İçeriğe geç
Giriş yap
0

"Harp zaruri ve hayati olmalı": 16 Mart 1923'te Adana Türk Ocağı'nda çiftçilere yapılan konuşma

Mavi Mürekkep başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Mavi MürekkepKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Lozan kesintiye uğramışken

Mart 1923'te Türkiye, savaşla barış arasında belirsiz bir dönemden geçiyordu. Lozan Konferansı, 4 Şubat 1923'te müzakerelerin tıkanması üzerine kesilmiş; İsmet Paşa başkanlığındaki Türk heyeti Ankara'ya dönmüştü. Kapitülasyonlar, Osmanlı borçları, Musul ve azınlıklar gibi konularda İtilaf devletleriyle anlaşma sağlanamamıştı. Savaşın yeniden başlayabileceği kaygısı, hem Ankara'da hem de Anadolu'nun dört bir yanında hissediliyordu.

Bu ortamda Mustafa Kemal Paşa, Batı ve Güney Anadolu'yu kapsayan bir yurt gezisine çıktı. Şubat ayında İzmir İktisat Kongresi'ni açtı; mart ayında ise güneye inerek Çukurova'ya ulaştı. 16 Mart 1923'te Adana Türk Ocağı'nda Çukurova çiftçileriyle yaptığı toplantıda, savaş ve barış üzerine kanaatini açık bir dille ortaya koydu. Bu konuşmada söylenen "Harp zaruri ve hayati olmalı" sözü, Mustafa Kemal'in barış anlayışının en çok alıntılanan ifadelerinden biri oldu.
Kaynaklar
Belge: Adana Türk Ocağı’ndaki Toplantıda Çiftçilere Yaptığı Konuşma* — Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM), Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II (1922-1924), PDF s. 235. Tarih: 16 Mart 1923.
Mustafa Kemal Adana'da, 1923
Mustafa Kemal Adana'da, 1923Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 20 Kasım 1922 Lozan Konferansı'nın açılışı; 4 Şubat 1923 konferansın kesilmesi; 17 Şubat - 4 Mart 1923 İzmir İktisat Kongresi; Mart 1923 Çukurova ziyareti; 16 Mart 1923 Adana Türk Ocağı'nda çiftçilerle toplantı; 21 Mart 1923 konuşmanın Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlanması; 23 Nisan 1923 Lozan görüşmelerinin yeniden başlaması; 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması'nın imzalanması.

Sözün geçtiği bölüm

Mustafa Kemal, konuşmasının harp ve sulh üzerine olan bölümünde milleti şu veya bu sebep için savaşa sürüklemekten yana olmadığını belirtti: "Harp zaruri ve hayatî olmalı. Hakiki kanaatim şudur: Milleti harbe götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz diye harbe girebiliriz. Lakin hayat-ı millet tehlikeye maruz kalmayınca, harp bir cinayettir."

Günümüz Türkçesiyle söz, savaşın ancak zorunlu ve milletin varlığı için hayati olduğunda meşru olduğunu anlatır. Milleti savaşa götüren bir liderin vicdanında azap duymaması gerektiğini, saldıranlara karşı yaşamak için savaşa girilebileceğini, ancak milletin hayatı tehlikede değilken girişilen savaşın bir cinayet olduğunu ifade eder. Sözün son cümlesi, günümüzde çoğunlukla "Milletin hayatı tehlikeye uğramadıkça savaş bir cinayettir" biçiminde aktarılır.

Osmanlı'nın savaşlarıyla karşılaştırma

Konuşmanın önceki bölümlerinde Mustafa Kemal, eski Osmanlı hükûmetlerinin milleti koruyamadığını, aksine kırdırdığını anlattı. Anadolu'nun evlatlarının Yemen'de, Balkanlar'da ve Suriye'de hayatlarını kaybettiğini hatırlattı. Bu karşıtlık, sözün anlamını belirler: Mustafa Kemal'in reddettiği savaş, milletin hayati çıkarlarıyla ilgisi olmayan, uzak coğrafyalarda sürdürülen ve milleti tüketen savaşlardı.

Çukurova çiftçileri için bu sözler, yaşanmış acıların karşılığıydı. Bölge, Birinci Dünya Savaşı'nda ve ardından gelen Fransız işgali döneminde büyük kayıplar vermişti. Adana, ancak 5 Ocak 1922'de Fransız birliklerinin çekilmesiyle kurtulmuştu. Toplantıdaki çiftçilerin pek çoğu, oğullarını, kardeşlerini ya da babalarını uzak cephelerde kaybetmişti. Mustafa Kemal'in sözleri, onların yaşadıklarına doğrudan seslenen bir anlam taşıyordu.
Atatürk'ün Adana Türk Ocağı hatıra defterine yazdıkları
Atatürk'ün Adana Türk Ocağı hatıra defterine yazdıklarıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Konuşmanın metni, Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin 21 Mart 1923 tarihli sayısında yayımlandı. Gazete, konuşmanın bazı bölümlerini özetlemiş, harp ve sulh üzerine bölümün yalnızca son cümlelerini aynen vermişti. Atatürk'ün söylev ve demeçlerini derleyen ciltlerde de metin bu gazete yayınından alınmıştır.

Şerefli bir sulh beklentisi

Konuşmanın devamında Mustafa Kemal, iyi ve şerefli bir sulh yapılacağına dair umudunu dile getirdi. Barışın imzalanmasıyla önlerinde bir çalışma devrinin açılacağını belirtti. Bu ifade, Mustafa Kemal'in savaş sonrası dönemi ekonomik kalkınmaya ayırma kararlılığının bir göstergesiydi. İzmir İktisat Kongresi'nde dile getirilen ekonomik hedefler, Adana'daki çiftçilere de aktarılıyordu.

Mustafa Kemal, aynı konuşmada Türkiye'nin meşru ve hayati şartlarının kabul edilmemesi halinde yeniden savaşa girmek zorunda kalınabileceğini de hatırlattı. Böyle bir durumda halkın telaşa kapılmaması gerektiğini söyledi. Bu uyarı, Lozan'daki müzakerelerde Türkiye'nin pazarlık gücünü korumayı amaçlıyordu. Barış arzusu, zaafiyet olarak algılanmamalıydı.
Doğrusu
Söz zaman zaman bir yabancı devlet adamıyla yapılan görüşmeye ya da Cumhuriyet'in sonraki yıllarına ait bir konuşmaya mal edilir. Sözün kaynağı, 16 Mart 1923'te Adana Türk Ocağı'nda çiftçilere yapılan konuşmadır. Bazı yayınlarda konuşmanın yeri Tarsus olarak gösterilse de derleme ciltlerindeki kayıt Adana'yı işaret eder.

Gezinin genel havası

1923 başındaki yurt gezisi, Mustafa Kemal'in halkla doğrudan temas kurmayı amaçlayan bir yolculuğuydu. Gezi boyunca yapılan konuşmalarda Lozan'daki durum, yeni kurulacak siyasi parti, ekonomik kalkınma ve eğitim gibi konular ele alındı. Mustafa Kemal, halka devletin karşı karşıya bulunduğu sorunları açıkça anlatıyor, onların görüşlerini dinliyordu. Bu gezide dile getirilen düşünceler, aynı yıl kurulacak Halk Fırkası'nın programına da yansıdı.

Adana'daki toplantı, bu gezinin en dikkat çekici durakları arasındaydı. Çukurova, Türkiye'nin en verimli tarım bölgelerinden biriydi; ancak savaş yılları ve işgal, bölgenin ekonomisini ağır biçimde etkilemişti. Mustafa Kemal'in çiftçilerle bir araya gelmesi, savaş sonrası yeniden yapılanmada tarıma verilen önemin bir göstergesiydi. Çiftçilere hitap ederken savaş ve barış konusuna yer vermesi de dinleyicilerinin kaygılarına doğrudan cevap verme isteğinden kaynaklanıyordu.

Barış anlayışının sürekliliği

Adana konuşmasında dile getirilen görüşler, Mustafa Kemal'in sonraki yıllarda izlediği dış politikanın da özünü oluşturdu. Cumhuriyet döneminde Türkiye, toprak kazanma amacıyla hiçbir savaşa girmedi. Musul meselesi, Milletler Cemiyeti'ne götürüldü ve 1926'da antlaşmayla çözüldü. Boğazlar meselesi, 1936'da Montrö'de diplomatik yollarla halledildi. Hatay meselesi de diplomatik görüşmeler ve askerî kararlılığın birlikte kullanılmasıyla çözüme kavuşturuldu.

20 Nisan 1931'de yayımlanan seçim beyannamesinde yer alan "Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz" ifadesi, Adana konuşmasındaki düşüncelerin devamıydı. Türkiye, 1932'de Milletler Cemiyeti'ne katıldı, 1934'te Balkan Antantı'nı, 1937'de Sadabad Paktı'nı imzaladı. Bu adımlar, barışı korumaya yönelik bir dış politikanın ürünleriydi.

Askerin barış anlayışı

Sözün dikkat çekici yönlerinden biri, hayatının büyük bölümünü cephelerde geçirmiş bir asker tarafından söylenmesidir. Mustafa Kemal, Trablusgarp'tan Balkanlar'a, Çanakkale'den Sakarya'ya kadar pek çok savaşta bulunmuş, savaşın bedelini yakından görmüştü. Onun savaşa dair söyledikleri, kuramsal bir barışseverlikten değil, savaşın acılarını bizzat yaşamış birinin deneyiminden kaynaklanıyordu.

Bu deneyim, Mustafa Kemal'in savaşı yalnızca son çare olarak görmesine yol açtı. Ancak barış arzusu, ülkenin savunmasının ihmal edilmesi anlamına gelmiyordu. Mustafa Kemal, güçlü bir ordunun barışın en güvenilir teminatı olduğunu da sık sık vurguladı. Adana konuşmasındaki "öldüreceğiz diyenlere karşı ölmeyeceğiz diye harbe girebiliriz" ifadesi, bu meşru müdafaa anlayışının özlü bir ifadesiydi.

Çukurova'nın hatıra defterinde

Mustafa Kemal'in Adana ziyareti, şehrin Türk Ocağı'nda tutulan hatıra defterine yazdığı satırlarla da belgelenmiştir. Bu defter, Adana halkının Millî Mücadele'nin önderine duyduğu bağlılığın ve şehrin Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki heyecanının bir tanığıdır. Adana'daki temaslar, Mustafa Kemal'in Çukurova'nın ekonomik potansiyeline, özellikle pamuk üretimine verdiği önemi de gösterdi.
Atatürk'ün Adana ziyaretlerinden bir kare
Atatürk'ün Adana ziyaretlerinden bir kareGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası

Cinayet olarak savaş: değerlendirme

16 Mart 1923'te Adana Türk Ocağı'nda çiftçilere yapılan konuşma, Mustafa Kemal'in savaş ve barışa dair kanaatinin en açık ifadesidir. Lozan görüşmelerinin kesildiği, savaşın yeniden başlayabileceği bir dönemde söylenen "Harp zaruri ve hayati olmalı; hayat-ı millet tehlikeye maruz kalmayınca harp bir cinayettir" sözü, Osmanlı'nın milleti tüketen savaşlarına karşı meşru müdafaayı esas alan bir anlayışı dile getirir. Sonraki yıllarda Cumhuriyet'in izlediği barışçı dış politika, bu konuşmada çizilen çerçevenin uygulamaya geçirilmesi olarak okunabilir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap