İçeriğe geç
Giriş yap
0

Sırmacıyev Evi: Sofya'da Mustafa Kemal'in çalıştığı oda ve Türk büyükelçiliğinin Viyana barok konağı

Ilgaz Toprakçı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Ilgaz ToprakçıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bulvarın köşesindeki konak

Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da, Çar Osvoboditel Bulvarı ile Krakra Caddesi'nin kesiştiği köşede, Sofya Üniversitesi Rektörlüğü ile Kartal Köprüsü arasında zarif bir konak yükselir. Bulgarca adıyla "къща на Сърмаджиев", Türkçe kullanımıyla Sırmacıyev Evi, bugün Türkiye'nin Sofya Büyükelçiliği binası olarak hizmet verir. Bu bina, Türk diplomasisinin yurt dışındaki en eski mülklerinden biri olmasının yanında, genç bir kurmay subay olarak Sofya'ya gelen Mustafa Kemal'in çalıştığı odayı barındırmasıyla da özel bir yere sahiptir.
Sofya'daki Türk büyükelçiliği konutu, Sırmacıyev Evi
Sofya'daki Türk büyükelçiliği konutu, Sırmacıyev EviGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Edal Anton Lefterov. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1860 Haralampi Sırmacıyev'in Bolhrad'da doğumu; 1891 Bulgaristan Prensliği'ne yerleşmesi; 1895–1902 Belgrad ve Viyana'da diplomatlık; 1903 konağın tamamlanması; 1907 Yablanski Evi'nin inşası; 1908 Sırmacıyev'in ölümü; 1913 Mustafa Kemal'in Sofya'ya askerî ataşe olarak atanması; 1914 konağın Osmanlı'ya kiralanması; 1916 Osmanlı Devleti'nin binayı satın alması; 1998 binanın ulusal önemde kültürel anıt ilan edilmesi.

Besarabyalı bir diplomat

Konağa adını veren Haralampi Sırmacıyev, 1860'ta Rus İmparatorluğu'nun Bolhrad kentinde doğmuş bir Besarabya Bulgarıydı. Bükreş'te hukuk okudu, ardından Paris'teki Sorbonne'dan mezun oldu. 1891'de yeni kurulan Bulgaristan Prensliği'ne yerleşti ve Elena ile evlendi. Çiftin dört oğlu ve bir kızı oldu. Sırmacıyev, Bulgar Dışişleri Bakanlığı'nda hukuk müşaviri ve genel sekreter olarak çalıştı; 1895–1902 arasında Belgrad ve Viyana'da diplomat olarak görev yaptı.

1902'de Bulgaristan'a dönüp kendi hukuk bürosunu açmaya karar veren Sırmacıyev, Sofya'nın en gözde bulvarı üzerinde bir ev yaptırmak istedi. Evin tasarımını, dönemin Bulgaristan'daki en önde gelen mimarlarından biri olan Avusturyalı Friedrich Grünanger üstlendi. Grünanger, Sofya'daki Kraliyet Sarayı başta olmak üzere pek çok önemli yapıda çalışmıştı. Konak 1903'te tamamlandı.

Viyana'dan Sofya'ya bir mimari dil

Sırmacıyev Evi, Viyana İmparatorluk Barok tarzında tasarlanmış iki katlı bir yapıdır. Barok unsurlarının yanında Viyana Secession akımı, Rokoko ve Akdeniz Rönesans'ı etkileri de taşır. Evin en dikkat çekici özellikleri, düz çatılı küçük kulesi ile anıtsal ve zengin biçimde süslenmiş cephesidir. Kalay kaplı mansard çatısı ahşap bir taşıyıcı sistem üzerine oturur; tuğla duvarlar orijinal ahşap kirişlerle desteklenir. Jaluzi pencerelerin çerçeveleri de ahşaptır.

İçeride, vitraylı bir giriş bölümü bahçeden evin içine açılır. Fransız şöminesinin ve bir Atatürk büstünün yer aldığı lobi, yemek odasına ve üç salonun en büyüğüne bağlanır. Diğer odalarda bir kış bahçesi ve Atatürk'ün eski çalışma odası bulunur.
Sofya'da Çar Osvoboditel Bulvarı çevresi
Sofya'da Çar Osvoboditel Bulvarı çevresiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Todor Bozhinov / Тодор Божинов / Martyr. Dosya sayfası
Ek bilgi
Grünanger, Sırmacıyev Evi'ni tasarladıktan yaklaşık on yıl sonra Salzburg'da kendisi için neredeyse aynı tasarımda bir ev yaptırdı. Bu yapı Villa Hedwig ya da Grünanger Villası adıyla bilinir. Mimarın bu tasarıma duyduğu bağlılık, Sofya'daki konağın onun kariyerindeki yerini gösterir.

Kiralık konaktan Osmanlı mülküne

Sırmacıyev 1908'de öldü ve evi ailesine kaldı. Ancak dul eşi Elena, mali ve kişisel zorluklar nedeniyle 1914'te evi Osmanlı Devleti'ne kiralamak zorunda kaldı. Balkan Savaşları'nın hemen ardından Osmanlı-Bulgar ilişkileri yeni bir döneme girmişti; İstanbul, Sofya'da güçlü bir diplomatik ve askerî temsil kurmaya önem veriyordu. İki yıl sonra, 1916'da, Osmanlı Devleti binayı satın aldı. Başlangıçta elçilik olarak kullanılan konak, Osmanlı'nın halefi Türkiye Cumhuriyeti döneminde büyükelçilik konutu ve binası olarak kullanılmaya devam etti.

1913'te Sofya: savaştan çıkmış bir başkent

Mustafa Kemal'in geldiği Sofya, iki Balkan Savaşı'nın ağır yükünü taşıyan bir şehirdi. Birinci Balkan Savaşı'nda Osmanlı'ya karşı büyük kazanımlar elde eden Bulgaristan, İkinci Balkan Savaşı'nda eski müttefikleri Sırbistan ve Yunanistan'ın yanı sıra Romanya ve Osmanlı Devleti ile de karşı karşıya kalmış, Edirne'yi yeniden Osmanlı'ya bırakmak zorunda kalmıştı. 1913 Eylül'ünde imzalanan İstanbul Antlaşması, iki ülke arasında yeni bir sınır çizdi ve ilişkileri normalleştirme sürecini başlattı.

Bu ortamda Sofya'daki Osmanlı temsilciliği, yalnızca bir diplomatik ofis değil, Balkanlardaki dengeleri izleyen önemli bir gözlem noktasıydı. Elçilik, aynı yıl Sofya elçiliğine atanan Ali Fethi Bey tarafından yönetiliyordu. Selanik'ten tanıdığı Ali Fethi'nin yanında askerî ataşe olarak görev yapan Mustafa Kemal, Bulgar ordusunun yeniden yapılanmasını, Avrupa büyük devletlerinin Balkanlardaki hamlelerini ve yaklaşan büyük savaşın işaretlerini yakından takip etti. Sırmacıyev Evi'nin kiralanması da tam bu döneme, temsilciliğin genişleyen ihtiyaçlarına denk gelir.

Bir elçilik binasının anlamı

Diplomasi tarihinde elçilik binaları, temsil ettikleri devletin itibarının bir parçası olarak görülür. Başkentin en gözde bulvarında, sarayın ve üniversitenin yakınında, Avrupalı bir mimarın elinden çıkmış bir konakta temsil edilmek, Osmanlı Devleti için Balkan Savaşları'nın yıprattığı prestiji onarmanın da bir yoluydu. Satın alma kararının Birinci Dünya Savaşı'nın ortasında, Osmanlı ile Bulgaristan'ın aynı ittifakta yer aldığı 1916'da verilmesi de dikkat çekicidir. İki eski hasım, artık İttifak Devletleri safında müttefikti; Sofya'daki kalıcı bir elçilik binası bu yakınlaşmanın somut bir ifadesiydi.

Askerî ataşenin odası

Mustafa Kemal, 1913'ün sonunda Sofya'ya Osmanlı askerî ataşesi olarak atandı ve 1915'e kadar bu görevde kaldı. Bu dönemde elçiliğin kullandığı Sırmacıyev Evi'nde bir süre çalıştı. Odası bugüne kadar korunmuş ve yenilenerek küçük bir Atatürk müzesine dönüştürülmüştür. Oda, halka açık olmasa da büyükelçiliğe gelen resmî konuklara ve heyetlere gösterilir.

Sofya yılları, Mustafa Kemal'in hayatında önemli bir gözlem dönemiydi. Balkan Savaşları'ndan yeni çıkmış bir başkentte, Bulgar parlamentosunu, basını, tiyatroyu ve sosyal hayatı yakından izledi. Avrupa'nın diplomatik çevreleriyle tanıştı ve askerî konularda raporlar hazırladı. Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte cepheye gitmek için ısrarla başvurdu; sonunda 1915 başında Tekirdağ'da kurulan 19. Tümen'in komutanlığına atandı ve Çanakkale'ye giden yolda Sofya'dan ayrıldı.
Sofya'daki Yablanski Evi
Sofya'daki Yablanski EviGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: George Marhov. Dosya sayfası

Yablanski Evi: karşıdaki ikiz

Sırmacıyev Evi, Çar Osvoboditel Bulvarı'nın karşı tarafında bulunan ve biraz sonra, 1907'de yapılan Yablanski Evi ile pek çok ortak özelliğe sahiptir. Her iki yapı da Friedrich Grünanger tarafından Bulgar seçkinlerinin üyeleri için benzer bir üslupta tasarlanmış ve daha sonra elçilik olarak kullanılmıştır. Bu iki konak, 20. yüzyılın başında Sofya'nın Avrupa başkentlerine benzeme arzusunun mimarideki yansımalarıdır.
Doğrusu
1998'den bu yana Sırmacıyev Evi, Bulgaristan'da ulusal öneme sahip kültürel anıt olarak koruma altındadır. Bu statü, binanın hem Bulgar mimarlık mirasının hem de Türk-Bulgar ilişkilerinin ortak bir parçası olarak görüldüğünü gösterir.

Bir kira sözleşmesinin yüzyıllık mirası

Sırmacıyev Evi'nin öyküsü, bir ailenin zor günlerde yaptığı bir kira anlaşmasının nasıl yüz yılı aşkın bir diplomatik mirasa dönüştüğünü gösterir. 1914'te Elena Sırmacıyev'in evi kiraya vermesi, Osmanlı'nın Sofya'da kalıcı bir mekân edinmesini sağladı. 1916'daki satın alma ise bu geçici düzeni kalıcı hale getirdi. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişte pek çok yurt dışı temsilcilik binası el değiştirirken, Sofya'daki konak kesintisiz biçimde Türk devletinin elinde kaldı.

Binanın Atatürk'le bağı ise ona sıradan bir büyükelçilik binasının ötesinde bir anlam katar. Genç bir binbaşının Balkan Savaşları'nın yorgunluğunu taşıyan bir başkentte çalıştığı oda, bugün Türk-Bulgar ilişkilerinin ortak hafızasının bir parçası olarak korunuyor. Bulgar devletinin binayı kendi kültürel anıtları arasına alması ve Türk tarafının Atatürk'ün odasını özenle koruması, iki ülkenin bu mekânı birlikte sahiplendiğini gösterir. Konak, Viyana barokunun Sofya'daki zarif bir örneği olarak mimarlık tarihine; Mustafa Kemal'in Avrupa'yı yakından tanıdığı yılların tanığı olarak da Türk tarihine aittir.

Bugün Sırmacıyev Evi

Konak bugün de Türkiye'nin Sofya'daki diplomatik temsilinin merkezidir. Ulusal bayramlarda ve anma günlerinde düzenlenen resepsiyonlar, Atatürk büstünün bulunduğu lobide ve büyük salonda gerçekleşir. Sofya'yı ziyaret eden Türk heyetleri, genellikle Atatürk'ün odasını da görür. Bulvardan geçenler ise, kulesi ve süslü cephesiyle bu konağı Sofya'nın en dikkat çekici tarihî yapılarından biri olarak tanır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap