Ayasofya 1453'ten 1934'e kadar camiydi, 1935'ten 2020'ye kadar müze oldu, 2020'de yeniden camiye dönüştürüldü. Müze kararının tarihi, imzası ve gerekçesi 2020'deki Danıştay kararıyla yeniden gündeme geldi. Bu notta, Türkçe ve İngilizce Wikipedia'nın Ayasofya maddeleri ile Thomas Whittemore maddesine dayanarak 1930'lardaki dönüşümün nasıl olduğunu, hangi tarihlerin kaynaklarda neden birbirini tutmadığını anlatıyoruz.
Arka plan: sıva altındaki mozaikler
Türkçe maddeye göre 1453'te II. Mehmed kiliseyi camiye çevirdiğinde insan figürü içeren mozaikler tahrip edilmedi, ince bir sıvayla kaplandı; figür içermeyenler olduğu gibi bırakıldı. Yüzyıllarca sıva altında kalan mozaikler böylece doğal ve insan eliyle tahribattan kurtuldu. İngilizce madde, 1717'de III. Ahmed döneminde iç sıvanın yenilendiğini ve bunun dolaylı olarak birçok mozaiğin korunmasına katkı sağladığını yazar. 1849'da Fossati kardeşlerin restorasyonunda bazı mozaikler açılıp yeniden kapatılmıştı.
Akış: Whittemore ve kapıdaki tabela
Thomas Whittemore maddesine göre Amerikalı arkeolog Whittemore 1930'da, misyonu Bizans anıtlarını "korumak, restore etmek, incelemek ve belgelemek" olan Amerika Bizans Enstitüsü'nü kurdu. 1931'de Mustafa Kemal'in izniyle, mozaikleri kaplayan sıvaların kaldırılmasını denetlemek üzere enstitüyle İstanbul'a geldi. Madde, Whittemore'un Atatürk'le yakın kişisel ilişkisinin bu izni almasını sağladığını yazar.
Whittemore'un dönüşüme dair sözleri maddede şöyle aktarılır: "Onunla konuştuğum gün Santa Sophia bir camiydi. Ertesi sabah camiye gittiğimde kapıda Atatürk'ün kendi el yazısıyla yazılmış bir tabela vardı. 'Müze onarıma kapalı' yazıyordu."

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Charlotte Maetzke(grandmother of Lemming81). Dosya sayfası
Karar ve açılış
Türkçe maddeye göre kapalı olduğu yıllarda Atatürk'ün emriyle bir dizi çalışma yapıldı: restorasyonlar, kubbenin demir bir kuşakla çevrilmesi, mozaiklerin açılıp temizlenmesi. Yapı Bakanlar Kurulu'nun 24 Kasım 1934 tarihli ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrildi. Müze 1 Şubat 1935'te ziyarete açıldı ve Atatürk 6 Şubat 1935'te müzeyi ziyaret etti.
Halılar kaldırıldı ve yüzyıllardır görülmeyen mermer zemin döşemesi ortaya çıktı; İngilizce madde bu sırada omphalion gibi zemin süslemelerinin Fossati restorasyonundan beri ilk kez göründüğünü yazar. Türkçe madde, apsisteki büyük ahşap hat levhalarının 1930'lardaki restorasyon sırasında yerlerinden indirildiğini ve 1951'de Adnan Menderes tarafından yeniden yerlerine koydurulduğunu belirtir. Levhalar Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin eseriydi; her biri 7,5 metre yarıçapındaydı.
Bugün görülen yapı aynı yerde yükselen üçüncü kilisedir; bu yüzden "Üçüncü Ayasofya" diye de anılır. 1935'te Schneider'in batı avlusundaki kazısında ikinci kiliseye ait portik kalıntıları, sütunlar, başlıklar ve kabartmalı mermer bloklar bulundu. Türkçe maddeye göre bu blokların bir zamanlar cepheyi süsleyen üçgen alınlığın parçaları olduğu saptandı; bir bloktaki kuzu kabartmaları on iki havariyi temsil ediyordu. Bu buluntular bugün ana girişin yanında ve bahçede görülebilir.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: FOTO:Fortepan — ID 76187: Adományozó/Donor: PRL. archive copy at the Wayback Machine. Dosya sayfası
Rakamlar
Türkçe maddeye göre 1991'de müzenin bir bölümü, Hünkâr Kasrı, ibadete açıldı. 2005'te ve 2016'da açılan davalar Danıştay'da sonuçsuz kaldı. 2016'dan itibaren Hünkâr Kasrı'nda vakit namazları kılınmaya ve minarelerden ezan okunmaya başlandı. Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği'nin açtığı dava üzerine Danıştay 10. Dairesi 10 Temmuz 2020'de 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını, yapının vakıf senedindeki cami vasfı dışında kullanılmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle iptal etti. 2729 sayılı cumhurbaşkanı kararıyla Ayasofya Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildi. UNESCO, Dünya Mirası listesindeki yapının korunma statüsünü gözden geçireceğini açıkladı.
Bugünkü anlamı
1934 kararı, yapının farklı dönemlerine ait katmanların aynı anda görünür olmasını sağlayan bir karardı: Sıva altındaki Bizans mozaikleri açıldı, Osmanlı'dan kalan hat levhaları önce indirildi sonra geri kondu, minareler ve türbeler yerinde kaldı. Müze dönemi 85 yıl sürdü ve yapının bugün bilinen mozaiklerinin büyük bölümü bu yıllarda gün ışığına çıktı. 2020'den beri yapı yeniden cami; 1930'ların restorasyonu ise mozaiklerin bugünkü hâlinin arkasında duruyor. Görseller Ayasofya'nın 1937'deki ve dışarıdan bir görünüşünü gösterir.
Arka plan: sıva altındaki mozaikler
Türkçe maddeye göre 1453'te II. Mehmed kiliseyi camiye çevirdiğinde insan figürü içeren mozaikler tahrip edilmedi, ince bir sıvayla kaplandı; figür içermeyenler olduğu gibi bırakıldı. Yüzyıllarca sıva altında kalan mozaikler böylece doğal ve insan eliyle tahribattan kurtuldu. İngilizce madde, 1717'de III. Ahmed döneminde iç sıvanın yenilendiğini ve bunun dolaylı olarak birçok mozaiğin korunmasına katkı sağladığını yazar. 1849'da Fossati kardeşlerin restorasyonunda bazı mozaikler açılıp yeniden kapatılmıştı.
Akış: Whittemore ve kapıdaki tabela
Thomas Whittemore maddesine göre Amerikalı arkeolog Whittemore 1930'da, misyonu Bizans anıtlarını "korumak, restore etmek, incelemek ve belgelemek" olan Amerika Bizans Enstitüsü'nü kurdu. 1931'de Mustafa Kemal'in izniyle, mozaikleri kaplayan sıvaların kaldırılmasını denetlemek üzere enstitüyle İstanbul'a geldi. Madde, Whittemore'un Atatürk'le yakın kişisel ilişkisinin bu izni almasını sağladığını yazar.
Whittemore'un dönüşüme dair sözleri maddede şöyle aktarılır: "Onunla konuştuğum gün Santa Sophia bir camiydi. Ertesi sabah camiye gittiğimde kapıda Atatürk'ün kendi el yazısıyla yazılmış bir tabela vardı. 'Müze onarıma kapalı' yazıyordu."
Dikkat: yanlış bilinen
Türkçe maddeye göre mozaiklerin açılması ilk kez 1932'de Whittemore tarafından gerçekleştirildi ve ilk gün ışığına çıkan mozaik "imparator kapısı" üzerindeki mozaikti. Güney ucundaki çıkış kapısının üzerindeki, ortasında çocuğuyla Meryem'in bulunduğu 10. yüzyıl mozaiği ise 1849'da Fossati tarafından keşfedilip yeniden kapatılmış, 1933-1934'te Whittemore tarafından temizlenmişti. 1942'de New York Times, Whittemore'un "Ayasofya Müzesi'nde Bizans mozaiklerini ortaya çıkarmadaki dokuzuncu yılı" için İstanbul'a dönüşünü haber yaptı.Whittemore'un anlatısı yapının bir günde kapandığı izlenimini verir, ama bu bir hatıradır ve maddede tarihi verilmez. Kapanış yılı da kaynaklarda farklıdır: Türkçe madde yapının restorasyon nedeniyle "1930 ile 1935 yılları arasında" halka kapatıldığını yazar; İngilizce madde ise yapının 1931'e kadar cami olarak kaldığını ve sonra dört yıl halka kapalı tutulduğunu söyler. Whittemore maddesi de dönüşümü 1931'e bağlar.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Charlotte Maetzke(grandmother of Lemming81). Dosya sayfası
Karar ve açılış
Türkçe maddeye göre kapalı olduğu yıllarda Atatürk'ün emriyle bir dizi çalışma yapıldı: restorasyonlar, kubbenin demir bir kuşakla çevrilmesi, mozaiklerin açılıp temizlenmesi. Yapı Bakanlar Kurulu'nun 24 Kasım 1934 tarihli ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrildi. Müze 1 Şubat 1935'te ziyarete açıldı ve Atatürk 6 Şubat 1935'te müzeyi ziyaret etti.
Halılar kaldırıldı ve yüzyıllardır görülmeyen mermer zemin döşemesi ortaya çıktı; İngilizce madde bu sırada omphalion gibi zemin süslemelerinin Fossati restorasyonundan beri ilk kez göründüğünü yazar. Türkçe madde, apsisteki büyük ahşap hat levhalarının 1930'lardaki restorasyon sırasında yerlerinden indirildiğini ve 1951'de Adnan Menderes tarafından yeniden yerlerine koydurulduğunu belirtir. Levhalar Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin eseriydi; her biri 7,5 metre yarıçapındaydı.
Dikkat: yanlış bilinen
KişilerMüze kararının tarihi kaynaklarda iki biçimde geçer. Türkçe madde girişte yapının "1934 yılında yayımlanan kararname ile tadilat çalışmasına alındığını" ve "1935 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile" müzeye dönüştürüldüğünü yazar; aynı maddenin müze bölümü ise kararı 24 Kasım 1934 tarihli ve 7/1589 sayılı Bakanlar Kurulu kararı olarak verir. İngilizce madde bir yerde "1934 kararı", başka bir yerde "1935 tarihli Bakanlar Kurulu kararı" ifadesini kullanır. 2020'deki Danıştay kararını aktaran Türkçe bölüm iptal edilen kararın tarihini 24 Kasım 1934 olarak gösterir; açılış ise 1 Şubat 1935'tir.
- Thomas Whittemore (1871-1950): Massachusetts doğumlu Amerikalı bilim insanı ve arkeolog. Kendi maddesine göre 1911'den ölümüne kadar Mısır Keşif Fonu'nun Amerikan temsilcisiydi; I. Dünya Savaşı ve Rus Devrimi'nden sonra Rus mültecilere yardım çalışmalarında görev aldı. 1948'den itibaren Kariye'deki mozaiklerin restorasyon programına sponsor oldu.
- Mustafa Kemal: İzni veren, kapanışı ve dönüşümü başlatan kişi; 6 Şubat 1935'te müzeyi gezdi.
- Alfons Maria Schneider: Türkçe maddeye göre 1935'te batı avlusunda Alman Arkeoloji Enstitüsü adına kazı yaptı ve İkinci Ayasofya'ya ait çok sayıda buluntu ortaya çıkardı.
- Diğer araştırmacılar: Türkçe madde, Amerikan Bizans Enstitüsü'nün 1931'deki ve Dumbarton Oaks'ın 1940'lardaki girişimiyle sürdürülen çalışmalarda Conant, Emerson, van Nice, Underwood, Hawkins, Mainstone ve Mango gibi isimleri sayar.
Bugün görülen yapı aynı yerde yükselen üçüncü kilisedir; bu yüzden "Üçüncü Ayasofya" diye de anılır. 1935'te Schneider'in batı avlusundaki kazısında ikinci kiliseye ait portik kalıntıları, sütunlar, başlıklar ve kabartmalı mermer bloklar bulundu. Türkçe maddeye göre bu blokların bir zamanlar cepheyi süsleyen üçgen alınlığın parçaları olduğu saptandı; bir bloktaki kuzu kabartmaları on iki havariyi temsil ediyordu. Bu buluntular bugün ana girişin yanında ve bahçede görülebilir.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: FOTO:Fortepan — ID 76187: Adományozó/Donor: PRL. archive copy at the Wayback Machine. Dosya sayfası
Rakamlar
- Bakanlar Kurulu kararı: 24 Kasım 1934, 7/1589 sayılı.
- Açılış: 1 Şubat 1935; Atatürk'ün ziyareti: 6 Şubat 1935.
- Tapu kaydı: Türkçe maddeye göre yapı 19 Kasım 1936'da tapuya "Ayasofyayı Kebir Camii Şerifi" adıyla resmen kaydedildi.
- Müze olarak kalma süresi: 1935-2020, 85 yıl.
- İngilizce maddeye göre 2014'te Türkiye'nin en çok ziyaret edilen ikinci müzesiydi; yılda yaklaşık 3,3 milyon ziyaretçi.
Tarih notu
Sonrası: 1991-2020Kronoloji: 537 yapının tamamlanması. 1453 camiye dönüşüm. 1717 ve 1739 onarımlar. 1849 Fossati restorasyonu. 1930 Amerika Bizans Enstitüsü'nün kuruluşu. 1931 Whittemore'a izin. 1932 ilk mozaiğin açılması. 24 Kasım 1934 müze kararı. 1 Şubat 1935 açılış. 6 Şubat 1935 Atatürk'ün ziyareti. 1935 Schneider kazısı. 19 Kasım 1936 tapu kaydı. 1951 hat levhalarının yerine konması. 1991 Hünkâr Kasrı'nın ibadete açılması. 10 Temmuz 2020 Danıştay kararı.
Türkçe maddeye göre 1991'de müzenin bir bölümü, Hünkâr Kasrı, ibadete açıldı. 2005'te ve 2016'da açılan davalar Danıştay'da sonuçsuz kaldı. 2016'dan itibaren Hünkâr Kasrı'nda vakit namazları kılınmaya ve minarelerden ezan okunmaya başlandı. Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği'nin açtığı dava üzerine Danıştay 10. Dairesi 10 Temmuz 2020'de 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını, yapının vakıf senedindeki cami vasfı dışında kullanılmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle iptal etti. 2729 sayılı cumhurbaşkanı kararıyla Ayasofya Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildi. UNESCO, Dünya Mirası listesindeki yapının korunma statüsünü gözden geçireceğini açıkladı.
Bugünkü anlamı
1934 kararı, yapının farklı dönemlerine ait katmanların aynı anda görünür olmasını sağlayan bir karardı: Sıva altındaki Bizans mozaikleri açıldı, Osmanlı'dan kalan hat levhaları önce indirildi sonra geri kondu, minareler ve türbeler yerinde kaldı. Müze dönemi 85 yıl sürdü ve yapının bugün bilinen mozaiklerinin büyük bölümü bu yıllarda gün ışığına çıktı. 2020'den beri yapı yeniden cami; 1930'ların restorasyonu ise mozaiklerin bugünkü hâlinin arkasında duruyor. Görseller Ayasofya'nın 1937'deki ve dışarıdan bir görünüşünü gösterir.
Kaynaklar
- Vikipedi, Ayasofya maddesi (tr.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Hagia Sophia maddesi (en.wikipedia.org)
- Vikipedi, Thomas Whittemore maddesi (tr.wikipedia.org)