İçeriğe geç
Giriş yap
0

Son yurt gezisi (Mayıs 1938): Hastalığına rağmen Mersin ve Adana'da asker selamlayan Atatürk

Gece Kâtibi başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Gece KâtibiKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Hatay meselesinin gölgesinde bir yolculuk

1938 baharında Hatay meselesi kritik bir aşamaya gelmişti. Fransız mandası altındaki Suriye'ye bağlı İskenderun Sancağı için Milletler Cemiyeti'nde kabul edilen düzenleme uygulanırken, seçmen kayıtları sırasında Türk nüfusun haklarına dair ciddi sorunlar yaşanıyordu. Türkiye, Fransa'ya karşı kararlılığını göstermek ve sancaktaki Türk halkına destek vermek istiyordu. Bu koşullarda Atatürk, güney sınırına yakın bölgelere bir gezi yapmaya karar verdi.

Atatürk'ün sağlığı bu sırada oldukça bozulmuştu. Mart ayında Prof. Fiessinger'in doğruladığı karaciğer sirozu teşhisi, sıkı bir istirahat rejimini gerektiriyordu. Hekimleri, uzun bir yolculuğun sağlığı açısından tehlikeli olacağını belirtti. Ancak Atatürk, Hatay meselesinin önemini gerekçe göstererek geziden vazgeçmedi. 19 Mayıs 1938'de Ankara'dan trenle yola çıktı. Bu yolculuk, hayatının son yurt gezisi olacaktı.
Mersin Atatürk Müzesi
Mersin Atatürk MüzesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Seyfettin33. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: Ocak 1938 siroz teşhisi; 28 Mart 1938 Fiessinger'in Çankaya'daki muayenesi; 19 Mayıs 1938 Ankara'dan trenle hareket; 20 Mayıs 1938 Mersin'e varış ve askerî geçit töreni; 20-23 Mayıs 1938 Mersin'de kalış; 24 Mayıs 1938 Tarsus üzerinden Adana'ya geçiş ve geçit töreni; Mayıs sonu Ankara'ya dönüş; 3 Temmuz 1938 Türk-Fransız askerî anlaşması; 5 Temmuz 1938 Türk birliklerinin Hatay'a girişi.

Mersin'de geçit töreni

Atatürk, 20 Mayıs'ta Mersin'e ulaştı. Şehirde büyük bir kalabalık onu karşıladı. Aynı gün Mersin'de düzenlenen askerî geçit törenini izledi. Bu tören, Türk ordusunun güney sınırındaki gücünü göstermek amacıyla düzenlenmişti ve Hatay meselesinde Fransa'ya verilmek istenen mesajın bir parçasıydı. Atatürk, hastalığına rağmen törende uzun süre ayakta durarak birlikleri selamladı. Bu görüntü, onu izleyen herkes üzerinde derin bir etki bıraktı.

Mersin'de birkaç gün kalan Atatürk, burada dinlenmeye çalıştı. Ancak yorgunluğu giderek arttı; yanındakiler onun ne kadar zorlandığını açıkça görüyordu. Yine de şehrin ileri gelenleriyle görüştü, halkın sevgi gösterilerine karşılık verdi. Atatürk'ün Mersin ziyaretlerinde konuk edildiği ev, sonradan müze olarak düzenlendi; ev, Atatürk'ün şehirle kurduğu bağın hatırası olarak korunmaktadır.

Tarsus ve Adana

24 Mayıs'ta Atatürk, Tarsus üzerinden Adana'ya geçti. Adana'da da bir askerî geçit töreni düzenlendi. Atatürk, burada da birlikleri selamladı ve halkla bir araya geldi. Adana halkı, Millî Mücadele yıllarında şehrin Fransız işgalinden kurtuluşunu hatırlayarak Atatürk'ü büyük bir coşkuyla karşıladı. Atatürk, şehirde kısa bir süre dinlendi; bir parkta istirahat ettiği anlara ait fotoğraflar, son gezisinin en bilinen görüntüleri arasındadır.

Adana'daki temaslar, Atatürk'ün Çukurova'ya bağlılığının bir ifadesiydi. Mustafa Kemal, 1918'de Yıldırım Orduları Grubu komutanı olarak Adana'da bulunmuş, Mondros Mütarekesi'nden sonra buradan İstanbul'a dönmüştü. 1923'te ve sonraki yıllarda da şehri birkaç kez ziyaret etmişti. 1938'deki ziyaret, bu uzun ilişkinin son halkası oldu.
Kaynaklar
Belge: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün Yurt Gezileri (1923-1938) — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Yüksel ÖZGEN. Tarih: 17 Haziran 2021.
Atatürk'ün Adana ziyaretlerinden bir kare
Atatürk'ün Adana ziyaretlerinden bir kareGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası
Ek bilgi
Mersin ve Adana'daki geçit törenleri, Hatay meselesinde Türkiye'nin kararlılığını gösteren önemli adımlar arasında değerlendirilir. Gezinin ardından gelen haftalarda Türkiye ile Fransa arasında yapılan görüşmeler sonucunda 3 Temmuz 1938'de bir askerî anlaşma imzalandı ve 5 Temmuz'da Türk birlikleri Hatay'a girdi.

Dönüş ve sağlığın ağırlaşması

Gezi dönüşünde Atatürk'ün sağlığı belirgin biçimde kötüleşti. Uzun tren yolculuğu, sıcak hava ve yoğun program, hastalığın ilerlemesini hızlandırdı. Ankara'ya döndükten sonra hekimler, Atatürk'ün İstanbul'a giderek deniz kenarında dinlenmesini önerdi. Haziran ayında İstanbul'a gelen Atatürk, Savarona yatında kalmaya başladı. Bu dönemde karın bölgesindeki sıvı birikimi arttı, hekimler ponksiyon yapmak zorunda kaldı.

Atatürk'ün yakın çevresi, sonradan Mersin-Adana gezisinin onun sağlığına ağır bir darbe vurduğunu dile getirdi. Ancak Atatürk'ün kendisi, bu geziyi Hatay meselesi için gerekli gördüğünü ve sağlığını bu uğurda tehlikeye atmaktan çekinmediğini çeşitli vesilelerle ifade etti. Hatay'ın Türkiye'ye katılması, onun hayatının son büyük dış politika başarılarından biri oldu.
Doğrusu
Bazı anlatılarda Atatürk'ün bu gezi sırasında Hatay sınırına kadar gittiği belirtilir. Kayıtlar, gezinin Mersin, Tarsus ve Adana ile sınırlı kaldığını gösterir. Atatürk, Hatay'ı hayatında hiç görmedi; Hatay'ın Türkiye'ye katılışı, onun vefatından sonra, 1939'da tamamlandı.

Yol boyunca istasyonlar

Ankara'dan güneye uzanan demiryolu hattı boyunca trenin durduğu istasyonlarda halk toplanarak Atatürk'ü selamlamak istedi. Atatürk, yorgunluğuna rağmen bazı istasyonlarda vagonun penceresinden halkı selamladı. Tarsus'tan geçerken de şehir halkı yol kenarlarına dizildi. Bu karşılamalar, Atatürk'ün hastalığından haberdar olmayan halkın onu son kez görme fırsatı oldu; hastalığı resmî olarak kamuoyuna duyurulmamıştı ve halkın büyük bölümü, onun ne kadar ağır bir durumda olduğunu bilmiyordu.

Halkın gözünden son gezi

Mersin ve Adana halkı için Atatürk'ün bu ziyareti, unutulmaz bir hatıra oldu. Pek çok kişi, onu son kez görme fırsatı buldu. Geçit törenlerinde ayakta duran, halkı selamlayan, yorgun ama kararlı Atatürk'ün görüntüsü, yöre halkının anılarında uzun süre yaşadı. Bu anılar, sonraki yıllarda yazılan yerel tarih çalışmalarında ve hatıratlarda geniş yer buldu.

Gezi sırasında çekilen fotoğraflar da bu hatıranın önemli belgeleri arasındadır. Fotoğraflarda Atatürk'ün yüzündeki yorgunluk açıkça görülür; ancak duruşu ve bakışı, kararlılığını yansıtır. Bu fotoğraflar, Atatürk'ün son aylarına dair en çok bilinen görüntüler arasında yer alır.

Hatay meselesinin arka planı

İskenderun Sancağı, 1921 Ankara Antlaşması ile Fransız mandası altındaki Suriye sınırları içinde bırakılmış, ancak antlaşma sancaktaki Türk nüfusa özel bir yönetim rejimi tanımıştı. 1936'da Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık vermeyi öngören bir antlaşma imzalaması üzerine Türkiye, sancağın Suriye'ye devredilmesine itiraz etti ve meseleyi Milletler Cemiyeti'ne taşıdı. Cemiyet'in hazırladığı düzenlemeyle 1937'de sancak, iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Suriye'ye bağlı bir yapıya kavuştu. Ancak 1938'deki seçmen kayıtları sırasında çıkan olaylar, Türkiye'nin kaygılarını artırdı.

Atatürk, Hatay meselesini kendi şahsi meselesi olarak görüyordu. Çeşitli vesilelerle Hatay'ın kırk asırlık Türk yurdu olduğunu vurguladı ve bu konuda geri adım atılmayacağını belirtti. Mersin-Adana gezisi, bu kararlılığın sahadaki ifadesiydi. Güney sınırına yakın bölgelerde toplanan birlikler ve düzenlenen geçit törenleri, diplomatik görüşmelerde Türkiye'nin elini güçlendirdi.

Hekimlerin uyarıları ve verilen karar

Gezi öncesinde hekimlerin uyarıları açıktı: uzun bir tren yolculuğu ve kalabalık törenler, hastalığın seyrini hızlandırabilirdi. Atatürk'ün bu uyarılara rağmen yola çıkması, onun devlet işlerini kendi sağlığının önünde tuttuğu bir karar olarak yorumlanır. Yanındakilerin anlattığına bakılırsa, Hatay'daki Türk halkının moralini yükseltmek ve Fransa'ya kararlılık mesajı vermek için bizzat güneye gitmesi gerektiğine inanıyordu. Bu karar, son aylarının seyrini belirleyen tercihlerden biri oldu ve sonraki yıllarda Atatürk'ün vatan meselelerine bağlılığının simgesi olarak anlatıldı.
Mersin Atatürk Müzesi'ndeki çalışma odası
Mersin Atatürk Müzesi'ndeki çalışma odasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Nedim Ardoğa. Dosya sayfası

Hatay için göze alınan son yolculuk: değerlendirme

19 Mayıs 1938'de başlayan Mersin-Adana gezisi, Atatürk'ün hayatındaki son yurt gezisidir. Ağır bir karaciğer hastalığıyla mücadele eden Atatürk, hekimlerinin uyarılarına rağmen Hatay meselesinde Türkiye'nin kararlılığını göstermek için güneye gitti; Mersin ve Adana'da askerî geçit törenlerini ayakta izledi ve halkla buluştu. Gezinin ardından sağlığı hızla kötüleşse de, haftalar içinde imzalanan Türk-Fransız anlaşması ve Türk birliklerinin Hatay'a girişi, bu yolculuğun amacına ulaştığını gösterdi. Mersin-Adana gezisi, Atatürk'ün vatan meselelerini kendi sağlığının önünde tuttuğunun en dokunaklı örneklerinden biri olarak hatırlanır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap