İçeriğe geç
Giriş yap
0

Tasvir-i Efkâr (1862): Şinasi'nin gazetesi, Namık Kemal'in kürsüsü

Mavi Mürekkep başlattı0 Yanıt1 Görüntülenme0 takipçi

Mavi MürekkepKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Türk basın tarihinde Tasvir-i Efkâr, yani "fikirlerin tasviri", haber vermekten çok fikir tartışmak için çıkarılan ilk gazetelerden biri olarak bilinir. Gazetenin ilk sayısı 27 Haziran 1862 tarihinde İbrahim Şinasi tarafından yayımlandı. Şinasi'nin İstanbul'dan ayrılmasından sonra gazeteyi Namık Kemal yönetti ve Tasvir-i Efkâr, Yeni Osmanlılar hareketinin fikirlerinin yayıldığı bir kürsüye dönüştü. Aynı ad, yirminci yüzyılın başında Ebüzziya Tevfik ve oğlu Velid Ebüzziya tarafından yeniden kullanıldı. Bu yazıda gazetenin kuruluşunu, Şinasi ve Namık Kemal dönemlerini, dil ve fikir alanındaki etkisini ve adın sonraki hayatını inceliyoruz.
Kaynaklar
Belge: TASVÎR-i EFKÂR — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Nesimi Yazıcı. Tarih: 2011.
İbrahim Şinasi'nin portresi
İbrahim Şinasi'nin portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Şinasi: Paris'ten dönen bir yenilikçi

Şinasi, 1826 yılında İstanbul'da doğdu. Genç yaşta Tophane'de kâtip olarak çalıştı, Fransızca öğrendi ve Mustafa Reşid Paşa'nın desteğiyle Paris'e gönderildi. Paris'te geçirdiği yıllarda Fransız edebiyatını ve düşünce hayatını yakından tanıdı. İstanbul'a döndükten sonra Meclis-i Maarif'te görev aldı; ancak Reşid Paşa'nın rakiplerinin etkisiyle bu görevden uzaklaştırıldı.

Şinasi, basının toplumu eğitmek ve kamuoyu oluşturmak için güçlü bir araç olduğuna inanıyordu. 1860 yılında Agâh Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahvâl gazetesini çıkardı. Bu gazetenin ilk sayısında yazdığı önsöz, basının halkın haklarını ve düşüncelerini dile getirmesi gerektiğini savunan ünlü bir metindir. İki yıl sonra kendi gazetesini kurmaya karar verdi ve Tasvir-i Efkâr'ı yayımlamaya başladı.

Gazetenin içeriği ve dili

Tasvir-i Efkâr, haftada iki kez yayımlanıyordu. Gazetede siyasi yorumlar, edebiyat yazıları, bilimsel makaleler ve Batı'dan çeviriler yer alıyordu. Şinasi, Batı'daki düşünce akımlarını Osmanlı okuruna tanıtmayı, akıl ve bilimin önemini anlatmayı amaçlıyordu. Gazetede tefrika olarak yayımlanan eserler, okurun edebiyatla ilişkisini de değiştirdi.

Şinasi'nin en önemli katkılarından biri, sade bir yazı dili arayışıdır. O dönemde resmî yazışmalarda ve edebiyatta Arapça ve Farsça kelimelerle dolu, uzun ve süslü cümleler kullanılıyordu. Şinasi, gazetenin halk tarafından anlaşılması için daha kısa cümleler ve daha anlaşılır kelimeler kullanmaya özen gösterdi. Noktalama işaretlerinin kullanılmasını da savundu. Bu çaba, Türkçenin sadeleşmesi yolunda atılan erken adımlardan biri sayılır.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Tasvir-i Efkâr, Osmanlı'da sansürsüz yayın yapan ve hükümeti serbestçe eleştirebilen bir gazeteydi.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Gazete, 1864 tarihli Matbuat Nizamnamesi ve 1867 tarihli Âli Kararnamesi gibi düzenlemelerle sıkı bir denetim altındaydı. Hükümeti eleştiren yazılar uyarı, kapatma ve sürgün gibi yaptırımlarla karşılaşabiliyordu. Namık Kemal döneminde yayımlanan yazılar da bu baskının hedefi oldu.
Tasvir-i Efkâr gazetesinin 29 Ekim 1915 tarihli sayısı
Tasvir-i Efkâr gazetesinin 29 Ekim 1915 tarihli sayısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Daily newspaper Tasvir-i Efkâr. Dosya sayfası

Şinasi'nin ayrılışı ve Namık Kemal dönemi

Şinasi, 1865 yılında bilinmeyen nedenlerle İstanbul'dan ayrılarak Paris'e gitti. Ayrılışının nedeni hakkında farklı görüşler vardır; bazıları siyasi baskılardan, bazıları ise kişisel nedenlerden söz eder. Şinasi gitmeden önce gazetenin yönetimini genç yazar Namık Kemal'e bıraktı.

Namık Kemal, 1840 yılında Tekirdağ'da doğmuştu ve Şinasi'nin yanında yetişmişti. Onun yönetiminde Tasvir-i Efkâr, daha siyasi bir çizgiye kaydı. Namık Kemal, gazetede vatan, hürriyet, meşveret ve adalet gibi kavramları işleyen yazılar yayımladı. Bu yazılar, Osmanlı'da anayasal yönetim fikrinin yayılmasına katkıda bulundu. Gazete, aynı zamanda Avrupa'daki ve Balkanlardaki milliyetçi hareketlere karşı Osmanlı birliğini savunan bir tutum benimsedi.

Yeni Osmanlılar ve kapanış

1865 yılında İstanbul'da gizli bir örgüt olarak kurulan Yeni Osmanlılar Cemiyeti, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi gibi isimleri bir araya getirdi. Cemiyet, padişahın yetkilerinin bir anayasa ve meclisle sınırlandırılmasını savunuyordu. Tasvir-i Efkâr, bu fikirlerin kamuoyuna ulaşmasında önemli bir araç oldu.

1867 yılında Girit isyanı ve Osmanlı'nın dış politikası üzerine yayımlanan eleştirel yazılar, hükümetin sert tepkisine yol açtı. Namık Kemal ve arkadaşları İstanbul'dan uzaklaştırılmak istendi. Bunun üzerine Namık Kemal, Ziya Paşa ile birlikte Avrupa'ya kaçtı. Yöneticisini kaybeden Tasvir-i Efkâr, kısa süre sonra yayın hayatına son verdi. Namık Kemal ve arkadaşları, Londra'da Hürriyet gazetesini çıkararak mücadelelerini sürdürdü.
Gazeteci Velid Ebüzziya
Gazeteci Velid EbüzziyaGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: Salt Research. Dosya sayfası

Adın ikinci hayatı: Ebüzziya ailesi

Tasvir-i Efkâr adı, yirminci yüzyılda yeniden ortaya çıktı. Namık Kemal'in yakın arkadaşı ve Yeni Osmanlılar döneminin tanığı olan Ebüzziya Tevfik, 1908 İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra bu adla yeni bir gazete çıkardı. Ebüzziya, matbaacılığı ve yayıncılığıyla tanınan bir isimdi. Onun ölümünden sonra gazeteyi oğlu Velid Ebüzziya sürdürdü. Bu gazete, Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında İstanbul'un önemli gazetelerinden biri oldu. 1925 yılında Takrir-i Sükûn Kanunu çerçevesinde kapatıldı.

Sonraki yıllarda aynı ad, farklı yayıncılar tarafından yeniden kullanıldı. Bu durum, Tasvir-i Efkâr adının Türk basın tarihinde ne kadar güçlü bir simge hâline geldiğini gösterir.
Tarih notu
Kronoloji
1826: Şinasi'nin İstanbul'da doğumu.
1860: Tercüman-ı Ahvâl'in yayına başlaması.
27 Haziran 1862: Tasvir-i Efkâr'ın ilk sayısı.
1864: Matbuat Nizamnamesi.
1865: Şinasi'nin Paris'e gitmesi; gazetenin Namık Kemal'e geçmesi; Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin kuruluşu.
1867: Âli Kararnamesi; Namık Kemal'in Avrupa'ya gitmesi ve gazetenin kapanması.
1871: Şinasi'nin İstanbul'da ölümü.
1908 sonrası: Ebüzziya Tevfik'in aynı adla yeni gazete çıkarması.
1925: Takrir-i Sükûn döneminde gazetenin kapatılması.

Tiyatro ve atasözleri: Şinasi'nin diğer katkıları

Şinasi, gazetecilik dışında da Tanzimat kültürüne önemli katkılarda bulundu. 1860 yılında yazdığı Şair Evlenmesi, Türk edebiyatında Batılı anlamda yazılmış ilk tiyatro eseri olarak kabul edilir. Görücü usulüyle evliliği eleştiren bu kısa oyun, sade diliyle de dikkat çeker. Şinasi ayrıca Türk atasözlerini derleyen Durub-ı Emsal-i Osmaniyye adlı bir eser hazırladı. Bu çalışmalar, onun halkın diline ve kültürüne duyduğu ilginin göstergesidir.

Okurlar ve kahvehaneler

Tasvir-i Efkâr'ın etkisi, satılan nüsha sayısıyla sınırlı değildi. İstanbul'un kahvehanelerinde gazete yüksek sesle okunuyor, yazılar üzerine tartışmalar yapılıyordu. Bu ortamda okuma yazma bilmeyen esnaf ve işçiler de gazetenin işlediği konulardan haberdar oluyordu. Namık Kemal'in vatan ve hürriyet üzerine yazıları, bu sohbetlerde dilden dile dolaştı. Böylece gazete, Osmanlı başkentinde hükümetin dışında bir kamuoyunun oluşmasına katkıda bulundu. Hükümetin basına yönelik denetimi sıkılaştırmasının nedenlerinden biri de bu yeni kamuoyunun gücüydü. Tasvir-i Efkâr'ın sayfaları, aynı zamanda okurların mektuplarına ve görüşlerine yer veren erken örnekler arasında yer alır.

Tasvir-i Efkâr'ı değerlendirmek: kamuoyunun ilk kürsüsü

Tasvir-i Efkâr, Osmanlı'da gazeteciliğin haber vermekten fikir tartışmaya geçişinin simgesidir. Şinasi, gazeteyi halkı eğitmenin ve aklı öne çıkarmanın aracı olarak görüyordu; sade dil arayışı ve noktalama konusundaki ısrarı, bu amacın doğrudan bir sonucuydu. Namık Kemal döneminde gazete, vatan ve hürriyet kavramlarının geniş kitlelere ulaştığı bir kürsüye dönüştü. Bu kavramlar, sonraki kuşakların siyasi düşüncesini derinden etkiledi ve 1876 Kanun-ı Esasi'ye giden yolda fikrî bir zemin oluşturdu. Gazetenin sansür ve sürgün baskısıyla kapanması ise Osmanlı'da basın ile iktidar arasındaki gerilimin ne kadar erken başladığını gösterir. Matbuat Nizamnamesi ve Âli Kararnamesi gibi düzenlemeler, devletin bu yeni güce karşı ne kadar temkinli davrandığını açıkça ortaya koyar. Adın yarım yüzyıl sonra Ebüzziya ailesi tarafından yeniden kullanılması, Tasvir-i Efkâr'ın Türk basınında bir gelenek ve simge hâline geldiğini kanıtlar. Gazetenin hikâyesi, bir kişinin kurduğu bir yayının nasıl bir kuşağın düşünce okuluna dönüşebileceğini anlatır. Kahvehanelerde yüksek sesle okunan yazılar, gazetenin etkisini okuryazar kesimin çok ötesine taşıdı. Tasvir-i Efkâr'ı anlamak, Türkiye'de kamuoyu, sade dil ve anayasal düşünce kavramlarının ortak doğum yerine bakmak demektir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap