Yaverler Atatürk'ün gününü düzenleyen, kapısını tutan ve yolculuklarında bir adım geride duran subaylardı. Ama aynı zamanda hayatının tanıklarıydı. Burada üç kuşaktan üç yaveri ele alıyoruz: Suriye cephesinde göreve gelip Bandırma vapuruna binen Muzaffer Kılıç, Ankara istasyonunda Muzaffer Bey'i görüp yaver olmaya heveslenen Naşit Mengü ve 1932'de çağrılıp Hatay meselesi heyetine refakat eden Cevdet Tolgay. Atatürk'ün yaveri Ahmet Muzaffer KılıçGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Muzaffer: Kuleli'den Yedinci Ordu'ya
Ahmet Muzaffer 1897'de İstanbulBakırköy'de doğdu. Nüfusu Giresun'un Bulancak ilçesine kayıtlıydı. Babası Topkapı Sarayı Nizamiye Tabur Komutanı, Kafkasya kökenli BinbaşıRıza Bey, annesi Zehra Hanım'dı. 1911'de Kuleli Askerî İdadisine girdi. Son sınıftayken savaş başladı ve orduda subay açığı doğdu. 14 Ekim 1914'te açılan kısa süreli Subay Talimgâhına katıldı ve 14 Temmuz 1915'te zabit vekili olarak mezun oldu.
Topçu bataryasıyla Sarayburnu'na kadar sokulup rıhtımdaki nakliye gemilerini torpillemek isteyen düşman denizaltılarına karşı görev yaptı. Teğmenliğe 5 Ocak 1916'da yükseldi; 4 Ocak 1916'da 5. rütbeden Mecidî Nişanı ile ödüllendirilmişti. Sonra Galiçya'ya giden 15. Kolordu'da Ağustos 1916-Eylül 1917 arasında yaklaşık bir yıl bulundu. Dönüşte Birinci Ordu Topçu Müfettişi Albay Fuat Bey'in emir subayı oldu ve onunla birlikte 7 Ağustos 1918'de Suriye cephesine gitti. Yedinci Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa, boş yaver kadrolarından birine onu istedi.
Ek bilgi
İki kez yaver: Savaştaki hizmetleri için kendisine dört yıl savaş zammı verildi. Mondros'tan sonra Mustafa Kemal Paşa13 Kasım 1918'de Başyaver Yüzbaşı Cevat Abbas ve Teğmen Muzaffer ile İstanbul'a döndü. PaşaHarbiye Nezareti emrine alınınca Muzaffer yaverlikten ayrılmak zorunda kaldı. 30 Nisan 1919'da 9. Ordu Kıtaları Müfettişliğine atanan Paşa onu Şişli'deki evine çağırıp yeniden yaverlik teklif etti. Muzaffer hiç düşünmeden kabul etti ve yaklaşık beş buçuk aylık ayrılık sona erdi.
Bandırma'dan Çankaya'ya
16 Mayıs 1919'da İstanbul'dan çıkan Bandırma vapurundaki karargâhta Cevat Abbas ile birlikte Teğmen Muzaffer de vardı. Amasya'da, Erzurum ve Sivas kongrelerinde Paşa'nın yanında bulundu. Anlatılanlara bakılırsa Erzurum'dan Sivas'a giderken Paşa'ya "bu vücut ölene kadar sizin gölgeniz olacaktır" demişti. Meclis'in açılışından Sakarya'ya kadar yanından ayrılmadı. 1921'de üsteğmen, 31 Ağustos 1922'de, Büyük Taarruz zaferinin ertesi günü yüzbaşı oldu. 27 Temmuz 1923'te TBMM Başkanlığı, 1 Kasım 1923'te Cumhurbaşkanlığı yaverliğine atandı. Mustafa Kemal Paşa Dikmen sırtlarında yaveri Muzaffer ile, Ankara, 15 Şubat 1921Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası Soyadı Kanunu çıkınca Atatürk ona, "kılıç gibi keskin ve doğru" olduğu için "Kılıç" soyadını verdi. 8 yıl 4 ay süren yaverliğini 26 Haziran 1927'de bıraktı. Ordudan izin alarak Ankara Hukuk Mektebinde iki yıllık eğitim gördü ve 30 Ekim 1928'de mezun oldu. Ardından 3. Kolordu'da 1. Tümen Topçu Alayının 2. Taburunda emir subayı oldu ve üç aylık bir Fransızca kursuna devam etti. 16 yıllık kanuni askerlik süresini doldurduğu için 19 Ocak 1930'da sağlık nedenleriyle istifa ederek ordudan ayrıldı. İstanbul'da bitkisel yağ fabrikası kurdu, Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketinde yöneticilik yaptı, İstanbul Şehir Meclisine girdi. 1935-1939 arasında Giresun milletvekiliydi. Menderes döneminde Toprak Mahsulleri Ofisi yönetim kurulunda bulundu. 13 Temmuz 1959'da öldü ve Feriköy Mezarlığına gömüldü.
Naşit: istasyondaki karşılaşma
Ahmet Naşit1903'te Erzurum'da doğdu; babası Tütüncüzade Akif Bey'di. Sivas Kongresinden önce Anadolu'ya geçip Paşa'nın maiyetine katıldı. 1 Temmuz 1920'de Talimgâha girdi ve 1 Kasım 1920'de asteğmen oldu. 1920 Ekim'inde Talimgâhtaki arkadaşlarının dilekçesini götürmek için Ankara istasyonundaki karargâha gitti. Kapıda onu Yaver Muzaffer Bey karşıladı. Muzaffer'in sıcak ilgisi genç asteğmende yaver olma isteği uyandırdı.
Tarihler tutmuyor: Resmî kayıtlara bakılırsa Naşit Bey 1 Kasım 1927'de Cumhurbaşkanlığı yaveri oldu. İsmail Akansel ise 1929 der. 1 Eylül 1928'de Ertuğrul yatıyla yapılan Gelibolu ziyaretinde maiyette bulunması resmî tarihi destekliyor. Akansel istifa mektubunu da 14 Ekim 1938 tarihli verir; kayıtlarda ise ordudan ayrılışı 28 Mart 1939'dadır. Atatürk hayattayken istifa ettiği iddiası kanıtlanmış değildir.
30 Ağustos 1929'da yüzbaşı oldu, Harp Okulundaki eğitimini tamamladı, 1935'te kıdemli yüzbaşı oldu. Önce Rüsuhi Bey'in, sonra Celalettin Bey'in başyaverliği döneminde görevini sürdürdü. Atatürk döneminde 8 yıl iki buçuk ay, İnönü döneminde de 4 ay yaverlik yaptı. 27 Şubat 1939'da 36. Alayda bölük komutanlığına atandı. Ordudan ayrılınca Ankara Hukuk Fakültesini 1940'ta bitirdi. İkinci Dünya Savaşı'nda 27 Mayıs 1942'de yeniden göreve çağrıldı ve Ankara Merkez Komutanlığında adlî subay olarak çalıştı. 16 Haziran 1946'da ordudan ikinci kez ayrıldı.
Atatürk'ün son günlerine yakından tanık olduğu için anlattıkları hatıratlara girdi. İsmail Habib Sevük, Atatürk'ün son sözünün "Saat kaç?" olduğu anlatısını Naşit Bey'e dayandırır. Salih Bozok ve doktorlar ise "aleykümselam" der. Sadi Borak'ın aktardığı bir hatıra 1927'ye, Atatürk'ün Anadolu'ya geçtikten sonra İstanbul'a ilk dönüşüne aittir. Motorda Salih Bozok gözyaşları içinde milletin sevgisinden söz edince Atatürk, millete faydalı olunduğu sürece sevgisinin kazanılabileceğini, vaatler tutulmazsa bugün alkışlayanların yarın yuhalayacağını söyler.
Muzaffer Kılıç ölünce Naşit Mengü 17 Temmuz 1959'da Cumhuriyet gazetesine "Atatürk'ün Yaveri Muzaffer Kılıç" başlıklı bir yazı yazdı. Böylece istasyonda başlayan ilişki bir vefat yazısıyla kapandı. Fransızca biliyordu, evli ve bir çocuk babasıydı. 1960'ta Gümüşsuyu Askerî Hastanesindeki muayeneden sonra malul sayıldı. Mengü 29 Ekim 1964'te öldü ve Cebeci Asrî Mezarlığına gömüldü. Atatürk ve Celal BayarGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Presidency of Republic of Turkey. Dosya sayfası
Cevdet: İnebolu'dan Hatay heyetine
Cevdet Tolgay1902'de Kadıköy'de doğdu. Kuleli'den sonra 1918'de Harp Okuluna başladı. İşgal altındaki İstanbul'da askerî öğrenciler Kâğıthane'de çadırlı ordugâha çıkarılmıştı. 1920'de Rus esaretinden dönen askerleri taşıyan bir gemiye gizlice binip İnebolu'ya geçti. 1921'de asteğmen olarak 36. Süvari Alayına atandı, Geyve'de Deli Halit grubunda bulundu. Sakarya sırasında Ankara'da ihtiyattaydı. Büyük Taarruz'a katıldı ve Bursa'nın kurtuluşunda bulundu.
Harp Okulunu 1 Haziran 1930'da bitirdi ve Ağrı'da Karaköse'deki süvari tümenine atandı. Harp Akademisi Süvari Bölüğündeki eski komutanı, Başyaver Celalettin Üner'in teklifiyle 5 Aralık 1932'de Cumhurbaşkanı yaveri oldu. 1937'de Numan Menemencioğlu başkanlığında Suriye ve Lübnan'a giden heyete refakat etti. Bu heyet Suriye Fevkalade Komiseri Comte de Martel'in ziyaretini iade edecek ve Hatay meselesini görüşecekti.
Ek bilgi
Atatürk'ten sonra: Tolgay'ın ilk yaverliği 20 Haziran 1940'a kadar sürdü. 1945-1946'da Cumhurbaşkanlığı Başyaveri oldu. 1951'de İzmir'de askerî mahkeme başkanıyken emekliye ayrıldı. 1983'te SODEP'in kurucular listesine alındı ama veto edildi. Leyla Hanım ile evlendi; kızı Mayda, İran'daki rejim değişikliğinden önceki Ankara büyükelçisiyle evlendi. Torunu Fransız yönetmen Ramin Matin'dir. 21 Haziran 1993'te İstanbul'da öldü ve Nakkaştepe'ye gömüldü.
Yaverlik zinciri ne gösteriyor?
Bu üç hayat, yaverliğin bir kişiden ötekine geçen bir zincir olduğunu gösteriyor. Muzaffer, Naşit'i kapıda karşıladı; Üner, Cevdet'i eski bölüğünden çağırdı. Üçü de İstiklal Madalyası taşıyordu; ikisi hukuk okudu. Yaverlerin anlattıkları, son sözler tartışmasında olduğu gibi, birbiriyle çelişebiliyor. Bu yüzden her anıyı resmî kayıtla birlikte okumak gerekiyor.