DTCF, Cumhuriyet'in dil ve tarih tezlerini araştırmak için kurulmuş bir okul olarak başladı; ama ders listesi Sümerceden Latinceye, antropolojiden tiyatroya uzandığı için kısa sürede sosyal bilimlerin genel bir merkezine dönüştü.
Konunun “Sonuç ve bugünkü anlamı” bölümünden · Bu gün tarihte
Ankara Üniversitesi1946'da kuruldu, ama onun en büyük fakültesi on bir yıl önce açılmıştı. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF), Türkiye'de "fakülte" adıyla kurulmuş ilk yükseköğretim kurumudur. Okul Ankara Üniversitesi'nden önce kuruldu ve hâlâ üniversitenin geri kalanından ayrı, kendi binasında çalışıyor. Bu notta fakültenin kuruluşunu ve Bruno Taut'un tasarladığı binayı anlatıyoruz.
Arka plan: dil ve tarih çalışmaları
1930'ların başında Ankara'da Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu kurulmuş, Ulus'taki Halkevi salonunda 1932'de I. Türk Tarih Kongresi ve I. Türk Dili Kurultayı toplanmıştı. Bu kurumlar araştırma yapıyordu, ama tarihçi, dilci ve coğrafyacı yetiştirecek bir yükseköğretim kurumu Ankara'da yoktu. Atatürk fakültenin kurulmasını önerirken, hem ulusal bilincin gelişmesi hem de özgür düşünceli bireylerin yetişebilmesi için Türk dilinin, tarihinin ve kültürünün derinlemesine araştırılmasını en başta gelen koşul sayıyordu.
Kaynaklar
Belge: Ankara'da bir Dil ve Tarih Coğrafya fakültesi kurulması hakkında kanun — kabul edilen metin — TBMM Kanunlar Dergisi, Kanun No. 2795 · Kanunlar Dergisi Cilt 15. Tarih: 14 Haziran 1935.
"3035" sayısı Resmî Gazete'nin sayısıdır ("22 Haziran 1935 tarih ve 3035 sayılı Resmî Gazete"). Kanunun kendi numarası bu kayıtta ayrıca geçmez; bu yüzden 3035'i kanun numarası olarak aktarmıyoruz. Ayrıca kuruluş yılı 1935 olsa da fakültenin öğretime 1936'da başladığını unutmamak gerekir; bazı anmalar bu iki tarihi karıştırır.
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi binası, AnkaraGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: User:Avniyazici. Dosya sayfası
Bina: Taut'un Ankara'daki büyük eseri
Fakülte binasının planı 1937'de Alman mimar Bruno Taut tarafından çizildi. Proje, Ankara imar planını hazırlayan Hermann Jansen tarafından eleştirildi ve itiraz gördü; ama Nevzat Tandoğan başkanlığındaki İmar İdare Heyeti gösterilen sakıncaları yerinde bulmadı ve projeyi uygulamaya karar verdi. Üç yıl süren inşaattan sonra bina Ekim 1940'ta öğretime açıldı.
Bodrum üzerine dört katlı yapı, ana caddeye paralel dikdörtgen bir kütle ile iki ucuna eklenmiş küçük bloklardan oluşur. Taut, Mimar Sinan ve Osmanlı mimarisi hayranlığı nedeniyle giriş cephesinde taş ve tuğlayı birlikte kullandı, yan ve arka cepheleri sıvadı. Ön cephe alınlığındaki Atatürk maskı Avusturyalı heykeltıraş Josef Thorak'ın eseridir; orta blokun alınlığında "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözü yazılıdır. Bahçedeki Mimar Sinan AnıtıHüseyin Anka Özkan'ın eseridir.
Bruno Taut (1880-1938): Königsberg doğumlu Alman mimar ve şehir plancısı, mimarlıkta dışavurumcu akımın öncülerinden. 1936'da Martin Wagner'in önerisi ve Yüksek Öğretim Genel Müdürü Cevat Dursunoğlu'nun desteğiyle Japonya'dan Türkiye'ye geldi ve İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde görev aldı. Türkiye'de kendi elinden çıktığı bilinen 24 proje vardır; bunların 5'i büyük kamu yapısıdır. DTCF dışında AnkaraAtatürk Lisesi, Trabzon'daki bir lise ve Cebeci Ortaokulu da onun projeleridir.
Nevzat Tandoğan: Ankaravalisi ve İmar İdare Heyeti başkanı; projenin uygulanmasına karar veren heyetin başı.
Josef Thorak: Cephedeki Atatürk maskının heykeltıraşı.
Ek bilgi
Taut'un Atatürk'le son bağı fakülte binası değil, katafalktı. Atatürk'ün ölümü üzerine katafalkın çizimiyle görevlendirildi; hasta olmasına rağmen Ankara'da Belvü Palas Oteli'nde kurulan geçici atölyede projeyi 36 saatte tamamladı. Vali Nevzat Tandoğan'ın önerdiği 1000 liralık ödemeyi reddetti; yalnızca çocuklarına hatıra olarak bir teşekkür mektubu verilmesini ve Türkiye'de gömülmeyi diledi. Atatürk'ün ölümünden bir buçuk ay sonra, 24 Aralık 1938'de İstanbul'da öldü ve Edirnekapı Şehitliği'ne defnedilen ilk ve tek gayrimüslim oldu.
Fakülte, Türk ve Türkiye tarihinin incelenmesine kaynaklık edecek Sümerce ve Hititçeden Latince ve Yunancaya kadar antik Doğu ve Batı dillerini, modern dilleri ve coğrafya, felsefe, psikoloji, sosyoloji, tarih ve antropoloji gibi alanları bir arada öğretir. Türkiye'de tiyatro eğitiminin konservatuvarlar dışında bilimsel düzeyde verildiği ilk bölüm olan DTCF Tiyatro Bölümü de buradadır. 19 akademik birim içinde arkeoloji, antropoloji, coğrafya ve Doğu dilleri bunların arasındadır.
DTCF, Cumhuriyet'in dil ve tarih tezlerini araştırmak için kurulmuş bir okul olarak başladı; ama ders listesi Sümerceden Latinceye, antropolojiden tiyatroya uzandığı için kısa sürede sosyal bilimlerin genel bir merkezine dönüştü. Atatürk Bulvarı üzerindeki bina, Taut'un Türkiye'deki en bilinen eseri ve bir Alman mimarın Osmanlı yapı geleneğine selam veren yorumu olarak hâlâ fakültenin yuvası. Cephedeki "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" yazısı da her gün önünden geçen öğrencilere kurucu fikri hatırlatıyor. Görseller fakülte binasını iki farklı açıdan gösterir.
Bir fakülte, bir tez
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin kuruluşu, yalnızca bir eğitim kararı değil, bir tezin kurumsallaşmasıydı. 1932'deki tarih ve dil kongrelerinin ardından, Türk tarihinin köklerini Sümer ve Hitit'e kadar uzatan görüşleri bilimsel bir zemine oturtmak isteyen yönetim, bunun için bir üniversiteyi beklemeden doğrudan bir fakülte kurdu. Sümerce ve Hititçe kürsülerinin en baştan programda yer alması bu niyeti açıkça gösteriyor.
Bugün bu tezlerin büyük kısmı bilimsel olarak geride kalmış durumda. Ama ilginç olan, onları kanıtlamak için kurulan kurumun zamanla çok daha geniş ve sağlam bir akademik yapıya dönüşmesi. Almanya'dan kaçan bilim insanlarının burada ders vermesi, fakülteyi bir ideoloji atölyesinden gerçek bir araştırma merkezine çevirdi.
Taut'un binası da bu ikiliğin mimari karşılığı gibi. Modernist bir mimar, Sinan hayranlığıyla giriş cephesine taş ve tuğla koymuş; yan ve arka cepheler ise sade sıva. Bina hem geleneğe selam veriyor hem de çağdaş bir dil kullanıyor.
Kuruluş belgesiyle ilgili küçük bir karışıklığı da not etmek gerek: 3035 sayısı Resmî Gazete'nin sayısı olarak geçiyor, kanunun kendi numarası olarak değil. İkisini karıştırmak kolay, bu yüzden 3035'i kanun numarası gibi kullanmaktan kaçındık. Bölüm ve birim sayılarındaki küçük farklar da sayım biçiminden kaynaklanıyor olabilir.