İçeriğe geç
Giriş yap
0

Ahmet İzzet Paşa (Furgaç): Mondros'u imzalatan sadrazam ve Ankara'da alıkonan nazır

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Savaşın sonunda bir sadrazam

Ekim 1918'de Osmanlı Devleti, dört yıl süren savaşın sonuna gelmişti. Bulgaristan teslim olmuş, Filistin cephesi çökmüştü. İttihat ve Terakki hükümeti istifa etti ve sadarete, ordunun en saygın paşalarından biri olan Ahmet İzzet Paşa getirildi. Onun hükümeti, Mondros Mütarekesi'ni imzalayan hükümet olarak tarihe geçti.

Ahmet İzzet Paşa, Mustafa Kemal'in savaş yıllarında birlikte çalıştığı ve saygı duyduğu komutanlardan biriydi. Cumhuriyet döneminde Soyadı Kanunu'ndan sonra Furgaç soyadını aldı. Hayatı, Osmanlı'nın son otuz yılının neredeyse bütün büyük olaylarına değiyor.
Ahmet İzzet Paşa, 1913
Ahmet İzzet Paşa, 1913Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor, not named in the original source; Franklin nyomat. Dosya sayfası

Manastır'dan Almanya'ya

Ahmet İzzet, 1864'te Manastır yakınlarında doğdu. Askerî okulları bitirdikten sonra kurmay subay olarak orduya katıldı. Parlak bir öğrenci olarak Almanya'ya gönderildi ve orada askerî eğitimini tamamladı. Almanya'da geçirdiği yıllar, onun askerî düşüncesinin şekillenmesinde belirleyici oldu. Goltz Paşa'nın takdir ettiği genç kurmaylar arasında sayıldı.

İstanbul'a döndükten sonra hızla yükseldi. Sonraki yıllarda Suriye ve Yemen'de görev yaptı. Meşrutiyet'in ilanından sonra Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi, yani Genelkurmay Başkanı oldu.
Tarih notu
1864: Manastır yakınlarında doğar
1908-1911: Genelkurmay Başkanı
1911: Yemen'de İmam Yahya ile anlaşma
1913-1914: Harbiye Nazırı
1916-1917: Kafkas Cephesi'nde 2. Ordu komutanı
14 Ekim 1918: Sadrazam olur
30 Ekim 1918: Mondros Mütarekesi
8 Kasım 1918: Hükümetin istifası
Aralık 1920: Ankara'ya gelir
1 Nisan 1937: İstanbul'da hayatını kaybeder

Yemen'de barış

1911'de Yemen'de uzun süredir devam eden isyan yeniden alevlenmişti. Ahmet İzzet Paşa, Yemen'e komutan olarak gönderildi. Paşa, askerî harekâtın yanında müzakereyi de denedi ve İmam Yahya ile bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma, Yemen'in kuzey kesiminde İmam'ın dini ve idari yetkilerini tanıyor, karşılığında Osmanlı egemenliğinin sürmesini sağlıyordu.

Yemen'deki anlaşma, Osmanlı'nın son dönemindeki en başarılı uzlaşmalardan biri oldu. İmam Yahya, Birinci Dünya Savaşı boyunca Osmanlı Devleti'ne sadık kaldı. Bu sadakat, Yemen'deki Osmanlı garnizonunun savaşın sonuna kadar ayakta kalmasını sağladı.

Harbiye Nezareti ve Enver Paşa

1913'te Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesinden sonra Ahmet İzzet Paşa, Harbiye Nazırı oldu. Bu görevi sırasında Edirne'nin geri alınmasıyla sonuçlanan harekât yürütüldü. Ancak Paşa, İttihatçı genç subaylarla zaman zaman çatıştı. Ordunun yaşlı komutanlarının emekliye ayrılmasını ve genç subayların öne çıkarılmasını isteyen çevrelerle arası açıldı.

Ocak 1914'te Ahmet İzzet Paşa görevinden ayrıldı ve yerine Enver Paşa Harbiye Nazırı oldu. Ahmet İzzet Paşa, Osmanlı Devleti'nin savaşa girme kararına da mesafeli durdu. Savaş başladığında bir süre görevsiz kaldı.
Cemal Paşa ve Müşir Ahmet İzzet Paşa, Nisan 1917
Cemal Paşa ve Müşir Ahmet İzzet Paşa, Nisan 1917Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: •Carlian, Murtie Cecil (Photographer); •Unknown (Photographer) Credit line: Donor J Charnock. Dosya sayfası
Ek bilgi
1916'da Ahmet İzzet Paşa, Kafkas Cephesi'nde yeni kurulan 2. Ordu'nun komutanlığına getirildi. Mustafa Kemal'in komutasındaki 16. Kolordu, bu orduya bağlıydı. Ağustos 1916'da Muş ve Bitlis'in geri alınması, bu dönemde gerçekleşti. Mustafa Kemal ile Ahmet İzzet Paşa arasında karşılıklı bir saygı ilişkisi kuruldu.

Mustafa Kemal ile ilişkisi

Ahmet İzzet Paşa ile Mustafa Kemal arasındaki ilişki, 2. Ordu'daki birlikte çalışma yıllarıyla başladı. Mustafa Kemal, Paşa'nın askerî bilgisine ve ölçülü kişiliğine saygı duyuyordu. 1917'de Yıldırım Orduları Grubu'nun kurulması sırasında yaşanan tartışmalarda, Ahmet İzzet Paşa da Alman komutanların cephe tercihlerine eleştirel yaklaşan Osmanlı komutanları arasındaydı.

Savaşın son aylarında Mustafa Kemal, İstanbul'da kurulacak yeni bir hükümette ordunun ve devletin geleceğine dair görüşlerini dile getirdi. Ahmet İzzet Paşa'nın sadrazam olması, Mustafa Kemal'in de umut bağladığı bir gelişmeydi. Ancak hükümetin ömrü kısa oldu ve mütarekenin ağır koşulları, bu umutların gerçekleşmesine imkân bırakmadı.

Sadaret ve Mondros

14 Ekim 1918'de Talat Paşa hükümeti istifa etti ve Ahmet İzzet Paşa sadrazam oldu. Yeni hükümetin ilk görevi, savaşı sona erdirecek bir mütareke imzalamaktı. Bahriye Nazırı Rauf Bey başkanlığındaki heyet, Limni'deki Mondros Limanı'nda İngiliz Amiral Calthorpe ile görüşmelere başladı. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandı.

Mütareke, Osmanlı ordusunun terhis edilmesini, Boğazlar'ın açılmasını ve İtilaf devletlerine güvenliklerini tehdit eden durumlarda herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı tanınmasını öngörüyordu. Bu son madde, sonraki aylarda Anadolu'nun işgaline zemin hazırladı. Ahmet İzzet Paşa hükümeti, mütarekenin bu ağır koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.

İttihatçı liderlerin kaçışı ve istifa

Mondros'tan kısa süre sonra, 1-2 Kasım 1918 gecesi, Talat, Enver ve Cemal Paşalar bir Alman gemisiyle İstanbul'dan ayrıldı. Bu kaçış, İstanbul'da büyük tepki yarattı. Ahmet İzzet Paşa hükümeti, kaçışa göz yummakla suçlandı. Hükümet, 8 Kasım 1918'de istifa etti. Yerine Tevfik Paşa hükümeti kuruldu.
Ahmet İzzet Paşa, 1916
Ahmet İzzet Paşa, 1916Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
1. Mondros: Mütarekeyi Ahmet İzzet Paşa değil, onun hükümeti adına Rauf Bey başkanlığındaki heyet imzalamıştır.
2. Ankara: Ahmet İzzet Paşa Ankara'ya Aralık 1920'de bir heyetle gelmiş, bir süre burada alıkonulmuştur.
3. Soyadı: Furgaç soyadı Cumhuriyet döneminde alınmıştır.

Ankara'ya giden heyet

1920'nin sonunda Ahmet İzzet Paşa, Tevfik Paşa hükümetinde nazır olarak görev yapıyordu. Aralık 1920'de İstanbul hükümeti, Ankara ile bir uzlaşma aramak için bir heyet gönderdi. Heyette Ahmet İzzet Paşa ve Salih Paşa da vardı. Ancak Ankara, İstanbul hükümetini meşru bir taraf olarak görmüyordu. Heyet üyeleri bir süre Ankara'da alıkonuldu; ardından İstanbul'a dönmelerine izin verildi.

Bu olay, Ankara ile İstanbul arasındaki ilişkinin ne kadar gerildiğini gösteriyordu. Ahmet İzzet Paşa'nın şahsına duyulan saygı ise korundu. Cumhuriyet döneminde İstanbul'da yaşadı ve hatıralarını yazdı. 1 Nisan 1937'de hayatını kaybetti.

Hatıralar ve tartışmalar

Ahmet İzzet Paşa'nın hatıraları, ölümünden sonra yayımlandı ve Osmanlı'nın son yıllarına dair önemli bir tanıklık olarak kabul edildi. Hatıralarda Paşa, savaşa giriş kararını, Enver Paşa'nın komuta tercihlerini ve mütareke dönemini kendi bakış açısından anlatır. İttihat ve Terakki'nin politikalarına karşı eleştirel bir tutum dikkat çeker. Bu hatıralar, dönemin araştırmacıları tarafından sık sık başvurulan eserler arasında yer alır.

Paşanın Mondros dönemindeki tutumu, sonraki yıllarda da tartışıldı. Bazı yazarlar, hükümetin mütarekenin koşullarını daha sıkı pazarlık edebileceğini öne sürdü. Bazıları ise savaşın sonunda Osmanlı Devleti'nin elinde pazarlık gücü kalmadığını, bu koşullarda başka bir sonucun mümkün olmadığını vurguladı. Rauf Bey, Mondros'tan döndükten sonra mütarekenin uygulanmasının İngiliz güvencelerine dayandığını düşünmüştü; bu güvencelerin kısa sürede çiğnenmesi, ağır bir hayal kırıklığı yarattı.

Bir dönemin tanığı

Bize kalırsa Ahmet İzzet Paşa, Osmanlı'nın son döneminin ölçülü ve itidalli komutanlarından biri. Savaşa girilmesine mesafeli durdu, Yemen'de müzakereyle barış sağladı, Kafkasya'da Mustafa Kemal ile uyumlu çalıştı. Ama tarih onu en çok Mondros'u imzalayan hükümetin başı olarak hatırlıyor. Bu, savaşın enkazını devralan bir devlet adamının talihsizliğiydi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap