İki yıl sonra gelen sabah
Erzurum, Doğu Anadolu'nun en büyük kalesi ve en önemli yol kavşağıydı. 16 Şubat 1916'da Rus ordusunun eline geçmesi, Osmanlı Devleti için Doğu Cephesi'ndeki en ağır kayıplardan biri oldu. İki yıl sonra, 12 Mart 1918 sabahı, Kâzım Karabekir komutasındaki 1. Kafkas Kolordusu şehre girdi. Bu tarih bugün Erzurum'da kurtuluş günü olarak her yıl anılıyor.12 Mart 1918'in önemi yalnızca bir şehrin geri alınması değildi. Erzurum, bir buçuk yıl sonra Milli Mücadele'nin ilk büyük kongresine ev sahipliği yapacaktı. Bu yazıda, şehrin 1918'deki geri alınışını ve bu olayın 1919'a uzanan sonuçlarını anlatıyoruz.

Erzurum'un düşüşü ve işgal yılları
1916'nın başında General Yudeniç komutasındaki Rus ordusu, kışın ortasında beklenmedik bir taarruz başlattı. Osmanlı 3. Ordusu, Sarıkamış felaketinden sonra henüz toparlanamamıştı. Köprüköy'de savunma hattı yarıldı. Erzurum'u çevreleyen tabyalar birer birer düştü. 16 Şubat 1916'da Rus birlikleri şehre girdi.İşgalin iki yılı, şehrin Müslüman halkı için son derece ağır geçti. Halkın bir bölümü işgalden önce batıya göç etti. Kalanlar açlık, salgın hastalıklar ve şiddetle karşı karşıya kaldı. Savaşın bu bölgedeki her aşaması, farklı toplulukların acı çektiği olaylarla doluydu. Bu acıların ayrıntıları bugün de tarihçilerin dikkatle incelediği konular arasında.
Tarih notu
16 Şubat 1916: Erzurum'un Rus ordusunun eline geçmesi. 18 Aralık 1917: Erzincan Mütarekesi. 10 Ocak 1918: Karabekir'in ilerleme emri. 13 Şubat 1918: Erzincan. 25 Şubat 1918: Aşkale. 11 Mart 1918: Ilıca. 12 Mart 1918: Erzurum. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919: Erzurum Kongresi.
1918'in kış harekâtı
1917'deki devrimlerden sonra Rus ordusu Kafkas Cephesi'nden çekilmeye başladı. Cephedeki boşluğu, Tiflis'teki Kafkas yönetiminin oluşturduğu Ermeni birlikleri doldurmaya çalıştı. Bu birliklerin başında, Erzurum'un savunmasında General Andranik bulunuyordu. Ancak savunma, ciddi bir disiplin ve iaşe sorunu yaşıyordu. Askerlerin bir bölümü cepheyi terk etti. Yiyecek sıkıntısı büyüktü.Osmanlı tarafında 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa, genel bir ilerleme kararı aldı. 1. Kafkas Kolordusu Komutanı Kâzım Karabekir, 10 Ocak 1918'de birliklerine Erzincan, Erzurum ve Sarıkamış yönünde hareket emrini verdi. Kolordu, ağır kış şartlarında ilerledi. 13 Şubat'ta Erzincan, 25 Şubat'ta Aşkale geri alındı. Mart'ın ilk günlerinde Osmanlı birlikleri Erzurum'un batısındaki Ilıca'ya yaklaştı. 11 Mart'ta Ilıca alındı. Erzurum'daki savunma, kuşatılma tehlikesi karşısında şehri boşaltma kararı aldı. 12 Mart sabahı Osmanlı birlikleri şehre girdi.

Karabekir'in gördüğü şehir
Kâzım Karabekir, şehre girdiğinde gördüklerini sonradan hatıralarında ayrıntılı biçimde yazdı. Bu hatıralar, 1939'da Yeni Sabah gazetesinde tefrika edildi ve daha sonra kitap olarak yayımlandı. Karabekir, şehirde büyük bir yıkım ve can kaybıyla karşılaştıklarını anlatıyor. Erzurum'un nüfusu, savaş yıllarında büyük ölçüde azalmıştı. Şehrin evleri, çarşıları ve camileri ağır hasar görmüştü.Bu tabloyu anlatan kaynakların bir kısmı Türk, bir kısmı Ermeni, bir kısmı Rus ve Batılı tanıklara dayanıyor. Her kaynak, kendi topluluğunun yaşadıklarını öne çıkarıyor. Bu yüzden 1918 baharında Erzurum ve çevresinde yaşanan acıları anlatırken, savaşın bütün toplulukları derinden yaraladığını hatırlamak gerekiyor.
Ek bilgi
Mondros'tan sonra Erzurum
30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi, Osmanlı ordusunun büyük ölçüde terhis edilmesini öngörüyordu. Ama Doğu'daki 15. Kolordu, terhise rağmen düzenini korudu. 2 Mart 1919'da Kâzım Karabekir, Erzurum'daki 15. Kolordu Komutanlığı'na atandı. 19 Nisan 1919'da Trabzon'a, ardından Erzurum'a ulaştı.Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktıktan sonra Amasya'ya, oradan Sivas'a ve Erzurum'a geçti. 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a vardı. Birkaç gün sonra, 8 Temmuz'u 9 Temmuz'a bağlayan gece, askerlik görevinden istifa etti. Karabekir, İstanbul'dan gelen emirlere rağmen kolordusuyla onun yanında kaldı. 23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi toplandı. Kongre, Doğu illerinin bütünlüğünü savunan kararlar aldı ve Milli Mücadele'nin ilk büyük örgütsel adımlarından biri oldu.

Kongre şehrinin askerî dayanağı
Erzurum Kongresi'ni bir salondaki toplantı olarak düşünmek kolaydır. Ama kongrenin toplanabilmesi, arkasındaki askerî gerçekliğe bağlıydı. 1918'de geri alınmış ve 15. Kolordu'nun düzenli birliklerinin bulunduğu bir şehir olmasaydı, Erzurum'da böyle bir kongre toplamak mümkün olmazdı. 12 Mart 1918 ile 23 Temmuz 1919 arasında geçen on altı ay, Doğu'nun Milli Mücadele'ye hazırlandığı dönem oldu.Bu bağlantı, Milli Mücadele'nin Doğu ile Batı arasındaki dengesini de açıklıyor. Batı Anadolu'da Yunan işgali başladığında, Doğu'da düzenli bir kolordu ayakta duruyordu. Mustafa Kemal'in Samsun'dan sonra yönünü Doğu'ya çevirmesi, bu kolordunun gücüne dayanan bilinçli bir tercihti. 1920'nin sonunda aynı kolordu, Doğu Harekâtı'yla Kars'ı ve Gümrü'yü aldı ve Milli Mücadele'nin ilk büyük askerî başarısını kazandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Erzurum'un 1918'de "savaşsız" geri alındığı söylenir. Bu, eksik bir anlatımdır. Şehre girişten önce Ilıca çevresinde ve Erzurum'un batısındaki mevzilerde çatışmalar yaşandı. Savunmanın son anda şehri boşaltması, çatışmaların şehir içine taşınmasını önledi, ama harekâtın bütünü kanlı bir kış savaşıydı.
Bugün 12 Mart
Erzurum'da her yıl 12 Mart'ta kurtuluş törenleri yapılıyor. Törenlerde şehrin tarihî kostümlü canlandırmaları, Karabekir'in şehre girişini anlatan gösteriler ve şehitler için anma programları düzenleniyor. Aynı tarih, 1921'de İstiklal Marşı'nın kabul edildiği gün olduğu için, Erzurum'daki 12 Mart törenleri iki ayrı anlamı bir arada taşıyor: Şehrin kurtuluşu ve milli marşın kabulü.Bu tesadüf, Erzurumlular için ayrıca anlamlı. İstiklal Marşı kabul edilinceye kadar şehrin okullarında farklı marşlar okunuyordu. 1921'den sonra ise her 12 Mart, Erzurum'da hem kurtuluşun hem de marşın yıl dönümü oldu.
Erzurum'un tabyaları
Erzurum'u Doğu'nun en güçlü kalesi yapan şey, şehrin çevresindeki tepelere kurulmuş tabyalardı. Bu tabyaların önemli bir bölümü, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan önce ve savaş sırasında inşa edilmişti. Aziziye Tabyası, 93 Harbi'nde Erzurum halkının kadın erkek birlikte savunmaya katıldığı yer olarak hafızalarda yer etti. Nene Hatun'un adı da bu savunmayla birlikte anılıyor.1916'da Rus ordusu bu tabyaları ağır toplarla ve kuşatma harekâtıyla aşmıştı. 1918'de ise tabyaları savunan birlikler, ağır topları ve mühimmatı olmasına rağmen, disiplin ve iaşe sorunları yüzünden uzun bir kuşatmaya dayanamadı. Bu karşıtlık, bir kalenin gücünün yalnızca duvarlarına değil, onu savunan ordunun durumuna bağlı olduğunu gösteriyor.