1920 yazında Ankara'daki Meclis'in kürsüsü siyah bir örtüyle kaplandı ve bu örtü iki yıl boyunca orada kaldı. Neden? Çünkü Osmanlı Devleti'nin ilk başkenti Bursa, neredeyse hiç direnmeden düşmüştü. Bu not, Türkçe Wikipedia'nın Bursa'nın işgali maddesine dayanarak işgalin nasıl gerçekleştiğini, Ankara'da nasıl karşılandığını ve kentin nasıl kurtarıldığını anlatıyor. Balıkesir ve Alaşehir kongreleri ile İzmir'in işgali sitede ayrı konularda yer aldığı için burada yalnızca bağlam olarak geçiyor.
Arka plan: Milne Hattı'nın aşılması
Maddeye göre Yunanistan, Mondros Mütarekesi'ne dayanarak, Türkiye'deki müttefik kuvvetlerin güvenliğini sağlama iddiasıyla 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal etti ve ardından doğuya ve kuzeye üç koldan ilerledi. Britanya işgal kuvvetleri komutanı General Sir George Milne, Türklerle Yunanlar arasında çatışmayı önlemek için Batı Anadolu'da "Milne Hattı" denilen bir sınır çizdi. Ancak Yunan birlikleri 22 Haziran 1920'de bu hattı aşarak ilerlemeye devam etti.
Akış: savunulamayan şehir
Bursa'daki 56. Tümen'in komutanı Albay Bekir Sami Bey, 24 Haziran 1920'de merkezi Eskişehir'de olan 20. Kolordu Komutanlığı'na atanmıştı; ama Yunan ilerleyişi üzerine şehrin savunması için Bursa'da kaldı. Tümenin yeni komutanı Yarbay Nazmi Bey ancak 2 Temmuz'da göreve başlayabildi ve Bekir Sami Bey onunla birlikte Bursa'da kalmaya devam etti.
Maddeye göre tümen komutanı da, cephe komutanı da, Ankara'daki üst komuta da zayıf kadrolu 56. Tümen'in İngiliz destekli Yunan ordusuna karşı Bursa'yı tutamayacağını biliyordu. Ama savaşmadan çekilmenin halk üzerinde kötü etki yapacağı düşünülüyordu; Mustafa Kemal Paşa ile Albay İsmet Bey, Bekir Sami Bey'e şehri terk anını iyi hesaplamasını tavsiye etti.
Planlı bir çekilme gerçekleşmedi. Madde, tümenin erlerinin ve Bursalıların hilafetçi din adamlarının propagandasıyla Yunanların halife adına geldiğine inandırıldığını, tümen erlerinin ve takviye birliklerin panik içinde savaşmadan dağıldığını yazar. Bursa 8 Temmuz 1920'de düştü.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
İşgal yılları
Maddeye göre işgal sürecinde Yunan kuvvetleri sivillere saldırdı; hayvanlar, değerli eşya ve paralar yağmalandı, Kuva-yı Milliye'ye destek verdiği bilinen ileri gelenler tutuklandı. Madde, Gedelek, Karacaali, Sultaniye, İhsaniye, Armutlu, Mecidiye, Aldere, Hamidiye, Katırlı, Kapaklı, Narlı, Küçükkumla ve Muratoba baskınlarını ve Elmalık toplu kırımını sayar.
Şehirde bir askerî işgal komutanlığı kuruldu. Sevr Antlaşması ile oluşturulan Boğazlar Yönetimi'ne Armutlu'dan başlayarak Gemlik ve Mudanya da dahil edildi. Türkçe kitap, dergi ve gazeteler yasaklandı; yasağa uymayanlar için beş yıla kadar savaş mahkemesi yolu açıldı. Emekli Türk subayları her sabah yoklama için Yunan askerî idaresine gitmek zorundaydı.
Haber Ankara'ya ulaşınca ilk oturumda Bursa mebusu Muhittin Baha Pars kürsüde işgali anlattı. Osmanlı'nın ilk başkentinin bu kadar kolay düşmesi Meclis'te sert tartışmalara yol açtı. Maddeye göre 8 Temmuz 1920 oturumunda İsmet Paşa cephelerin durumunu anlattı ve Mustafa Kemal Paşa şu sözlerle moral vermeye çalıştı: "Efendiler, bazı yerler işgal edilmiştir ve bunun üç misli daha işgal olunabilir. Fakat bu işgal, hiçbir vakit bizim imanımızı sarsmayacaktır."

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence de presse Meurisse. Dosya sayfası
Kurtuluş: 10-11 Eylül 1922
30 Ağustos 1922'deki Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nden ve Mustafa Kemal Paşa'nın 1 Eylül'deki "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" emrinden sonra Türk ordusu 9 Eylül 1922'de İzmir'e girdi. Maddeye göre Birinci Türk Tümeni 10 Eylül 1922 sabahı saat yedide Bursa'ya doğru yürüyüşe geçti. Süvari tümeni şehre yaklaşınca topçu ve makineli tüfek ateşiyle karşılaştı; Hacivat Köprüsü dolaylarında 3. Kolordu birliklerine açılan ateşte 14 asker şehit düştü.
Çatışmanın sonunda, Bursa'daki milislerin de desteğiyle, işgal kuvvetleri akşam sekizde ateşi kesti ve bütün cephelerden çekilme kararı aldı. Albay Deli Halit komutasındaki Kocaeli Grubu ile Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu, 10 Eylül gecesinden itibaren bütün Bursa'yı kurtardı. 3. Kolordu şehre 11 Eylül 1922 sabahı girdi.
Geri çekilirken de kayıplar yaşandı. Madde, Yunan piyade birliklerinin 11 Eylül 1922 öğleden sonra Maskarahasan köyüne (1928'den sonraki adıyla Çağlayan) girip köyü ateşe verdiğini ve köyden topladıkları 14 genci dere içinde kurşuna dizdiğini yazar.
Kişiler
Bursa'nın düşüşü, düzenli ordu henüz kurulmadan önce milis ve zayıf tümenlerle cephe tutmanın sınırlarını açıkça gösterdi. Ankara'da bunun karşılığı yalnızca öfke değil, bir komutanın görevden alınması ve kürsünün iki yıl siyah örtüyle kalması oldu. Kurtuluş ise, Büyük Taarruz'dan sonra İzmir'in ertesi günü, tek bir gecede geldi.
Bugünkü anlamı
Bursa'da 11 Eylül her yıl kurtuluş günü olarak anılıyor. Kürsüdeki siyah örtü hikâyesi ise Meclis'in kayıplara nasıl tepki verdiğini gösteren ender bir sembol olarak akılda kalıyor. Mehmet Akif'in "Bülbül"ü de bu işgal döneminin edebiyattaki en tanınmış izi.
Arka plan: Milne Hattı'nın aşılması
Maddeye göre Yunanistan, Mondros Mütarekesi'ne dayanarak, Türkiye'deki müttefik kuvvetlerin güvenliğini sağlama iddiasıyla 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal etti ve ardından doğuya ve kuzeye üç koldan ilerledi. Britanya işgal kuvvetleri komutanı General Sir George Milne, Türklerle Yunanlar arasında çatışmayı önlemek için Batı Anadolu'da "Milne Hattı" denilen bir sınır çizdi. Ancak Yunan birlikleri 22 Haziran 1920'de bu hattı aşarak ilerlemeye devam etti.
Ek bilgi
Yunan kuvvetleri 30 Haziran 1920'de Balıkesir'i işgal etti ve Bursa üzerine yürüdü. Bu sırada İngiltere 25 Haziran'da Mudanya'ya, 30 Haziran'da Gemlik'e asker çıkararak Yunanistan'a destek verdiğini gösterdi. 2 Temmuz'da Kirmasti (bugünkü Mustafakemalpaşa) ve Karacabey işgal edildi.Milne Hattı maddesine göre General Milne bu sınırı 3 Kasım 1919'da Harbiye Nezareti'ne bildirdi. Hat, Ayvalık'ın kuzeyindeki Aymazdağı'ndan güneye doğru Tatarköy, Keşelli, Sart, Bademlik, Umurlu ve Selçuk'tan geçiyordu ve çeşitli yerlerde mitinglerle protesto edildi. Yunanlar 18 Ocak 1920'de Soma ve Salihli cephelerinden hattı aşmayı denedi ama geri çekildi; 22 Haziran 1920'deki saldırıyla hat fiilen ortadan kalktı.
Akış: savunulamayan şehir
Bursa'daki 56. Tümen'in komutanı Albay Bekir Sami Bey, 24 Haziran 1920'de merkezi Eskişehir'de olan 20. Kolordu Komutanlığı'na atanmıştı; ama Yunan ilerleyişi üzerine şehrin savunması için Bursa'da kaldı. Tümenin yeni komutanı Yarbay Nazmi Bey ancak 2 Temmuz'da göreve başlayabildi ve Bekir Sami Bey onunla birlikte Bursa'da kalmaya devam etti.
Maddeye göre tümen komutanı da, cephe komutanı da, Ankara'daki üst komuta da zayıf kadrolu 56. Tümen'in İngiliz destekli Yunan ordusuna karşı Bursa'yı tutamayacağını biliyordu. Ama savaşmadan çekilmenin halk üzerinde kötü etki yapacağı düşünülüyordu; Mustafa Kemal Paşa ile Albay İsmet Bey, Bekir Sami Bey'e şehri terk anını iyi hesaplamasını tavsiye etti.
Planlı bir çekilme gerçekleşmedi. Madde, tümenin erlerinin ve Bursalıların hilafetçi din adamlarının propagandasıyla Yunanların halife adına geldiğine inandırıldığını, tümen erlerinin ve takviye birliklerin panik içinde savaşmadan dağıldığını yazar. Bursa 8 Temmuz 1920'de düştü.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
İşgal yılları
Maddeye göre işgal sürecinde Yunan kuvvetleri sivillere saldırdı; hayvanlar, değerli eşya ve paralar yağmalandı, Kuva-yı Milliye'ye destek verdiği bilinen ileri gelenler tutuklandı. Madde, Gedelek, Karacaali, Sultaniye, İhsaniye, Armutlu, Mecidiye, Aldere, Hamidiye, Katırlı, Kapaklı, Narlı, Küçükkumla ve Muratoba baskınlarını ve Elmalık toplu kırımını sayar.
Şehirde bir askerî işgal komutanlığı kuruldu. Sevr Antlaşması ile oluşturulan Boğazlar Yönetimi'ne Armutlu'dan başlayarak Gemlik ve Mudanya da dahil edildi. Türkçe kitap, dergi ve gazeteler yasaklandı; yasağa uymayanlar için beş yıla kadar savaş mahkemesi yolu açıldı. Emekli Türk subayları her sabah yoklama için Yunan askerî idaresine gitmek zorundaydı.
Dikkat: yanlış bilinen
Ankara'da tepki: siyah örtüMaddede Sofokles Venizelos ile ilgili anlatılanların bir kısmı belgelenmiş, bir kısmı söylentidir. Madde, işgal kuvvetlerinde subay olan ve Yunan Başbakanı Elefterios Venizelos'un oğlu olan Sofokles Venizelos'un Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin türbelerinin bulunduğu Gümüşlü Kümbet'te çektirip dünya basınıyla paylaştığı fotoğrafların büyük tepki uyandırdığını yazar. Ancak sandukayı tekmelediği, kurşunladığı ya da yanında içki âlemi yaptığı gibi anlatımları madde açıkça "iddialar yayılmıştır" diye verir. Biz de bunları kanıtlanmış olay olarak değil, dönemin öfkesini gösteren söylentiler olarak aktarıyoruz. Ayrıca madde Elefterios Venizelos'u "işgalci Yunan güçlerinin komutanı" diye tanımlar; Venizelos bir asker değil, Yunanistan'ın başbakanıydı.
Haber Ankara'ya ulaşınca ilk oturumda Bursa mebusu Muhittin Baha Pars kürsüde işgali anlattı. Osmanlı'nın ilk başkentinin bu kadar kolay düşmesi Meclis'te sert tartışmalara yol açtı. Maddeye göre 8 Temmuz 1920 oturumunda İsmet Paşa cephelerin durumunu anlattı ve Mustafa Kemal Paşa şu sözlerle moral vermeye çalıştı: "Efendiler, bazı yerler işgal edilmiştir ve bunun üç misli daha işgal olunabilir. Fakat bu işgal, hiçbir vakit bizim imanımızı sarsmayacaktır."
Tarih notu
Madde, işgalin edebiyata da yansıdığını belirtir: Mehmet Akif, Sebilürreşad'ın 7 Mayıs 1921 tarihli sayısında yayımlanan "Bülbül" şiirini Bursa'nın işgali üzerine yazdı. Bülbül maddesine göre mesnevi düzenindeki bu şiir, Akif Burdur mebusu olarak Ankara'dayken Taceddin Dergâhı'nda yazıldı; yazıldığı sırada Yunan işgali altındaki topraklardan, özellikle Bursa'dan acı haberler geliyordu.10 Temmuz 1920'de Trabzon mebusu Hamdi Bey ve otuz arkadaşının önergesiyle oturuma 20 dakika ara verildi, Meclis kürsüsü "puşide-i siyah" denen siyah bir örtüyle kaplandı ve bu örtünün işgal sona erene kadar kalmasına karar verildi. 12 Temmuz'da eski diplomat Fahrettin Hayri Bey, Hacı Bayram Camii'nden çıkan cemaatin önüne geçerek bir protesto yürüyüşü ve mitingi düzenledi. 12-13 Temmuz'da Meclis'te Bekir Sami Bey'in Bursa'yı teslim ettiği iddiaları tartışıldı; cephe komutanı Ali Fuat Paşa'dan rapor istendi, ama rapor beklenmeden Bekir Sami Bey 14 Temmuz 1920'de 20. Kolordu komutanlığından alındı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence de presse Meurisse. Dosya sayfası
Kurtuluş: 10-11 Eylül 1922
30 Ağustos 1922'deki Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nden ve Mustafa Kemal Paşa'nın 1 Eylül'deki "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" emrinden sonra Türk ordusu 9 Eylül 1922'de İzmir'e girdi. Maddeye göre Birinci Türk Tümeni 10 Eylül 1922 sabahı saat yedide Bursa'ya doğru yürüyüşe geçti. Süvari tümeni şehre yaklaşınca topçu ve makineli tüfek ateşiyle karşılaştı; Hacivat Köprüsü dolaylarında 3. Kolordu birliklerine açılan ateşte 14 asker şehit düştü.
Çatışmanın sonunda, Bursa'daki milislerin de desteğiyle, işgal kuvvetleri akşam sekizde ateşi kesti ve bütün cephelerden çekilme kararı aldı. Albay Deli Halit komutasındaki Kocaeli Grubu ile Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu, 10 Eylül gecesinden itibaren bütün Bursa'yı kurtardı. 3. Kolordu şehre 11 Eylül 1922 sabahı girdi.
Geri çekilirken de kayıplar yaşandı. Madde, Yunan piyade birliklerinin 11 Eylül 1922 öğleden sonra Maskarahasan köyüne (1928'den sonraki adıyla Çağlayan) girip köyü ateşe verdiğini ve köyden topladıkları 14 genci dere içinde kurşuna dizdiğini yazar.
Kişiler
- Bekir Sami Bey: 56. Tümen'in eski komutanı; işgalden sonra görevden alındı.
- Yarbay Nazmi Bey: 2 Temmuz 1920'de göreve başlayan yeni tümen komutanı.
- Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Bey: Çekilme anının iyi hesaplanmasını tavsiye eden komutanlar.
- Muhittin Baha Pars ve Hamdi Bey: Meclis'te işgali anlatan ve siyah örtü önergesini veren mebuslar.
- Deli Halit ve Şükrü Naili Paşa: Kurtuluş harekâtının komutanları.
- Sofokles Venizelos: Türbe fotoğraflarıyla tepki çeken Yunan subayı.
- İşgal süresi: 8 Temmuz 1920 - 11 Eylül 1922, yaklaşık iki yıl iki ay.
- Siyah örtü önergesi: 31 mebus (Hamdi Bey ve otuz arkadaşı), 20 dakika ara.
- Hacivat Köprüsü'nde şehit: 14 asker.
- Maskarahasan'da kurşuna dizilen: 14 genç.
Bursa'nın düşüşü, düzenli ordu henüz kurulmadan önce milis ve zayıf tümenlerle cephe tutmanın sınırlarını açıkça gösterdi. Ankara'da bunun karşılığı yalnızca öfke değil, bir komutanın görevden alınması ve kürsünün iki yıl siyah örtüyle kalması oldu. Kurtuluş ise, Büyük Taarruz'dan sonra İzmir'in ertesi günü, tek bir gecede geldi.
Bugünkü anlamı
Bursa'da 11 Eylül her yıl kurtuluş günü olarak anılıyor. Kürsüdeki siyah örtü hikâyesi ise Meclis'in kayıplara nasıl tepki verdiğini gösteren ender bir sembol olarak akılda kalıyor. Mehmet Akif'in "Bülbül"ü de bu işgal döneminin edebiyattaki en tanınmış izi.
Kaynaklar
- Vikipedi, Bursa'nın işgali maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Milne Hattı maddesi (tr.wikipedia.org)
- Vikipedi, Bülbül (şiir) maddesi (tr.wikipedia.org)