21 Kasım 1954 günü Milliyet gazetesinin üçüncü sayfasında Peyami Safa imzalı bir "Takdim" yazısı çıktı. Gazete günlerdir "Atatürk'ün Bir Kadına Mektupları" diye bir dizinin reklamını yapıyordu. Söz konusu kadın, Balkan Savaşı'nda şehit düşen Yüzbaşı Ömer Lütfi Bey'in eşi Corinne Hanım'dı. Mustafa Kemal1913-1916 yıllarında ona Sofya'dan, Çanakkale'den ve doğu cephesinden mektuplar yazmıştı. Mektuplar kırk yıl sonra Corinne'in oğlu Reşat Ersü aracılığıyla gün ışığına çıktı, 1998'de ise Corinne'in yeğeni Melda Özverim tarafından kitap hâlinde yayımlandı. Biz bu mektupları, kitap ve hakkında yazılanlarla birlikte okuyarak değerlendirdik.
Cenovalı bir aile ve Harbiye'den bir arkadaş
Özverim'in anlattığına göre aile Cenova kökenliydi. Corinne'in büyükbabası Gregoire Osmanlı tabiiyetine geçmiş ve sarayda tercüman olarak çalışmıştı. Babası Luigi Tıbbiye'yi bitirmiş, çeşitli nezaretlerde görev yapmış, liyakat madalyası almış ve "İsmet Paşa" diye anılmıştı. 1883'te doğan Corinne, Paris Konservatuvarı'nda piyano ve şan eğitimi gördü. İstanbul'a dönünce Harbiye'de öğretmenlik yapan ve Mustafa Kemal'in okul arkadaşı olan Yüzbaşı Ömer Lütfi ile tanıştı. Ömer Lütfi'nin ailesi bu evliliğe karşı çıktı. Buna rağmen ikisi 1910'da evlendi.
Mustafa Kemal'in aileyle tanışması, 1909'da 31 Mart ayaklanmasını bastırmak için Selanik'ten gelen Hareket Ordusu'nun İstanbul'da bulunduğu günlere uzanır. Corinne cumartesi günleri evinde sanat, şiir ve müzik ağırlıklı toplantılar düzenliyordu. Mustafa Kemalİstanbul'da bulunduğu zamanlarda bu toplantılara katıldı. Ömer Lütfi Balkan Savaşı'nda Vize'de şehit düştü. Mustafa Kemal, Corinne'e başsağlığı dileklerini iletti. Toplantılar yeniden başlayınca aralarındaki dostluk mektuplara taşındı.
Ek bilgi
Kitapta 15 mektup, 5 kart ve 2 telgraf yer alır. Mektupların çoğu Fransızca yazılmıştır; birkaçı ise Latin harfleriyle ve Fransız imlasıyla Türkçedir. 2010 tarihli bir sergi haberine göre, Atatürk'ün Latin harfleriyle yazdığı ilk Türkçe mektup 28 Haziran 1914 tarihini taşır ve Dortmund'da açılan sergide gösterilmiştir.
Kurmay Yarbay Mustafa Kemal arkadaşlarıyla Sofya'da, 1914Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Mektuplar nerelerden yazıldı?
Peyami Safa'nın takdimine göre mektuplar 1913 ve 1914'te Sofya'dan, 1915'te Çanakkale'de Arıburnu'ndan, 1916'da ve sonrasında Diyarbakır yakınlarındaki bir yerden İstanbul'a gönderildi. Mustafa Kemal o yıllarda Sofya'da askerî ataşeydi. Çanakkale'de 19. Tümen'e, ardından Anafartalar grubuna komuta etti. 1916'da 16. Kolordu ile doğu cephesine geçti.
Melda Özverim, 2002'de Hürriyet'e verdiği bir söyleşide mektupların içeriğini "ana hatlarıyla dertleşmek" ve Fransızcayı ilerletmek diye özetlemiştir. Özverim'e göre Çanakkale'den yazılan mektuplarda Mustafa Kemal'in Sofya'dan İstanbul'a nasıl çağrıldığı, Tekirdağ'da henüz kurulmamış olan 19. Tümen'in başına nasıl atandığı, tümeni nasıl kurduğu ve bu tümenin Çanakkale'de nasıl etkili olduğu anlatılır. Yayımlanan mektuplardan biri, 17 Mart 1915 tarihini taşır ve Maydos'tan, bugünkü Eceabat'tan gönderilmiştir. Bu tarih, Boğaz'daki büyük deniz harekâtından yalnızca bir gün öncesidir.
Mektuplar Fransızca yazıldığı için bir merak da doğurdu. Peyami Safa, Corinne Hanım'ın bile Mustafa Kemal'in bu kadar iyi Fransızca yazmasına şaştığını ve bir mektubunda mektupları başkasına mı yazdırdığını sorduğunu aktarır. Safa'ya göre Mustafa Kemal bu soruya sonraki mektuplarından birinde zarif bir cevap vermişti. Çanakkale cephesinde Mustafa Kemal, 1915Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: en:User:DADASHIM. Dosya sayfası
Peyami Safa'nın takdimi
Safa, mektupların tarih için değerini şu gözlemle anlatıyordu. Atatürk'ün 1923'te başlattığı inkılapları ne zamandan beri düşündüğü yakın çevresinde bile tartışma konusuydu. Kimine göre Samsun'a çıktığında bile cumhuriyeti aklından geçirmiyordu. Kimine göre ise Selanik'teyken bu düşüncesini arkadaşlarına açmıştı. Safa'ya göre 1914'te Sofya'da yazılan ilk mektup, Mustafa Kemal'in ülkede büyük bir hareket yapmayı gençliğinden beri düşündüğünü gösteriyordu.
Safa takdiminde bir anı da aktarır. Ailenin dostlarından Âli Özdeniz'in anlattığına göre, Corinne'in Harbiye Mektebi karşısındaki evinde düzenlenen müzik toplantılarına Abdülhak Hamit ve Selim Sırrı Tarcan da gelirdi. Mustafa KemalArıburnu'ndan döndüğü günlerde böyle bir toplantıdan erken ayrılmak zorunda kalmıştı. Bu sırada Corinne piyanoyu bırakıp konuklara, çıkan kişinin bir gün yalnız Türkiye'nin değil bütün dünyanın en meşhur adamı olacağını söylemişti. Yıllar sonra Bursa'da bu anı Gazi'ye anlatılınca, Gazi'nin Corinne'i memleketin en zeki kadınlarından biri olarak andığı ve kendisinden ve ailesinden çok feyz aldığını söylediği aktarılır.
Dikkat: yanlış bilinen
Çelebi, Peyami Safa'nın bazı mektupları tam olarak çevirmediğini ve bunun haklı eleştirilere konu olduğunu belirtir. Erdal İnönü de anılarında, kitaptaki 20 Temmuz 1915 tarihli mektubun eksik çevrildiğini yazmıştır. Bu nedenle mektuplardan alıntı yaparken hangi çeviriye dayanıldığını belirtmek önemlidir. Fransızca asıllar 1998 tarihli kitapta çevirileriyle birlikte yer alır.
Mütareke, Roma ve dönüş
Mütareke yıllarında aile, Mustafa Kemal'le olan dostluğu yüzünden İngiliz baskısıyla karşılaştı. Safa'nın aktardığına göre İngiliz subayları Beyoğlu'ndaki evi basmış ve duvardaki Mustafa Kemal resmini indirmesini Corinne'e emretmişti. Corinne bunu reddetmişti. İstanbul'un 16 Mart 1920'de resmen işgal edilmesinden sonra baskılar arttı ve aile İtalya'ya gitti. Corinne Roma'da piyano ve şan dersleri vererek ailesine destek oldu ve Roma Konservatuvarı'nda hocalık yaptı.
Kitaptaki bilgilere göre Atatürk ile Corinne bir daha hiç görüşmedi. Ancak Corinne'in oğlunun askerlik meselesi yüzünden zor durumda kalınca yaptığı başvuru karşılıksız kalmadı ve Atatürk sorunun çözümüne yardım etti. Corinne 1934'teki Soyadı Kanunu ile Ersü soyadını aldı. 1941'de Türkiye'ye döndü ve 1946'da İstanbul'da öldü. Servet-i Fünun dergisinin 6 Ocak 1916 tarihli sayısında Anafartalar Kumandanı Mustafa KemalGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Servet-i Fünun Dergisi. Dosya sayfası
Kitaplaşma ve iz süren yeğen
Mektuplar 1954'teki gazete yayınından sonra Sadi Borak'ın "Atatürk'ün Özel Mektupları" (1961) kitabında ve Lord Kinross'un Atatürk biyografisinde kullanıldı. Melda Özverim, kuzeni Reşat Ersü Fransa'da ölünce naaşını Türkiye'ye getirtti. Kitapta anlattığına göre konaktaki çekmeceleri ararken Mustafa Kemal'in el yazısını hemen tanıdı. Bulduğu ilk mektup yalnızca "Kemal" imzasını taşıyordu. Sonrakilerin hepsi "Mustafa Kemal" diye imzalanmıştı. Kitabın 2007 baskısına önsöz yazan Erdal İnönü, Özverim'i mektupları bir an önce yayımlamaya teşvik ettiğini anlatır. Özverim 1991'de Almanya'da Atatürkçü Düşünce Derneği'nin ilk Avrupa şubesini kurmuştu.
Tarih notu
Özverim'in asıl hedefi yazışmanın öbür yarısıdır. Corinne'in Mustafa Kemal'e yazdığı cevaplara ulaşmak için Genelkurmay ve Cumhurbaşkanlığı arşivlerine başvurduğunu anlatır. Çelebi de ilişkinin niteliğinin ve bu mektupların neden yazıldığının ancak Corinne'in mektuplarına ulaşıldığında tam anlaşılabileceğini vurgular.
Mektuplar, genç bir subayın cephe hayatını, okuduklarını ve ülkeye dair düşüncelerini bir dostuna nasıl aktardığını gösteren nadir özel belgelerdendir. Bu yönleriyle resmî yazışmaların dışında kalan bir Mustafa Kemal portresine katkı yapar.
Corinne Lütfü'ye yazılan mektuplar, resmî belgelerin göstermediği bir Mustafa Kemal'i tanımamıza imkân veriyor. Cepheden, savaşın ortasında bir dosta yazılan satırlar, okuduğu kitaplardan duygularına kadar insani bir portre çiziyor. Bizce bu mektupların değeri, büyük bir tarihî kişiliği sıradan bir insanın kaygıları ve merakıyla birlikte görmemizi sağlamasında. Mektupların bir kısmının hâlâ tam olarak incelenmemiş olması ise bu alanda yeni çalışmalara yer olduğunu gösteriyor. Kişisel yazışmaları okurken, yazarın hangi ruh hali içinde ve kime yazdığını akılda tutmak önemli; mektuplar bir dönemin sıcak tanıklığı.