, Türk eğitiminin ulaşmak istediği hedefi özlü bir biçimde anlatmaya devam ediyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Konuşmadaki "irfan" kelimesi, bilgi, kültür ve anlayışın tümünü ifade eden bir kavramdır. "Nesil" ise kuşak anlamına gelir. Konuşmanın tam metni, Atatürk'ün söylev ve demeçlerinin ikinci cildinde yer alır.