Ahmed İzzet Paşa, Soyadı Kanunu'ndan sonraki adıyla Ahmet İzzet Furgaç, Osmanlı'nın son on yılında hem orduda hem hükûmette en üst makamlara çıkmış bir askerdir. Mustafa Kemal ile yolları üç kez kesişir: 1918 sonbaharında kurulacak kabine için Mustafa Kemal'in önerdiği başkan odur; Millî Mücadele sırasında İstanbul hükûmetlerinde nazır olarak Ankara ile temas kuran isimlerden biridir; 5 Aralık 1920'de Bilecik'e gelip Mustafa Kemal ile görüşen ve ardından üç ay Ankara'da alıkonan iki paşadan biridir. Bu yazı Vikipedi'nin Ahmet İzzet Furgaç maddesini ana kaynak alır; Mondros ve saltanat bilgileri için ilgili Vikipedi maddelerine başvurulmuştur. Ahmed İzzet Paşa'nın 1913 tarihli portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Naslic'ten Kuleli'ye
Vikipedi'ye göre Ahmed İzzet 1864'te Manastır vilayetine bağlı Görice sancağının Naslic kasabasında doğdu. Arnavutluk'un köklü ayan ailelerinden birine mensuptu; Naslic ayanı Timur Bey'in torunu, eski mutasarrıflardan Haydar Bey'in oğluydu. 1881'de Kuleli Askerî Lisesi'ni, 1884'te Harbiye'yi, bir yıl sonra da Erkân-ı Harb (kurmay) okulunu bitirdi. 1889'da kolağası oldu, iki yıl sonra staj için Almanya'ya gönderildi. Madde, buradaki başarısı nedeniyle Alman imparatorunun övgüsünü kazandığını yazar.
1894'te yurda dönen İzzet, İstanbul, Suriye, Filistin ve Sofya'da çeşitli görevlerde bulundu ve 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'na katıldı. Kaynağın anlattığı bu kariyer, Alman askerî eğitimiyle yetişmiş, kurmaylık yönü ağır basan bir subay profili çizer. Ali Fuat Cebesoy'un maddede aktarılan sözleri de bunu destekler: Cebesoy'a göre İzzet Paşa "askerî, felsefî, edebî yüksek kültür sahibi" idi; Arnavutça, Almanca, Fransızca, Arapça ve Farsça biliyordu; "bilhassa sevkülceyşçi (stratejist)" idi.
Genelkurmay, Yemen ve İsmet Bey
1908 Devrimi'nden sonra, 1 Ağustos 1908'de erkân-ı harbiye-i umumiye riyasetine, yani genelkurmay başkanlığına atandı. Vikipedi'ye göre Sadrazam Mahmud Şevket Paşa ve Goltz Paşa ile görüş ayrılığı yüzünden Şubat 1911'de yeniden Yemen'e gönderildi ve oradaki isyanı bastırdı. Madde bu görevin en kalıcı sonucunu İmam Yahya ve Şeyh İdrisî ile yapılan anlaşmaya bağlar: bu anlaşma sayesinde Yemen, Birinci Dünya Savaşı boyunca Osmanlı Devleti'ne bağlı kaldı.
Yemen yıllarının Cumhuriyet tarihine uzanan bir ayrıntısı da vardır. Kaynağa göre İzzet Paşa'nın bu görevdeki kurmay başkanı Binbaşı İsmet, yani sonraki İsmet İnönü'ydü ve İnönü anılarında, ömür boyu süren klasik Batı müziği sevgisini İzzet Paşa'nın kendisine aşıladığını anlatır. Maddede İbnülemin'den aktarılan bir söz de bu yakınlığı gösterir: İsmet Paşa onu çok takdir eder, "ziyaretine gidilip de bir şey konuşulmasa da onun alnını temaşa etmek bile zevktir" derdi.
Ek bilgi
Yemen anlaşmasının etkisi, Birinci Dünya Savaşı'nda Yemen'deki Osmanlı birliklerinin savaş sonuna kadar yerinde kalmasında görülür. Vikipedi maddesi bu sonucu doğrudan İzzet Paşa'nın İmam Yahya ve İdrisî ile yaptığı anlaşmaya bağlar.
Balkan Savaşı, Harbiye Nezareti ve istifa
Vikipedi'ye göre İzzet Paşa Balkan Savaşı'nın son günlerinde Yemen'den döndü ve birinci ferik rütbesiyle başkumandan vekili oldu. Savaşın büyük bölümünde ordu Harbiye Nazırı Nâzım Paşa'nın yönetimindeydi. Madde, İzzet Paşa'nın Goltz ile birlikte hazırladığı savunma planlarına, özellikle 5 numaralı plana uyulmamasını bozgunun nedenleri arasında sayar ve Nâzım Paşa'nın Fransız Mareşal Foch'tan etkilendiğini yazar. Haziran 1913'te Mahmud Şevket Paşa öldürülünce Harbiye Nezareti de İzzet Paşa'ya verildi. Ancak İttihat ve Terakki'nin istediği köklü kadro değişikliğini yapmaktan kaçındığı için Ocak 1914'te görevlerinden istifa etmek zorunda kaldı.
Kaynak, aynı yılın başında İzzet Paşa'nın yeni kurulan Arnavut devletinin prensliğine aday gösterildiğini de anlatır. Dönemin bir belgesinden yapılan alıntıya göre öneri İstanbul hükûmeti ile İstanbul'daki Arnavut ileri gelenlerinden gelmiş, Esad Paşa Toptani tarafından da kabul edilmişti. Avrupa devletlerinin müdahalesiyle prensliğe İzzet Paşa değil, Wilhelm von Wied getirildi. Ahmet İzzet Paşa üniformalı portreGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Granger Art on Demand. Dosya sayfası
Savaşa karşı bir paşa
Vikipedi'ye göre İzzet Paşa, Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'na girmesine şiddetle karşı çıktığı için savaşın ilk döneminde görev almadı. 1916'da Doğu Anadolu'daki 2. Ordu'nun komutanlığına atandı ve madde, ilerleyen Rus ordusu karşısında ağır bir yenilgiye uğradığını belirtir.
Yirmi beş günlük sadrazamlık ve Mondros
Savaşın son haftalarında Talat Paşa'nın İttihat ve Terakki hükûmeti istifa etti. Vikipedi'ye göre İzzet Paşa7 Ekim 1918'de sadrazamlığa getirildi ve müşirliğe yükseltildi. Birkaç gün önce Filistin-Suriye cephesi çökmüş, Şam kaybedilmiş, Bulgaristan teslim olmuştu. Yeni hükûmet, savaşın sorumlusu sayılan İttihatçıların çekildiği bir dönemin "güvenilir asker" kabinesiydi. İzzet Paşa Harbiye Nezareti'ni de üstlendi.
Atatürk açısından bu kabinenin önemli bir ayrıntısı vardır. Madde, Harbiye Nezareti'ne cepheden döner dönmez Mustafa Kemal Paşa'nın getirileceğine hem dönemin basınında hem sonraki anılarda kesin gözüyle bakıldığını yazar. Mustafa Kemal de cepheden padişaha yazdığı mektuplarda İzzet Paşa'nın başkanlığında kendisinin, Rauf, Fethi, Vasıf ve Cavit Beylerin yer aldığı bir kabine önermişti. Sonuçta Harbiye'yi İzzet Paşa kendi üzerine aldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Sadrazamlığın başlangıç tarihi kaynağın içinde tutarsızdır. Madde atamayı 7 Ekim 1918 olarak verir, ama aynı paragrafta kabinenin "25 gün süren iktidardan sonra" 8 Kasım 1918'de istifa ettiğini yazar. 8 Kasım'dan 25 gün geri sayılınca 14 Ekim çıkar; 7 Ekim'den sayılırsa süre 32 gündür. İki bilgiden biri hatalıdır ve kaynak hangisi olduğunu açıklamaz.
Kabinenin en önemli işi 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi'dir. Vikipedi'nin Mondros Ateşkes Antlaşması maddesine göre ateşkes bu tarihin akşamı Mondros Limanı'nda demirli Agamemnon zırhlısında imzalandı; Osmanlı adına Bahriye Nazırı Rauf Bey imzaladı. 2-3 Kasım gecesi Talat, Enver ve Cemal Paşaların gizlice yurt dışına çıkması büyük tepki doğurdu. İttihatçı liderlerin kaçışına göz yummakla suçlanan kabine 8 Kasım 1918'de istifa etti. Kaynak, İzzet Paşa'nın bu kısa sürenin büyük bölümünü o günlerde salgın olan İspanyol gribiyle yatakta geçirdiğini de not eder.
Millî Mücadele yıllarında İstanbul'da nazır
Vikipedi'ye göre İzzet Paşa, Mustafa Kemal'in Samsun'a çıktığı gün olan 19 Mayıs 1919'da padişah Vahdettin'in özel emriyle Damat Ferit Paşa kabinesine Harbiye Nazırı olarak girdi. Madde, kendi ifadesine göre bu görevde, mütarekeden beri atıl kalan orduların yeniden düzenlenip direnişe hazırlanması için bazı adımlar attığını aktarır. Ali Rıza Paşa kabinesi döneminde (Eylül 1919 - Şubat 1920) Sivas Kongresi'nin Heyet-i Temsiliyesi ile ilişkileri yürüttü. 22 Ekim 1920'de Ahmet Tevfik Paşa'nın kabinesinde Dahiliye Nazırı oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
İzzet Paşa'nın 1919'daki Harbiye Nezareti döneminde direniş için attığı adımlar maddeye "kendi ifadesine göre" kaydıyla girmiştir, yani bilgi onun kendi anlatımına dayanır. Kaynak bu adımların ne olduğunu ayrıntılandırmaz ve başka bir kanıt göstermez.
5 Aralık 1920: Bilecik görüşmesi
Yazının tarihini veren olay budur. Vikipedi'ye göre İzzet Paşa, 5 Aralık 1920'de eski sadrazam Salih Paşa ile birlikte Mustafa Kemal ile görüşmek üzere Bilecik'e geldi. Kaynağa göre görüşmenin amacı, Ankara'daki yeni hükûmet ile İngiltere arasında diplomatik temas kurarak Yunan işgaline son vermek ve Sevr Antlaşması'nın değiştirilmesini sağlamaktı. Görüşmenin sonucu iki paşanın beklediği gibi olmadı: Mustafa Kemal Bilecik'teki görüşmeden sonra İstanbul'a dönmelerine izin vermedi ve onları üç ay Ankara'da tuttu.
Bu olay, Ankara'nın İstanbul hükûmetinin temsilcilerini müzakereci olarak kabul etmediğini gösteren bir adım olarak okunabilir. Ancak Vikipedi maddesi görüşmede neler konuşulduğunu ayrıntılı vermez; burada da kaynağın söylediğinin ötesine geçilmemiştir.
Hariciye Nezareti ve Nutuk'taki eleştiri
Vikipedi'ye göre İzzet PaşaMart 1921'de İstanbul'a döndü ve Tevfik Paşa kabinesinde Hariciye Nazırı oldu. Bu görevde, Osmanlı devlet teşkilatının ortadan kalktığı 4 Kasım 1922'ye kadar kaldı. Vikipedi'nin Saltanatın kaldırılması maddesine göre TBMM saltanatı 1 Kasım 1922'de kaldırmış, aynı maddeye göre Tevfik Paşa başkanlığındaki Osmanlı hükûmeti 4 Kasım'da son toplantısını yapıp istifasını padişaha sunmuştu.
Kaynağa göre İzzet Paşa'nın Ankara'dayken İstanbul hükûmetlerinde görev almayacağına söz vermesine rağmen bu görevi kabul etmesi, Atatürk tarafından Nutuk'ta ağır sözlerle eleştirilir. Madde, Nutuk'ta İzzet Paşa'nın "halife taraftarlığını hayatının sonuna kadar korumakla" suçlandığını yazar.
Dikkat: yanlış bilinen
Atatürk'ün İzzet Paşa'ya yönelik bu eleştirisi Vikipedi maddesinde Nutuk'a atıfla ve kısa bir alıntıyla aktarılır; Nutuk'taki tam metin bu yazıda doğrudan karşılaştırılmamıştır. Paşanın söz verip vermediği konusunda kendi anlatımı kaynakta yer almaz.
Cumhuriyet yılları ve ölüm
Vikipedi'ye göre İzzet Paşa Cumhuriyet'ten sonra emekli maaşıyla geçindi. 1934'te İstanbul Elektrik Şirketi'nin yönetim kuruluna atandı ve böylece kaynağın deyişiyle "bir miktar hakkı huzur alması" sağlandı. Soyadı Kanunu'ndan sonra Furgaç soyadını aldı. 31 Mart 1937'de Moda'daki evinde öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Ahmet İzzet Furgaç'ın aile kabristanıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Sureta. Dosya sayfası
Değerlendirme
Ahmet İzzet Furgaç'ın hayatı Mustafa Kemal'in çevresindeki iki farklı tutumu bir arada gösterir. 1918'de Mustafa Kemal onu başkanlığını istediği kabinenin başına önerecek kadar güvenilir bulmuştu. 1920-1922'de ise İzzet Paşa, Ankara'nın karşısındaki İstanbul hükûmetlerinde görev aldı ve Nutuk'ta ağır biçimde eleştirildi. Vikipedi'nin aktardığı İnönü ve Cebesoy tanıklıkları, onu kültürlü ve saygın bir kurmay olarak anar. Bu tanıklıklar, Nutuk'taki siyasi yargıyla birlikte okunmalıdır.