İçeriğe geç
Giriş yap
0

Osmanlı arşivi Romanya'ya mı satıldı? 1931'de Bulgaristan'a hurda kâğıt olarak satılan evrak

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt14 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kısaca

Sosyal medyada ve sohbetlerde sık duyulan "Osmanlı arşivi Romanya'ya satıldı" cümlesi belgelerle doğrulanmıyor. Belgelenen olay başka: Mayıs 1931'de İstanbul Defterdarlığı, Sultanahmet'teki Maliye evrak mahzeninden "lüzumsuz" diye ayırdığı evrakın bir bölümünü hurda kâğıt olarak sattı ve bu evrak trenle Bulgaristan'a gitti. Satılan miktar, Devlet Arşivleri yayınına göre 30 ile 50 ton arasındadır. Alıcı Bulgar hükûmeti değil, Sofya yakınlarındaki bir kâğıt fabrikasının sahibi Berger ailesiydi. Evrakın büyük kısmı bugün Sofya'daki Kiril ve Metodi Bulgaristan Ulusal Kütüphanesi'nin Şarkiyat bölümündedir. Bu konu, olayı kaynakları ve yanlış anlatımlarıyla birlikte ele alıyor.
Sofya'daki Kiril ve Metodi Bulgaristan Ulusal Kütüphanesi binası
Sofya'daki Kiril ve Metodi Bulgaristan Ulusal Kütüphanesi binasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 2.0, yazar: J L C A. Dosya sayfası

Satışa nasıl gelindi?

İnönü Vakfı'nda yayımlanan ve Devlet Arşivleri yayınlarına dayanan çalışmaya göre süreç, olaydan yaklaşık iki yıl önce Maliye Vekâleti'nden Defterdarlığa gelen "lüzumsuz evrakın satılması" emriyle başladı. Sultanahmet'te, Bizans döneminden kalma ve Tanzimat'tan beri evrak mahzeni olarak kullanılan yapıdaki belgeler, konuyla ilgisi olmayan iki tapu memuru tarafından üstünkörü incelendi. Devlet Arşivleri'nin 1994 tarihli Bulgaristan'daki Osmanlı Evrakı yayınının sunuşunda bu incelemenin sonucu, belgelerin "günün maliye işleri ile ilgili olmayıp bir değer taşımadıklarına, hükümlerinin geçmiş olduğuna" karar verilmesi diye aktarılır. Ayrılan evrak okkası üç kuruş on paraya satıldı, balyalar hâlinde Sirkeci'ye taşındı ve vagonlara yüklendi. Aynı yayına göre kamyonlara yüklenirken dökülen belgelerin bir kısmı çevredeki çocuklardan toplandı, bir kısmı da çöpçüler tarafından süpürüldü.
Tarih notu
Kronoloji: 1929 civarı Maliye Vekâleti'nden "lüzumsuz evrakın satılması" emri; Mayıs 1931 satış ve Sirkeci'den sevkiyat; Mayıs 1931 Son Posta'da İbrahim Hakkı Konyalı'nın ilk haberi; 17 Mayıs 1931 Muallim Cevdet'in Başvekil İsmet Paşa'ya mektubu; 21–26 Mayıs 1931 Milliyet, Yarın, Akşam ve Cumhuriyet'te haberler ve müfettiş soruşturması; 10 Haziran 1931 İsmet Paşa'nın evrak imhasını yasaklayan genelgesi; 8 Ekim 1932 Târihî Evrâk Tedkîk Heyeti'nin kurulması; yaklaşık 1933 bir kısım evrakın iadesi; 1993 Türkiye-Bulgaristan arşiv işbirliği protokolü; 1993–1994 Devlet Arşivleri'nin iki kitabı.

Olay nasıl duyuldu?

İbrahim Hakkı Konyalı, Bulgaristan'a satılan arşiv belgeleriyle ilgili ilk haberi Son Posta gazetesinde yazarak kamuoyunu haberdar etti ve ardından evrakın bir kısmının geri alınması için çalıştı. Konyalı, mahzende gördüklerini şöyle aktarmıştır: "Burada lâalettayin aldığım kâğıtların içinde altın yaldızlı mecmua parçaları, Silistre, Varna, Tuna vilayetlerine ait kalelerin tamirine zeamet, tımar vesikalarına, ulufenamelere, mutbak masraflarına, vakıflara ait birçok tarihî mülknameler vardı."

Eğitimci ve arşivci Muallim M. Cevdet (İnançalp), satılırken yere düşen ve sokak çocuklarından satın aldığı belgeleri örnek göstererek Başvekil İsmet Paşa'ya uzun bir mektup yazdı. Mektubu İstanbul Mebusu Halil Ethem Eldem Ankara'ya götürdü ve öncesinde Başvekil'e bir telgraf çekti. Saruhan (Manisa) Mebusu Refik Şevket İnce konuyu soru önergesiyle TBMM'ye taşıdı. Tarihçi Fuat Köprülü ve Ahmed Refik de Devlet Arşivleri yayınına göre konunun önemine dikkat çekenler arasındaydı.
Satışın durdurulması için Başvekil İsmet Paşa'ya mektup yazan Muallim M. Cevdet (İnançalp)
Satışın durdurulması için Başvekil İsmet Paşa'ya mektup yazan Muallim M. Cevdet (İnançalp)Görsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Osman Nuri Ergin. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
İlk haberin tarihi kaynaklarda farklıdır. Araştırmamız Konyalı'nın haberini 13 Mayıs 1931 tarihli tespit ediyor. İnönü Vakfı yazısı ise yazının 4 Mayıs 1931'de yayımlandığını söyler; aynı yazının dipnotuna göre Osman Nuri Ergin kitabında tarihi 4 Haziran olarak vermiştir, yazar bunu maddi hata sayar. Muallim Cevdet'in mektubu da İnönü Vakfı'nda 17 Mayıs, 2025 tarihli Tarih Araştırmaları Dergisi makalesinde ise Cumhuriyet Arşivi kaydına (BCA 30-10/146-42-5) dayanılarak 14 Mayıs 1931 tarihli geçer. Satılan miktar da 27 ton, "30 bin küsur okka" (Milliyet, 21 Mayıs 1931) ve 30–50 ton arasında değişen rakamlarla anılır.

Bulgaristan'da ne oldu?

İnönü Vakfı yazısında özetlenen Devlet Arşivleri incelemelerine göre evrakı satın alan, Sofya yakınlarındaki Kostenets kasabasında kâğıt fabrikası bulunan Berger ailesiydi. O sırada Türkiye'de bulunan ve Osmanlı Türkçesini iyi bilen Panço Dorev, Türk gazetelerindeki haberler üzerine kendi hükûmetini telgrafla uyardı: gelen malzeme hurda kâğıt değil, tarihî değeri olan Osmanlı belgeleriydi. Bunun üzerine Bulgar yetkilileri belgelere Sofya tren garında el koydu. Bulgar hükûmeti, malzemenin tarihî belge olduğunu Viyana'da doğrulattıktan sonra fabrikadan satın aldı ve Kiril ve Metodi Kütüphanesi'nin Şarkiyat bölümüne yerleştirdi. Belgeler 1931'den itibaren tasnif edildi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Sofya dışına taşınıp savaştan sonra geri getirildi.

Bu kütüphanede bugün Osmanlı Devleti'ne ilişkin bir milyona yakın belge, 191 kadı sicili, 720 maliye ve 405 tımar defteri bulunuyor. Araştırmamız da kütüphanenin Osmanlı belgeleri koleksiyonunu dünyanın önemli Osmanlı arşiv koleksiyonları arasında sayıyor.
Ek bilgi
Geri kazanılanlar: Evrakın bir bölümü iki yıl sonra Türkiye'ye iade edildi. 1993'te Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile Bulgaristan Bakanlar Konseyi Arşiv Genel Müdürlüğü arasında işbirliği protokolü imzalandı; toplam 21.140 sayfa tutan 113 defterin mikrofilmi Türkiye'ye kazandırıldı. Bu çalışmayı dönemin Devlet Arşivleri Genel Müdürü İsmet Binark ile Osmanlı Arşivi Daire Başkanı İsmet Demir yürüttü. 10 Haziran 1931 tarihli genelgeyle de resmî dairelerdeki eski evrakın hiçbir bahaneyle yok edilmemesi emredildi.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

İddia: "Osmanlı arşivi Romanya'ya satıldı." Sohbetlerde ve paylaşımlarda bu cümle çoğunlukla ülke adı değiştirilmiş biçimde dolaşır; aynı anlatının başka sürümlerinde belgelerin "Vatikan'a" ya da "Ermeni meselesi için" satıldığı da söylenir.

İlk ortaya çıkış: Belgelenen ilk kamusal tartışma, Mayıs 1931'de İstanbul basınında başladı ve konu Bulgaristan'dı. Romanya'nın adı 1931 basınında, Devlet Arşivleri'nin 1993–1994 yayınlarında, TBMM tutanaklarına yansıyan açıklamalarda ve bu konuda yazılmış akademik çalışmalarda satış ülkesi olarak geçmiyor. Romanya'ya yapılmış belgelenmiş bir satış kaydı yoktur; yaygın anlatıda iki Balkan ülkesinin adının karışmış olabileceği akla gelir, ancak bu bir yorumdur.

Yayılma zaman çizelgesi:

1. Mayıs 1931: Son Posta, Milliyet ("Hazine-i Evrakın Hiçbir Tetkikten Geçirilmeksizin Satıldığı Anlaşılıyor", 21 Mayıs), Yarın (21 Mayıs), Akşam ("Okka ile Satılan Evrak, Maliye Müfettişleri Tahkikata Başladılar", 22 Mayıs) ve Cumhuriyet (26 Mayıs) olayı yazdı. Basında, satışın Bulgar Panço Dorev'in tertibi olduğu söylentisi de yer aldı.
2. 1931: Refik Şevket İnce, belgelerin Papalık tarafından satın alındığı bilgisini TBMM'de sordu; Maarif Vekili Reşit Galip'in yanıtı "Resmî bir malumat yoktur" oldu (Yeni Asya'nın aktardığı Yedikıta dosyasına göre).
3. 18 Mayıs 1989: Milliyet, Anadolu Ajansı Brüksel bürosunun Fransız dergisi Le Nouvel Observateur'den naklen geçtiği, Vatikan'daki Ermenilerle ilgili belgelerin büyük kısmının 1931'de Bulgarlardan alındığı yönündeki haberi yayımladı.
4. 23 Haziran 1995: Yazar M. Necati Özfatura, Türkiye gazetesindeki köşe yazısında Vatikan'ın belgeler için 40 milyon leva ödediğini yazdı.
5. 2007: Devlet Arşivleri Genel Müdürü Yusuf Sarınay, Millî Arşiv Kanunu Tasarısı görüşmelerinde olayın "efsane gibi anlatıldığını" söyleyerek aslını özetledi; Yeni Asya haberi "Türkiye CHP'nin sattığı arşivin peşinde" başlığıyla verdi.
6. Yedikıta dergisi: Ocak sayısındaki "Osmanlı Arşivleri Vatikan'a mı Satıldı?" kapağında eski Devlet Arşivleri Genel Müdürü Prof. Dr. Atilla Çetin'in Vatikan iddiasını desteklediği aktarıldı.
7. Mayıs 2018: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vakıf Haftası konuşmasında belgelerin okkası 3 kuruşa Bulgaristan'a satıldığını ve bugün Sofya Kütüphanesi'nin en değerli eserleri arasında olduğunu söyledi.

Belgelenmiş açıklamalar: Yusuf Sarınay'ın 2007'deki sözleri: "1931 yılında Bulgaristan'a satılan Osmanlı arşivleri efsane gibi anlatılır. Olayın aslı şudur; o dönemin İstanbul defterdarı, boş alan oluşturmak için tamamı Maliye ile ilgili belgeleri ... Hurda kâğıt olarak satıyor." (Yeni Asya, 13 Mart 2007). Vatikan iddiasının basındaki izleri için: Yeni Asya, Osmanlı arşivleri Vatikan'a mı satıldı?. Olayın arşiv kayıtlarıyla anlatımı: İnönü Vakfı ve Anadolu Ajansı.

Sosyal medyadaki görünümü: Konu her yıl Mayıs ayına yakın ve arşivle ilgili haberlerde yeniden paylaşılır. Paylaşımlarda çoğunlukla Anadolu Ajansı'nın 2018 haberi ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı yılki sözleri kaynak gösterilir; bu paylaşımlar ülkeyi doğru biçimde Bulgaristan olarak verir. Ülke adının Romanya olarak geçtiği paylaşımlar ise bir kurum ya da yayına atıf yapmaz. Bir başka yaygın kalıp, olayı tek bir partiye ya da kişiye yükleyen siyasi başlıklardır (örneğin 2007'deki "CHP'nin sattığı arşiv" başlığı). Belgeler ise satışı Defterdarlığın yürüttüğünü, Başvekilin genelgesinin ise imhayı durdurduğunu gösterir.

Karşı kanıtlar:

1. Türk tarafı: Devlet Arşivleri'nin 1993 ve 1994 tarihli iki kitabı, satışın Bulgaristan'a yapıldığını, alıcının Berger kâğıt fabrikası olduğunu ve evrakın Sofya'daki Kiril ve Metodi Kütüphanesi'nde bulunduğunu belgeler. Araştırmamız da Konyalı bahsinde olayı "Bulgaristan'a satılan Osmanlı arşiv belgeleri" diye ele alıyor.
2. Bulgar tarafı: Bulgaristan Ulusal Kütüphanesi'nin Şarkiyat bölümü bu evrakı bugün de korur; bir milyona yakın belge burada.
3. Romanya tarafı: Türkiye ile Romanya arasındaki arşiv ilişkisi belgelidir ve satış içermez. 30 Ekim 2006'da Bükreş'te imzalanan ve Resmî Gazete'nin 23 Mart 2007 tarihli sayısında yayımlanan işbirliği protokolü, uzman değişimini ve belge kopyalarıyla katalogların karşılıklı verilmesini öngörür (Resmî Gazete). Romanya Ulusal Arşivleri'ndeki Osmanlı belgeleri (örneğin "Documente Turcești" ve Dobruca tapuları) Eflak, Boğdan ve Dobruca'nın kendi idari evrakından gelir; İstanbul'daki Osmanlı Arşivi'nden satın alınmış değildir.
4. Bugünkü durum: İstanbul Kâğıthane'deki Osmanlı Arşivi, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı'na bağlıdır ve 150 milyonu aşkın belgeyi barındırır; kataloğu çevrimiçi taranabilir.

Hüküm: "Osmanlı arşivi Romanya'ya satıldı" iddiası doğrulanmadı: Romanya'ya yapılmış belgelenmiş bir satış kaydı yoktur; iki ülke arasındaki tek arşiv bağı 2006 tarihli işbirliği protokolüdür. Belgelenen gerçek olay, 1931'de İstanbul Defterdarlığı'na ait Maliye evrakının bir bölümünün hurda kâğıt olarak Bulgaristan'daki bir kâğıt fabrikasına satılmasıdır; bu satış doğrulandı. Satılan evrak arşivin tamamı değil, Maliye mahzenindeki bir kısımdı; Vatikan iddiası ise yalnızca basın aktarımlarına dayanır ve resmî bir kayıtla doğrulanmış değildir.
Osman Nuri Ergin'in 1937'de yayımlanan, olayın ilk elden anlatıldığı Muallim M. Cevdet kitabı
Osman Nuri Ergin'in 1937'de yayımlanan, olayın ilk elden anlatıldığı Muallim M. Cevdet kitabıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Sureta. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklar arasında farklar: Fabrika sahipleri Devlet Arşivleri yayınının sunuşunda İsviçreli, Anadolu Ajansı haberinde "İsviçre asıllı Ermeni" diye anılır. Panço Dorev, İnönü Vakfı yazısında satışın tertipçisi olduğu söylentisinin hedefi ama Bulgar hükûmetini uyaran kişi, AA haberinde ise Bulgaristan Başkonsolosluğu görevlisi olarak geçer. Konyalı'nın, olaydan 14 yıl önce evrakı gören bir Bulgar albayın 1931'de hükûmetine evrakı aldırdığı yönündeki anlatımını İnönü Vakfı yazarı "pek inandırıcı olmayan bir spekülasyon" diye niteler.

1931 arşiv satışı bugün nasıl okunmalı?

Bu iddia, gerçek bir kaybın yanlış adrese yazılmasıyla büyümüş görünüyor. 1931'deki satış, Cumhuriyet'in ilk yıllarında arşivin değerinin yeterince kavranmadığını gösteren acı bir örnektir; ama bu olayı Romanya'ya taşımak hem Bulgaristan'daki koleksiyonun gerçek hikâyesini gölgeliyor hem de iki ülke arasındaki tek somut arşiv bağı olan 2006 işbirliğini yanlış bir zemine oturtuyor. Bize göre doğru soru 'kime satıldı' değil, 'bu evrak bugün nerede ve nasıl ortak kullanılabilir' sorusudur. Sofya'daki Doğu bölümünde duran belgeler, Balkan tarihini iki tarafın birlikte okuyabileceği bir hazinedir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap