İçeriğe geç
Giriş yap
0

Nusret mayın gemisi: 8 Mart 1915 gecesi Erenköy Koyu'na dökülen 26 mayın ve 18 Mart

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Nusret, Çanakkale Savaşları'nın en ünlü gemisidir. Küçük bir mayın gemisi olan Nusret, 7–8 Mart 1915 gecesi Çanakkale Boğazı'ndaki Erenköy Koyu'na 26 mayın döktü. On gün sonra, 18 Mart 1915'te İtilaf donanmasının büyük saldırısı sırasında, bu mayınlar birkaç büyük savaş gemisinin batmasına ya da ağır hasar görmesine yol açtı. Bu olay, İtilaf devletlerinin Çanakkale Boğazı'nı yalnızca donanma ile geçme planının başarısız olmasında belirleyici bir rol oynadı.

Bu yazıda Nusret'in yapımını, Mart 1915'teki görevini, 18 Mart'taki sonuçlarını, geminin sonraki hayatını ve bugünkü hatırasını anlatıyoruz.
Osmanlı mayın gemisi Nusret'in bir dönem fotoğrafı
Osmanlı mayın gemisi Nusret'in bir dönem fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası

Bir mayın gemisinin yapımı

Nusret, Osmanlı donanması için Almanya'da Kiel'deki bir tersanede inşa edildi. 1912'de deneme seyirlerini tamamlayarak Osmanlı donanmasına katıldı. Gemi, yaklaşık 40 metre uzunluğunda küçük bir gemiydi ve mayın döşemek için özel olarak tasarlanmıştı. Kaynaklarda geminin kırk civarında mayın taşıyabildiği belirtilir.

Nusret, Balkan Savaşları sırasında ve Birinci Dünya Savaşı'nın ilk aylarında Çanakkale Boğazı'nda ve Marmara'da mayın döşeme görevlerinde kullanıldı. Boğaz'ın savunmasında mayın hatları, kıyı tabyalarıyla birlikte en önemli unsurlardan biriydi.
Ek bilgi
1915'in başında Çanakkale Boğazı'nda, boğazın girişine yakın bölgelerden Nara Burnu'na kadar uzanan on hattan fazla mayın hattı bulunuyordu. Bu hatların büyük kısmı, boğaza dik açıyla döşenmişti. İtilaf donanmasının mayın tarama gemileri, Şubat ve Mart 1915'te bu hatları temizlemeye çalıştı; ancak kıyı topçusunun ateşi bu çalışmaları büyük ölçüde engelledi.

Erenköy Koyu'ndaki gözlem

Şubat ve Mart 1915'in başında İtilaf donanması, Çanakkale Boğazı'nın girişindeki tabyaları bombaladı. Osmanlı gözcüleri, bu saldırılar sırasında İtilaf gemilerinin manevra yaparken Erenköy Koyu'nda geniş bir dönüş yaptığını fark etti. Bu bölge, mevcut mayın hatlarının dışında kalıyordu.

Bu gözlem, koya kıyıya paralel bir mayın hattı döşenmesi fikrini doğurdu. Mayın hattının kıyıya paralel olması önemliydi; çünkü İtilaf gemileri, mayın hatlarının boğaza dik olduğunu biliyordu ve tarama çalışmalarını buna göre yapıyordu. Kıyıya paralel bir hat, gemilerin dönüş alanında beklenmedik bir tehlike oluşturacaktı.
Nusret'in komutanı Hakkı Bey
Nusret'in komutanı Hakkı BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası

7–8 Mart gecesi

7–8 Mart 1915 gecesi, Yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki Nusret, Erenköy Koyu'na gitti. Görevde mayın uzmanı Binbaşı Nazmi Bey de bulunuyordu. Gemi, İtilaf gemilerinin projektörlerinden ve gözcülerinden saklanarak koya ulaştı ve 26 mayını kıyıya paralel bir hat halinde döktü. Ardından fark edilmeden geri döndü.

Bu görev, son derece riskliydi. İtilaf donanmasının gemileri bölgede sürekli devriye geziyordu ve Nusret'in fark edilmesi halinde batırılması kaçınılmazdı. Mayınların döşendiği hat, İtilaf gemilerinin tarama çalışmalarında da fark edilmedi.

Mayınların teknik özellikleri

Nusret'in Erenköy Koyu'na döktüğü mayınlar, dönemin yaygın kullanılan temas mayınlarıydı. Bu mayınlar, deniz dibine bir çapa ile bağlanır ve su yüzeyinin birkaç metre altında yüzerdi. Bir gemi mayına çarptığında, mayının üzerindeki çıkıntılar tetiklenir ve patlama gerçekleşirdi. Mayınların derinliği, büyük savaş gemilerinin su altında kalan gövdelerine çarpacak biçimde ayarlanmıştı. Kaynaklara göre bu mayınların bir kısmı, daha önce başka bir bölgeden toplanarak yeniden kullanılmıştı. Erenköy Koyu'ndaki hattın kıyıya yakın ve sığ olmayan bir alana döşenmesi de büyük gemilerin dönüş yolunu doğrudan kesecek biçimde planlanmıştı.

18 Mart 1915

18 Mart sabahı İtilaf donanması, Çanakkale Boğazı'nı geçmek için büyük bir saldırı başlattı. İngiliz ve Fransız zırhlıları, boğazdaki tabyaları bombalayarak ilerledi. Öğleden sonra Fransız zırhlısı Bouvet, Erenköy Koyu'ndaki manevrası sırasında bir mayına çarptı ve birkaç dakika içinde battı. Mürettebatının büyük kısmı hayatını kaybetti.

Kısa süre sonra İngiliz zırhlıları Irresistible ve Ocean da mayınlara çarptı ve battı. İngiliz muharebe kruvazörü Inflexible ile Fransız zırhlıları Suffren ve Gaulois ağır hasar gördü. Bu kayıplar üzerine İtilaf donanması saldırıyı durdurdu ve geri çekildi.
Dikkat: yanlış bilinen
18 Mart'taki kayıpların tamamının Nusret'in döktüğü mayınlardan kaynaklandığı yönündeki anlatım, olayın yalnızca bir kısmını öne çıkarır. Bazı gemiler kıyı tabyalarının ateşinden de ağır hasar görmüştü; bazı hasarların mayından mı yoksa top ateşinden mi kaynaklandığı konusunda kaynaklar farklı bilgiler verir. Bununla birlikte Erenköy Koyu'ndaki mayın hattının saldırının başarısız olmasında belirleyici rol oynadığı konusunda tarihçiler hemfikirdir.
Nusret'in 1912'de Kiel Körfezi'ndeki deneme seyri
Nusret'in 1912'de Kiel Körfezi'ndeki deneme seyriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Krupp archives. Dosya sayfası

Saldırının sonuçları

18 Mart yenilgisi, İtilaf devletlerinin Çanakkale planını değiştirdi. Donanmanın tek başına boğazı geçemeyeceği anlaşıldı. Bunun üzerine İtilaf devletleri, Gelibolu Yarımadası'na kara harekâtı yapmaya karar verdi. 25 Nisan 1915'te başlayan çıkarma, Çanakkale Savaşları'nın en uzun ve en kanlı aşamasının başlangıcı oldu.

Türkiye'de 18 Mart, "Çanakkale Deniz Zaferi" olarak anılır ve her yıl Şehitleri Anma Günü olarak kutlanır. Nusret, bu zaferin sembolü haline geldi.

Geminin sonraki hayatı

Savaştan sonra Nusret, uzun yıllar Türk donanmasında hizmet verdi. Kaynaklara göre gemi, 1950'lerde hizmetten çıkarılarak satıldı, adı değiştirildi ve bir süre yük gemisi olarak kullanıldı. Sonraki yıllarda Mersin çevresinde batan geminin kalıntıları, ilerleyen dönemde sudan çıkarıldı. Geminin sancağı ve bazı hatıraları bugün İstanbul Deniz Müzesi'nde korunuyor; kalıntılarının bir kısmı da Tarsus'ta sergilenmek üzere düzenlendi.
Dikkat: yanlış bilinen
Nusret'in satış tarihi, taşıdığı sonraki adlar ve batış yılı konusunda farklı tarihler dolaşımdadır. Geminin son yılları, savaş dönemi kadar ayrıntılı belgelenmemiştir; bu nedenle burada yalnızca genel çizgiyi aktarıyoruz.

Bugünkü Nusret

2000'lerin başında Türk Deniz Kuvvetleri, Nusret'in bir kopyasını inşa etti. Bu kopya, Gölcük Tersanesi'nde yapıldı ve 2000'li yıllarda Çanakkale'de sergilenmeye başlandı. Bugün Çanakkale'deki kopya, ziyaretçilerin gemiyi yakından görmesine imkân veriyor. Geminin hikâyesi, Çanakkale'yi ziyaret eden herkesin dinlediği anlatılar arasında yer alır.
Tarih notu
Kronoloji
1911–1912: Nusret'in Kiel'de inşası ve deneme seyirleri
1912–1913: Balkan Savaşları'nda mayın döşeme görevleri
Şubat–Mart 1915: İtilaf donanmasının tabyaları bombalaması
7–8 Mart 1915: Erenköy Koyu'na 26 mayının dökülmesi
18 Mart 1915: Bouvet, Irresistible ve Ocean'ın batması
25 Nisan 1915: Gelibolu çıkarması
1950'ler: Geminin hizmetten çıkarılması ve satışı
2000'ler: Kopyanın inşası ve Çanakkale'de sergilenmesi

Küçük bir geminin büyük gecesi

Nusret'in hikâyesi, savaşta dikkatli bir gözlemin ve cesur bir görevin ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini gösterir. İtilaf gemilerinin Erenköy Koyu'ndaki dönüş alanını fark eden gözcüler, döşenen mayınlarla bu alanı bir tuzağa dönüştürdüler. Kıyıya paralel döşenen hat, İtilaf donanmasının tarama yöntemlerinin dışında kaldı ve beklenmedik bir tehlike yarattı.

Bu görevin başarısı, Hakkı Bey ve Nazmi Bey gibi subayların ve gemi mürettebatının cesaretine bağlıydı. Küçük bir gemi, düşman gemilerinin projektörleri altında, fark edilmeden görevini tamamladı. Bu cesaret, 18 Mart'ta İtilaf donanmasının ağır kayıplar vermesiyle karşılık buldu.

Nusret'in bugünkü hatırası ise bir geminin bir milletin hafızasında nasıl bir sembole dönüşebileceğini gösterir. Gemi, uzun bir hayatın ardından deniz dibine gömüldü ve parçaları müzelere taşındı. Çanakkale'deki kopya ise bu hikâyeyi yeni kuşaklara aktarıyor. Erenköy Koyu'nun sakin suları, bugün de o gecenin sessiz cesaretini hatırlatıyor. Bu hikâye, büyük zaferlerin çoğu zaman adı az bilinen insanların gece karanlığında yaptığı işlere dayandığını da anlatır; Nusret'in mürettebatı, bu insanların en iyi bilinen örneklerinden biridir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap