İçeriğe geç
Giriş yap
0

Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye ve Mecmua-i Fünun (1861–1867): Münif Paşa'nın bilim derneği

Mavi Mürekkep başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Mavi MürekkepKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
1861 yılında İstanbul'da, devletin değil bir grup aydının girişimiyle kurulan bir dernek, Osmanlı bilim tarihinde yeni bir sayfa açtı. Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye adı verilen bu dernek, bilimsel bilgiyi Türkçe olarak halka ulaştırmayı amaçlıyordu. Derneğin kurucusu ve en etkili ismi, o sırada Babıâli Tercüme Odası'nda çalışan genç bir memur olan Mehmed Tahir Münif Efendi, sonraki adıyla Münif Paşa'ydı.

Derneğin en önemli eseri, 1862'de yayımlanmaya başlayan Mecmua-i Fünun adlı dergiydi. Bu dergi, Türkçe yayımlanan ilk bilim dergisi olarak kabul edilir. Fizik, kimya, astronomi, coğrafya, tarih, ekonomi ve felsefe gibi alanlarda makaleler yayımlayan dergi, Osmanlı okurlarını Avrupa'daki bilimsel gelişmelerle tanıştırdı. Bu yazıda derneğin kuruluşunu, dergisini ve sonunu anlatıyoruz.
Kaynaklar
Belge: MECMÛA-i FÜNÛN — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Abdullah Uçman. Tarih: 2003.
Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan Münif Paşa portresi
Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan Münif Paşa portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Servet-i Fünun Dergisi. Dosya sayfası

Münif Paşa: Antep'ten Tercüme Odası'na

Münif Paşa, 1828 yılında Gaziantep'te doğdu. Babası bir müderristi ve ailesiyle birlikte Mısır ve Şam'da bulundu. Gençliğinde Arapça ve Farsçayı öğrendi, ardından İstanbul'a gelerek Babıâli Tercüme Odası'na girdi. Burada Fransızca ve Almanca öğrendi. 1855–1859 yılları arasında Berlin'deki Osmanlı elçiliğinde görev yaptı ve bu dönemde Avrupa'nın bilim kurumlarını yakından tanıdı.

İstanbul'a döndüğünde Münif, Avrupa'da gördüğü bilim derneklerinin bir benzerini kurmak istedi. Bu girişimde, Encümen-i Daniş'in başaramadığını sivil bir dernekle gerçekleştirmeyi hedefliyordu. Ona göre bilimin yayılması, devletin kurduğu resmî kurullardan çok, bilgiye ilgi duyan kişilerin bir araya gelmesiyle mümkün olabilirdi.
Ek bilgi
Münif Paşa, sonraki yıllarda Maarif Nazırlığı'na kadar yükseldi ve üç kez bu görevi üstlendi. Tahran'da büyükelçi olarak da bulundu. Hayatı boyunca eğitim alanında çalıştı ve Osmanlı'da modern eğitimin yayılmasında önemli rol oynadı. 1910'da İstanbul'da öldü.

Derneğin kuruluşu ve amaçları

Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye, 1861'de kuruldu ve hükümetten izin aldı. Derneğin nizamnamesi, bilimlerin Türkçe olarak yayılmasını, yararlı kitapların çevrilmesini ve yazılmasını, bir kütüphane ve bir okuma salonu açılmasını, halka açık dersler düzenlenmesini öngörüyordu. Derneğin üyeleri arasında Tercüme Odası memurları, mühendisler, doktorlar ve devlet adamları vardı.

Dernek, Avrupa'daki bilim derneklerinin, özellikle de İngiltere'deki Royal Society gibi kurumların bir benzeri olarak düşünülmüştü. Ancak bilimsel araştırma yapmaktan çok, var olan bilgiyi yaymayı ve halkı eğitmeyi hedefliyordu. Bu açıdan dernek, bir halk eğitimi kurumu niteliğindeydi.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye'nin kuruluş tarihi bazı kaynaklarda 1860, bazılarında 1861 olarak verilir. Derneğin üyelerinin tam listesi ve iç işleyişi hakkındaki bilgiler sınırlıdır. Münif Paşa'nın derneğin tek kurucusu mu, yoksa bir grubun öncüsü mü olduğu da tartışmalıdır.

Mecmua-i Fünun: Türkçe ilk bilim dergisi

Derneğin yayın organı olan Mecmua-i Fünun, Haziran 1862'de ilk sayısıyla çıktı. Dergi aylık olarak yayımlanıyordu ve her sayıda farklı bilim dallarından makaleler yer alıyordu. Münif Efendi, derginin hem editörü hem de en çok yazan yazarıydı.

Dergide yayımlanan makaleler arasında fizik, kimya, astronomi, jeoloji, coğrafya, tarih, ekonomi ve felsefe alanlarında yazılar vardı. Münif'in daha önce, 1859'da Voltaire, Fénelon ve Fontenelle gibi Fransız yazarların diyaloglarından yaptığı çevirileri Muhâverât-ı Hikemiyye adıyla yayımlamış olması, dergiye de yön veren bir birikimdi. Bu çeviriler, Osmanlı okurlarını Aydınlanma düşüncesiyle tanıştıran ilk metinlerden biri oldu.

Derginin dili sade ve anlaşılırdı. Münif, bilimsel kavramları Türkçe olarak anlatmaya çalışıyor ve gerektiğinde yeni terimler türetiyordu. Bu çaba, Türkçenin bilim dili olarak gelişmesinde önemli bir adımdı.

Gazetelerin doğduğu yıllar

Mecmua-i Fünun'un yayına başladığı yıllar, Osmanlı'da özel gazeteciliğin de doğduğu yıllardı. 1860'ta Agâh Efendi ve Şinasi, Tercüman-ı Ahvâl gazetesini çıkardı. 1862'de Şinasi, Tasvir-i Efkâr'ı yayımlamaya başladı. Bu gazeteler, siyaset ve edebiyat alanında yeni bir kamuoyu oluştururken, Mecmua-i Fünun da bilim alanında benzer bir işlev gördü. Üç yayın birlikte, okuyan ve tartışan yeni bir Osmanlı kamusunun ilk adımlarıydı.

Bu dönemde gazeteler ve dergiler birbirini izliyor, birbirinin yazılarına göndermeler yapıyordu. Mecmua-i Fünun'da yayımlanan bilimsel makaleler, gazetelerde tartışma konusu olabiliyordu. Böylece bilim, ilk kez saray ve medrese çevrelerinin dışında, kahvehanelerde ve konaklarda okunup konuşulan bir konu hâline geldi.
Münif Paşa'nın Tahran elçiliği döneminden bir tasvir
Münif Paşa'nın Tahran elçiliği döneminden bir tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Christies.com. Dosya sayfası

Halka açık dersler ve kütüphane

Dernek, yalnızca dergi yayımlamakla kalmadı. Halka açık dersler düzenleyerek bilimsel bilgiyi daha geniş kitlelere ulaştırmaya çalıştı. Bu dersler, İstanbul'da büyük ilgi gördü. Derneğin bir kütüphanesi ve okuma salonu da vardı; burada Türkçe, Fransızca ve başka dillerde kitaplar okunabiliyordu.

Derneğin halka açık dersleri, 1863'te Darülfünun binasında başlayan derslerle de bağlantılıydı. Bu derslerde fizik ve kimya gibi konular deneylerle anlatılıyordu. Osmanlı başkentinde ilk kez bilim, sıradan insanların izleyebileceği bir etkinlik hâline geliyordu.

Derneğin sonu

Mecmua-i Fünun, 1867'ye kadar yayımlandı ve toplam kırk yedi sayı çıktı. Derginin yayını, mali sorunlar ve Münif Efendi'nin başka görevlere atanması nedeniyle durdu. Dernek de bu dönemde etkinliğini yitirdi. Kısa bir süre sonra dergi yeniden yayımlanmaya çalışıldıysa da bu girişim kalıcı olmadı.

Derneğin dağılmasının nedenleri arasında, Osmanlı'da sivil toplum kuruluşlarının karşılaştığı genel sorunlar da vardı. Sınırlı okur kitlesi, mali kaynakların azlığı ve devletin denetimi, bu tür girişimlerin uzun ömürlü olmasını zorlaştırıyordu. Yine de Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye, sonraki yıllarda kurulan bilim derneklerine ve dergilerine örnek oldu.
Münif Paşa'nın mezarı
Münif Paşa'nın mezarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Tarih. Dosya sayfası
Ek bilgi
Mecmua-i Fünun'un izinden giden dergiler arasında, 1891'de yayımlanmaya başlayan Servet-i Fünun en tanınanıdır. Servet-i Fünun, başlangıçta bilim ve teknoloji dergisi olarak yola çıktı, sonra Türk edebiyatının en önemli edebî hareketlerinden birine adını verdi. Münif Paşa'nın portresi de bu derginin 1909 tarihli bir sayısında yayımlanmıştır.
Tarih notu
Kronoloji
1828: Münif Paşa'nın Gaziantep'te doğumu
1855–1859: Münif'in Berlin elçiliğinde görevi
1861: Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye'nin kuruluşu
Haziran 1862: Mecmua-i Fünun'un ilk sayısı
1863: Darülfünun'da halka açık derslerin başlaması
1867: Mecmua-i Fünun'un son sayısı (toplam 47 sayı)
1891: Servet-i Fünun dergisinin yayına başlaması
1910: Münif Paşa'nın ölümü

Sivil bir bilim girişiminin altı yıllık ömrü

Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye, Osmanlı'da bilimin yalnızca devlet eliyle değil, sivil girişimlerle de yayılabileceğini gösteren ilk örneklerden biridir. Encümen-i Daniş'in resmî ve sembolik yapısının aksine, bu dernek bilgiye ilgi duyan kişilerin bir araya gelmesiyle kuruldu ve doğrudan halka seslendi. Mecmua-i Fünun, bu yaklaşımın en somut ürünüydü.

Derginin yayımladığı makaleler, Türkçenin bilim dili olarak gelişmesine katkıda bulundu. Münif'in sade dili ve yeni terim türetme çabası, sonraki kuşaklar için bir örnek oldu. Muhâverât-ı Hikemiyye ise Aydınlanma düşüncesinin Türkçeye aktarılmasının ilk adımlarından biriydi.

Derneğin altı yıllık ömrü, sivil bilim girişimlerinin Osmanlı'da karşılaştığı zorlukları da gösterir. Sınırlı okur kitlesi ve mali kaynakların azlığı, bu tür girişimlerin sürekliliğini zorlaştırdı. Yine de Mecmua-i Fünun'un açtığı yol, Servet-i Fünun gibi sonraki dergilerle devam etti. Bu açıdan dernek, kısa ömrüne rağmen Osmanlı düşünce hayatında kalıcı bir iz bıraktı ve Türkçe bilim yayıncılığının başlangıç noktası oldu. Bugün bu derginin sayfalarını çevirmek, Türkçenin bilimle ilk ciddi buluşmalarından birine tanıklık etmek demektir. Münif'in emeği bu sayfalarda yaşamaya devam ediyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap