İçeriğe geç
Giriş yap
0

Yüksek Ziraat Enstitüsü (30 Ekim 1933): Cumhuriyet'in onuncu yılında kurulan tarım üniversitesi

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Köylü milletin efendisi

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğu köylerde yaşıyor ve geçimini tarımdan sağlıyordu. Atatürk, köylüyü "milletin efendisi" olarak tanımlamış, tarımın kalkınmasını ekonomik bağımsızlığın ana koşullarından biri saymıştı. Ancak tarımı modern bilgiyle geliştirecek uzman kadrolar son derece azdı. Bu açığı kapatmak için atılan en büyük adım, Ankara'da kurulan Yüksek Ziraat Enstitüsü oldu.

Enstitü, Cumhuriyet'in onuncu yılında, 30 Ekim 1933'te 2524 sayılı kanunla kuruldu. Tam anlamıyla bir tarım üniversitesi olarak tasarlanan bu kurum, Türkiye'nin ziraat, veteriner, orman ve gıda alanlarındaki yükseköğretiminin çekirdeğini oluşturdu.
Ankara'daki Yüksek Ziraat Enstitüsü binaları, 1930'lar
Ankara'daki Yüksek Ziraat Enstitüsü binaları, 1930'larGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Gargarapalvin. Dosya sayfası

Yüksek Ziraat Mektebi'nden Enstitüye

Ankara'da ziraat alanındaki ilk yükseköğretim kurumu, 1930'da Ziraat Vekâleti'ne bağlı olarak kurulan Yüksek Ziraat Mektebi'ydi. Mektebin kuruluş ve gelişme sürecinde Alman bilim insanlarından yararlanıldı. Üç yıl içinde mektep, daha geniş kapsamlı bir yapıya kavuşturulmak istendi. 30 Ekim 1933'te çıkarılan kanunla Yüksek Ziraat Mektebi, Yüksek Ziraat Enstitüsü'ne dönüştürüldü.

Enstitü, Ziraat Vekâleti'ne bağlıydı ve beş fakülteden oluşuyordu: Ziraat, Tabii İlimler, Veteriner, Orman ve Ziraat Sanatları. Ziraat Sanatları Fakültesi, bugün gıda mühendisliği olarak bilinen alanın ilk örneğiydi. Bu yapısıyla enstitü, tarımın bütün dallarını tek çatı altında toplayan bir kurum haline geldi.
Tarih notu
1930: Yüksek Ziraat Mektebi'nin kuruluşu.
30 Ekim 1933: 2524 sayılı kanunla Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün kuruluşu.
1946: Ankara Üniversitesi'nin kuruluşu.
7 Temmuz 1948: 5234 sayılı kanunla Enstitünün fakültelerinin üniversitelere bağlanması.
1955: Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin kuruluşu.

Eğitim düzeni: Önce tarla, sonra kürsü

Enstitünün eğitim sistemi, uygulamaya büyük önem veriyordu. Öğrenciler ilk yıllarında Atatürk Orman Çiftliği'nde staja gönderiliyordu. Bu staj, ilk iki yarıyılı kapsayan on aylık kesintisiz bir uygulamaydı. Öğrenciler toprağı, ekini, hayvanı ve tarım aletlerini bizzat tanıdıktan sonra kuramsal derslere geçiyordu. Toplam eğitim süresi sekiz yarıyıl, yani dört yıllık genel ziraat öğretimiydi.

Atatürk Orman Çiftliği, 1925'te Atatürk'ün girişimiyle Ankara'nın batısındaki çorak arazide kurulmuştu. Çiftlik, modern tarımın uygulamalı olarak gösterildiği bir örnek işletmeydi. Enstitü öğrencilerinin stajlarını burada yapması, iki kurum arasında doğal bir bağ kurdu. Çiftlik, bir tür açık hava laboratuvarı işlevi gördü.
Yüksek Ziraat Enstitüsü yerleşkesinden bir görünüm
Yüksek Ziraat Enstitüsü yerleşkesinden bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Gargarapalvin. Dosya sayfası
Ek bilgi
Yüksek Ziraat Enstitüsü, 1933 üniversite reformuyla aynı yıl kuruldu. İstanbul'da Darülfünun yerine İstanbul Üniversitesi açılırken, Ankara'da da tarım alanında üniversite düzeyinde bir kurum hayata geçirildi. İki kurumun kadrolarında da Almanya'dan gelen bilim insanları önemli yer tuttu.

Yabancı bilim insanları ve Türk asistanlar

Enstitünün ilk yıllarında Almanya'dan ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen profesörler önemli görevler üstlendi. Bu bilim insanları kürsüleri kurdu, laboratuvarları düzenledi ve ders kitapları hazırladı. Her profesörün yanında Türk asistanlar yetiştirildi. Asistanlar zamanla yurt dışında ihtisas yaparak döndü ve yabancı profesörlerin yerini aldı. Bu sistem, kısa sürede kalıcı bir Türk akademik kadrosu oluşturdu.

Enstitüde yalnızca öğretim değil, araştırma da yapılıyordu. Türkiye'nin toprakları, iklimi, bitki örtüsü ve hayvan varlığı üzerine yapılan çalışmalar, ülkenin tarım politikasına bilimsel bir dayanak sağladı. Tohum ıslahı, hayvan hastalıklarıyla mücadele ve orman yönetimi gibi alanlarda yetişen uzmanlar, Ziraat Vekâleti'nin taşra teşkilatında görev aldı.

1930'ların tarım ortamı

Enstitünün kurulduğu yıllar, Türk tarımı için zor bir dönemdi. 1929'da başlayan Dünya Ekonomik Buhranı, tarım ürünlerinin fiyatlarını sert biçimde düşürmüştü. Buğday, tütün ve pamuk gibi ürünlerin ihracat gelirleri azalmış, köylünün eline geçen para küçülmüştü. Devlet, üreticiyi korumak için buğday alımları gibi önlemler aldı. Ziraat Bankası, köylüye kredi açarak üretimin sürmesine destek oldu. 1938'de ise Toprak Mahsulleri Ofisi kuruldu.

Bu ortamda tarımda verimliliğin artırılması hayati bir öncelikti. Aynı topraktan daha fazla ürün almak, hayvan hastalıklarını önlemek, yeni tohum çeşitleri geliştirmek ve ürünleri işleyerek değerini artırmak gerekiyordu. Bütün bunlar, bilgili uzman kadrolar olmadan gerçekleştirilemezdi. Yüksek Ziraat Enstitüsü, işte bu ihtiyaca cevap vermek için kuruldu.

Enstitünün yetiştirdiği uzmanlar, zamanla ülkenin dört bir yanındaki deneme istasyonlarında, tohum ıslah merkezlerinde, veteriner teşkilatında ve orman idarelerinde görev aldı. Böylece Ankara'da üretilen bilgi, Anadolu'nun köylerine kadar ulaşan bir zincirin ilk halkası oldu.

Mimari ve yerleşke

Enstitü, Ankara'nın o dönemde şehir dışında kalan bir bölgesinde, geniş bir arazi üzerine kuruldu. Yerleşke, fakülte binaları, laboratuvarlar, öğrenci yurtları ve uygulama alanlarıyla birlikte tasarlandı. Binalar, 1930'ların Ankara'sında yaygın olan sade ve işlevsel mimari anlayışını yansıtıyordu. İsviçreli fotoğrafçı ve yazar Annemarie Schwarzenbach'ın 1930'larda çektiği fotoğraflar, yerleşkenin o dönemki görünüşünü bugüne taşır.
Atatürk Orman Çiftliği, 1939
Atatürk Orman Çiftliği, 1939Görsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: Directorate General of Press and Information. Dosya sayfası

Enstitüden üniversitelere

1946'da çıkarılan 4936 sayılı kanunla Ankara Üniversitesi kuruldu. 7 Temmuz 1948'de çıkarılan 5234 sayılı kanunla Yüksek Ziraat Enstitüsü kapatıldı. Ziraat ve Veteriner fakülteleri Ankara Üniversitesi'ne, Orman Fakültesi İstanbul Üniversitesi'ne bağlandı. Ziraat Sanatları Fakültesi Ziraat Fakültesi ile birleştirildi. Tabii İlimler Fakültesi ise Fen Fakültesi'ne dönüştürüldü.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, 1955'e kadar Türkiye'nin tek ziraat fakültesi olarak kaldı. Sonraki yıllarda Ege, Atatürk ve Çukurova üniversitelerinin ziraat fakültelerinin kuruluşuna öğretim üyesi ve deneyim aktararak katkıda bulundu. Böylece Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün mirası, Türkiye'nin dört bir yanındaki tarım fakültelerine yayıldı.

Tarım bilimine yapılan yatırım

Yüksek Ziraat Enstitüsü, Cumhuriyet'in tarım politikasının bilimsel ayağını oluşturdu. Atatürk'ün köylünün kalkınmasına verdiği önem, yalnızca söylemle sınırlı kalmadı. Toprağı tanıyan, hayvan hastalıklarıyla mücadele eden, ormanı koruyan ve gıdayı işleyen uzmanlar yetiştirmek için kurumsal bir yapı oluşturuldu. Enstitünün beş fakülteli yapısı, tarımın tek bir alan değil, birbirine bağlı pek çok bilim dalından oluştuğu anlayışını yansıtıyordu.

Enstitünün onuncu yıl kutlamalarına denk gelen kuruluş tarihi de anlamlıdır. Cumhuriyet, ilk on yılının sonunda ekonomik kalkınmayı devletin öncelikleri arasına yerleştirmişti. Aynı yıllarda Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanıyor, şeker ve dokuma fabrikaları kuruluyordu. Yüksek Ziraat Enstitüsü, bu kalkınma hamlesinin tarım alanındaki karşılığıydı. Bugün Türkiye'nin pek çok tarım bilimcisi, kökleri bu enstitüye uzanan bir akademik geleneğin içinden yetişmiştir.
Dikkat: yanlış bilinen
Yüksek Ziraat Enstitüsü bazı kaynaklarda Yüksek Ziraat Mektebi ile karıştırılır. Mektep 1930'da kuruldu, Enstitü ise 30 Ekim 1933'te bu mektebin dönüştürülmesiyle oluşturuldu. Cumhuriyet'in onuncu yılına denk gelen tarih Enstitünün kuruluş tarihidir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap