İçeriğe geç
Giriş yap
0

Onuncu Yıl Nutku (29 Ekim 1933): Altı dakikalık konuşma, "Ne mutlu Türküm diyene"

Arda Yamaçlı başlattı0 Yanıt24 Görüntülenme0 takipçi

Arda YamaçlıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Cumhuriyet'in onuncu yılında, 29 Ekim 1933'te Mustafa Kemal'in okuduğu kısa konuşma, Türkçenin en çok ezberlenen metinlerinden biri oldu. "Muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız" ve "Ne mutlu Türküm diyene" cümleleri buradan gelir. Bu konuda metnin nasıl hazırlandığını, nerede okunduğunu, kaydını ve anlatımlardaki farkları ele alıyoruz.
Kaynaklar
Belge: Onuncu Yıl Nutku — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Tahir KODAL. Tarih: 22 Mart 2021.

Bayramın çerçevesi

TBMM 11 Haziran 1933'te Cumhuriyet'in ilanının onuncu yıldönümünün kutlanmasına ilişkin bir kanun çıkardı. Bayram 29-31 Ekim 1933 arasında üç gün süren törenlerle kutlandı. Kutlamalar için Başvekâlet'e bağlı bir yüksek komisyon kuruldu; bu komisyon özel bir marş da hazırlattı. Sözleri Faruk Nafiz Çamlıbel ile Behçet Kemal Çağlar'a, bestesi Cemal Reşit Rey'e ait olan Onuncu Yıl Marşı, nutukla birlikte bu bayramın iki simgesinden biri oldu.
Tarih notu
Onuncu yıl kronolojisi:
- 11 Haziran 1933: Onuncu yıl kutlamalarına ilişkin kanun çıkarılır.
- Ekim 1933 ortası: Mustafa Kemal nutku bir gece geç saatte kurşun kalemle yazar.
- Bayramdan birkaç gün önce: Metin yakın çalışma arkadaşlarına okunur, mürekkepli kalemle düzeltilir.
- 29 Ekim 1933: TBMM'deki törenin ardından nutuk okunur ve radyoyla yurda yayımlanır.
- 29-31 Ekim 1933: Üç gün süren kutlamalar.
- 1972: "Ne mutlu Türküm diyene" öğrenci andına eklenir.
Atatürk Onuncu Yıl Nutku'nu okurken, 29 Ekim 1933
Atatürk Onuncu Yıl Nutku'nu okurken, 29 Ekim 1933Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Republic of Turkey. Dosya sayfası

Metnin hazırlanışı

Mustafa Kemal nutku Ekim ayının ortalarında, bir gece geç saatlerde kendi el yazısıyla ve kurşun kalemle yazdı. Metin daha sonra daktilo edildi. Bayrama birkaç gün kala en yakın çalışma arkadaşlarına okudu ve onların görüşlerini sordu. Ardından mürekkepli kalemle düzeltmeler ve eklemeler yaparak son şeklini verdi. 29 Ekim günü konuşmasını elinde tuttuğu bu metinden okudu.

Konuşma kısadır: okunması altı dakika kadar süren bir buçuk sayfalık bir metin. "Türk milleti!" hitabıyla başlar, "Ne mutlu Türküm diyene!" cümlesiyle biter. Millî Mücadele'nin beş yılı ile Cumhuriyet'in ilk on yılının özetini ve önümüzdeki dönemin hedeflerini içerir.

Metinden bölümler

Nutkun açılışı şöyledir: "Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu, en büyük bayramdır. Kutlu olsun."

En çok alıntılanan bölüm, gelecek hedeflerinin sayıldığı kısımdır: "Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız." Hemen ardından zaman anlayışı üzerine bir cümle gelir: zaman ölçüsünün "geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre" düşünülmesi gerektiği.

Metin, Türk milletinin yürüdüğü yolda elinde tuttuğu meşalenin "müspet ilim" olduğunu söyler; güzel sanatlara sevgiyi de milletin tarihî bir vasfı olarak anar. Kapanış dileği her on yılda bir bayramın "daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde" kutlanmasıdır.
Kaynaklarda fark
Nutkun okunduğu yer farklı anlatılır. Bir anlatıma göre konuşma "Ankara Hipodromu'nda" yapıldı; bir başkasına göre ise konuşmanın TBMM'deki törenden sonra, geçit töreni için yüz binlerce kişinin toplandığı "Cumhuriyet meydanında" yapıldığı yazılır. İki ifade birbirine bağlanmadığı için yer adını kesin olarak vermekten kaçındık. Ayrıca son cümle anlatımlarda hem "Ne mutlu Türküm diyene" hem "Ne mutlu Türk'üm diyene" biçiminde yazılır.
Cumhuriyet'in 10. yıl kutlamalarında kürsüde, 29 Ekim 1933
Cumhuriyet'in 10. yıl kutlamalarında kürsüde, 29 Ekim 1933Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Radyo ve film

Törende Gazi kıtaları teftiş etti, İstiklâl Marşı söylendi ve ardından konuşma yapıldı. Konuşma radyolardan bütün yurda naklen yayımlandı. Törene Sovyetler Birliği'nden davet edilen yönetmen Sergey Yutkeviç konuşmayı filme aldı; günümüze ulaşan kayıt onun çektiği görüntülerdir. Film, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün film arşivinde bulunur.

"Ne mutlu Türküm diyene" cümlesinin sonraki hayatı

Kapanış cümlesi 1972'de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğrenci andına eklendi. Söz özellikle 1980 sonrasında dağ ve tepelere, Atatürk büstlerinin kaidelerine yazıldı. Söz zaman zaman etnik ayrımcılığa yol açtığı iddiasıyla eleştirildi; buna karşı "Türk" kelimesinin vatandaşlığı ifade ettiği savunuldu. Bu görüşü savunanlar, Atatürk'ün 1930 tarihli Medeni Bilgiler kitabındaki "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" tanımını örnek gösterir.
Ek bilgi
Görsellerden ilki Atatürk'ü nutku okurken, ikincisi aynı gün kutlamalarda kürsüde gösterir. Onuncu Yıl Marşı'nın güftesinde Atatürk'ün bir dizeyi "Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan" olarak değiştirdiği ve bunu Devlet Demiryolları'nın kurucusu Behiç Bey'i onurlandırmak için yaptığı anlatılır. Anlatıya göre Atatürk, Behiç Bey'i arayarak "Emeğinizi yeteri kadar yansıtmadığı için 10. Yıl Marşı'nda bir dize değiştirdim, size haber vermek istedim" demiştir. Marşın bestesi için önce bir yarışma düşünülmüş, ancak marş besteleyebilecek kişi az olduğu için iş doğrudan Cemal Reşit Rey'e verilmiştir.

Kurşun kalemle başlayan altı dakika

Onuncu Yıl Nutku'nun hazırlanışı, kısa bir metnin ne kadar emekle şekillendiğini gösteriyor. Bir gece geç saatte kurşun kalemle yazılan taslak daktiloya geçirildi, yakın çalışma arkadaşlarına okundu, görüşleri alındı ve mürekkepli kalemle yeniden düzeltildi. Altı dakikalık bir konuşmanın bu kadar elden geçmesi, Atatürk'ün bu metne bir bayram konuşmasından fazlasını yüklediğini düşündürüyor; onuncu yıl, ilk on yılın bilançosunu çıkarmak için seçilmiş bir eşikti.

Metnin en çok alıntılanan iki cümlesi farklı yönlere bakıyor. "Muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız" geleceğe dönük bir hedef koyarken, "Ne mutlu Türküm diyene" bir aidiyet ifadesiyle kapanıyor. İkincisinin sonraki hayatı birincisinden çok daha çalkantılı oldu: öğrenci andına girdi, dağlara ve büst kaidelerine yazıldı, ayrımcılık iddiasıyla eleştirildi ve vatandaşlık tanımıyla savunuldu. Bir cümlenin bağlamından koparılıp duvarlara taşınması, anlamının da tartışmaya açılmasına yol açtı.

Konuşmanın tam olarak nerede yapıldığını kesin söyleyemiyoruz. Hipodrom ile Cumhuriyet meydanı ifadeleri birbirine bağlanmadığı için iki yeri de olasılık olarak bırakmak daha dürüst. Kapanış cümlesinin kesme işaretli ve işaretsiz yazımları da aynı türden küçük bir dalgalanma.

Radyo ve film kayıtları ise bu nutku diğerlerinden ayırıyor. Sesin ve görüntünün saklanması, metnin kuşaktan kuşağa yalnız okunarak değil, dinlenerek de aktarılmasını sağladı ve onu ezber metinler arasına yerleştirdi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap