Ahmed Rıza Bey, Jön Türk hareketinin Avrupa'daki en uzun soluklu yüzüdür. Yaklaşık yirmi yıl Paris'te yaşadı, İttihat ve Terakki'nin ilk resmî yayın organı Meşveret'i çıkardı, 1908'de İstanbul'a "hürriyetçilerin babası" olarak döndü ve Meclis-i Mebusan'ın ilk başkanı oldu. Millî Mücadele yıllarında ise Mustafa Kemal'in bir mektubu üzerine yeniden Paris'e gitti ve Anadolu hareketi lehine kamuoyu oluşturmaya çalıştı. Bu yazı Vikipedi'nin Ahmed Rıza maddesini ana kaynak alır; tarih karşılaştırmaları için Amasya Genelgesi ve 31 Mart Olayı maddelerine başvurulmuştur. Ahmed Rıza Bey'in portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Bir devlet ailesinden ziraatçı
Vikipedi'ye göre Ahmed Rıza1858'de İstanbul'da doğdu. Babası Şura-yı Devlet ve Meclis-i Âyan üyelerinden Ali Rıza Bey, annesi Müslüman olmuş Avusturyalı Macar asıllı bir ailenin kızı Nâile Hanım'dı. Aile nesiller boyu devlet hizmetinde bulunmuştu: dedesi Ziraat ve Darphane nazırlığı yapmış, büyük dedesi Kemankeş Efendi III. Selim'in sır kâtibi olmuştu.
Batı kültürüyle yetişen Ahmed Rıza, Beylerbeyi Rüştiyesi'nden sonra Mahrec-i Aklâm'a ve Mekteb-i Sultani'ye devam etti, bir süre Bâbıâli Tercüme Odası'nda çalıştı. Kaynağa göre hayatının yönünü, Anadolu'da sürgünde bulunan babasının yanındayken gördüğü köylü yoksulluğu belirledi. Bunun nedenlerini anlamak için ziraat okumaya karar verdi ve 1884'te Fransa'daki Grignon Ziraat Mektebi'ni bitirdi.
Yurda dönünce yeni tarım makineleriyle bir işletme kurmayı denedi, başaramadı. Köylünün geri kalışını modern tarım yöntemlerini bilmemesine bağladı ve eğitim yoluyla köylüyü aydınlatmak için Maarif Nezareti'ne girdi. Bursa maarif müdürüyken 1887'de istifa etti. Vikipedi'nin deyişiyle, devletin idaresinin "şu veya bu noktasını ıslah etmekle işin içinden çıkılamayacağını" anlamıştı.
Pozitivizm ve Paris
Ahmed Rıza pozitivizmle Jean-François Robinet'nin bir eseri aracılığıyla tanıştı. Kaynağa göre Robinet'nin sömürgeciliğe ve Tunus'un işgaline karşı çıkan az sayıdaki Fransız aydınından biri olması onu etkiledi; Robinet'yi Osmanlı'nın bütünlüğünü savunduğu için "Türkiye'nin yılmaz bir dostu" olarak niteledi.
Dikkat: yanlış bilinen
Ahmed Rıza'nın 1889'da Paris'e nasıl gittiği kaynakta iki rivayetle verilir: birine göre Fransız İhtilali'nin yüzüncü yılı için açılan sergiyi görmek bahanesiyle izin alarak, ötekine göre kaçarak gitti. Madde hangisinin doğru olduğuna karar vermez.
Paris'te Fransız adliyesinde tercümanlık yaptı. Bir yandan Sorbonne'da doğa tarihi derslerine, bir yandan da Pierre Laffitte'in pozitivizm derslerine devam etti. 1891'de Osmanlı kadınları üzerine verdiği bir konferanstaki "hürriyetperverâne" ifadeler yüzünden yurda çağrıldı; dönmedi ve İstanbul'a yazdığı mektupta hiçbir gizli cemiyete üye olmadığını, vatanın hukukunu gerektiğinde Paris gazetelerinde savunacağını bildirdi.
"Nizam ve Terakki" önerisi ve Meşveret
Vikipedi'ye göre Ahmed Rıza, İstanbul'da kurulan İttihad-ı Osmani Cemiyeti'nin üyeleriyle yazışıyordu ve cemiyetin ilk nizamname taslağı ona da gönderilmişti. 1892 tutuklamalarından sonra Paris'e kaçan muhalifler 1894'te ona cemiyete katılmayı önerdi. Ahmed Rıza kabul etti, ama adın değişmesini istedi. Kaynağa göre önerisi "Nizam ve Terakki" idi; cemiyet önerilen adı biraz değiştirerek "İttihat ve Terakki" adını benimsedi.
Paris sefiri Yusuf Ziya Paşa, padişah adına ona dönmesi hâlinde önemli görevler teklif etti; Ahmed Rıza bu teklifi de padişahın gönderdiği 2500 altınlık ihsanı da reddetti. Paris'teki Jön Türk grubunun başına geçti ve Meşveret gazetesini, Fransızca ekiyle birlikte çıkarmaya başladı.
On beş günde bir çıkan Meşveret 1908'e kadar yayımlandı ve başyazılarının hepsini Ahmed Rıza yazdı. Vikipedi'ye göre İttihat ve Terakki'nin programı ilk olarak Meşveret'in 3 Aralık 1895'te çıkan ilk sayısında yer aldı ve büyük ölçüde onun görüşlerini yansıtıyordu. Fransız hükûmeti, Abdülhamid'in baskısıyla 11 Nisan 1896'da Türkçe Meşveret'i yasakladı; gazete önce İsviçre'ye, Eylül 1897'de Belçika'ya taşındı. Belçika da baskıya boyun eğdi ve Ahmed Rıza 13 Aralık 1898'de sınır dışı edildi.
Ek bilgi
Kaynağa göre Ahmed Rıza'nın laik ve pozitivist görüşleri muhafazakâr Jön Türklerle arasını açtı. Aralık 1896'da cemiyetin başına Mizancı Murad getirildi. Ahmed Rıza pozitivistlerin takvimini kullandığı için dinsizlikle suçlandı ve Girit isyanını destekler bir yazıyı yalanlamadığı için bir süre cemiyetten dışlandı.
Sabahattin Bey ile ayrılık
1899 sonunda Damat Mahmud Paşa ile oğulları Prens Sabahattin ve Lütfullah'ın Avrupa'ya kaçmasıyla hareket canlandı. Şubat 1902'de Paris'te Osmanlı Hürriyetperveran Kongresi, yani I. Jön Türk Kongresi toplandı. Vikipedi'ye göre kongrede, rejimi devirmek için yabancı müdahalesi istenip istenmeyeceği konusunda iki grup karşı karşıya geldi; Prens Sabahattin ve Ermenilerden oluşan "müdahaleciler" karşısında Ahmed Rıza taraftarı "adem-i müdahaleciler" azınlıkta kaldı. Kongreden sonra Ahmed Rıza grubu Terakki ve İttihat Cemiyeti'ni, Sabahattin grubu ise Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'ni kurdu. Kaynağa göre bu grubun çıkardığı Şura-yı Ümmet dergisi Paris'te hazırlanıp Kahire'de basıldı.
1906'da Selanik'te subay ve memurların kurduğu Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile Ahmed Rıza'nın Terakki ve İttihat Cemiyeti birleşti. 29 Aralık 1907'de Paris'te toplanan II. Jön Türk Kongresi'nde, kaynağa göre şiddet taraftarları Ahmed Rıza'yı ikna etti ve ihtilal için her türlü eylemin yapılması kararlaştırıldı. Ahmed Rıza Bey'in bir başka portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Meclis-i Mebusan'ın başkanı
II. Meşrutiyet ilan edilince Ahmed Rıza25 Eylül 1908'de İstanbul'a döndü ve törenle karşılandı. 16 Ekim 1908'de Abdülhamid onu huzura kabul etti. 8 Aralık 1908 seçimiyle İstanbul mebusu olarak girdiği Meclis-i Mebusan'da oy birliğiyle başkan seçildi.
Tutucu kesim onu sert biçimde eleştiriyordu. 31 Mart Olayı'nda hedef olanlardan biri oydu. Vikipedi'nin 31 Mart Olayı maddesi de, isyancıların Meclis'i kuşattığı gün Adliye Nazırı Nâzım Paşa'nın Ahmed Rıza Bey'e benzetildiği için öldürüldüğünü yazar. Ahmed Rıza sadrazamın isteğiyle istifa etti ve öteki mebuslar gibi saklandı. Kaynağa göre Hareket Ordusu Ayastefanos'a geldiğinde isyan günlerinde başkan seçilen Mustafa Efendi istifa etti ve Ahmed Rıza yeniden Meclis başkanı oldu; 1910 sonlarında bir kez daha başkan seçildi.
18 Ocak 1912'de meclisin feshinden sonraki seçimlere katılmadı; 18 Nisan 1912'de padişah tarafından Âyan Meclisi üyeliğine getirildi. Kaynağa göre bu dönemde İttihatçıları sert biçimde eleştirdi ve 23 Ocak 1913 Bâbıâli Baskını'ndan sonra onlarla arası tamamen açıldı.
Âyan reisliği ve Vahdet-i Millî
Vikipedi'ye göre Ahmed Rıza9 Ekim 1918'de Sultan Vahdettin tarafından Âyan Meclisi reisliğine getirildi. Mütarekenin başında, saltanatın çevresinde toplanıp onu güçlendirmek gerektiğini savundu. Âyan reisiyken ünlü Osmanlı bürokratlarını bir araya getiren Vahdet-i Millî Cemiyeti'ni kurdu. Kaynağa göre bu heyet altı aylık ömründe İstanbul'daki yabancı devlet temsilcilerine bir muhtıra verdi ve manda konusunda görüşünü soran Amerikan heyetine manda taraftarı olmadığını bildirdi. Bu girişimler onu Damat Ferit Paşa'nın hedefi yaptı ve 2 Nisan 1919'da Âyan reisliğinden alındı.
Mustafa Kemal'in mektubu
Yazının tarihini veren satır budur. Vikipedi'ye göre Ahmed Rıza, Mustafa Kemal'in 22 Haziran 1919'da kendisine yazdığı mektup üzerine Paris'e gitti ve orada Anadolu hareketi lehine bir kamuoyu oluşturmaya çalıştı. Kaynak ayrıca, Ankara hükûmetiyle anlaşmak üzere Fransız temsilcisi Franklin-Bouillon'un gönderilmesinde onun da etkisi olduğunu yazar.
Dikkat: yanlış bilinen
Ahmed Rıza maddesi mektubun 22 Haziran 1919'da "Havza'dan" yazıldığını söyler. Oysa Vikipedi'nin Amasya Genelgesi maddesine göre Mustafa Kemal21-22 Haziran 1919 gecesi Amasya'daydı ve genelge 22 Haziran'da oradan telgrafla gönderildi. Tarih doğruysa mektup Amasya'dan yazılmış olmalıdır; yer doğruysa tarih daha erken olmalıdır. Kaynak bu çelişkiyi açıklamaz.
Bu satır, Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçişinin ilk haftalarında İstanbul'daki eski kuşak muhalifleri de harekete katmaya çalıştığını gösterir. Ahmed Rıza'nın manda karşıtlığı ve Damat Ferit ile çatışması, onu bu iş için uygun bir aracı yapıyordu. Ancak madde Paris'teki çalışmalarının ayrıntısını vermez. Kaynak, Lozan Antlaşması'nın imzalanmasından sonra 1926'da yurda döndüğünü söyler.
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynağın "Franklin-Bouillon'un gönderilmesinde etkisi oldu" ifadesi, bu etkinin nasıl gerçekleştiğini gösteren bir belge ya da tarih içermez. Bu yüzden bilgi Ahmed Rıza'nın rolüne dair genel bir değerlendirme olarak okunmalıdır.
Vaniköy, anılar ve ölüm
Son yıllarında Vaniköy'deki çiftliğine çekilerek anılarını ve İttihat ve Terakki'nin tarihini yazmaya başladı. Vikipedi'ye göre 26 Şubat 1930'da düşüp kalça kemiğini kırdı ve aynı gün kaldırıldığı Şişli Etfal Hastanesi'nde öldü. Kandilli Mezarlığı'na gömüldü. Anıları 1988'de "Meclis-i Mebusan ve Ayan Reisi Ahmed Rıza Bey'in Anıları" adıyla yayımlandı.
Maddede sayılan eserleri arasında Tolérance Musulmane (İslamiyet'te Serbesti-i Ayin, 1897), La Crise de l'Orient (1907), Millî Mücadele yıllarına ait Echos de Turquie (1920) ve La Faillite Morale de la Politique Occidentale en Orient (Batının Doğu Politikasının Ahlaken İflası, 1922) vardır. Ahmed Rıza Bey'in taranmış eski bir fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Değerlendirme
Ahmed Rıza'nın hayatı Osmanlı'nın son kırk yılındaki fikir tartışmalarının birçoğunu içinden geçer: pozitivizm, yabancı müdahalesine karşı çıkış, meşrutiyet, İttihatçılarla kopuş ve mandaya karşı tutum. Mustafa Kemal ile bağlantısı kısa ama anlamlıdır: 1919 yazında Anadolu'dan gelen bir mektup, yaşlı Jön Türk'ü bir kez daha Paris'e götürdü. Vikipedi maddesi bu mektubun yeri ve tarihi konusunda çelişkili bilgi verdiği için, ayrıntılar için arşiv yayınlarına bakmak gerekir.