Irakeyn Seferi, Kanuni Sultan Süleyman'ın 1533–1535 yılları arasında Safevîlere karşı düzenlediği ilk İran seferidir. Ordunun dönüşü 8 Ocak 1536'da tamamlandığı için sefer zaman zaman 1533–1536 aralığıyla da anılır. Bu, Osmanlı ordusunun doğuya yönelik en büyük ve en uzun süreli askerî harekâtlarından biridir. Ad, seferde hem İran'ın kuzeybatısındaki Irâk-ı Acem'e hem de Bağdat ve çevresini kapsayan Irâk-ı Arap'a girilmesinden gelir: "Irakeyn", yani "iki Irak". Irakeyn Seferi güzergâhını gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.5, yazar: Kılıç46. Dosya sayfası
Sebepler
Sefer, 1514Çaldıran Savaşı'ndan sonra geçen on dokuz-yirmi yıllık aradan sonra Osmanlı–Safevî mücadelesini yeniden başlattı. Yavuz Sultan Selim'in 1520'deki ölümünden sonra Şah İsmail, Kanuni'nin Belgrad ve Rodos seferleriyle meşgul olmasından yararlanarak Anadolu'daki propaganda faaliyetlerini hızlandırmış, Doğu anadoluAnadolu'daki aşiretler üzerinde nüfuz kurmaya çalışmıştı. Şah İsmail'in 1524'teki ölümü ve yerine çocuk yaştaki oğlu I. Tahmasb'ın geçmesi, Kanuni'ye İran meselesini çözmek için bir fırsat gibi görünmüş, ancak Avrupa'daki gelişmeler bu niyeti ertelemişti.
Mohaç seferi sırasında Anadolu'nun orta ve doğu kesimlerinde, Emecen'in ifadesiyle "Safevî propagandasının ve bu maksatla gönderilen casusların bir ölçüde etkisiyle", geniş çaplı isyanlar çıktı. Bu isyanların bastırılmasından sonra sınırdaki karşılıklı iltica olayları seferin görünür sebeplerini oluşturdu:
Bağdat'ı ele geçirdikten sonra Osmanlılara bağlılık bildiren Zülfikar Han'a karşı harekete geçen Tahmasb, böylece fiilen Osmanlı toprağı sayılan Bağdat'ı yeniden aldı.
Safevî emirlerinden Ulama Han Osmanlılara sığındı.
İngilizce literatür benzer gerekçeleri sayar; buna ek olarak Safevîlerin Habsburglarla, Osmanlı'ya iki cepheden saldıracak bir ittifak için görüşmeler yürüttüğünü de belirtir.
İbrahim Paşa'nın öncü harekâtı
1533'te Habsburglarla yapılan barışla batı cephesini güvenceye alan Kanuni, geniş yetkiler verdiği sadrazam Makbul (Pargalı) İbrahim Paşa'yı 21 Ekim 1533'te önden gönderdi. İbrahim Paşa Aralık 1533'te Halep'e vardı ve kışı orada geçirdi. Önceden Bağdat'a yürümesi kararlaştırılmıştı; fakat Mayıs 1534'te Diyarbekir'e geldiğinde, Ulama Han'ın etkisiyle ve Tahmasb'ın Horasan'da Özbeklerle uğraşmasından yararlanarak Tebriz'e yöneldi.
İbrahim Paşa, 6 Ağustos 1534'te (25 Muharrem 941) küçük bir çarpışmanın ardından boşaltılmış olan Tebriz'e kolayca girdi. Padişaha gönderdiği raporlara göre ertesi gün otuz yıldır kullanılmayan Uzun Hasan Camii'nde cuma namazı kılındı, Tebriz beylerbeyiliği Ulama'ya verildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Tebriz ve Bağdat'ın alınış tarihleri kaynaklar arasında farklıdır. Türk literatürü ve Türk literatürü, İbrahim Paşa'nın Tebriz'e 6 Ağustos 1534'te girdiğini, Bağdat'ın ise 28 Kasım 1534'te alındığını yazar. Batı literatürünün Osmanlı–Safevî Savaşı (1532–1555) bahsi ise Tebriz'in 15 Temmuz 1534'te alındığını, Bağdat'ın da Aralık 1534'te ele geçirildiğini belirtir. Türk literatürü Hicrî tarihleri (25 Muharrem 941, 21 Cemâziyelevvel 941) de verdiği için bu konuda daha ayrıntılı bir dayanak sunar. Batı literatürü ayrıca harekâtın 1532'de başladığını yazar; Türk literatürü ise İbrahim Paşa'nın yola çıkışını 1533 sonbaharına koyar.
Padişahın yürüyüşü ve Tahmasb'ın taktiği
Kanuni 14 Haziran 1534'te Üsküdar'dan hareket etti. 20 Temmuz'da Konya'ya vardı ve Mevlânâ'nın türbesini ziyaret etti; Kayseri–Sivas–Erzincan yolunu izleyerek Erzurum'a ulaştı. Tahmasb'ın Tebriz'e doğru harekete geçtiğini öğrenen İbrahim Paşa, padişaha bir an önce yetişmesi için haberci gönderdi. Hızla ilerleyen Kanuni 28 Eylül 1534'te Tebriz'e girdi ve iki ordu Ucan'da birleşti. Gîlân hanı Muzaffer Sultan burada padişaha bağlılık bildirdi. Cristofano dell'Altissimo'nun Şah Tahmasb portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Cristofano dell'Altissimo. Dosya sayfası
Tahmasb ise meydan savaşından kaçındı. Emecen bunu şöyle özetler: Çaldıran yenilgisinin etkisiyle Osmanlı ordusunun üstün ateşli silah gücünü göz önüne alan Tahmasb, "yıpratma taktiğini tercih edip âni baskınlar yaptırmak ve Osmanlı ordusunun geçeceği yerleri tahrip ettirmek gibi pasif fakat akıllı bir direniş" gösterdi. İngilizce literatür de bu stratejiyi ikmal kollarını taciz ve "yakıp yıkma" (scorched earth) politikası olarak tanımlar.
Osmanlı ordusu halkı göç ettirilmiş, ıssız ve sarp Irâk-ı Acem arazisinde çok güç şartlar altında Sultaniye'ye ulaştı; ancak Tahmasb'ın izine rastlanmadı. Burada Dulkadıroğullarından Şahruh Bey oğlu Mehmed iki beyle birlikte gelip itaat etti ve kendisine Erzurum beylerbeyiliği verildi (14 Ekim 1534). Ordu 29 Ekim'de Hemedan önlerine, oradan Kasr-ı Şirin'e ulaşıp Bağdat'a yöneldi.
Bağdat'ın alınışı
Büyük zorluklarla yapılan ve kayıplara yol açan bu yürüyüşün sonunda Osmanlı ordusu Bağdat önlerine geldiğinde, kaledeki Safevî muhafızı Tekelü Mehmed Han şehri terk ederek Şiraz'a kaçtı. Bağdat28 Kasım 1534'te (21 Cemâziyelevvel 941) kolayca ele geçirildi.
Kanuni 1534–1535 kışını Bağdat'ta geçirdi ve burada Osmanlı idari düzenini kurdu. Dört ay şehirde kalan padişah imar faaliyetlerinde bulundu; İmâm-ı Âzam (Ebû Hanîfe) Türbesi medrese, cami, imaret, ribat ve hamam ilavesiyle yeniden yaptırıldı. Bu sırada Basra hâkimi Râşid b. Megāmis itaat arz etti; Safevîlerin Horasan beylerbeyi Kadı Han da bağlılık bildirdi ve Irâk-ı Arap sınırındaki Şehrübân, Kerkük, Mendelî ve Harûniye bölgesi kendisine sancak olarak verildi.
Tarih notu
Seferin kronolojisi: 21 Ekim 1533: İbrahim Paşa İstanbul'dan yola çıkar. Aralık 1533: Halep'te kışlak. 14 Haziran 1534: Kanuni Üsküdar'dan hareket eder. 6 Ağustos 1534: İbrahim Paşa Tebriz'e girer. 28 Eylül 1534: Kanuni Tebriz'e girer. 28 Kasım 1534: Bağdat alınır. 3 Temmuz 1535: Kanuni yeniden Tebriz'de. 23 Eylül 1535: Ordu Ahlat'a gelir. 8 Ocak 1536: İstanbul'a dönüş.
İkinci Tebriz harekâtı ve dönüş
Bir süre sonra Diyarbekir beylerbeyi Mehmed Paşa'dan gelen haberler üzerine ordu yeniden Tebriz'e yürümek üzere hazırlandı. Tahmasb Tebriz'i geri almış ve Van'ı kuşatmıştı. Kanuni 3 Temmuz 1535'te Tebriz'e geldi ve sürekli çekilen Tahmasb'ı takip etmek için İran içlerinde Dergezin'e kadar ilerledi. Şahın izine rastlanamayınca 20 Ağustos'ta Tebriz'e dönüldü. Osmanlı ordusu Tebriz'i boşaltarak 23 Eylül 1535'te Ahlat'a geldi.
Ordunun çekilmesi üzerine Tahmasb hızla Tebriz'e girdi ve Van'ı ele geçirdi. Erciş'i kuşatan Safevî ordusu şehri alamadı; Osmanlı kuvvetleri de Van'ı geri alamadı. Kış ilerleyince ve Tahmasb'ın Van'a asker bırakıp ayrıldığı haber alınınca Kanuni ileri harekâttan vazgeçti. Ahlat'tan Bitlis'e, oradan Diyarbekir'e, Halep, Antakya, Gülek Boğazı ve Konya yoluyla 8 Ocak 1536'da İstanbul'a ulaştı. Süleymannâme'de padişahın huzurundaki İbrahim PaşaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Arifi, 16th century. Dosya sayfası
Ek bilgi
Seferden sonraki gelişmeler: Sefer dönüşünden kısa bir süre sonra, Mart 1536'da sadrazam Pargalı İbrahim PaşaTopkapı Sarayı'nda idam edildi. Osmanlı–Safevî mücadelesi bitmedi; Kanuni 1548–1549 ve 1553–1555 yıllarında iki İran seferi daha yaptı. Savaş, 1555Amasya Antlaşması ile sona erdi ve Irakeyn Seferi'nde elde edilen Bağdat ve Irâk-ı Arap kazanımları bu antlaşmayla teyit edildi.
Sonuçlar
Osmanlı tarihinin doğuya yönelik en uzun ve en büyük askerî harekâtlarından biri olan Irakeyn Seferi'nin en kalıcı sonucu, Bağdat ve çevresinin Osmanlı yönetimine girmesidir. Araştırmamız, bu seferle Bağdat, Basra ve civarında Osmanlı hâkimiyetinin başladığını gösteriyor. Tebriz ise iki kez alınmasına rağmen elde tutulamadı; Safevîlerin yıpratma taktiği, Osmanlı ordusunun ikmal hatlarının çok uzadığı İran yaylasında kalıcı bir hâkimiyet kurmasını engelledi. Bu durum, sonraki seferlerde de tekrarlanacak bir sınırı gösterdi: Osmanlı ordusu meydan muharebesinde üstündü, ancak savaşı kabul etmeyen bir rakibi geniş ve ıssız arazide yenmek çok daha zordu.
Irakeyn Seferi hakkında düşündüklerimiz
Irakeyn Seferi, Osmanlı'nın doğu sınırını Bağdat'a kadar genişleten ve Mezopotamya'nın zengin topraklarını devlete katan bir harekâttı. Tebriz'in kalıcı olarak tutulamaması ise Safevîlerle mücadelenin coğrafyanın izin verdiği ölçüde yürütülebildiğini gösterir. Kanımızca seferin en uzun ömürlü sonucu, Bağdat'ın yaklaşık dört yüz yıl sürecek Osmanlı idaresine girmesidir.