İçeriğe geç
Giriş yap
0

Namık İsmail: Sırıkla atlayan ressam, Akademi müdürü ve "Gazi Çiftçiler Arasında" tablosu

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Bir sanatçının çok yönlü hayatı

1916'da Beşiktaş Kulübü'nün atletizm takımı İstanbul şampiyonu olduğunda, takımdaki bir sporcu Türkiye'de ilk kez sırıkla yüksek atlayarak Türk atletizm tarihine geçti. Bu sporcu, aynı zamanda Paris'te eğitim görmüş bir ressamdı. Adı Namık İsmail'di.

Namık İsmail, 1914 Kuşağı ressamlarının belki de en hareketli, en çok yönlü ismiydi. Paris'te, Berlin'de ve İtalya'da çalıştı; gazetecilik yaptı; Türkiye'nin ilk armasını tasarladı; Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü için "Gazi Mustafa Kemal Çiftçiler Arasında" adlı büyük tabloyu yaptı ve Güzel Sanatlar Akademisi'nin müdürü oldu. Kırk beş yaşında, bir Kadıköy vapurunda geçirdiği kalp kriziyle hayatını kaybetti. Bu yazıda onun kısa ama yoğun hayatını anlatıyoruz.
Ressam Namık İsmail
Ressam Namık İsmailGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Namık İsmail. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1890 Samsun'da doğum; 1896 Kabataş'ta ilk öğrenim; Galatasaray Mektebi'nde Tevfik Fikret'in müdürlüğü döneminde öğrenim; 1911 Paris, Académie Julian ve Cormon atölyesi; 1914 dönüş; 1916 sırıkla yüksek atlamada ilk; 1917 Şişli Atölyesi ve Berlin'e gidiş; 1919 dönüş ve öğretmenlik; 1920 evlilik; 1921 Sanayi-i Nefise müdür yardımcılığı; 1922 yeniden Paris; 1925 arma tasarımı; 1928 Güzel Sanatlar Akademisi müdürlüğü; 1929 Ziraat Bankası tablosunun tamamlanması; 30 Ağustos 1935 İstanbul'da ölüm.

Samsun'dan Galatasaray'a

Namık İsmail 1890'da Samsun'da doğdu. İlk öğrenimine 1896'da Kabataş'ta başladı, ardından Beşiktaş'taki Hamidiye Mektebi'ne geçti. Burada resim öğretmeni Arslanyan'ın öğrencisi oldu ve okulu ikincilikle bitirdi. Saint Benoit Lisesi'nde okuduktan sonra, yangın sonrasında yeniden açılan Galatasaray Mektebi'ne geçti; Tevfik Fikret'in müdürlüğü sırasında bu okulda okudu. Resim öğretmeni Şevket Dağ'dan özel dersler aldı.

Bakalorya sınavını geçemeyince babası onu resim eğitimi için Paris'e göndermeye karar verdi. 1911'de Paris'e giden Namık İsmail, kısa bir süre Académie Julian'a, sonra Fernand Cormon'un atölyesine devam etti. Akademik anlayışı benimseyen Cormon'dan fazla etkilenmedi; o daha çok izlenimcilerin ışığa ve renge verdiği önemi benimsedi. Paris'e gittiği yıl yaptığı "Köy Evi" tablosu, bu etkinin ilk örneklerindendir.

Atlet ve ressam

1914'te Türkiye'ye döndü. Ressamlığının yanı sıra spora da ilgi duyuyordu ve Beşiktaş Kulübü'nün atletizm takımında yer aldı. 1916'da Beşiktaş atletizm takımı İstanbul Atletizm Şampiyonu oldu. Namık İsmail ise Türkiye'de ilk kez sırıkla yüksek atlayan sporcu olarak Türk atletizm tarihinde bir ilki gerçekleştirdi.

Bir ressamın aynı zamanda öncü bir atlet olması, o dönemin Osmanlı aydın gençliğinde sporun yeni yeni yaygınlaştığını ve sanat ile sporun birbirinden kopuk alanlar olarak görülmediğini gösteriyor. Namık İsmail, bedenin hareketine ve gücüne duyduğu ilgiyi resimlerine de taşıdı.
Namık İsmail'in Tifüs tablosu
Namık İsmail'in Tifüs tablosuGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Derbrauni. Dosya sayfası
Ek bilgi
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Harbiye Nezareti'nin desteğiyle Şişli'de bir atölye kuruldu. Burada İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Ruhi Arel, Sami Yetik, Ali Cemal, Ali Sami Boyar ve Namık İsmail gibi ressamlar savaş konulu resimler yaptılar. Bu resimler Galatasaray Sergisi'nde halka gösterildikten sonra Viyana'da ve Berlin'de sergilendi. Namık İsmail, eserlerin sergilenmesi için Celal Esad Arseven ile birlikte Berlin'e gitti.

Berlin'de Corinth'in atölyesinde

Berlin'de iki yıl kaldı. Bu sürede Alman izlenimciliğinin önde gelen isimleri Lovis Corinth'in ve Max Liebermann'ın atölyelerinde çalışarak tekniğini geliştirdi. 1918 tarihli "Kendi Portresi", ışık-gölge karşıtlığı ve kalın fırça vuruşlarıyla, onun güçlü ve kararlı kişiliğini yansıtır.

1919'da Türkiye'ye döndü ve Almanya dönüşünü sanatının ikinci dönemi olarak tanımladı. Corinth'in geniş, kalın fırça vuruşlarından ve bir iki oturumda tamamlanan hızlı, atak tekniğinden etkilenen Namık İsmail, sonraki yıllarda bu tekniği pek çok tablosunda kullandı. "Güvertede Adamlar" tablosunda renklerin ve boya dokusunun konunun önüne geçtiği bir anlatım ortaya çıktı.

İtalya, gazetecilik ve Akademi

1919'da Gazi Osman Paşa Ortaokulu'nda resim öğretmenliğine başladı. 1920'de Molla Şefik Bey'in kızı Mediha Hanım ile evlendi. İtalya'ya gitmesine izin verilmediği için öğretmenlikten istifa etti ve bir yıl boyunca İtalya'yı gezerek resim yaptı. Dönüşünde İleri gazetesinde önce ressam, sonra yazı işleri müdürü olarak çalıştı.

Ekim 1921'de Sanayi-i Nefise Mektebi'nin müdür yardımcılığına atandı. 1922'de bu görevden ayrılarak yeniden Paris'e gitti. 1923 tarihli "Bayır" tablosunda, biçimden çok rengi öne çıkaran yeni bir anlayış görülür. 1924 Galatasaray Sergisi'ne katıldığı "Kasımpatı" ve "Çıplak" tabloları en çok övgü alan eserler arasında yer aldı.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında kendisine Maarif umum müfettişliği görevi verildi ve Maarif Vekili Mustafa Necati Bey ile birlikte incelemeler yapmak üzere Paris'e gitti. 1925'te Türkiye için ilk arma tasarımını yaptı; ancak bu arma kullanılmadı.
Namık İsmail'in Paris'teki Carpeaux Çeşmesi resmi, 1924
Namık İsmail'in Paris'teki Carpeaux Çeşmesi resmi, 1924Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Namık İsmail. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Namık İsmail'in 1929'da tamamladığı "Gazi Mustafa Kemal Çiftçiler Arasında" tablosu, Ankara'da 1926'da inşasına başlanan Ziraat Bankası Genel Müdürlük binasının merdiven boşluğu için sipariş edilmişti. Büyük boyutlu bu yağlı boya tablo, Atatürk'ü bir komutan ya da devlet başkanı olarak değil, çiftçilerin arasında gösteren bir sahneyle, Cumhuriyet'in köylüye ve tarıma verdiği önemi simgeler.

1914 Kuşağı ve Cumhuriyet'in sanat kurumları

Namık İsmail'in kuşağı, Osmanlı'nın son yıllarında Paris'e giden ve savaşın başında geri dönen bir grup ressamdan oluşuyordu. Bu ressamlar, 1908'de kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nde ve 1916'dan itibaren düzenlenen Galatasaray Sergileri'nde bir araya geldi. Cumhuriyet'le birlikte, Sanayi-i Nefise Mektebi'nin Güzel Sanatlar Akademisi'ne dönüşmesi sürecinde öğretmen ve yönetici olarak görev aldılar.

Bu kuşağın Cumhuriyet'e en büyük katkısı, sanat eğitiminin kurumsallaşmasıydı. Akademi atölyelerinde yetişen öğrenciler, sonraki yıllarda Türkiye'nin dört bir yanındaki okullarda resim öğretmeni oldu. Namık İsmail'in müdürlüğü, bu dönüşümün tam ortasına denk geldi. Akademi'nin öğrenci yapısı genişledi, kız ve erkek öğrenciler aynı atölyelerde çalışmaya başladı ve Avrupa'ya burslu öğrenci gönderilmesi sürdü.

Akademi'nin müdürü

1928'de Güzel Sanatlar Akademisi'ne müdür olarak atandı ve aynı zamanda resim atölyesi öğretmenliğini üstlendi. Bu görevi ölümüne kadar sürdürdü. Onun müdürlüğü, Akademi'nin Cumhuriyet'in sanat eğitimi politikalarıyla uyumlu bir kuruma dönüştüğü yıllara denk geldi.

Gençliğinde edebiyatla da ilgilenen Namık İsmail, Michelangelo'nun hayatı ve sanatı üzerine bir biyografi çalışması yaptı. Üslubu tek bir çizgide ilerlemedi; aynı yıl içinde bile farklı tekniklerle çalıştı. Bazen hafif fırça vuruşlu ve ışıltılı renkli bir izlenimci, bazen parlak renklerin ve karşıt tonların öne çıktığı dışavurumcu bir doğa ressamı, bazen de akademik bir figür ressamı oldu.

30 Ağustos 1935'te bindiği Kadıköy-Karaköy vapurunda geçirdiği kalp kriziyle hayatını kaybetti. Kırk beş yaşındaydı. Cenazesi Yahya Efendi Tekkesi'ndeki aile mezarlığına defnedildi.

Sırıktan fırçaya bir öncü

Namık İsmail'in hayatı, Cumhuriyet'in ilk sanatçılarının ne kadar farklı alanlarda öncülük ettiğini gösteriyor. Sırıkla yüksek atlamada bir ilki gerçekleştiren atlet, Berlin'de Corinth'in atölyesinde çalışan ressam, gazetede yazı işleri müdürü, Maarif müfettişi ve Akademi müdürü aynı insandı.

Onun sanatında tek bir üsluba bağlı kalmaması, kimi eleştirmenlerce bir arayış, kimilerince bir kararsızlık olarak görüldü. Ama bu çeşitlilik, Türk resminin Batı'nın farklı akımlarıyla aynı anda tanıştığı bir dönemin doğal yansımasıydı. Paris'in izlenimciliği, Berlin'in dışavurumculuğu ve İtalya'nın klasik mirası, onun tuvalinde bir araya geldi.

"Gazi Mustafa Kemal Çiftçiler Arasında" tablosu ise onun Cumhuriyet'in idealleriyle kurduğu bağın en görünür ifadesidir. Kırk beş yıllık kısa bir hayata sığdırdığı bu kadar çok başarı, onu 1914 Kuşağı'nın en enerjik temsilcisi yapıyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap