II. Mustafa, 6 Şubat 1695'ten 22 Ağustos 1703'e kadar hüküm süren yirmi ikinci Osmanlı padişahıdır. IV. Mehmed'in oğlu olarak, amcası II. Ahmed'in ölümü üzerine otuz bir yaşında tahta çıktı. Kutsal İttifak savaşının son yıllarında orduyla bizzat sefere çıkan, ilk seferlerinde başarılar kazanan, ancak 1697'de Zenta'da ağır bir yenilgiye uğrayan padişahtır. Onun döneminde imzalanan Karlofça Antlaşması, Osmanlı'nın Avrupa'da ilk büyük toprak kaybını resmîleştirdi. Saltanatı, 1703'te Edirne Vakası olarak bilinen isyanla sona erdi. "İkbâlî" mahlasıyla şiirler de yazan bir şair padişahtı. II. Mustafa'yı gösteren portreGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Gaza hattı
Mustafa, 6 Şubat 1664'te Edirne'de doğdu. Babası IV. Mehmed, onu Edirne'de büyüttü ve av gezilerinde yanında götürdü. 1687'de babası tahttan indirilince Mustafa da kafese girdi; ancak amcaları II. Süleyman ve II. Ahmed dönemlerinde nispeten rahat bir hayat sürdü. 1695'te tahta çıktığında, devletin içinde bulunduğu zor durumu biliyordu. Tahta çıkışından kısa süre sonra yayımladığı bir hatt-ı hümayunda, kendinden önceki padişahların zevk ve eğlenceye dalarak seferlere çıkmadığını, bunun da yenilgilere yol açtığını belirterek orduyla bizzat sefere çıkacağını ilan etti. Bu ilan, padişahın kendisini Kanuni gibi gazi padişahların izinde gördüğünü gösteriyordu.
İlk seferler ve başarılar
II. Mustafa'nın tahta çıktığı aylarda Osmanlı donanması, Venedik'in 1694'te işgal ettiği Sakız adasını geri aldı. Padişah, Haziran 1695'te ilk Avusturya seferine çıktı. Bu seferde Lipova ve Lugoj gibi kaleler alındı ve Lugoj yakınlarında Habsburg generali Federico Veterani'nin kuvvetleri yenildi; Veterani bu muharebede öldü. Padişah, İstanbul'a büyük bir zafer alayıyla döndü ve "Gazi" unvanını aldı.
1696'daki ikinci seferde, Olaş yakınlarında Habsburg ordusuyla yapılan muharebe kesin bir sonuç vermedi. Aynı yıl Rus çarı I. Petro, Azak kalesini kuşattı ve Ağustos 1696'da aldı. Bu, Rusya'nın Karadeniz'e ulaşma hedefinde ilk önemli adımdı. II. Mustafa'nın tuğrasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Zenta ve barış
1697'de padişah üçüncü kez sefere çıktı. Ancak 11 Eylül 1697'de Tisa nehri kıyısındaki Zenta'da, Savoy prensi Eugen komutasındaki Habsburg ordusu, nehri geçmekte olan Osmanlı ordusuna ani bir saldırı yaptı. Sadrazam Elmas Mehmed Paşa dahil binlerce asker hayatını kaybetti. Padişah, nehrin öbür yakasından bu felaketi izlemek zorunda kaldı. Zenta yenilgisi, savaşın sonunu belirledi.
Zenta'dan sonra sadarete getirilen Amcazade Hüseyin Paşa, Köprülü ailesinin bir başka üyesiydi ve barışın gerekliliğine inanıyordu. İngiltere ve Hollanda'nın arabuluculuğuyla başlayan görüşmeler, 26 Ocak 1699'da Karlofça Antlaşmasıyla sonuçlandı. Bu antlaşmayla Macaristan'ın büyük kısmı ve Erdel Habsburglara, Podolya Lehistan'a, Mora ve Dalmaçya'nın bazı kısımları Venedik'e bırakıldı. Bir yıl sonra Rusya ile imzalanan İstanbul Antlaşması ile de Azak Rusya'ya bırakıldı.
Ek bilgi
Şair padişah İkbâlî: II. Mustafa, "İkbâlî" mahlasıyla divan şiiri tarzında şiirler yazdı. Şiirleri, döneminin edebî zevkini yansıtan, ölçülü ve zarif örneklerdir. Padişah ayrıca hattatlığa da ilgi duyuyordu; ünlü hattat Hâfız Osman'dan ders aldığı ve onun hokkasını tuttuğu rivayet edilir. Bu rivayet, Osmanlı'da hat sanatına ve hattatlara gösterilen saygının en çok anlatılan örneklerinden biridir.
Feyzullah Efendi'nin gölgesi
II. Mustafa'nın saltanatının son yıllarında, hocası ve şeyhülislamı Feyzullah Efendi devlet işlerinde giderek artan bir güç kazandı. Feyzullah Efendi, oğullarını ve akrabalarını önemli makamlara atattı; bu durum ulema arasında ve devlet çevrelerinde büyük bir hoşnutsuzluk yarattı. Padişahın İstanbul yerine Edirne'de yaşamayı tercih etmesi ve devlet işlerinin Edirne'den yürütülmesi de İstanbul halkını ve askerlerini rahatsız ediyordu. 1702'de Amcazade Hüseyin Paşa'nın görevden ayrılması, Feyzullah Efendi'nin gücünü iyice artırdı.
Dikkat: yanlış bilinen
Edirne tercihi: II. Mustafa'nın Edirne'de yaşaması, çoğu zaman bir zevk ve av merakına bağlanır. Ancak bu tercih, babası IV. Mehmed'den kalan bir alışkanlık olduğu kadar, savaş yıllarında Balkan cephesine daha yakın olma ihtiyacının da bir sonucuydu. İstanbul halkı ve askerleri ise başkentin ihmal edildiğini düşünüyordu. Bu memnuniyetsizlik, 1703'te büyük bir isyana dönüştü.
Edirne Vakası ve sonu
1703 yazında İstanbul'da Gürcistan seferine gönderilecek cebecilerin maaş talebiyle başlayan isyan, kısa sürede büyük bir ayaklanmaya dönüştü. İsyancılar Edirne'ye yürüdü. Feyzullah Efendi teslim edildi ve öldürüldü. 22 Ağustos 1703'te II. Mustafa tahttan indirildi ve yerine kardeşi III. Ahmed geçirildi. Mustafa, İstanbul'a getirilerek Topkapı Sarayı'nda gözetim altına alındı. Birkaç ay sonra, 29 Aralık 1703'te öldü ve Yeni Cami'deki Turhan Sultan türbesine gömüldü. Oğulları I. Mahmud ve III. Osman ileride padişah olacaktı.
Malikâne ve savaşın faturası
II. Mustafa döneminin en kalıcı mali yeniliği, 1695'te uygulamaya konan malikâne sistemiydi. Bu sistemde devletin bazı vergi kaynakları, peşin bir bedel karşılığında kişilere ömür boyu iltizama veriliyordu. Hazine, savaşın acil masraflarını karşılamak için büyük miktarda peşin para elde ediyordu; vergiyi toplama hakkını alan kişi ise ömrü boyunca bu kaynaktan gelir sağlıyordu. Sistem kısa vadede hazineye nefes aldırdı, ancak uzun vadede taşrada güçlü yerel ailelerin, yani ileride "âyan" olarak anılacak grubun yükselmesine zemin hazırladı. Bu açıdan II. Mustafa'nın saltanatı, XVIII. yüzyıl Osmanlı toplumunun yapısını belirleyen bir dönüşümün de başlangıcıdır.
Yabancı arşivlerdeki II. Mustafa
II. Mustafa'nın seferleri ve Karlofça müzakereleri, Avrupa arşivlerinde geniş yer tutar. Viyana'daki Haus-, Hof- und Staatsarchiv ve Kriegsarchiv, seferlerin ve Zenta muharebesinin Habsburg tarafındaki belgelerini barındırır. Karlofça görüşmelerinde arabuluculuk yapan İngiliz elçisi Lord William Paget'in ve Hollanda elçisi Jacobus Colyer'in raporları, sırasıyla Londra'daki The National Archives'ta ve Lahey'deki Ulusal Arşiv'de korunur. Bu raporlar, padişahın ve sarayın barış görüşmelerine bakışını da yansıtır. II. Mustafa döneminde basılan bir kuruşGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Windrain. Dosya sayfası
II. Mustafa, devletin içinde bulunduğu zor durumu kişisel cesaretiyle aşmaya çalışan bir padişahtı. İlk seferlerindeki başarıları, bu çabanın boşuna olmadığını gösterdi. Ancak Zenta'daki felaket, bir padişahın orduya katılmasının tek başına yeterli olmadığını, ordunun yapısının ve komutanlarının da en az bu kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Saltanatının sonunda ise hocasına duyduğu aşırı güven, onu tahtından etti. Kanaatimizce II. Mustafa'nın hayatı, iyi niyetin ve cesaretin, kurumsal bir yönetimin yerini tutamayacağını gösteren dokunaklı bir örnektir.