İçeriğe geç
Giriş yap
0

Cenevre Silahsızlanma Konferansı (1932): Türkiye'nin barış diplomasisindeki sınavı

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Silahları azaltmak için toplanan dünya

2 Şubat 1932'de Cenevre'de, tarihin o güne kadarki en kalabalık uluslararası toplantılarından biri açıldı. Dünya Silahsızlanma Konferansı, Milletler Cemiyeti'nin yıllardır hazırlığını yaptığı büyük bir girişimdi. Amaç, Birinci Dünya Savaşı'nın yıkımından sonra devletlerin silahlarını azaltmasını ve yeni bir savaşın önüne geçilmesini sağlamaktı. Konferansa altmıştan fazla devlet katıldı; başkanlığını eski İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Henderson üstlendi.

Türkiye de bu konferansta yer aldı. Henüz Milletler Cemiyeti üyesi olmayan Türkiye, hazırlık çalışmalarına daha 1928'den itibaren katılmıştı. Cenevre'deki konferans, genç Cumhuriyet'in barış politikasını uluslararası bir sahnede anlatma fırsatı oldu.
Cenevre'deki Dünya Silahsızlanma Konferansı, Şubat 1932
Cenevre'deki Dünya Silahsızlanma Konferansı, Şubat 1932Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence de presse Meurisse. Dosya sayfası

Savaştan sonra silahsızlanma fikri

Birinci Dünya Savaşı, silah yarışının bir felakete nasıl dönüşebileceğini acı biçimde göstermişti. Savaştan sonra kurulan Milletler Cemiyeti'nin sözleşmesi, üye devletlerin silahlarını ulusal güvenliklerinin gerektirdiği en düşük düzeye indirmesini öngörüyordu. Ancak bu ilkeyi hayata geçirmek kolay değildi. Her devlet, kendi güvenliğini başkalarından farklı tanımlıyordu.

Versay Antlaşması, Almanya'ya ağır silahsızlanma koşulları getirmişti. Almanya, galip devletlerin de silahlarını azaltacağı vaadine dayanarak bu koşulları kabul etmişti. Yıllar geçtikçe Almanya, bu vaadin yerine getirilmediğini ve kendisine eşit hak tanınması gerektiğini giderek daha yüksek sesle dile getirdi. Cenevre'deki konferansın en çetin sorunu bu oldu.
Tarih notu
1925: Milletler Cemiyeti silahsızlanma hazırlık komisyonunu kurar
1928: Türkiye hazırlık çalışmalarına katılır
2 Şubat 1932: Konferans Cenevre'de açılır
18 Temmuz 1932: Türkiye Milletler Cemiyeti'ne üye olur
Aralık 1932: Almanya'nın eşit haklar talebi ilke olarak kabul edilir
14 Ekim 1933: Almanya konferanstan ve Milletler Cemiyeti'nden çekilir
1934: Konferans sonuç alınamadan dağılır

Türkiye'nin Cenevre'deki duruşu

Türkiye'yi konferansta Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras temsil etti. Türk heyeti, konferansta silahsızlanmanın gerçek ve genel olması gerektiğini savundu. Türkiye'nin yaklaşımına göre, silahların azaltılması ancak devletlerin karşılıklı güvenlik içinde olduğu bir ortamda mümkündü. Saldırmazlık ve uzlaşma antlaşmaları ağı, bu güvenliğin temini için önemliydi.

Türkiye bu yıllarda komşularıyla ilişkilerini düzene sokmak için yoğun bir çaba gösteriyordu. 1925'te Sovyetler Birliği ile dostluk ve tarafsızlık antlaşması imzalanmış, 1930'da Yunanistan'la tarihî bir uzlaşmaya varılmıştı. İtalya, İran ve Afganistan ile de dostluk antlaşmaları vardı. Türkiye, Cenevre'de bu bölgesel barış ağını bir örnek olarak sunabiliyordu.

Hesaplar ve rakamlar

Konferansta tartışılan öneriler arasında ağır topların, tankların, bombardıman uçaklarının ve zehirli gazların yasaklanması ya da sınırlandırılması vardı. Devletlerin askerî bütçelerinin denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanması da gündemdeydi. Türkiye gibi ordusunu yeni toparlamış, sanayisi henüz gelişmemiş ülkeler için bu tartışmalar özel bir önem taşıyordu. Büyük devletlerin silah üstünlüğünü koruyup küçük devletlerin savunma imkânlarını kısıtlayan bir düzen, Türkiye'nin işine gelmezdi.

Milletler Cemiyeti'ne davet

Konferansın sürdüğü günlerde Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üyeliği de gündeme geldi. Cemiyet Genel Kurulu, Türkiye'yi üyeliğe davet etti ve Türkiye, 18 Temmuz 1932'de Milletler Cemiyeti'nin üyesi oldu. Bu davet, Türkiye'nin uluslararası toplumda ne kadar saygın bir yer edindiğinin bir göstergesiydi. Lozan'dan yalnızca dokuz yıl sonra, bir zamanlar paylaşılması planlanan ülke, dünya barışını tartışan kurumun eşit bir üyesi olmuştu.
Konferansa katılan Alman delegeleri, 1932
Konferansa katılan Alman delegeleri, 1932Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Türkiye Milletler Cemiyeti'ne katılırken bir koşul ileri sürmedi, ancak üyeliğin ülkenin bağımsızlığını kısıtlayan bir yükümlülük getirmeyeceğini açıkça belirtti. Atatürk'ün dış politikasındaki "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi, Cenevre'deki tutuma da yansıdı. Türkiye barışı savunuyor, ama kendi güvenliğini ihmal etmiyordu.

Uzlaşmazlıklar ve tıkanma

Konferans, büyük umutlarla açıldı ama kısa sürede tıkandı. Fransa, silahsızlanmadan önce güvenlik garantileri istiyordu; Almanya ise eşit haklar talep ediyordu. İngiltere, iki taraf arasında arabuluculuk yapmaya çalıştı. Amerika Birleşik Devletleri, saldırı amaçlı silahların kaldırılmasını önerdi. Ama hangi silahın saldırı, hangisinin savunma amaçlı olduğu konusunda bile uzlaşmak mümkün olmadı.

Ocak 1933'te Almanya'da Hitler iktidara geldi. Yeni Alman hükümeti, eşit hak talebini daha da sertleştirdi. 14 Ekim 1933'te Almanya, hem konferanstan hem de Milletler Cemiyeti'nden çekildiğini açıkladı. Bu karar, konferansın fiilen sonu oldu. Toplantılar 1934'e kadar sürdü, ama somut bir sonuç alınamadı.

Silahlanmanın yeniden başlaması

Konferansın başarısızlığı, 1930'ların ikinci yarısında yeni bir silahlanma yarışının başlamasına zemin hazırladı. Almanya, 1935'te zorunlu askerliği yeniden getirdi ve Versay'ın askerî sınırlamalarını açıkça çiğnedi. İtalya, Habeşistan'ı işgal etti. Japonya, Mançurya'dan sonra Çin'in içlerine doğru ilerledi. Milletler Cemiyeti, bu saldırılar karşısında etkili bir tepki gösteremedi.

Türkiye, bu gelişmeleri dikkatle izledi. Güvenlik ortamının kötüleşmesi, Türkiye'nin Boğazlar meselesini yeniden gündeme getirmesine yol açtı. Lozan'da Boğazlar silahsızlandırılmış ve uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılmıştı. Türkiye, değişen koşullar nedeniyle bu düzenin artık ülkenin güvenliğini sağlamadığını öne sürdü.
Konferansta Romen diplomat Ghika, 1932
Konferansta Romen diplomat Ghika, 1932Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence de presse Meurisse. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
1. Tarih: Konferans 2 Şubat 1932'de açılmış, 1934'te sonuç alınamadan dağılmıştır.
2. Üyelik: Türkiye, konferans sürerken, 18 Temmuz 1932'de Milletler Cemiyeti'ne üye olmuştur.
3. Ad karışıklığı: Bu konferans, 1922-1923 Lozan Konferansı ve 1936 Montrö Konferansı ile karıştırılmamalıdır.

Cenevre'den Montrö'ye

Türkiye, Boğazlar rejiminin değiştirilmesini antlaşmaları çiğneyerek değil, diplomatik yoldan istedi. Bu tutum, Cenevre'de savunulan ilkelerle tutarlıydı. 1936'da Montrö'de toplanan konferansta Türkiye, Boğazlar üzerinde tam egemenliğini yeniden kazandı. Bu sonuç, uluslararası hukuka saygılı bir dış politikanın nasıl başarılı olabileceğini gösterdi.

Bize kalırsa Cenevre Silahsızlanma Konferansı'nın Türk diplomasisi açısından önemi, Türkiye'nin bu dönemde dünyaya nasıl bir ülke olarak göründüğünü ortaya koymasında. Savaştan çıkmış, barışı savunan, komşularıyla dostluk kuran ve uluslararası kurumlarda etkin yer alan bir Cumhuriyet. Konferans başarısız oldu; ama Türkiye'nin burada savunduğu ilkeler, Montrö'nün ve 1930'ların bölgesel paktlarının da zeminini hazırladı.

Tevfik Rüştü Aras'ın rolü

Tevfik Rüştü Aras, 1925'ten 1938'e kadar Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı. Cenevre'deki faaliyetleri, onun uluslararası alanda tanınmasını sağladı. Milletler Cemiyeti'nde Türkiye adına konuşmalar yaptı, Balkan ve Orta Doğu'daki bölgesel anlaşmaların hazırlanmasında öne çıktı. 1934'teki Balkan Antantı ve 1937'deki Sadabat Paktı, onun bakanlık döneminin önemli başarıları arasında sayılır. Cenevre, bu diplomatik birikimin oluştuğu sahnelerden biriydi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap