İçeriğe geç
Giriş yap
0

Celâlî isyanları: Şah Velî'den Kuyucu Murad Paşa'ya Anadolu'nun 'büyük kaçgun' çağı

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt15 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Celâlî isyanları, XVI. Yüzyılın başından XVII. Yüzyılın ortalarına kadar Anadolu'da, farklı nedenlerle devlete karşı çıkan grupların ayaklanmalarına verilen genel addır. "Celâl'e mensup" anlamındaki bu ad, 1519'da Tokat civarında mehdîlik iddiasıyla ayaklanan Celâl oğlu Şah Velî'den gelir. Sonradan çıkan isyanlar, amacı ve türü ne olursa olsun, halk arasında onun adına nispetle "Celâlî" diye anılmaya başlandı. Osmanlı devlet anlayışı bu isyanları "hurûc ale's-sultân", yani hükümdara karşı ayaklanma olarak değerlendirdi.
Şükrî-i Bitlisî'nin Selîmnâme'sinde Celâlî isyanını gösteren minyatür (Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, 1525–1530 dolayı)
Şükrî-i Bitlisî'nin Selîmnâme'sinde Celâlî isyanını gösteren minyatür (Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, 1525–1530 dolayı)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: 1525-1530 artist. Dosya sayfası

İlk dönem: mezhep ve saltanat davası

II. Bayezid zamanında Şah İsmâil'in propagandası en çok Hamîd ve Teke illerinde etkili oldu; Şahkulu Baba Tekeli liderliğinde ayaklananlar "devlet ve saltanat bizimdir" iddiasındaydı. Çaldıran zaferi (1514) Safevî etkisini azalttı ama ortadan kaldırmadı. Kanuni döneminin ilk yıllarında Süklünoğlu, Baba Zünnûn ve Kalender Çelebi gibi önderlerin isyanları çıktı; Hacı Bektâş-ı Velî soyundan geldiğini söyleyen Kalender'in hareketiyle hedef yalnız mezhep davası olmaktan çıkıp saltanat davasına dönüştü. Kalender Çelebi isyanı 1527'de Pargalı İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetlerin Elbistan dolaylarındaki galibiyetiyle bastırıldı.

Kökler: nüfus, toprak, para

İlgürel, XVI. Yüzyılın ikinci yarısında isyanların niteliğinin değiştiğini anlatır. Anadolu'da önemli bir nüfus artışı olmuş, tarım alanları buna yetişememişti. Toprağını bırakan "çiftbozan" köylüler için devlet ve beylerin kapısında "kapı halkı" olmak tek çıkar yoldu; iş bulamayanlar "garip-yiğit" adıyla başıboş gruplar oluşturdu. Medreselere girip istihdam edilemeyen gençler de "suhte" isyanlarının kaynağı oldu. Şehzade Bayezid'in isyanından (1559) sonra takibata uğrayan dirlik sahipleri ve maaşlı "yevmlü" askerler de eşkıyalığa döndü.

Para da büyük rol oynadı. XVI. Yüzyıl sonundaki iktisadi bunalım ve enflasyon halkı ağır etkiledi; çarşı ve pazarlar ayarı düşük akçeyle (züyuf akçe) doldu. Taşradaki idarecilerin çoğu görevlerini para karşılığında alıyor, kısa görev süreleri içinde çeşitli "salgun"larla fazla vergi toplamaya çalışıyordu. Kanuni'nin son yıllarında bu baskıya karşı 1565'te imparatorluğun her köşesine bir adâletnâme gönderilmişti.
Ek bilgi
Dönemin bir şikâyet beyti: İlgürel, idarecilerin görevleri parayla satın almasını eleştiren Kitâb-ı Müstetâb'dan şu beyti aktarır: "Âşikâre bey' iderler kahbe-zenler mansıbı / Niçe kopmasun Celâlî nice olmasun kıtâl." Beyit, makamların açıkça satıldığını ve bunun Celâlîliğin ve kan dökülmesinin sebebi olduğunu söyler. III. Mehmed döneminde (1595–1603) yayımlanan adâletnâme reâyâyı idarecilere ve Celâlîlere karşı korumayı, I. Ahmed'in 1609 adâletnâmesi ise doğrudan tefecilerden ve haksız salgunlardan korumayı amaçladı.

Büyük isyanlar: Karayazıcı ve Deli Hasan

Osmanlı-İran savaşları sırasında suhte hareketi Anadolu'nun her yanına yayıldı, ardından başlayan Osmanlı-Avusturya savaşları isyanları artırdı. Haçova seferinden sonra Cigalazade Sinan Paşa'nın yaptığı yoklamada (1596) dirlikleri ellerinden alınan zeâmet ve timar sahipleri ile kapıkulundan 30.000 kişi Anadolu'ya kaçtı ve Karayazıcı Abdülhalim'in yanındaki âsilerin sayısını artırdı. Âsiler kapıkulu teşkilatına benzer bir askerî düzen kurdular. Urfa'yı ele geçiren Karayazıcı'nın, rivayete göre hükümdarlığını ilan ederek "Halim Şah" adıyla fermanlar gönderdiği anlatılır. Kayseri civarında bir orduyu yendiyse de Malatya yakınlarında Sokulluzade Hasan Paşa'ya yenildi.

Yerine geçen kardeşi Deli Hasan Kütahya'yı istila edip Afyonkarahisar üzerine yürüdü; mesele tatlılıkla çözülmeye çalışıldı ve Deli Hasan'a 1603'te Bosna beylerbeyiliği verildi. Bu tarihten 1608'e kadar Anadolu'da "büyük kaçgunluk" devri yaşandı: halk yerini yurdunu bırakıp müstahkem şehir ve kasabalara, İstanbul'a, hatta Rumeli'ye kaçtı.
Karayazıcı'yı 1601'de yenen Sokulluzade Hasan Paşa'yı birlikleriyle gösteren minyatür (Bâkî Divanı, 1590–1595)
Karayazıcı'yı 1601'de yenen Sokulluzade Hasan Paşa'yı birlikleriyle gösteren minyatür (Bâkî Divanı, 1590–1595)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mahmud Abd al-Baki, 1590–95. Dosya sayfası

Canbolatoğlu, Tavil ve Kalenderoğlu

Halep Beylerbeyi Canbolatoğlu Hüseyin Paşa İran seferine geç kaldığı gerekçesiyle Cigalazade Sinan Paşa tarafından idam edilince yeğeni Canbolatoğlu Ali Kilis ve çevresinde ayaklandı. Şam ve Halep'e hâkim olan Ali, Osmanlı ordusuna benzer piyade ve atlı teşkilatı kurdu, adına hutbe okutup sikke kestirdi ve Avrupa devletleriyle temasa geçti. Sekbanlıktan yetişen Tavil Ahmed'in oğullarından biri düzme bir fermanla Bağdat valiliğini ele geçirdi. Kalenderoğlu ise Ankara sancak beyliğine fiilen sahip olamayınca yeniden ayaklandı ve Manisa ile çevresini nüfuzu altına aldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Yabancı tanıklar ve kayıtlar: Batı literatürü, isyanların birincil kaynakları arasında 1608–1618 arasında Osmanlı topraklarında dolaşan Ermeni yolcu Polonyalı Simeon'u, 1602–1662 olaylarını yazan Tebrizli Arakel'i ve Ermeni elyazmalarının sonuna eklenen uzun ferağ kayıtlarını (kolofon) sayar. Rodosto'nun (Tekirdağ) Ermeni piskoposu Grigor Daranaghtsi, isyanları yolsuzluk, haksız toprak el koymaları ve kıtlığa bağlamıştır. Türk tarihçiliğinde Mustafa Akdağ enflasyonu ve işsiz kalan askerî kuvvetleri öne çıkarırken, Batı literatürünün aktardığına göre Karen Barkey Celâlîlerin isyandan çok devlet kaynaklarından pay almaya çalıştığını, Halil İnalcık da düzensiz askerlerin devlet içinde mevki elde etmeye uğraştığını savunur. Dört farklı yorum aynı olayları farklı açılardan okur; ortak noktaları, isyanların bir merkezden yönetilmeyip yerel güç peşinde olmasıdır.

Kuyucu Murad Paşa'nın harekâtı

Türk literatürünün Kuyucu Murad Paşa bahsine göre 11 Aralık 1606'da sadrazam olan Murad Paşa, Temmuz 1607'de harekete geçti. Önce Kalenderoğlu'na Ankara sancak beyliğini vererek arkasını güvenceye aldı, sonra Konya, Lârende ve Adana üzerinden Canbolatoğlu'nun üzerine yürüdü. Belen geçidinden dolaşarak Oruç ovasına indi; çatışmalar 23 Ekim 1607'de başladı, asıl savaş ertesi gün yapıldı ve Canbolatoğlu yenildi. Ağustos 1608'de Göksun yaylasındaki Alaçayır'da Kalenderoğlu da yenilip İran'a kaçtı. Murad Paşa 18 Aralık 1608'de yanında yaklaşık 400 Celâlî bayrağıyla İstanbul'a döndü.

Anadolu'daki Celâlî baskısı Kuyucu Murad Paşa'nın sert ve kanlı tedbirleriyle etkisini yitirdi; binlerce Celâlî ortadan kaldırıldı, isyana meyilli olanlar sindi. Türk literatürünün Murad Paşa bahsi, kaynaklarda onun 60–70.000 civarında Celâlîyi öldürdüğünün rivayet edildiğini kaydeder.

Sonraki dalgalar

Sağlanan sükûnet, II. Osman'ın öldürülmesinin ardından onun kanını dava ederek Erzurum'da ayaklanan Abaza Mehmed Paşa ile bozuldu; Abaza'nın kolayca taraftar bulmasının bir sebebi sindirilmiş Celâlî kalıntılarının ona katılmasıydı. IV. Murad'ın 1632'de yönetimi bizzat ele almasıyla daha huzurlu bir dönem başladı. IV. Mehmed'in ilk yıllarında Haydaroğlu, Katırcıoğlu, Gürcü Abdünnebî ve Abaza Hasan Paşa isyanları görüldü; sonuncusu Köprülü Mehmed Paşa'nın çabalarıyla güçlükle bastırıldı. Bu dönem kaynaklarında "Celâlî" yerine giderek "eşkıya" ya da "türedi eşkıyası" deyimleri kullanıldı.

İlgürel, hareketin genel seyrini şöyle özetler: mezhep mücadelesi biçiminde ve dış tahriklerle başlayan Celâlîlik, hükümete karşı olan zümreleri de içine alarak genişledi; XVII. Yüzyılın ilk yarısından itibaren mezhep meselesi geri planda kaldı ve tamamen idareye karşı bir hareket niteliği kazandı. Bu dönemin Celâlî liderlerinin hemen hepsi devlet görevindeyken azledilmiş kişilerdi.
1590 dolayında Osmanlı Devleti ve bağlı toprakları gösteren harita
1590 dolayında Osmanlı Devleti ve bağlı toprakları gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Chamboz. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
1511: Şahkulu Baba Tekeli ayaklanması.
1519: Celâl oğlu Şah Velî ayaklanması; "Celâlî" adının kaynağı.
1527: Kalender Çelebi isyanı bastırılır.
1565: İdarecilerin baskısına karşı adâletnâme.
1596: Haçova sonrası yoklama; kaçan askerler Anadolu'ya geçer.
1598–1601: Karayazıcı isyanı.
1603: Deli Hasan'a Bosna beylerbeyiliği verilir.
24 Ekim 1607: Oruç ovasında Canbolatoğlu yenilir.
Ağustos 1608: Alaçayır'da Kalenderoğlu yenilir.
30 Eylül 1609: I. Ahmed'in adâletnâmesi.
1622–1628: Abaza Mehmed Paşa isyanı.
1658–1659: Abaza Hasan Paşa isyanı.

Celâlî isyanları hakkında düşündüklerimiz

Celâlî isyanlarını tek bir nedenle açıklamak bize yanlış geliyor. Nüfus baskısı, ordudan dönen silahlı gruplar, iklim koşulları ve taşra yönetimindeki aksaklıklar birlikte etkili oldu. 'Büyük kaçgun' denilen göç dalgası köylerin boşalmasına ve tarımın zarar görmesine yol açtı. Bu dönemi anlamak, Osmanlı taşrasının XVII. Yüzyıldaki dönüşümünü anlamanın da anahtarıdır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap