İçeriğe geç
Giriş yap
0

Estergon Kuşatması (1543): Kanuni'nin Macaristan seferi ve Tuna'daki başpiskoposluk şehri

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Tuna Nehri'nin kıvrıldığı yerde, Budin'in kuzeybatısında yükselen Estergon, Macar tarihinin en önemli şehirlerinden biridir. Macar krallarının taç giydiği ilk merkezlerden biri ve Macaristan Katolik kilisesinin başpiskoposluk merkezi olan şehir, 1543 yazında Kanuni Sultan Süleyman'ın ordusu tarafından kuşatıldı ve 10 Ağustos 1543 civarında teslim alındı. Estergon'un alınması, aynı seferde İstolni Belgrad'ın da fethiyle birlikte, Budin'i korumaya yönelik bir savunma kuşağının kurulmasını sağladı. Bu yazıda kuşatmanın arka planını, seyrini, sonuçlarını ve Estergon'un sonraki yüzyıllarda el değiştiren kaderini ele alıyoruz.
Kaynaklar
Belge: ESTERGON — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Géza Dávıd. Tarih: 1995.
1543 Estergon Kuşatması'nı gösteren tasvir
1543 Estergon Kuşatması'nı gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Sebastiaen Vrancx. Dosya sayfası

Mohaç'tan Budin'e: Macaristan meselesi

1526 Mohaç Savaşı'nda Macar kralı II. Lajos'un ölümüyle Macaristan tahtı boş kaldı. Taht için iki aday ortaya çıktı: Erdel voyvodası Szapolyai János, Türkçe kaynaklardaki adıyla Yanoş Kral, ve Habsburg hanedanından Ferdinand. Kanuni, Yanoş'u destekledi ve onu Osmanlı'ya bağlı bir kral olarak tanıdı. Ancak Ferdinand, Macaristan'ın batı ve kuzey kesimlerini denetimi altında tuttu ve sık sık Budin'i ele geçirmeye çalıştı.

1540 yılında Yanoş'un ölümüyle durum değişti. Ferdinand'ın kuvvetleri Budin'i kuşattı. Kanuni, 1541 yılında sefere çıkarak Budin'i kurtardı ve şehri doğrudan Osmanlı yönetimine aldı. Budin bir beylerbeyilik merkezi oldu. Ancak şehrin güvenliği için çevresindeki kalelerin de alınması gerekiyordu. Estergon, Budin'e en yakın Habsburg kalelerinden biriydi ve Tuna yolu üzerinden şehre doğrudan bir tehdit oluşturuyordu.

1543 seferi

Kanuni, 1543 baharında İstanbul'dan yola çıktı. Ordu Edirne, Sofya ve Belgrad üzerinden Macaristan'a ilerledi. Sefer sırasında önce Valpo ve Şikloş gibi kaleler alındı, ardından Peçuy teslim oldu. Bu kaleler, Budin'in güneyinde Osmanlı denetimini güçlendirdi. Ordu, ardından kuzeye, Tuna boyunca Estergon'a yöneldi.

Estergon'un savunması, İspanyol, Alman ve İtalyan askerlerinden oluşan bir garnizona emanet edilmişti. Kale, Tuna'ya bakan yüksek bir tepe üzerindeydi ve güçlü surlarla korunuyordu. Kalenin altında, nehir kıyısında aşağı şehir ve su kenarındaki savunma yapıları bulunuyordu.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Estergon, Osmanlı'nın Macaristan'da aldığı ilk büyük kaleydi.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Osmanlılar Estergon'dan önce 1521'de Belgrad'ı, 1526'da Mohaç zaferinden sonra çeşitli kaleleri ve 1541'de Budin'i almıştı. Estergon'un önemi, Budin'in kuzeybatısını koruyan bir kilit noktası ve Macar kilisesinin merkezi olmasından geliyordu.
Estergon Kuşatması'nda top bataryası
Estergon Kuşatması'nda top bataryasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Sebastiaen Vrancx. Dosya sayfası

Kuşatmanın seyri

Osmanlı ordusu Temmuz ayının sonlarında Estergon önlerine ulaştı. Tuna'daki Osmanlı nehir filosu, kalenin nehirden ikmal almasını engelledi. Kara tarafında ise toplar kalenin karşısındaki tepelere yerleştirildi. Osmanlı topçusu, surları günlerce dövdü. Lağımcılar, surların altına tüneller kazarak patlayıcı yerleştirdi.

Kuşatma sırasında birkaç büyük saldırı düzenlendi. Savunmacılar ilk saldırıları püskürttü; ancak sürekli top atışları ve lağımlar surlarda geniş gedikler açtı. Garnizonun farklı milletlerden oluşması, savunmanın birlik içinde yürütülmesini zorlaştırdı. Sonunda kale komutanları teslim olmaya karar verdi. Estergon, 1543 yılının Ağustos ayının ilk yarısında Osmanlı'ya teslim edildi. Savunmacıların bir kısmının canlarını kurtarmak şartıyla kaleden çıkmasına izin verildi.

İstolni Belgrad ve savunma kuşağı

Estergon'un alınmasından sonra Osmanlı ordusu güneybatıya yöneldi ve İstolni Belgrad'ı, yani bugünkü Székesfehérvár'ı kuşattı. Bu şehir, Macar krallarının taç giydiği ve gömüldüğü kutsal bir merkezdi. İstolni Belgrad da Eylül 1543'te teslim alındı. Böylece Budin'in kuzeybatısında ve batısında Estergon, Tata ve İstolni Belgrad gibi kalelerden oluşan bir savunma kuşağı kuruldu.

Bu kuşak, Osmanlı'nın Macaristan'daki varlığını bir buçuk yüzyıl boyunca korumasında önemli bir rol oynadı. Estergon, bir sancak merkezi olarak Budin beylerbeyiliğine bağlandı. Şehirdeki kilise camiye dönüştürüldü, yeni bir garnizon yerleştirildi ve kale onarıldı.
Bugünkü Estergon Kalesi
Bugünkü Estergon KalesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Globetrotter19. Dosya sayfası

El değiştiren bir kale

Estergon, Osmanlı-Habsburg sınırının en çok el değiştiren kalelerinden biri oldu. 1595 yılında Uzun Savaş sırasında Habsburg kuvvetleri tarafından geri alındı. Osmanlılar 1605 yılında şehri yeniden ele geçirdi. Estergon, 1683 Viyana bozgunundan sonra başlayan geri çekilme sırasında, aynı yıl kesin olarak Habsburg denetimine geçti.

Osmanlı dönemine ait yapılardan bazıları bugün de Estergon'da görülebilir. Şehirdeki bir Osmanlı camisinin kalıntıları ve hamam izleri, bu yüzyıl buçukluk dönemin hatırasını taşır. Estergon'un bugünkü simgesi olan büyük bazilika ise on dokuzuncu yüzyılda, kalenin bulunduğu tepede inşa edildi.
Tarih notu
Kronoloji
1526: Mohaç Savaşı.
1541: Budin'in Osmanlı yönetimine alınması.
1543 baharı: Kanuni'nin Macaristan seferine çıkışı; Valpo, Şikloş ve Peçuy'un alınması.
Ağustos 1543: Estergon'un teslim alınması.
Eylül 1543: İstolni Belgrad'ın alınması.
1595: Estergon'un Habsburglarca geri alınması.
1605: Osmanlıların şehri yeniden alması.
1683: Estergon'un kesin olarak Habsburg denetimine geçmesi.

Sefer anlatıları ve minyatürler

1543 seferi, Osmanlı saray tarihçiliğinde özel olarak anlatılan seferlerden biridir. Kanuni döneminin şehnameci ve tarihçileri, seferin aşamalarını ayrıntılı biçimde kaydetti. Matrakçı Nasuh'un minyatürlü eserlerinde, seferin geçtiği kalelerin ve şehirlerin topografik tasvirleri yer alır. Bu tasvirler, kalelerin o dönemdeki görünümünü anlamak için değerli belgelerdir. Avrupa'da da kuşatma, gravürler ve haber broşürleriyle duyuruldu. Bu broşürler, Osmanlı ilerleyişinin Orta Avrupa'da yarattığı kaygıyı yansıtıyordu.

Sınırda yaşam

Estergon'un alınmasından sonra Tuna boyunca uzanan sınır, iki imparatorluk arasında sürekli bir gerilim hattına dönüştü. Barış dönemlerinde bile küçük baskınlar, esir alma ve hayvan kaçırma olayları eksik olmadı. Kale garnizonları, yerel köylülerden vergi topluyor; köylüler zaman zaman iki tarafa birden vergi ödemek zorunda kalıyordu. Bu durum, sınır bölgesinin halkı için ağır bir yük oluşturuyordu. Aynı zamanda ticaret de sürüyordu; sığır, şarap ve tahıl, sınırın iki yakası arasında el değiştiriyordu.

Kalenin yapısı ve Osmanlı onarımları

Estergon Kalesi, yukarı kale ve aşağı şehir olarak iki ana bölümden oluşuyordu. Yukarı kalede başpiskoposluk sarayı ve büyük kilise bulunuyordu; aşağı şehir ise Tuna kıyısındaki çarşı ve konutları kapsıyordu. Osmanlı yönetimi, kuşatmada hasar gören surları onardı, yeni burçlar ekledi ve nehir kıyısındaki savunmayı güçlendirdi. Tuna'nın karşı yakasında, bugünkü Slovakya topraklarında kalan Párkány, Türkçe adıyla Ciğerdelen, Estergon'un köprübaşı olarak tahkim edildi. Bu iki nokta arasında kurulan bağlantı, nehrin denetimini kolaylaştırdı. Osmanlı tahrir defterleri, Estergon sancağındaki köylerin, vergi gelirlerinin ve garnizon mevcudunun kaydını tutuyordu; bu kayıtlar, sınır bölgesinin nüfus ve ekonomi yapısını anlamak için değerli belgelerdir. Evliya Çelebi de on yedinci yüzyılda şehri ziyaret ederek kaleyi, camileri ve hamamları anlattı.

Estergon Kuşatması'nı değerlendirmek: Budin'in kalkanı

Estergon Kuşatması, Kanuni döneminin Macaristan siyasetini anlamak için önemli bir dönüm noktasıdır. Budin'in doğrudan yönetime alınmasından sonra şehrin güvenliği, çevresindeki kalelerin denetimine bağlıydı ve Estergon bu zincirin en kritik halkasıydı. Tuna'daki nehir filosu ile kara kuvvetlerinin birlikte kullanılması, Osmanlı ordusunun kuşatma tekniğindeki ustalığını gösterir. Aynı seferde İstolni Belgrad'ın da alınması, Macar krallığının sembolik merkezlerinin Osmanlı'ya geçmesi anlamına geliyordu; bu durum Habsburglar ve Macar soylular için büyük bir moral kaybıydı. Ancak Estergon'un sonraki yüzyıllarda defalarca el değiştirmesi, sınırın ne kadar akışkan olduğunu ve iki imparatorluğun güç dengesinin sürekli değiştiğini ortaya koyar. Sınır boyunda yaşayan halk için bu durum, iki tarafa vergi ödemek ve sürekli baskın tehdidi altında yaşamak demekti. Estergon'un bugün Macaristan'ın dinî merkezi olarak bazilikasıyla tanınması, Osmanlı dönemini şehrin uzun tarihindeki bir ara bölüm hâline getirse de, kalan yapı izleri bu dönemin unutulmadığını gösterir. Párkány köprübaşı ve tahrir kayıtları da, Osmanlı'nın şehri yalnızca bir askerî ganimet değil, kalıcı olarak yönetilecek bir sancak merkezi olarak gördüğünü ortaya koyar. Estergon'u anlamak, Osmanlı-Habsburg mücadelesinin büyük meydan savaşlarından çok, kale kale süren bir sınır savaşı olduğunu görmek demektir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap