İçeriğe geç
Giriş yap
0

İstanbul Filotillası: Alman denizaltılarının Çanakkale'den Karadeniz'e uzanan savaşı

Mavi Mürekkep başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Mavi MürekkepKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Gelibolu açıklarındaki zırhlılar

1915 baharında Gelibolu Yarımadası'ndaki Osmanlı birlikleri, yalnızca karşılarındaki piyadeyle değil, denizden gelen ağır top ateşiyle de savaşıyordu. 18 Mart'ta Çanakkale Boğazı'nı zorlayamayan İtilaf donanması, 25 Nisan'daki çıkarmadan sonra kıyı açıklarında kalmış ve kara birliklerini deniz topçusuyla desteklemeye başlamıştı. İngiliz ve Fransız zırhlılarının ateşi, Arıburnu ve Seddülbahir'deki Osmanlı mevzileri için büyük bir tehditti. Aynı dönemde İngiliz ve Fransız denizaltıları da boğazı geçerek Marmara'ya giriyor, 5. Ordu'nun ikmal yollarını hedef alıyordu.
Kaynaklar
Belge: Çanakkale Cephesi’nde Mustafa Kemal (ATATÜRK) — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Murat KARATAŞ. Tarih: 22 Eylül 2022.
Bu baskı altında Osmanlı yönetimi, İstanbul'daki Alman yetkililer aracılığıyla Almanya'dan denizaltı talep etti. Alman Yüksek Komutanlığı talebi uygun buldu. Böylece Alman İmparatorluk Donanması'nın Akdeniz Denizaltı Tümeni'ne bağlı olarak İstanbul'da bir denizaltı birliği kuruldu. Bu birlik Almanca kaynaklarda "U-Halbflottille Konstantinopel" adıyla geçer. Türkçede İstanbul Filotillası olarak anılır.
Alman denizaltısı UB-14 ve mürettebatı
Alman denizaltısı UB-14 ve mürettebatıGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: SMU Central University. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 18 Mart 1915 boğaz harekâtının başarısızlığı; 25 Nisan 1915 Gelibolu çıkarması; 25 Mayıs 1915 U-21'in HMS Triumph'u batırması; 27 Mayıs 1915 U-21'in HMS Majestic'i batırması; 5 Haziran 1915 U-21'in İstanbul'a varışı; Haziran 1915 UB ve UC sınıfı küçük denizaltıların demiryoluyla parçalar halinde gelmesi; Ocak 1916 Gelibolu'nun boşaltılması; 11 Kasım 1918 filotillanın son birliklerinin görevinin sona ermesi.

U-21'in yolculuğu

Filotillanın ilk ve en ünlü denizaltısı U-21'dir. Kaptan Otto Hersing komutasındaki denizaltı, Nisan 1915'te Almanya'dan ayrılarak Cebelitarık Boğazı'nı geçti ve Avusturya-Macaristan'ın Kotor limanında yakıt aldıktan sonra Ege'ye ulaştı. Bu, o güne kadar bir denizaltının yaptığı en uzun yolculuklardan biriydi. Mayıs sonunda Gelibolu açıklarına geldiğinde, İtilaf zırhlıları hâlâ kıyıya yakın demirli duruyordu.

25 Mayıs 1915'te U-21, Arıburnu açıklarında İngiliz zırhlısı Triumph'u torpilledi. Gemi, kıyıdan Osmanlı ve İtilaf askerlerinin gözleri önünde kısa sürede alabora olup battı. İki gün sonra, 27 Mayıs'ta Seddülbahir açıklarında Majestic zırhlısı da aynı denizaltının torpidosuyla batırıldı. Bu iki olay, Gelibolu'daki deniz dengesini birden değiştirdi.

Zırhlıların çekilmesi

Triumph ve Majestic'in batırılmasının ardından İtilaf komutanlığı, büyük zırhlılarını ve kruvazörlerini Gelibolu açıklarından çekerek Limni'deki Mondros limanına gönderdi. Bu gemiler, bundan sonra yalnızca büyük taarruzlarda kara birliklerini desteklemek için bölgeye geliyordu. Böylece yarımadadaki Osmanlı askerleri, haftalardır üzerlerine yağan ağır deniz topçusu ateşinden büyük ölçüde kurtuldu.

Bu sonuç, Osmanlı yönetiminin Almanya'dan denizaltı istemesinin asıl amacıydı. U-21, 5 Haziran 1915'te İstanbul'a ulaştı ve burada büyük bir ilgiyle karşılandı. Mürettebatı ödüllendirildi ve Hersing, Alman donanmasının en tanınmış denizaltı komutanlarından biri haline geldi.
Ek bilgi
Mustafa Kemal o günlerde Arıburnu'nda 19. Tümen'in başındaydı. Triumph'un batışı, Arıburnu sırtlarından açıkça görülebilen bir olaydı. Cephedeki askerler için bu, aylardır üzerlerine ateş eden zırhlılardan birinin denizde kaybolması anlamına geliyordu.

Demiryoluyla gelen denizaltılar

U-21 gibi büyük denizaltıların Almanya'dan deniz yoluyla gelmesi uzun ve tehlikeli bir yolculuktu. Bu nedenle Almanya, daha küçük UB ve UC sınıfı denizaltıları parçalar halinde demiryoluyla Avusturya'daki Pola limanına gönderdi. Burada birleştirilen denizaltılar Ege'ye ve oradan İstanbul'a ulaştı. Bulgaristan'ın Ekim 1915'te savaşa girmesiyle Almanya ile Osmanlı arasında doğrudan bir demiryolu bağlantısı açıldı ve malzeme ulaşımı kolaylaştı.

Filotillada savaş boyunca on dört denizaltı görev yaptı. Bunların arasında U-21, U-33, U-38, UB-7, UB-8, UB-14, UB-42, UB-45, UB-46, UB-66, UC-13, UC-15, UC-23 ve UC-37 bulunuyordu. UB sınıfı küçük saldırı denizaltıları, UC sınıfı ise mayın döken denizaltılardı. Bazı denizaltıların filotilladaki görevi birkaç ay sürerken, UB-14 ve UC-23 gibi bazıları savaşın sonuna kadar İstanbul'da kaldı.
UB-14 denizaltısı yedekte çekilirken
UB-14 denizaltısı yedekte çekilirkenGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Karadeniz'e kayan savaş

Gelibolu'nun Ocak 1916'da boşaltılmasının ardından filotillanın Ege'deki görevi büyük ölçüde sona erdi. Doğu Akdeniz, Pola'daki ana filotillanın faaliyet alanıydı. İstanbul Filotillası'nın denizaltıları bundan sonra çoğunlukla Karadeniz'de, Rus hedeflerine karşı kullanıldı. Kafkas cephesine malzeme taşıyan gemiler, Rus limanları ve kıyı yolları bu dönemde başlıca hedefler oldu.

Karadeniz'de en etkili denizaltılardan biri U-33 oldu. Bu denizaltı, filotilladaki görevi sırasında dokuz gemi batırdı. UB-14 ise Ege'de ve Karadeniz'de uzun bir hizmet geçirdi ve savaşın sonunda İstanbul'da bulunan denizaltılardan biriydi. Küçük mayın denizaltıları ise Rus limanlarının önüne mayın dökerek Rus donanmasının hareketini kısıtlamaya çalıştı.
Doğrusu
Bazı yayınlarda U-21'in Triumph ve Majestic'i İstanbul Filotillası'nın bir parçası olarak batırdığı yazılır. Denizaltı bu iki zırhlıyı İstanbul'a varmadan önce, Ege'den gelirken batırmıştır. Filotillaya resmen katılışı ise İstanbul'a geldiği 5 Haziran 1915'tir.

Ateşkes ve dağılış

Mondros Ateşkesi'nin ardından İstanbul'daki Alman birliklerinin şehri terk etmesi gerekiyordu. Filotillanın denizaltıları, Kasım 1918'de görevlerini sona erdirdi. Bir kısmı mürettebatı tarafından batırıldı ya da İstanbul'da bırakıldı. Ateşkes sonrasında İtilaf Devletleri bu denizaltılara el koydu. Böylece Osmanlı-Alman deniz işbirliğinin en dikkat çekici örneklerinden biri sona erdi.

Denizaltının içindeki hayat

Birinci Dünya Savaşı denizaltıları, mürettebatı için son derece zor ortamlardı. UB sınıfı küçük denizaltılarda yalnızca bir avuç denizci görev yapıyordu. Dar gövdede havalandırma yetersizdi, mazot ve akü kokusu her yere sinerdi. Denizaltılar uzun süre su altında kalamazdı. Akülerini doldurmak için yüzeye çıkmaları gerekiyordu ve bu sırada uçaklara ve devriye gemilerine karşı savunmasız kalıyorlardı. Ege'nin ve Karadeniz'in değişken havası, küçük teknelerin hareketini daha da zorlaştırıyordu.

Çanakkale Boğazı'nın kendisi de denizaltılar için tehlikeliydi. Boğazdaki güçlü akıntılar, mayın hatları ve ağ engelleri, hem İtilaf hem de Alman denizaltıları için ciddi bir sorundu. İngiliz denizaltıları boğazı geçerken bu engellere takılarak kaybolabiliyordu. Alman denizaltıları ise Osmanlı'nın kendi mayın hatları arasındaki dar geçitleri kullanmak zorundaydı. Bu nedenle denizaltı komutanları ile Osmanlı kıyı komutanlıkları arasında sıkı bir eşgüdüm kuruldu.

Osmanlı denizcilerinin katkısı

Filotilla Alman donanmasına bağlıydı, ancak Osmanlı topraklarında üslenmesi Osmanlı denizcileriyle sürekli bir işbirliği gerektiriyordu. Haliç'teki tersane, onarım ve bakım işlerinde kullanıldı. İkmal, yakıt ve kıyı istasyonları Osmanlı limanlarında sağlandı. Osmanlı subaylarının bir kısmı bu dönemde denizaltı çalışmalarını yakından izleme fırsatı buldu. Bu deneyim, Osmanlı donanmasında daha önce Abdülhamit döneminde alınan ama neredeyse hiç kullanılmayan Abdülhamid ve Abdülmecid denizaltılarından sonra, bu silahın gerçek bir savaşta nasıl kullanıldığını görmenin ilk örneği oldu.

Karşı tarafın tedbirleri

U-21'in başarısından sonra İtilaf donanması denizaltı tehdidine karşı yeni tedbirler aldı. Gelibolu açıklarında kalan gemilerin çevresine torpido ağları gerildi, eski gemiler ve kömür mavnaları zırhlıların yanına yerleştirildi. Gelibolu'ya ateş desteği vermek için büyük zırhlılar yerine sığ su için tasarlanmış ve torpidolara daha az açık olan monitörler kullanılmaya başlandı. Bu değişiklik, denizaltının yalnızca batırdığı gemilerle değil, karşı tarafın davranışını değiştirmesiyle de etkili olduğunu gösterir.

Filotillanın varlığı, Osmanlı donanmasında denizaltı fikrinin canlanmasına da katkıda bulundu. Cumhuriyet döneminde 1920'lerin sonunda yurt dışından denizaltılar sipariş edilmesi, bu deneyimin uzak bir devamı sayılabilir.
Çanakkale Boğazı'nda bir Alman denizaltısı, 1915
Çanakkale Boğazı'nda bir Alman denizaltısı, 1915Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Gelibolu'yu rahatlatan torpidolar

İstanbul Filotillası'nın Osmanlı tarihi açısından en önemli katkısı, Gelibolu'daki askerleri deniz topçusunun ağır ateşinden kurtarmasıdır. Bu katkı aslında tek bir denizaltının, U-21'in iki torpidosuyla gerçekleşmiştir. Triumph ve Majestic'in batışı, İtilaf komutanlığının büyük gemilerini riske atmaktan çekinmesine yol açtı ve bu çekinme kara cephesinin dengesini değiştirdi.

Filotillanın sonraki faaliyetleri ise daha az bilinir. Karadeniz'deki denizaltı savaşı, Kafkas cephesinin ikmal yolları üzerinden doğrudan kara savaşını etkiliyordu. Bu nedenle filotilla, Çanakkale'den Kafkasya'ya uzanan geniş bir cepheyi birbirine bağlayan bir unsur olarak görülmelidir. İstanbul'da üslenen Alman denizaltıları, Osmanlı-Alman ittifakının en somut ve en etkili ortak çalışmalarından biridir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap