İçeriğe geç
Giriş yap
0

Gamalı Fatma: Kaşoba'dan Batı Cephesi'ne uzanan bir Çukurova kadınının millî mücadelesi

Ilgaz Toprakçı başlattı0 Yanıt1 Görüntülenme0 takipçi

Ilgaz ToprakçıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kaşoba köyünden bir kadın

Gamalı Fatma, 1885 yılında Adana'nın Karaisalı yöresine bağlı Kaşoba köyünde doğdu. Bugün bu köy Adana'nın Çukurova ilçesi sınırları içinde yer alır. Kaynaklarda adı Kamalı Fatma ya da Kamacı Fatma biçimleriyle de geçer. Genç yaşta evlendi, ancak eşini Birinci Dünya Savaşı'ndan önce kaybetti. Hayatının bu ilk dönemi, Çukurova'nın dağ köylerinde yaşayan pek çok kadının hayatından farklı değildi: tarla işleri, hayvancılık ve ailenin geçimini sağlama uğraşı.

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Çukurova'nın işgal edilmesi, Fatma'nın hayatını tümüyle değiştirdi. Mondros Mütarekesi'nin ardından bölge önce İngiliz, ardından Fransız işgaline girdi. İşgal yönetiminin baskıları ve bölgede güvenliğin çökmesi, köylerde yaşayan halkı doğrudan etkiledi. Bu ortamda Çukurova'nın dağlık bölgelerinde Kuvâ-yi Milliye müfrezeleri örgütlenmeye başladı.
Adana'nın Karaisalı yöresi
Adana'nın Karaisalı yöresiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Zeynel Cebeci. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1885 Kaşoba köyünde doğum; Aralık 1918 Çukurova'nın işgalinin başlaması; 1919–1921 Çukurova'da Kuvâ-yi Milliye müfrezelerinin direnişi; 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması; 5 Ocak 1922 Adana'nın kurtuluşu; 1922 Batı Cephesi'ndeki son harekât; 1964 Gamalı Fatma'nın ölümü; 8 Mart 2018 Adana'da anıtının açılışı.

İbo Osman Ağa'nın müfrezesinde

Fatma, kendi köyünden İbo Osman Ağa'nın kurduğu Kuvâ-yi Milliye müfrezesine katıldı. Bu müfreze, Çukurova'nın dağlık kesimlerinde işgal kuvvetlerine ve bölgede saldırılar düzenleyen silahlı çetelere karşı mücadele eden yerel direniş gruplarından biriydi. Müfrezenin ilk başarısı, Kokarçeşme'de bir çete saldırısını püskürtmek oldu.

Çukurova direnişi, millî mücadelenin en az bilinen ama en çetin cephelerinden biriydi. Bölgede düzenli Türk ordusu bulunmuyordu. Direnişi, köylerden ve kasabalardan gelen gönüllüler, eşkıyalıktan dönen yerel liderler ve askerlikten ayrılmış subaylar yürütüyordu. Toros Dağları'nın sarp vadileri, bu müfrezelere sığınak ve hareket alanı sağlıyordu. Pozantı, Karaisalı ve Kozan gibi dağ yöreleri, direnişin merkezleriydi.

"Gamalı" lakabının doğuşu

Fatma'yı halk arasında ünlü kılan olay, Belemedik ile Hacıkırı arasındaki bir yerde yaşandı. Kendisine saldırmaya kalkışan bir düşman askerini, koynunda sakladığı kamayla öldürdü. Bu olaydan sonra halk arasında "Gamalı Fatma" ya da "Kamalı Fatma" adıyla anılmaya başladı. Kama, Toros köylülerinin geleneksel olarak taşıdığı kısa, iki ağızlı bir bıçaktı.

Belemedik ve Hacıkırı, Bağdat Demiryolu'nun Toros Dağları'nı aştığı bölgede yer alır. Demiryolunun bu kesimi, Birinci Dünya Savaşı sırasında büyük zorluklarla inşa edilmiş tüneller ve viyadüklerle doluydu. İşgal yıllarında bu hat, stratejik önemi nedeniyle sık sık çatışmalara sahne oldu. Kuvâ-yi Milliye müfrezeleri, işgal kuvvetlerinin bu hat üzerindeki hareketlerini engellemeye çalışıyordu.
İstiklal Madalyası
İstiklal MadalyasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Ryhj45. Dosya sayfası
Ek bilgi
Belemedik, Bağdat Demiryolu'nun Toros kesiminin inşası sırasında kurulmuş bir şantiye yerleşimiydi. Birinci Dünya Savaşı yıllarında burada demiryolu işçileri ve mühendisler yaşıyordu. Bölgedeki Varda Viyadüğü, hattın en tanınmış yapılarından biridir.

Çukurova direnişinin büyük tablosu

Fatma'nın katıldığı müfreze, Çukurova'da birbirine bağlanan geniş bir direniş ağının parçasıydı. 1920 yılı bu ağın en etkili olduğu dönemdi. Mayıs 1920'de Karboğazı'nda bir Fransız birliğine yapılan baskın, Toros geçitlerinin işgal kuvvetleri için ne kadar tehlikeli hale geldiğini gösterdi. Aynı yılın Ağustos ayında Mustafa Kemal Paşa'nın katılımıyla toplanan Pozantı Kongresi'nde, Adana ve çevresinin işgale karşı direnişi ele alındı ve bölgenin Ankara hükümetine bağlılığı vurgulandı. Pozantı, bu dönemde Çukurova direnişinin karargâhı gibi çalıştı. Dağ köylerinden gelen gönüllüler, işgal kuvvetlerinin ikmal yollarını kesiyor, demiryolu hattı üzerindeki hareketleri zorlaştırıyordu. Bu baskı, Sakarya zaferiyle birleşince Fransa'yı Ankara ile anlaşmaya yöneltti.

Hasta oğul ve Batı Cephesi

Millî mücadele sırasında Fatma'nın oğlu vereme yakalandı. Fatma, oğlunu tedavi ettirmek için İstanbul'a götürdü ve onu Kuvâ-yi Milliye'ye destek veren kişilere emanet etti. Ardından Kuvâ-yi Milliyeci kadınlarla birlikte Batı Cephesi'ne geçerek orada savaştı. Çukurova'daki mücadelesini böylece Anadolu'nun öbür ucuna taşımış oldu.

Fatma'nın Batı Cephesi'ndeki faaliyetleri, millî mücadelede kadınların üstlendiği rollerin genişliğini gösterir. Anadolu kadınları cephane taşıdılar, yaralılara baktılar, cepheye erzak ve giyecek ulaştırdılar. Bir kısmı ise doğrudan silahlı mücadeleye katıldı. Gamalı Fatma, Kara Fatma, Çete Ayşe ve Rahime Hatun gibi adlar, bu ikinci grubun halk hafızasında yer eden örnekleridir.

Zaferden sonra

Zaferin ardından Fatma köyüne döndü. Tedavi edildikten sonra köye dönen oğluna kavuştu; ancak oğlu bir süre sonra yeniden hastalandı ve hayatını kaybetti. Savaşın acıları, Fatma'nın kişisel hayatında da derin izler bıraktı. Fatma daha sonra yeniden evlendi ve hayatının geri kalanını Kaşoba köyünde çiftçilik yaparak geçirdi.

Millî mücadeledeki hizmetleri karşılığında İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Bu madalya, Kurtuluş Savaşı'nda üstün hizmet gösterenlere Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla verilen bir nişandı. Bir köy kadınının bu madalyayı alması, onun mücadelesinin resmî düzeyde de tanındığını gösteriyordu.
Adana'daki Taşköprü
Adana'daki TaşköprüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.5, yazar: MUSTAFA TOR. Dosya sayfası
Kaynaklarda fark
Gamalı Fatma'nın hayatına ilişkin bilgilerin önemli bir kısmı, yöre halkının sözlü anlatımları ve hatıralar üzerinden aktarılmıştır. Bu anlatımların ayrıntılarında farklılıklar görülebilir; ancak onun Kuvâ-yi Milliye'ye katılması, İstiklal Madalyası alması ve kurtuluş törenlerine katılması ortak noktalardır.

Kurtuluş törenlerinin at sırtındaki konuğu

Adana, 5 Ocak 1922'de Fransız işgalinden kurtuldu. 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması uyarınca Fransız kuvvetleri bölgeyi boşalttı ve Türk birlikleri şehre girdi. Bu tarih, o günden beri Adana'da her yıl kurtuluş günü olarak kutlanır.

Gamalı Fatma, uzun yıllar boyunca bu kurtuluş törenlerinin en dikkat çeken katılımcılarından biri oldu. Törenlere at sırtında, siyah şalvarı, kaması ve tüfeğiyle katılıyordu. Bu görüntü, Adana halkı için millî mücadelenin canlı bir hatırasıydı. Törenleri izleyen yeni kuşaklar, kitaplarda okudukları mücadeleyi bizzat yaşamış bir kadını karşılarında görüyordu. Gamalı Fatma 1964 yılında öldü.

2018 yılında Adana'nın Çukurova ilçesine bağlı Kurttepe Mahallesi'ndeki bir parka Gamalı Fatma'nın anıtı dikildi. Anıtın açılışı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde yapıldı. Böylece onun hatırası, yaşadığı topraklarda kalıcı bir simgeye kavuştu.

Çukurova'nın kadın kahramanını hatırlamak

Gamalı Fatma'nın hikâyesi, millî mücadelenin yalnızca büyük cephelerde ve büyük komutanların önderliğinde kazanılmadığını hatırlatır. Kurtuluş Savaşı, Anadolu'nun her köşesinde, sıradan insanların fedakârlıklarıyla yürütülmüş bir halk mücadelesiydi. Çukurova'nın dağ köylerinden çıkan bir dul kadının önce kendi yöresinde, ardından Batı Cephesi'nde savaşması, bu mücadelenin ne kadar geniş bir toplumsal tabana dayandığını gösterir.

Fatma'nın hikâyesinde kişisel acılar ile millî mücadele iç içe geçer. Eşini erken yaşta kaybetmiş, oğlunu hastalıktan kurtarmak için İstanbul'a kadar gitmiş, sonunda yine de onu kaybetmiştir. Bütün bu kayıplara rağmen mücadeleden vazgeçmemesi, onu halk hafızasında kalıcı kılan özelliklerden biridir. Kurtuluş törenlerine yıllar boyunca at sırtında katılması ise, millî mücadele kuşağının yaşadıklarını sonraki kuşaklara aktarma çabasının bir parçası olarak görülebilir.

Gamalı Fatma'nın adı, Kara Fatma ya da Nene Hatun kadar yaygın biçimde bilinmez. Ancak Çukurova'da, özellikle Adana ve çevresinde, onun hatırası canlılığını korur. 2018'de dikilen anıt, bu yerel hafızanın kalıcı bir ifadesidir. Millî mücadelenin kadın kahramanları üzerine yapılan çalışmalar arttıkça, Gamalı Fatma gibi yerel kahramanların hikâyeleri de daha geniş kitlelere ulaşmaktadır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap