18 Mart'taki başarısızlık, Müttefikleri Boğaz'ı yalnızca donanma ile geçme planından vazgeçirdi. Bunun yerine, Gelibolu Yarımadası'na bir kara çıkarması yapılmasına karar verildi.
18 Mart 1915 sabahı, İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan büyük bir filo, Çanakkale Boğazı'na girdi. Amaç, Boğaz'ın iki yakasındaki Osmanlı tabyalarını susturmak, mayın hatlarını temizlemek ve Marmara'ya geçerek İstanbul'u tehdit etmekti. Gün sonunda filo, üç zırhlısını kaybetmiş, üç zırhlısı da ağır hasar görmüş olarak geri çekildi. Boğaz geçilememişti.
Bu sonucun en önemli nedenlerinden biri, on gün önce, 7–8 Mart gecesi küçük bir mayın gemisi olan Nusret'in Erenköy Koyu'na döktüğü mayınlardı. 18 Mart, Çanakkale Savaşı'nın deniz evresinin doruk noktası ve Türk tarihinin en çok anılan günlerinden biridir. Bu yazıda harekâtın arka planını, Nusret'in görevini, savaş gününü ve sonuçlarını anlatıyoruz. Fransız zırhlısı Bouvet'nin Çanakkale Boğazı'nda batışını gösteren tabloGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Diyarbakırlı Tahsin Bey (Tahsin Siret, 1874–1937). Dosya sayfası
Neden Boğaz?
Osmanlı Devleti'nin Kasım 1914'te Almanya'nın yanında savaşa girmesi, Rusya'yı Akdeniz'den ayırdı. Karadeniz'den Akdeniz'e çıkış yolu kapanınca, Müttefikler Rusya'ya silah ve malzeme gönderemez, Rus buğdayını da alamaz hâle geldi. İngiltere'nin Bahriye NazırıWinston Churchill, Boğaz'ın yalnızca donanma ile zorlanarak geçilebileceğini savundu.
Churchill'in planına göre, güçlü bir zırhlı filosu Boğaz'daki tabyaları birer birer susturacak, mayın tarama gemileri yolu açacak ve filo Marmara'ya çıkarak İstanbul'un önüne gelecekti. Bu durumda Osmanlı hükümetinin teslim olacağı ya da en azından savaştan çekileceği umuluyordu. 19 Şubat 1915'te Boğaz'ın girişindeki tabyalara yönelik bombardıman başladı.
Ek bilgi
Müttefik filosu, İngiliz ve Fransız zırhlılarından oluşuyordu. Filonun komutanı, başlangıçta Amiral Sackville Carden idi. Carden, 18 Mart'tan iki gün önce hastalanarak görevden ayrıldı ve yerine Amiral John de Robeck geçti. Harekâtın en modern gemisi, yeni yapılmış süper zırhlı Queen Elizabeth'ti.
Şubat ve Mart başı: tabyalara yönelik saldırılar
Şubat ve Mart başında Müttefik filosu, Boğaz'ın girişindeki Seddülbahir, Kumkale ve Ertuğrul tabyalarını bombaladı. Bu tabyaların bir kısmı susturuldu ve Müttefik çıkarma birlikleri kısa süreli baskınlar yaptı. Ancak Boğaz'ın içindeki asıl tabyalar, yani Kilitbahir ve Çanakkale arasındaki dar geçidi koruyan Rumeli Mecidiye, Hamidiye ve Namazgâh gibi tabyalar sağlam kaldı.
Asıl sorun, Boğaz'daki mayın hatlarıydı. Osmanlı ve Alman uzmanlar, Boğaz'ın dar kısmına çok sayıda mayın hattı döşemişti. Müttefik mayın tarama gemileri, çoğu dönüştürülmüş balıkçı teknelerinden oluşuyordu ve geceleri bu hatları temizlemeye çalıştıklarında kıyıdaki projektörler ve hafif toplar tarafından ateşe tutuluyordu.
Nusret'in gecesi
7–8 Mart 1915 gecesi, küçük mayın gemisi Nusret, Yüzbaşı Hakkı Bey'in komutasında Erenköy Koyu'na girdi. Mayın uzmanı BinbaşıNazmi Bey ve Alman subayların bulunduğu gemi, koyun içine Boğaz'a paralel olarak yirmi altı mayın döktü. Bu bölge, Müttefik zırhlılarının bombardıman sırasında manevra yapmak için kullandığı bir alandı.
Nusret'in döktüğü mayınlar, Müttefik keşfinden gizli kaldı. Müttefik gemileri, bu bölgenin daha önce temizlendiğini düşünüyordu. 18 Mart'ta gemiler, aynı alanda manevra yapmaya devam etti.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Nusret'in döktüğü mayın sayısı kaynaklarda genellikle yirmi altı olarak verilir. Ancak mayınların tam olarak hangi gemileri batırdığı konusunda farklı değerlendirmeler vardır. Bouvet'nin batışında mayının mı, yoksa kıyı topçusunun açtığı yaraların mı belirleyici olduğu, uzun süre tartışılmıştır. Bugün çoğu araştırmacı, Bouvet, Irresistible ve Ocean'ın Nusret'in mayınlarıyla battığını kabul eder.
18 Mart 1915'te terk edilen İngiliz zırhlısı IrresistibleGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Royal Navy. Dosya sayfası
18 Mart: savaş günü
18 Mart sabahı saat on bir civarında Müttefik filosu üç dalga hâlinde Boğaz'a girdi. İlk dalgada İngiliz zırhlıları, ikinci dalgada Fransız zırhlıları yer aldı. Gemiler, Osmanlı tabyalarını yoğun bir ateş altına aldı. Tabyalar da karşılık verdi. Öğleden sonraya kadar süren düello sonucunda bazı tabyaların topları susturuldu.
Saat on üç elli civarında Fransız zırhlısı Bouvet, Erenköy Koyu'nda manevra yaparken mayına çarptı ve iki dakika içinde alabora olarak battı. Gemideki altı yüzden fazla denizci hayatını kaybetti. Öğleden sonra İngiliz zırhlısı Inflexible mayına çarparak ağır hasar gördü. Ardından Irresistible mayına çarptı ve hareketsiz kaldı. Onu kurtarmaya gelen Ocean de mayına çarptı. Her iki gemi de terk edildi ve gece battı.
Fransız zırhlıları Gaulois ve Suffren de kıyı topçusunun ateşiyle ağır hasar gördü. Akşama doğru Amiral de Robeck, filoya geri çekilme emri verdi. Müttefik filosu, Boğaz'dan çıktı ve bir daha donanma ile geçmeye çalışmadı.
Seyit Onbaşı ve kıyı tabyaları
18 Mart'ın en tanınmış kahramanlık hikâyelerinden biri, RumeliMecidiye Tabyası'nda görev yapan Seyit Onbaşı'nın hikâyesidir. Anlatıya göre topun mermi kaldırma donanımı bozulunca Seyit Onbaşı, iki yüz kilogramı aşan bir mermiyi sırtında taşıyarak topa sürdü. Bu hikâye, Çanakkale anlatısının simgelerinden biri oldu ve onun mermi taşıyan heykeli bugün de Kilitbahir yakınlarındaki Rumeli Mecidiye Tabyası'nda durur.
Osmanlı tabyalarında görev yapan topçular, gün boyunca ağır bombardıman altında kaldı. Bazı tabyalarda topların bir kısmı kullanılamaz hâle geldi ve kayıplar oldu. Ancak tabyalar, akşama kadar direnmeyi sürdürdü. Osmanlı kayıpları, Müttefik kayıplarına göre çok daha azdı.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Seyit Onbaşı'nın hikâyesi, ayrıntıları bakımından tartışmalıdır. Hikâyenin hangi tabyada ve hangi saatte geçtiği, mermiyi tek başına mı taşıdığı ve bu merminin bir gemiye isabet edip etmediği konusunda farklı anlatılar vardır. Bazı anlatılar, merminin Ocean'a ya da Bouvet'ye isabet ettiğini söyler; ancak bu iddiaları doğrulayan çağdaş bir kayıt yoktur. Seyit Onbaşı'nın varlığı ise belgelidir ve hikâyesi savaştan sonra yaygınlaşmıştır.
Sonuçlar
18 Mart'taki başarısızlık, Müttefikleri Boğaz'ı yalnızca donanma ile geçme planından vazgeçirdi. Bunun yerine, Gelibolu Yarımadası'na bir kara çıkarması yapılmasına karar verildi. 25 Nisan 1915'te Arıburnu ve Seddülbahir'e çıkarmalar başladı ve Çanakkale Savaşı'nın kara evresi açıldı. Bu evre, Ocak 1916'da Müttefiklerin yarımadadan çekilmesiyle sona erdi.
18 Mart, Türkiye'de Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü olarak her yıl anılır. Nusret mayın gemisinin bir benzeri, bugün Çanakkale'de müze gemisi olarak ziyaretçilere açıktır. Irresistible'dan kurtulan denizciler Agamemnon zırhlısının güvertesindeGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: unattributed; assumed Royal Navy, as this was a warship in a war zone. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji Kasım 1914: Osmanlı'nın savaşa girmesi 19 Şubat 1915: Boğaz girişindeki tabyalara bombardımanın başlaması 7–8 Mart 1915: Nusret'in Erenköy Koyu'na yirmi altı mayın dökmesi 16 Mart 1915: Amiral Carden'in görevden ayrılması 18 Mart 1915: Müttefik filosunun büyük saldırısı; Bouvet, Irresistible ve Ocean'ın batışı 25 Nisan 1915: Gelibolu'ya çıkarmalar Ocak 1916: Müttefiklerin yarımadadan çekilmesi
Yirmi altı mayın ve bir planın sonu
18 Mart 1915, büyük bir savaş planının küçük bir gemi ve yirmi altı mayınla nasıl değişebileceğini gösteren bir gündür. Churchill'in donanma ile Boğaz'ı geçme planı, Osmanlı tabyalarının ve mayın hatlarının gücünü küçümsüyordu. Nusret'in Erenköy Koyu'na döktüğü mayınlar, bu küçümsemenin bedelini ağır biçimde ödetti.
Savaşın sonucu, yalnızca mayınlara değil, tabyalardaki topçuların direnmesine de bağlıydı. Tabyalar, ağır bombardımana rağmen akşama kadar ateşi sürdürdü ve mayın tarama gemilerinin yolu açmasını engelledi. Bu direnç, Seyit Onbaşı gibi hikâyelerle simgeleşti.
18 Mart'ın bir başka önemli sonucu, Müttefikleri kara çıkarmasına yöneltmesiydi. Bu karar, Gelibolu Yarımadası'nda aylarca süren ve her iki taraftan da yüz binlerce askerin hayatını kaybettiği ya da yaralandığı bir savaşa yol açtı. Böylece 18 Mart, bir zafer olduğu kadar, daha büyük ve daha kanlı bir savaşın da başlangıcı oldu. Bu iki yönü birlikte görmek, Çanakkale'nin hafızadaki yerini daha iyi anlamamızı sağlar. Erenköy Koyu'nun sakin suları, o gün yazılan hikâyenin hem sevincini hem de ardından gelen acıların habercisini saklar.