Şehzade Mustafa (Mustafa Çelebi, mahlası Muhlisî), Kanuni Sultan Süleyman ile Mâhidevran'ın oğludur. Hayatta kalan en büyük şehzade olarak uzun süre tahtın en güçlü adayı sayıldı. 6 Ekim 1553'te, İran seferine giden ordunun Konya Ereğlisi yakınındaki ordugâhında, babasının otağında boğduruldu. Bu idam, ordu ve halk arasında büyük tepki doğurdu ve bir yıl sonra Rumeli'deki Düzme Mustafa ayaklanmasına zemin hazırladı. Şehzade Mustafa'yı gösteren minyatürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Gençlik ve sancak beylikleri
Mustafa, babasının Saruhan sancak beyliği sırasında Manisa'da 921/1515'te doğdu. Babasının 1520'de tahta çıkmasından sonra annesiyle İstanbul'a gitti. Kendisinden önce doğan kardeşleri Mahmud ve Murad'ın ölümüyle büyük şehzade olarak sarayda özenle yetiştirildi. Turan, Mustafa daha dokuz yaşındayken bir Venedik elçisinin onun çok yetenekli olduğunu, büyük bir savaşçı olacağını ve yeniçerilerce çok sevildiğini yazdığını aktarır. 1530'da kardeşleri Mehmed ve Selim ile birlikte sünnet edildi.
MustafaŞubat 1534'te Saruhan sancak beyi olarak Manisa'ya gönderildi. Bu atama onun babasının yerine en güçlü aday görüldüğünü gösterir. Ancak kendisini koruyan babaannesi Hafsa Sultan'ın ölümü (1534) ve iyi ilişkiler içinde olduğu Vezîriâzam Makbul İbrâhim Paşa'nın katli (1536), onun geri plana düşmesine ve Hürrem Sultan'dan doğan kardeşlerinin öne çıkmasına yol açtı. Mustafa 16 Haziran 1541'de Amasya'ya gönderildi. Onun yerine Manisa'ya gelen Şehzade Mehmed'in Kasım 1543'teki ani ölümünden sonra Manisa'ya Selim'in gönderilmesi (1544), Mustafa'nın taht için düşünülmediğinin açık bir göstergesiydi.
Dikkat: yanlış bilinen
Doğum yılı ve görev tarihleri kaynaklarda farklıdır. Türk literatürü ve Türk literatürü doğumu 1515 olarak verirken Batı literatürü 1516/1517 dolaylarını gösterir. Manisa'ya atanma Türk literatüründe Şubat 1534 (Şâban 940), Batı literatüründe 3 Mayıs 1533 olarak geçer. Türk literatürü Mustafa'nın 1549'da Konya sancak beyliğine atandığını yazar; Batı literatürü ise onun 1541–1553 arasında Amasya'da kaldığını belirtir. Türk literatürü de ordugâha gelişinden önceki son görev yeri olarak Amasya'yı anar.
Taht meselesi ve suçlamalar
Turan, Osmanlı kaynaklarının olayı başrollerini Hürrem Sultan ile Sadrazam Rüstem Paşa'nın oynadığı bir saray entrikasına bağladığını, ancak bu açıklamanın hadisenin niteliğini ve çiftbozan köylülerle tımarlı sipahilerin neden şehzadenin etrafında toplandığını açıklamaktan uzak olduğunu yazar. Ona göre akçenin değer kaybetmesi ve hayat pahalılığının artması nedeniyle sıkıntıya düşen köylüler ve sipahi grupları Kanuni'nin saltanatına karşı hoşnutsuzluk duymaya başlamış ve Mustafa'yı bir kurtarıcı gibi görmüştü.
Turan'ın andığı belgelere göre Mustafa, Irakeyn Seferi'nden dönen babasına özür dilemek için İstanbul'a gelme izni istemiş, ancak bu istek kabul edilmemişti (TSMA, E. 11995). Amasya'dan yaptığı başvurulara ve en son 27 Ocak 1551 tarihli feryatnâmesine de olumlu cevap verilmedi. Turan, Mustafa'nın Erzurum Beylerbeyi Ayas Paşa'ya başvurarak babasından sonra "hakk-ı şer'î" saydığı tahta çıkmak için yardım istediğini ve böylece dedesi Yavuz Sultan Selim'i örnek alarak hazırlanmaya başladığını yazar. Araştırmamız da bu tarihsiz mektubu ele alır: Mustafa'nın açık bir isyandan kaçındığını, babasının ölümünü beklemeyi vurguladığını, ancak Selim'in tahta çıkışını anarak destekçilerini ödüllendireceği mesajını verdiğini gösteriyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Suçlamaların niteliği konusunda kaynaklar farklı ağırlık verir. Araştırmamız, Rüstem Paşa'nın uydurma mektuplar hazırlattığının "düşünüldüğünü" yazar ve Mustafa'nın sakal bırakıp tuğ diktiği anlatısını gösteriyor. Türk literatüründe Turan, Rüstem Paşa'nın şehzadenin mührünü kazdırıp onun ağzından Şah Tahmasb'a bir mektup gönderttiğini ve şahın cevabını yolda ele geçirerek Kanuni'ye sunduğunu Gökbilgin'in yayımladığı belgeye dayanarak yazar; ama aynı anlatımda Mustafa'nın da tahtı kendisine sağlamak için girişimlerde bulunduğunu vurgular. Araştırmamız, Osmanlı kroniklerinde ve modern literatürde yaygın olan "masum şehzadenin Hürrem ve Rüstem'in tertibine kurban gittiği" anlatısını aktarırken Ayas Paşa mektubu ve Venedik'e gönderilen elçi Nebi Bey gibi Mustafa'nın kendi girişimlerine de yer tespit ediyor. Sakal ve tuğ anlatısı Türk literatüründe geçmez.
Sefer ve idam
İran seferi için Anadolu'ya gönderilen Rüstem Paşa, Mustafa'nın tahtı ele geçirmeye hazırlandığını padişaha bildirdi. Kanuni, gerekli fetvayı Şeyhülislam Ebüssuûd Efendi'den aldı. Araştırmamız, Rüstem'in Konya yakınlarındaki ordugâhta yeniçerilerin denetimini yitirmeye başladığını ve bazı yeniçerilerin bağlılıklarını bildirmek için Amasya'ya gittiğini gösteriyor.
Padişah 28 Ağustos 1553'te Üsküdar'dan hareket etti ve 5 Ekim'de Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe (ya da Akhöyük) mevkiinde ordugâhını kurdu. Mustafa da aynı gün 5.000 kişilik iyi donatılmış kuvvetiyle oraya geldi. Ertesi gün kendisine bir tertip hazırlandığı yolundaki uyarılara aldırmadan otağ-ı hümayuna gitti; atından indiğinde kılıcını ve hançerini teslim ederek içeri girdi. Yedi dilsiz cellat üzerine saldırdı ve Mustafa kendini savunmaya çalıştıktan sonra kapıcılardan Mahmud Ağa'nın kemendiyle can verdi (27 Şevval 960 / 6 Ekim 1553 Cuma). Hünernâme'de Şehzade Mustafa tasviriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Padişahın idamı perde arkasından izlediği anlatısı: Turan, bazı kaynaklarda Kanuni'nin otağın iç bölmelerinden birinde bulunduğu, oğlunun katlini perde arkasından seyrettiği, hatta Mustafa'nın babasının bulunduğu bölmeye geçip onu selamladığı ve Kanuni'nin oğlunu ağır sözlerle suçlayıp katlini işaret ettiği yazılsa da bu hususun doğruluğunun şüpheli olduğunu belirtir. Okur, bu yaygın sahnenin kaynaklarca doğrulanmış bir ayrıntı olmadığını göz önünde tutmalıdır.
İdamın ardından
Mustafa'nın naaşı, çağdaş İtalyan kaynaklarına göre şahla iş birliği yaptığını göstermek için bir İran halısının üzerine konularak otağın önünde teşhir edildi. Ereğli'de cenaze namazı kılındıktan sonra Bursa'ya gönderilerek II. Murad Türbesi yanına gömüldü; II. Selim'in tahta çıkışından sonra üzerine bir türbe yaptırıldı. Şehzadenin mallarına el konuldu, bazı adamları öldürüldü. Annesi Mâhidevran Bursa'ya gönderildi; yanındaki küçük oğlu Mehmed de boğduruldu. Araştırmamız bu idamın Mayıs 1554'te gerçekleştiğini gösteriyor.
Kanuni, tepkilerin Rüstem Paşa üzerinde yoğunlaşacağını anlayarak onu hemen sadrazamlıktan azletti. Olaya "mekr-i Rüstem" (Rüstem'in hilesi, ebced hesabıyla 960) diye tarih düşürüldü. Taşlıcalı Yahyâ'nın ünlü mersiyesi ve şair Sâmi'nin eleştirel beyti, Turan'ın maddesinde idamın halk üzerindeki etkisinin örnekleri olarak geçer. Araştırmamız bir Safevî kaynağının da oğlu Mehmed'in idamını "tekrarlanan zulüm" (sitem-i mükerrer) diye nitelediğini gösteriyor. Gabriel Bounin'in 1561 tarihli La Soltane oyununun kapağıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Uploadalt. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1515: MustafaManisa'da doğar. Şubat 1534: Saruhan sancak beyliği. 16 Haziran 1541: Amasya'ya gönderilir. Kasım 1543: Şehzade Mehmed ölür; 1544'te Selim Manisa'ya gönderilir. 27 Ocak 1551: Mustafa'nın son feryatnâmesi. 28 Ağustos 1553: Kanuni Üsküdar'dan sefere çıkar. 6 Ekim 1553: Mustafa otağda boğdurulur; Rüstem Paşa azledilir. 1554: Oğlu MehmedBursa'da boğdurulur; Düzme Mustafa ayaklanması.
Avrupa edebiyatındaki yankısı
Mustafa'nın katli Avrupalı yazarlara da ilham verdi: P. Bonarelli'nin "Il Solimano", J. Mairet'nin "Le grand et dernier Solyman ou la mort de Mustapha", D. Mallet'nin "Mustapha: A Tragedy" adlı eserleri ve G. Ambrogio ile M. A. Valentini'nin "Solimano" operası bunlar arasındadır. Batı literatürü, Fransız yazar Gabriel Bounin'in 1561'de yazdığı "La Soltane" trajedisinin Osmanlıların Fransız sahnesine ilk kez taşındığı eser olduğunu belirtir; Fulke Greville'in 1609 tarihli "The Tragedy of Mustapha" ve Roger Boyle'un 1665 tarihli oyunu da aynı konuyu işler.
Değerlendirme
Şehzade Mustafa'nın idamı, Osmanlı taht değişimindeki belirsizliğin ve kardeşler arasındaki rekabetin en çarpıcı örneklerinden biridir. Kaynaklar, saray entrikası anlatısının yanında şehzadenin kendi taht hazırlıklarını, ordu ve sipahi çevrelerindeki desteği ve dönemin ekonomik sıkıntılarını da gösterir. Bu yüzden olay, tek bir kişinin tertibinden çok, taht meselesinin siyasi, askerî ve toplumsal boyutlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Şehzade Mustafa olayı neyi değiştirdi?
Şehzade Mustafa'nın idamı, Osmanlı veraset düzeninin en acı sahnelerinden biridir. Kaynaklarda saray çevresindeki rekabet ve sadrazamın rolü farklı ağırlıklarla anlatılır; kesin sorumluluğu tek bir kişiye yüklemek bize göre kaynakların izin verdiğinden fazlasını söylemek olur. Açık olan şu ki bu olay askerin ve halkın gözünde derin bir yara açtı ve hanedan içi rekabetin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini gösterdi.