22 Temmuz 1533 tarihinde İstanbul'da, Osmanlı Devleti ile Avusturya Arşidüklüğü arasında bir barış uzlaşması sağlandı. Türkçe kaynaklarda "İstanbul Antlaşması" diye anılan bu uzlaşma, Batı literatüründe çoğunlukla "Truce of Constantinople", yani İstanbul Mütarekesi adıyla geçer. Adlandırmadaki bu fark, metnin niteliğine dair tartışmanın da ilk işaretidir: yazılı bir antlaşma metni mi, yoksa sözlü bir uzlaşma mı? Barthel Beham'ın 1531 tarihli Ferdinand gravürüGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Barthel Beham. Dosya sayfası
Arka plan: Mohaç'tan sonra iki kral
29 Ağustos 1526'daki Mohaç Muharebesinde Macar kralı II. Lajos (Layoş) bataklıkta boğularak öldü ve geride varis bırakmadı. Osmanlı DevletiMacaristan'ı doğrudan ilhak etmedi; taht birkaç ay boş kaldı. Ardından iki aday ortaya çıktı: Erdel voyvodası János Zápolya (Szapolyai) ve Avusturya arşidükü Ferdinand. Macar soylularının çoğu Zápolya'yı desteklerken Ferdinand, ağabeyi Kutsal Roma-Cermen İmparatoru V. Karl'ın desteğiyle kendini Macaristan kralı ilan etti. I. Süleyman ise Zápolya'yı tanıdı.
Ferdinand'ın kuvvetleri Zápolya'yı yenerek 20 Ağustos 1527'de Budin'e girdi. Ferdinand, Osmanlı'ya vergi ödemesi karşılığında kral olarak tanınmayı istedi; Süleyman bunu reddetti. 10 Mayıs 1529'da yeni bir sefere çıkan Osmanlı ordusu Budin'i kuşattı ve şehrin teslim olmasıyla yönetimi yeniden Zápolya'ya verdi. Ardından 27 Eylül 1529'da Viyana kuşatıldı, ancak kuşatma Ekim ortasında kaldırıldı ve ordu 16 Aralık 1529'da İstanbul'a döndü.
Dikkat: yanlış bilinen
Budin'in teslim tarihi ve Viyana kuşatmasının kaldırılış günü kaynaklarda bir iki gün farkla verilir. Türk literatürünün 1533 bahsi Budin kuşatmasını 3 Eylül, teslimi 7 Eylül 1529 olarak verir ve kuşatmanın 16 Ekim'de kaldırıldığını yazar; başka kaynaklarda Viyana kuşatmasının bitişi 14 veya 15 Ekim olarak geçer. Fark, kuşatmanın fiilen kaldırıldığı gün ile ordunun çekilmeye başladığı günün farklı esas alınmasından kaynaklanıyor olabilir.
Viyana'dan sonra Ferdinand'ın gönderdiği ikinci elçi de Macaristan tacının kendisine verilmesini istedi ve yine ret cevabı aldı. Ferdinand, 1530 yılının Ekim–Aralık aylarında Budin'i kuşattı; ancak bu kuşatma başarısız oldu. Bunun üzerine Süleyman ve sadrazam Pargalı İbrahim Paşa25 Nisan 1532'de İstanbul'dan yeniden yola çıktı. Batı literatüründe Güns (Kőszeg) kuşatmasıyla anılan bu sefer, bazı kalelerin Osmanlı egemenliğine geçmesiyle sona erdi ve ordu 21 Kasım 1532'de İstanbul'a döndü.
Tarih notu
Kronoloji özeti: 29 Ağustos 1526: Mohaç; II. Lajos ölür. 20 Ağustos 1527: Ferdinand Budin'e girer. 1529: Budin geri alınır, Viyana kuşatılır. 1530: Ferdinand'ın başarısız Budin kuşatması. 1532: Alman seferi (Güns/Kőszeg). 22 Temmuz 1533: İstanbul'da barış uzlaşması. 1538: Nagyvárad (Váradi) Antlaşması (Ferdinand–Zápolya). 1540: Zápolya ölür; savaş yeniden başlar.
Uzlaşmanın şartları
Türkçe kaynaklara göre bu uzlaşmayla Ferdinand, Macaristan'ın batısındaki küçük bir bölge kendisinde kalmak üzere Macaristan üzerindeki hak iddiasından vazgeçti, Zápolya'nın krallığını tanıdı ve Osmanlı Devleti'ne yıllık 30.000 altın vergi ödemeyi kabul etti. Aynı anlatımlar, Avusturya arşidükünün protokolde Osmanlı sadrazamına denk sayılacağını da kaydeder. Araştırmamız, uzlaşmanın Fransa, Venedik ve Papalık tarafından da tasdik edildiğini gösteriyor.
İngilizce literatür benzer bir tablo çizer: Ferdinand, Osmanlı üstünlüğünü kabul ederek Süleyman'ı "baba ve metbû" olarak tanımış, Macaristan'daki toprakları için yıllık bir vergi ödemeye razı olmuş ve sadrazamı kendi rütbesine eşit, "kardeş" olarak kabul etmiştir. Romanyalı tarihçi Ferdinand, Macaristan'ın batısındaki küçük bir toprak parçası dışında iddialarını geri çekti. Macar asıllı tarihçi Gábor Ágoston ise Süleyman'ın Macaristan krallığını Zápolya'ya verdiğini, ancak Habsburglarla bir paylaşıma da razı olduğunu belirtir; sınırları belirlemek için Venedikli Lodovico (Alvise) Gritti Macaristan'a gönderilmiştir. Sebald Beham'ın yaklaşık 1530 tarihli İbrahim Paşa tasviriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Quistnix!. Dosya sayfası
Unvanlar meselesi
Uzlaşmanın en çok tartışılan yanlarından biri hükümdar unvanlarıdır. Osmanlı tarafı Ferdinand'ı "Almanya kralı", V. Karl'ı "İspanya kralı" olarak anmış; Süleyman, Ferdinand'dan Osmanlı padişahı dışında kimseye "imparator" denmemesini istemiştir. Öte yandan Batı literatüründe özetlenen başka değerlendirmeler, Habsburgların bu unvan sıralamasını hiçbir zaman tanımadığını ve Osmanlı kançılaryasının başka yazışmalarda Fransa krallarını (I. François ve IX. Charles) "imparator" diye andığını, dolayısıyla unvan kullanımında tutarsızlık bulunduğunu vurgular.
Dikkat: yanlış bilinen
Türkçe ve yabancı kaynakların karşılaştırması: Türkçe kaynaklar 1533 uzlaşmasını "antlaşma" olarak adlandırır ve vergi miktarını 30.000 altın olarak verir. İngilizce literatürde ise 1533 ile 1547, 1568, 1573, 1576, 1584 ve 1591 uzlaşmalarının, sınırlı süreli saldırmazlık içeren mütarekeler olduğu; on altıncı yüzyıl boyunca gerçek bir barış antlaşması yapılmadığı görüşü yaygındır. Ágoston bu uzlaşmayı "antlaşma veya mütareke" diye adlandırmakla birlikte niteliğini yalnızca "sözlü bir vaat" olarak tanımlar. Ferdinand ile elçisi arasındaki yazışmalar da uzlaşmayı Süleyman ile kral arasındaki kişisel bir mesele olarak gösterir. Batı literatürü, bu uzlaşmalardan yalnızca 1547 mütarekesinin V. Karl tarafından onaylandığını belirtir; bu, Türk literatüründeki "Papalık ve Venedik de tasdik etti" ifadesiyle aynı şey değildir. İki anlatım da metnin yazılı değil sözlü olduğu noktasında birleşir.
Neden 1533'te?
Uzlaşmanın zamanlaması doğudaki gelişmelerle doğrudan bağlantılıdır. Safevî şahı I. Tahmasb Osmanlı'nın doğu sınırlarında hareketlenmiş, Bitlis hâkimi Şeref Han Safevîlere, Safevî emirlerinden Ulama Han ise Osmanlılara sığınmıştı. Türk literatürünün Irakeyn Seferi bahsi, Kanuni'nin "1533'te Habsburglar'la yapılan barışla Avrupa'daki meseleleri halleden" bir padişah olarak hemen İran seferi hazırlıklarına başladığını ve sadrazam İbrahim Paşa'yı 21 Ekim 1533'te önden gönderdiğini belirtir. İngilizce literatür de Süleyman'ın faaliyetlerini doğuya yoğunlaştırmaya karar verdiğini ve batıdaki çatışmaları bu yüzden askıya aldığını yazar. Yani 1533 barışı, iki cephede birden savaşmamak için batı cephesini geçici olarak dondurma girişimiydi.
Barışın sonu
Barış uzun ömürlü olmadı. İngilizce kaynaklara göre Süleyman, 1534–1535 Irakeyn Seferi'ni tamamladıktan sonra, 1536'dan itibaren uzlaşmayı geçersiz saydı. 1537'deki Gorjani (Gorján) Muharebesi ve 1538'deki Preveze Deniz Savaşı barışın fiilen bozulduğunu gösterdi.
Bu arada Ferdinand ile Zápolya, 1538'de Nagyvárad'da (bugünkü Oradea) gizli bir antlaşma imzaladı. Buna göre çocuğu olmayan Zápolya'nın ölümünden sonra taht Ferdinand'a geçecekti. Ancak antlaşmadan sonra Zápolya'nın eşi bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Zápolya 1540'ta ölünce Ferdinand tahtı yeniden talep etti ve savaş yeniden başladı. Bu kez Süleyman, Macaristan'ı bağlı bir krallık olarak bırakma politikasını terk etti; 1541 ve 1543 seferleriyle Macaristan'ın büyük kısmı Osmanlı topraklarına katıldı. Zápolya'nın bebek yaştaki oğlu ise babasının eski prensliği Erdel'e gönderildi.
Ek bilgi
1533 uzlaşmasının tarihsel önemi, Osmanlı–Habsburg ilişkilerinde bir protokol düzeni kurmasıdır: Habsburg hükümdarının Osmanlı sadrazamına denk sayılması, sonraki on yıllar boyunca iki taraf arasındaki yazışmaların ve elçilik törenlerinin tonunu belirledi. Bu düzen ancak 1606 Zitvatorok Antlaşması'yla, Habsburg hükümdarının padişaha eşit "imparator" unvanıyla anılmasının kabul edilmesiyle değişti.
Değerlendirme
İstanbul uzlaşması, yazılı bir antlaşma metni bırakmadığı için tarihçileri farklı adlandırmalara yöneltmiştir. Türkçe literatür onu, Kanuni döneminin Avrupa'daki üstünlüğünü belgeleyen bir antlaşma olarak görür. Batı literatürü ise geçici bir mütareke, hatta kişisel bir sözlü vaat olarak yorumlar. Her iki yorum da aynı olgular üzerinde birleşir: Ferdinand Macaristan'ın büyük bölümü üzerindeki iddiasını askıya aldı, Osmanlı'ya vergi ödemeyi kabul etti ve Osmanlı Devleti doğuya, Safevîlere yönelme fırsatı buldu. Bu fırsatın sonucu, bir sonraki yıl başlayan Irakeyn Seferi oldu.
1533 barışı neyi değiştirdi?
1533 barışı, Habsburgların Osmanlı ile doğrudan anlaşma masasına oturduğu ilk örneklerden biridir. Ferdinand'ın Macaristan iddiasından fiilen vazgeçmesi ve sadrazamla aynı protokol düzeyinde muhatap alınması, iki tarafın güç ilişkisini açıkça yansıtır. Bize göre bu antlaşmanın değeri, maddelerinden çok Osmanlı diplomasisinin Avrupa'da nasıl bir hiyerarşi kurduğunu göstermesindedir.