İçeriğe geç
Giriş yap
0

Bilecik ve Söğüt'ün kurtuluşu (Eylül 1922): Osmanlı'nın doğduğu topraklarda işgalin sonu

Ilgaz Toprakçı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Ilgaz ToprakçıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Sakarya ile Eskişehir arasındaki dar vadi

Bilecik ve Söğüt, Sakarya Nehri'nin kolları arasında, İstanbul'u Anadolu'ya bağlayan demiryolunun geçtiği dar bir vadide yer alır. Bu bölge, Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında Osman Bey ve babası Ertuğrul Gazi'nin yaşadığı topraklar olarak tarihî bir anlam taşır. Söğüt'teki Ertuğrul Gazi Türbesi, Osmanlı hanedanının kökeni olarak kabul edilen bir ziyaretgâhtı. Bilecik ise kuruluş döneminde fethedilen ilk şehirlerden biriydi. Millî Mücadele yıllarında bu tarihî bölge, Yunan işgalinin en ağır yaşandığı yerlerden biri oldu.

Bölgenin askerî önemi, demiryolundan kaynaklanıyordu. İzmit'ten Eskişehir'e uzanan hat, Bilecik ve Bozüyük üzerinden geçiyordu. Bu hattı elinde tutan taraf, Marmara ile İç Anadolu arasındaki ikmal yolunu da kontrol ediyordu. 1920 ve 1921 yıllarında Bilecik çevresi, Birinci ve İkinci İnönü muharebelerinin yaşandığı cephe hattına çok yakındı. Şehir, bu dönemde birkaç kez el değiştirdi ve her el değiştirmede ağır hasar gördü.
Bilecik şehrinin eski bir görünümü
Bilecik şehrinin eski bir görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Emresever1461. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1920 sonbaharı Bilecik çevresinin cephe bölgesine dönüşmesi; 6-10 Ocak 1921 Birinci İnönü Muharebesi; 23 Mart-1 Nisan 1921 İkinci İnönü Muharebesi; temmuz 1921 Kütahya-Eskişehir muharebelerinin ardından bölgenin yeniden işgali; 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz'un başlaması; 2 Eylül 1922 Eskişehir'in kurtuluşu; eylül 1922'nin ilk haftası Bilecik ve Söğüt'ün kurtuluşu.

İşgal yıllarında Bilecik

Bilecik, Millî Mücadele sırasında yalnızca bir cephe şehri değil, aynı zamanda tarihî bir buluşma noktasıydı. Mustafa Kemal ile İstanbul hükûmetinin temsilcileri arasında yapılan ve 1920 sonunda gerçekleşen görüşmeler, Bilecik istasyonunun adını Millî Mücadele tarihine yazdırmıştı. Ancak şehrin işgal yılları, bu diplomatik hatıraların çok ötesinde bir yıkım getirdi. Yunan kuvvetlerinin bölgedeki varlığı sırasında şehirde yangınlar çıktı, mahalleler tahrip edildi ve halkın önemli bir kısmı göç etmek zorunda kaldı.

1921 yazında Kütahya-Eskişehir muharebelerinin ardından Türk ordusunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesiyle Bilecik yeniden işgal altına girdi. Bu ikinci işgal dönemi bir yıldan fazla sürdü. Şehrin tarihî dokusu, camileri, hanları ve konakları ağır hasar gördü. Bölgedeki köylerin bir kısmı da yakılıp yıkıldı. İşgal yıllarının sonunda Bilecik, nüfusu büyük ölçüde azalmış, harap bir kasabaya dönüşmüştü.

Söğüt ve Ertuğrul Gazi Türbesi

Söğüt, Osmanlı'nın kuruluş efsanesinin merkezinde yer alan bir kasabaydı. Ertuğrul Gazi'nin türbesi, Osmanlı hanedanının atası olarak kabul edilen bu ismin anısını yaşatıyordu. Sultan II. Abdülhamit döneminde türbe yeniden düzenlenmiş, çevresine Kayı boyunun hatırasına adanmış mezarlar yapılmıştı. Her yıl Söğüt'te düzenlenen anma törenleri, Osmanlı'nın kuruluşunu hatırlatan önemli bir gelenekti.

İşgal yıllarında Söğüt de zarar gördü. Türbenin ve çevresinin tahrip edildiğine dair haberler, Anadolu basınında geniş yer buldu ve millî duyguları kabartan bir etken oldu. Bu haberler, işgalin yalnızca bir askerî mesele değil, aynı zamanda tarihî ve manevi değerlere yönelik bir tehdit olarak algılanmasına yol açtı. Söğüt'ün kurtuluşu, bu yüzden sembolik bir anlam taşıyordu.
Söğüt'teki Ertuğrul Gazi Türbesi
Söğüt'teki Ertuğrul Gazi TürbesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Aktolgali. Dosya sayfası
Ek bilgi
Ertuğrul Gazi Türbesi, Cumhuriyet döneminde de korunmaya devam etmiş, yapılan onarımlarla bugünkü görünümüne kavuşmuştur. Söğüt'te her yıl eylül ayında düzenlenen Ertuğrul Gazi'yi anma ve Yörük şenlikleri, kasabanın tarihî kimliğini yaşatan en önemli etkinliktir.

Büyük Taarruz'un ardından kuzeye ilerleyiş

Büyük Taarruz'un ilk günlerinde Yunan ordusunun Afyon cephesindeki ana kuvvetleri dağıtıldıktan sonra, Eskişehir bölgesindeki Yunan kolordusu da geri çekilmeye başladı. Eskişehir 2 Eylül 1922'de kurtarıldı. Ardından Türk birlikleri demiryolu hattı boyunca kuzeybatıya, Bozüyük ve Bilecik yönüne ilerledi. Yunan kuvvetleri, çekilme sırasında köprüleri ve demiryolu tesislerini tahrip etti. Bu tahribat, Türk ordusunun ilerleyişini yavaşlattı ama durduramadı.

Bilecik ve Söğüt, Eylül 1922'nin ilk haftasında Türk birliklerinin denetimine geçti. Şehre giren birlikler, büyük bir yıkım tablosuyla karşılaştı. Evlerin önemli kısmı yanmış, çarşı harabeye dönmüştü. Kurtuluşu izleyen günlerde, işgal döneminde göç eden aileler yavaş yavaş geri dönmeye başladı. Ancak geri dönenler, çoğu zaman evlerinin yerinde yalnızca kül ve yıkıntı buldu.

Yıkımın belgelenmesi

Kurtuluşun ardından Ankara hükûmeti, işgal sırasında yaşanan tahribatı belgelemek için heyetler görevlendirdi. Bu heyetler, yakılan köyleri, yıkılan evleri, öldürülen sivilleri ve tahrip edilen tarihî yapıları kayda geçirdi. Hazırlanan raporlar, Lozan görüşmelerinde savaş tazminatı ve sorumluluk konularının tartışılmasında kullanıldı. Bilecik ve çevresi, bu raporlarda en çok hasar gören bölgeler arasında yer aldı.

Yabancı gazeteciler ve gözlemciler de bu dönemde bölgeyi ziyaret etti. Onların tanıklıkları, Batı kamuoyunda işgalin yarattığı yıkım hakkında farklı bir tablo ortaya koydu. Bu tanıklıklar, Yunan ordusunun çekilme sırasında uyguladığı yakıp yıkma taktiğinin boyutunu gözler önüne serdi.
Kaynaklarda fark
Bilecik ve Söğüt'ün kurtuluşu için farklı yerel anlatımlarda farklı günler anılır. Bunun nedeni, Türk birliklerinin bölgedeki kasabalara farklı günlerde girmesi ve Yunan çekilmesinin aşamalı olarak gerçekleşmesidir. Bilecik'in kurtuluşu, Eskişehir'in kurtuluşunu izleyen günlerde, Eylül 1922'nin ilk yarısında gerçekleşmiştir.

İnönü muharebeleri sırasında Bilecik cephesi

1921'in ilk aylarında Bilecik, Batı Cephesi'nin kuzey kesiminde yer alan önemli bir mevziydi. Birinci İnönü Muharebesi sırasında Yunan kuvvetleri Bursa'dan Bilecik üzerinden Eskişehir'e doğru ilerlemeye çalıştı. İsmet Bey'in komutasındaki birlikler İnönü mevzilerinde bu ilerleyişi durdurdu. İkinci İnönü Muharebesi'nde de Bilecik ve Bozüyük çevresi şiddetli çarpışmalara sahne oldu. Bu muharebeler sırasında şehir kısa süreli işgallere uğradı, cephe hattı birkaç kez ileri geri hareket etti. Her çekilme, şehrin biraz daha harap olmasına yol açtı.

Bu dönemde Bilecik halkı, ya cephe gerisindeki köylere sığındı ya da Eskişehir ve Ankara yönüne göç etti. Şehirde kalanlar, çatışmaların ortasında hayatta kalmaya çalıştı. İnönü zaferleri moral bakımından büyük bir kazanç sağlasa da Bilecik için asıl kurtuluş, bir buçuk yıl sonra Büyük Taarruz'la gelecekti.

Demiryolunun yeniden açılması

Bilecik'in kurtuluşundan sonraki en acil işlerden biri, İzmit-Eskişehir demiryolu hattının yeniden işler hale getirilmesiydi. Bu hat, Ankara'nın İstanbul ve Marmara ile bağlantısını sağlayan ana arterdi. Yunan çekilmesi sırasında tahrip edilen köprüler, tüneller ve istasyonlar onarıldı. Demiryolu işçileri ve askerî birlikler, hattın kısa sürede yeniden açılması için yoğun bir çaba gösterdi. Hattın açılması, bölgenin ekonomik hayatının canlanmasında ve göç eden halkın geri dönüşünde önemli bir rol oynadı.

Bilecik istasyonu, Cumhuriyet döneminde de önemli bir durak olmaya devam etti. Şehir, demiryolunun sağladığı bağlantı sayesinde yavaş yavaş toparlandı. İpek böcekçiliği ve bağcılık gibi geleneksel ekonomik faaliyetler yeniden canlandırıldı. Ancak şehrin tarihî dokusunun büyük kısmı, işgal yıllarında kaybedilmişti ve bir daha eski haline dönemedi.

Kurtuluşun ardından gelen ziyaretler

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Bilecik ve Söğüt, devlet büyüklerinin ziyaret ettiği yerler arasında yer aldı. Söğüt'teki Ertuğrul Gazi anma törenleri, yeni rejimin Osmanlı'nın kuruluş tarihine yaklaşımını da gösteren bir etkinlik olarak sürdü. Cumhuriyet, Osmanlı hanedanının siyasi rolünü sona erdirmiş olsa da, Türk tarihinin bir parçası olarak kuruluş dönemine ilgi göstermeye devam etti. Söğüt'teki törenler, Yörük kültürünün ve Anadolu'daki Türk yerleşiminin tarihini anlatan bir şenliğe dönüştü.
Bilecik'in bugünkü panoraması
Bilecik'in bugünkü panoramasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Sabri76. Dosya sayfası

Kuruluş topraklarında yeni bir başlangıç: değerlendirme

Bilecik ve Söğüt'ün Eylül 1922'deki kurtuluşu, Büyük Taarruz'un kuzey kanadında elde edilen zaferin önemli halkalarından biridir. Bu kurtuluş, demiryolu hattının yeniden Türk denetimine geçmesini, Marmara ile İç Anadolu arasındaki bağlantının yeniden kurulmasını ve Osmanlı'nın kuruluş topraklarının işgalden kurtulmasını sağladı. İşgal yıllarının bıraktığı yıkım, bölgenin uzun süre toparlanamamasına neden olsa da, kurtuluş Bilecik ve Söğüt halkı için yeni bir başlangıç oldu. Bugün her iki şehir de kurtuluş günlerini törenlerle anar ve bu törenlerde hem işgalin acısını hem de kurtuluşun sevincini birlikte yaşatır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap