Ziya Gökalp (doğum adı Mehmed Ziya, 23 Mart 1876 - 25 Ekim 1924), Türkçe Vikipedi'ye göre yazar, sosyolog, şair ve siyasetçiydi; Meclis-i Mebûsan'da ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekilliği yaptı ve "Türkçülüğün babası" olarak anılır. İngilizce Wikipedia onu Türk milliyetçiliğinin babası ve Mustafa KemalAtatürk'ün başlıca ideoloğu olarak tanıtır; etkisinin Kemalizmin gelişiminde belirgin biçimde yer aldığını yazar. Bu yazı, iki maddenin aktardıklarıyla onun hayatını ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan izini özetler. Ziya Gökalp portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Diyarbakır'da gençlik
Türkçe Vikipedi'ye göre 23 Mart 1876'da Diyarbakır'da doğdu. Babası vilayet evrak memuru Tevfik Efendi (1851-1890), annesi Diyarbakır'ın köklü ailelerinden Pirinççizadelerden Zeliha Hanım'dı (1856-1923). Doğduğu ev bugün müze olarak kullanılıyor; İngilizce madde müzenin 1956'da açıldığını belirtir. 1886'da askerî rüştiyeye girdi; özgürlük düşüncesini burada hocası Kolağası İsmail Hakkı Bey'den aldı. 1891'de Diyarbakır'da İdadi Mülkiye'ye kaydoldu. Liseden ayrıldıktan sonra amcasından Arapça ve Farsça dersleri aldı, tasavvufla ilgilendi ve Fransızca öğrenmeye başladı. Kolera salgını için şehre gönderilen Doktor Abdullah Cevdet Bey ile tanıştı. Türkçe madde 18 yaşında bir intihar girişiminde bulunduğunu yazar; İngilizce madde bu girişimi 1895 başına koyar ve onu kurtaranın hekim olan Abdullah Cevdet olduğunu ekler.
Dikkat: yanlış bilinen
Gökalp'ın kökeni hem yaşarken hem öldükten sonra tartışma konusu oldu. Türkçe Vikipedi, ilk iddianın Malta sürgünü sırasında Dahiliye Nazırı Ali Kemal'den geldiğini, Gökalp'ın buna bir şiirle yanıt verdiğini ve kızı Türkan Gökalp'ın babasının Buhara Türklerinden olduğunu söylediğini aktarır. İngilizce Wikipedia ise anne tarafının Kürt kökenli olduğunu, baba tarafı konusunda Gökalp'ın kendi anlatımıyla Rohat Alakom'un değerlendirmesinin ayrıştığını yazar. İki madde burada farklı bilgiler veriyor. İngilizce maddeye göre Gökalp, milliyetin yalnızca terbiyeye, yani yetişme ve eğitime dayandığını savunuyordu.
İstanbul, cemiyet ve hapis
Türkçe Vikipedi'ye göre 1896'da İstanbul'a gitti ve ücretsiz olduğu için baytar mektebine kaydoldu. İbrahim Temo ve İshak Sükûti ile görüştü, Jön Türkler'den etkilendi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı. "Yasak yayınları okumak ve muhalif derneklere üye olmak" gerekçesiyle 1898'de tutuklandı ve bir yıl cezaevinde kaldı; 1900'de Diyarbakır'a sürgün edildi. İngilizce madde cezaevinde kaldığı süreyi on ay olarak verir. Diyarbakır'da amcasının vasiyetine uyarak kızı Vecihe Hanım ile evlendi; bir oğlu (Sedat) ve üç kızı (Seniha, Hürriyet, Türkan) oldu. İngilizce maddeye göre Hürriyet adı 1908 devrimine bir göndermeydi.
Telgrafhane direnişi
Türkçe madde, 1908'e kadar Diyarbakır'da küçük memuriyetlerde bulunduğunu ve Hamidiye Alayları'nın başındaki İbrahim Paşa'nın adamları hırsızlık ve soygun olaylarına karışınca halkı örgütlediğini anlatır. Halk üç gün boyunca Diyarbakır Telgrafhanesi'ni işgal ederek saraya telgraflar çekti; bölgeye bir araştırma heyeti gönderildi. Aynı kanunsuzluklar yeniden başlayınca telgrafhane bu kez 11 gün işgal edildi ve sonunda İbrahim Paşa ile adamları bölgeden uzaklaştırıldı. 1904-1908 arasında Diyarbakır Gazetesi'nde şiir ve yazılarını yayımladı. Ziya Gökalp'ın Türk Töresi adlı eseriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ziya Gökalp. Dosya sayfası
Selanik ve "Gökalp" adı
İngilizce Wikipedia'ya göre Temmuz 1908'de Diyarbakır'da ilk İttihat ve Terakki şubesini açtı. Türkçe madde, 1909'da Selanik'teki İttihat ve Terakki Kongresi'ne Diyarbakır delegesi olarak katıldığını ve örgütün merkez yönetim kuruluna seçildiğini yazar; İngilizce madde bu üyeliği 1910'a koyar. Selanik'te Genç Kalemler dergisinin kurucuları arasında yer aldı ve lise programlarına sosyal bilimler dersi koydurdu. Tevfik Sedat, Demirtaş ve Gökalp gibi takma adlar kullandı; İngilizce maddeye göre "Gökalp" adının anlamı "göksel kahraman"dır.
İstanbul: Türk Ocağı ve Darülfünun
Türkçe Vikipedi'ye göre 1912'de cemiyetin merkezi İstanbul'a taşınınca o da İstanbul'a geldi ve Mart ayında Ergani mebusu olarak Meclis-i Mebûsan'a seçildi. Meclis dört ay sonra kapatılınca edebiyat fakültesinde öğretim görevlisi oldu. Türk Ocağı'nın kurucuları arasındaydı; Türk Yurdu, Halka Doğru, İslâm Mecmuası ve Yeni Mecmua gibi dergilerde yazdı. 1914'te "Kızıl Elma", 1918'de "Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak" ile "Yeni Hayat" adlı şiir kitabını yayımladı.
Malta ve Küçük Mecmua
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra tüm görevlerinden alındı. Türkçe maddeye göre 1919'da İngilizler tarafından üniversitede tutuklandı, dört ay Bekirağa Bölüğü'nde kaldı ve diğer İttihatçılarla birlikte Malta'ya sürgüne gönderildi. Orada arkadaşlarına toplumbilim ve felsefe dersleri verdi; ailesiyle mektuplaşmaları sonradan "Limni ve Malta Mektupları" adıyla kitaplaştırıldı. İngilizce madde, sürgünün 1919-1921 arasında iki yıl sürdüğünü ve Türkçülüğün Esasları'nın taslağını orada hazırladığını yazar. 1921 baharında döndüğünde Darülfünun'daki kürsüsü kendisine geri verilmedi. Diyarbakır'a giderek Ahmet Ağaoğlu'nun desteğiyle Küçük Mecmua'yı çıkardı ve yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi; Türkçe maddeye göre dergi 1922-1923 arasında otuz üç sayı çıktı.
Tarih notu
23 Mart 1876: Diyarbakır'da doğum. 1898: İstanbul'da tutuklanma. Temmuz 1908: Diyarbakır'da İttihat ve Terakki şubesi. 1912: Ergani mebusu. 1919-1921: Malta sürgünü. 1923: Türkçülüğün Esasları; Diyarbakır mebusu. 25 Ekim 1924: İstanbul'da ölüm, II. Mahmud Türbesi hazîresine defin.
Ankara: Telif ve Tercüme Heyeti ve Meclis
Türkçe Vikipedi'ye göre 1923'te Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığına atandı ve Ankara'ya gitti. Aynı yıl Türkçülüğün Esasları'nı yayımladı. Ağustos'ta ikinci dönem TBMM'ye Atatürk tarafından Diyarbakır mebusu olarak seçildi ve dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesiyle uğraştı. İngilizce madde, Lozan Konferansı sırasında Mustafa Kemal'in destekçisi olarak Ankara'da yaşayıp çalıştığını yazar. 1924'te kısa süren bir hastalığın ardından dinlenmek için gittiği İstanbul'da 25 Ekim 1924'te 48 yaşında öldü ve Divanyolu'ndaki II. Mahmud Türbesi hazîresine gömüldü.
Düşünceleri
Türkçe madde, Gökalp'ın Türk toplumunun kendine özgü ahlâkî ve kültürel değerlerini Batı'dan alınan değerlerle kaynaştırarak bir senteze ulaşmaya çalıştığını yazar. "Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak" diye özetlediği bu yaklaşımın kültürel öğesi Türkçülüktü. Toplumsal modelini Émile Durkheim'ın kuramsal çerçevesini çizdiği dayanışmacılık üzerine kurdu. Liberalizme ve Marksizme karşı, mesleki örgütleri toplumun asıl birimi sayan solidarizmi savundu. İngilizce madde, Gökalp'ın Durkheim'ın eserlerini Türkçeye kendisinin çevirdiğini ve Niyazi Berkes'in 1936'da onu "Türk sosyolojisinin gerçek kurucusu" olarak nitelendirdiğini aktarır. Aynı madde, Türkçülüğün Esasları'nda Osmanlı klasik musikisinin Bizans kökenli olduğu görüşünün, 1930'larda bu musikinin radyoda kısa bir süre yasaklanmasına yol açtığını yazar.
Dikkat: yanlış bilinen
İngilizce Wikipedia, Atatürk'ün "Etimin kemiğimin babası Ali Rıza Efendi, fikirlerimin babası Ziya Gökalp'tır" anlamında bir söz söylediğini aktarır. Maddede bu cümlenin ne zaman ve nerede söylendiği belirtilmez, Türkçe maddede ise bu söz yer almaz. Bu yüzden söz burada atfedilen bir söz olarak verilmiştir.