İçeriğe geç
Giriş yap
0

Bandırma ve Erdek'in kurtuluşu (Eylül 1922): Kapıdağ'da Yunan tahliyesi ve Marmara'nın batı kıyısı

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Bandırma'nın işgal yılları

Bandırma, Marmara Denizi'nin güney kıyısında, Kapıdağ Yarımadası'nın girişinde bulunan önemli bir liman şehriydi. Şehir, İzmir-Bandırma demiryolunun son durağı olması nedeniyle Ege ile Marmara arasındaki ulaşımda kilit bir konumdaydı. 1920 yazındaki Yunan taarruzunda Bandırma, denizden yapılan bir çıkarmayla işgal edildi. Yunan birliklerinin şehre çıkışı, dönemin fotoğraflarına da yansımıştır. İşgal, Bandırma'yı Yunan ordusunun Marmara kıyısındaki en önemli ikmal limanlarından biri haline getirdi.

Bandırma, Millî Mücadele'nin hikâyesinde özel bir yere sahipti. Mustafa Kemal, Mayıs 1919'da İstanbul'dan Samsun'a giderken bindiği gemi, Bandırma adını taşıyordu. Bu tesadüf, şehrin adını Millî Mücadele'nin başlangıcıyla ilişkilendirmişti. İki yılı aşkın işgal dönemi ise şehrin halkı için ağır geçti. Liman ve demiryolu, işgal kuvvetlerinin kontrolündeydi; çevre köylerde Kuvayi Milliye birlikleriyle zaman zaman çatışmalar yaşandı.
Erdek kıyısının görünümü
Erdek kıyısının görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Ozgur1000. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 16 Mayıs 1919 Bandırma vapurunun İstanbul'dan Samsun'a hareketi; temmuz 1920 Yunan birliklerinin Bandırma'ya çıkışı; 11 Eylül 1922 Bursa'nın kurtuluşu; eylül 1922'nin ortası Bandırma'nın kurtuluşu; eylül 1922 Erdek ve Kapıdağ Yarımadası'ndan Yunan birliklerinin tahliyesi; 11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi.

Kuzey kanadının batıya ilerleyişi

Bursa'nın kurtuluşunun ardından Türk ordusunun kuzey kanadındaki birlikler, Marmara kıyısı boyunca batıya doğru ilerledi. Karacabey, Mustafakemalpaşa ve Susurluk çevresi bu ilerleyiş sırasında kurtarıldı. Yunan kuvvetlerinin bir kısmı, denizden tahliye edilmek amacıyla Bandırma ve Kapıdağ Yarımadası'na doğru çekildi. Kapıdağ, Marmara'ya uzanan dağlık bir yarımadaydı; dar bir kara bağlantısıyla anakaraya bağlanıyordu. Bu coğrafya, çekilen birlikler için savunması kolay bir son nokta sunuyordu.

Türk süvari birlikleri, Bandırma'ya doğru hızla ilerledi. Şehirdeki Yunan birlikleri, limanda bekleyen gemilere binerek ayrılmaya başladı. Bandırma, Eylül 1922'nin ortalarında Türk birliklerinin denetimine geçti. Şehrin kurtuluşu, demiryolu hattının ve limanın yeniden Türk idaresine geçmesi anlamına geliyordu. Bu da Marmara bölgesindeki ulaşımın ve ticaretin yeniden kurulması için hayati bir adımdı.

Erdek ve Kapıdağ'daki son tahliye

Erdek, Kapıdağ Yarımadası'nın batı kıyısında bulunan bir kasabaydı. Kasabanın nüfusunun önemli bir kısmı Rumlardan oluşuyordu. Yarımadanın köyleri de büyük ölçüde Rum nüfusa sahipti. Yunan birliklerinin bir kısmı, Bandırma'dan sonra Erdek ve yarımadanın diğer kıyılarına çekildi. Buradan gemilerle Marmara adalarına ve oradan Trakya'ya geçtiler. Yarımadanın Rum halkının bir kısmı da çekilen birliklerle birlikte ayrıldı.

Erdek'in kurtuluşu, Batı Anadolu'daki Yunan tahliyesinin son sahnelerinden biri oldu. Türk birlikleri yarımadaya girdiğinde kasaba ve köylerin bir kısmı boşalmıştı. Sonraki yıllarda nüfus mübadelesiyle Erdek'in Rum nüfusu tamamen ayrıldı ve yerlerine Balkanlardan ve Ege adalarından gelen göçmenler yerleşti. Erdek'in bugünkü sosyal dokusu, bu büyük nüfus hareketinin izlerini taşır.
Yunan birliklerinin Bandırma'ya çıkışı, 1920
Yunan birliklerinin Bandırma'ya çıkışı, 1920Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası
Ek bilgi
Kapıdağ Yarımadası, antik dönemde Kyzikos şehrine ev sahipliği yapmıştı. Yarımadanın tarihî dokusu, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de önemini korudu. 1922 sonbaharındaki tahliye, yarımadanın bin yıllık Rum yerleşim geleneğinin sona erdiği dönemin başlangıcı oldu.

Tahliyenin denizdeki boyutu

Marmara kıyısındaki tahliyeler, Yunan donanmasının ve ticaret gemilerinin desteğiyle gerçekleşti. Gemiler, Bandırma, Erdek ve yarımadanın küçük limanlarından asker ve sivilleri alarak Marmara adalarına ve Trakya kıyılarına taşıdı. Bu tahliye, Yunan ordusunun Batı Anadolu'dan tamamen çekilmesinin bir parçasıydı. İzmir, Çeşme ve Ayvalık'tan yapılan tahliyelerle birlikte, Eylül 1922 ortasına gelindiğinde Yunan kuvvetlerinin Anadolu'daki varlığı sona ermişti.

Türk ordusunun denizde bir gücü bulunmadığından, tahliyeyi engellemek mümkün olmadı. Ordunun önceliği, kıyı kasabalarını hızla kontrol altına almak ve çekilme sırasında yaşanabilecek tahribatı en aza indirmekti. Bandırma ve Erdek'te bu süreç görece hızlı tamamlandı.
Doğrusu
Bandırma vapuru ile Bandırma şehrinin kurtuluşu sık sık birbirine karıştırılır. Mustafa Kemal'in 1919'da Samsun'a gittiği vapurun adı Bandırma'dır; ancak bu yolculukla şehrin 1922'deki kurtuluşu arasında doğrudan bir bağ yoktur. Şehir, Büyük Taarruz'un ardından kuzey kanadındaki takip harekâtı sırasında kurtarılmıştır.

Susurluk ve Karacabey hattındaki çarpışmalar

Bandırma'ya ulaşmadan önce Türk birlikleri, Karacabey ve Susurluk çevresinde çekilen Yunan artçılarıyla çeşitli çarpışmalara girdi. Bu bölge, Manyas Gölü ile Uluabat Gölü arasında uzanan, sulak ve ovalık bir araziydi. Yunan birlikleri, köprüleri yıkarak ve yolları keserek takibi yavaşlatmaya çalıştı. Türk süvarisi ise göllerin çevresindeki yolları kullanarak çekilen birliklerin önünü kesmeye uğraştı. Bazı Yunan birlikleri bu süreçte esir alındı, bir kısmı ise kıyıya ulaşarak gemilere binmeyi başardı.

Bu çarpışmalar, Büyük Taarruz'un büyük meydan muharebeleriyle kıyaslanınca küçük ölçekli kaldı. Ancak kuzey kanadındaki takibin hızı, Marmara kıyısındaki şehirlerin ne kadar hasarla kurtarılacağını doğrudan etkiliyordu. Birliklerin hızlı ilerleyişi, bazı kasabalarda çekilme sırasında çıkabilecek yangınların ve yağmanın önüne geçti.

Kurtuluş sonrası Bandırma'nın gündelik hayatı

Kurtuluşun ilk günlerinde Bandırma'da hayat yavaş yavaş normale dönmeye başladı. Çarşı açıldı, liman yeniden çalışmaya başladı, demiryolu hattında onarım çalışmalarına girişildi. Şehrin camileri ve okulları, işgal döneminde gördükleri hasarın ardından onarıldı. Çevre köylerden gelen köylüler, işgal yıllarında satamadıkları ürünlerini şehrin pazarına getirdi. Bandırma'nın kurtuluşu, yalnızca askerî bir olay değil, bölgenin ekonomik bağlantılarının yeniden kurulması anlamına geliyordu. İzmir ile Bandırma arasındaki demiryolu hattı, Ege'nin ürünlerini Marmara'ya ve İstanbul'a taşıyan ana arterdi; bu hattın yeniden işletilmesi, Batı Anadolu ekonomisinin toparlanmasında önemli bir adım oldu.

Bandırma'da işgal yıllarının izleri uzun süre görüldü. Yıkılan binalar, terk edilen evler ve harap olan bağ bahçeler, şehrin yeniden kurulması için büyük bir emek gerektiriyordu. Mübadeleyle gelen göçmenler, bu yeniden kuruluşun önemli bir parçası oldu. Balkanlardan gelen aileler, beraberlerinde getirdikleri tarım ve zanaat bilgileriyle bölgenin ekonomisine yeni bir canlılık kattı.

Marmara'nın batı kıyısında yeni dönem

Bandırma ve Erdek'in kurtuluşu, Marmara'nın güney kıyısının tamamen Türk idaresine geçmesini sağladı. Bu durum, Çanakkale Boğazı'na yaklaşan Türk birliklerinin stratejik konumunu da güçlendirdi. İngiltere'nin Çanakkale'deki birlikleri ile Türk ordusu arasındaki gerginlik bu dönemde arttı. Mudanya Mütarekesi'yle bu gerginlik giderildi ve Doğu Trakya'nın Türk idaresine bırakılması kararlaştırıldı.

Kurtuluşun ardından Bandırma, yeniden bir liman ve demiryolu şehri olarak gelişmeye başladı. Cumhuriyet döneminde şehir, Marmara'nın önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri haline geldi. Erdek ise yaz turizminin gelişmesiyle birlikte bir tatil kasabasına dönüştü. Her iki yer de kurtuluş günlerini yerel törenlerle anmaya devam eder.

Marmara'nın son işgal kalesi düşerken: değerlendirme

Bandırma ve Erdek'in Eylül 1922'deki kurtuluşu, Batı Anadolu'daki işgalin son sahnelerinden biridir. Bursa'dan batıya uzanan takip harekâtı, Marmara kıyısının tamamını işgalden kurtarmış, Yunan ordusunun Kapıdağ'dan tahliyesiyle Anadolu'daki askerî varlığı fiilen sona ermişti. Bu süreç, yalnızca bir askerî zaferi değil, aynı zamanda bölgenin nüfus yapısında köklü bir değişimin başlangıcını da temsil eder. Bandırma'nın Millî Mücadele'nin başlangıcıyla kurduğu sembolik bağ ve Erdek'in yarımadadaki son tahliyeye tanıklık etmesi, bu iki yeri savaşın hem başlangıcının hem de sonunun hikâyesinde buluşturur.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap