İçeriğe geç
Giriş yap
0

Şefik Aker ve 27. Alay: 25 Nisan 1915 sabahı Arıburnu'nda ilk karşılık

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kesriye'den Harbiye'ye

Mehmet Şefik 1877'de, Osmanlı Devleti'nin Manastır vilayetine bağlı Kesriye kasabasında doğdu. Kesriye bugün Yunanistan'ın Batı Makedonya bölgesinde, Kastoria adıyla bilinen şehirdir. Babası Selim Bey'di. 1934 Soyadı Kanunu'ndan sonra Aker soyadını alacak olan Şefik, 1894'te İstanbul'daki Harp Okulu'na girdi ve 17 Ağustos 1896'da teğmen rütbesiyle mezun oldu. Notları iyiydi, ama kurmaylık eğitimi veren Harp Akademisi'ne seçilecek kadar yüksek değildi. Böylece Şefik, kariyerinin tamamını sahada, birlik komutanlığında geçiren bir piyade subayı oldu.

İlk görev yeri Arnavutluk'taki Debre'ydi. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nda başarı gösterdi ve İstanbul'da bir tugay karargâhına atandı. Masa başı görevden hoşlanmayan Şefik, 1900'de gönüllü olarak Yemen'e gitti. Yemen'de iki yıl bir tümen karargâhında görev yaptı, ağır hastalandı ve 1902'de İstanbul'a döndü.
Şefik Aker
Şefik AkerGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1877 Kesriye'de doğum; 1896 Harp Okulu'ndan mezuniyet; 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı; 1900-1902 Yemen; 1911 Trablusgarp Savaşı; Şubat 1914 25. Alay 3. Tabur komutanlığı; Kasım 1914 27. Alay komutanlığı; 25 Nisan 1915 Arıburnu çıkarması; 8 Ağustos 1915 19. Tümen komutanlığı; 1916 Galiçya; 1917-1918 57. Tümen; 1919-1920 Aydın cephesi; Kasım 1923 açığa alınma; 25 Şubat 1931 emeklilik; 6 Şubat 1964 İstanbul'da ölüm.

Gelibolu'yu önceden tanıyan bir komutan

1903-1911 yılları arasında Şefik, Kuzey Ege kıyılarında bölük ve tabur komutanlıkları yaptı ve 1908'de binbaşı oldu. Trablusgarp Savaşı'na gönüllü olarak katıldı. Balkan Savaşları'nın son aşamasında Ezine Redif Taburu'nun komutanı olarak Gelibolu Yarımadası'nın Ege kıyısındaki Anafartalar bölgesine gönderildi. Bu görev, ona hem yarımadanın arazisini hem de bölgeden askere alınan erleri yakından tanıma imkânı verdi.

Şubat 1914'te 9. Tümen'e bağlı 25. Alay'ın 3. Taburu'nun komutanlığına getirildi. Kasım 1914'te ise aynı tümenin 27. Alayı'nın komutanı oldu ve kısa süre sonra yarbay rütbesine yükseldi. 27. Alay'ın erlerinin ve astsubaylarının büyük bölümü Gelibolu Yarımadası'ndan geliyordu.

Siperler ve "geri çekilme yok" emri

27. Alay, Seddülbahir, Kabatepe ve Anafartalar'ı da içine alan yarımadanın güney kesiminin savunmasından sorumluydu; kısa süre sonra görevi Ece Limanı ile Kabatepe arasındaki kıyıyı korumak olarak belirlendi. Şefik Bey alayına siper kazdırmaya ve tahkimat yaptırmaya başladı. Amacı, askerlerin düşman donanmasının topçu ateşine açık arazide yakalanmasını önlemekti. Subaylarına da açık bir talimat verdi: öndeki birlikler saldırı karşısında geri çekilmeyecek, ihtiyat birlikleri gelene kadar zaman kazanmak için mevzilerini koruyacaklardı.

Şefik Bey araziyi ayrıntılı biçimde inceledikten sonra Arıburnu bölgesinin kritik bir nokta olduğu sonucuna vardı ve Mart 1915'in başında burada kapsamlı bir savunma düzeni kurmaya başladı. Ancak bu çalışma, Beşinci Ordu komutanı Liman von Sanders'in savunma anlayışı nedeniyle yarıda kaldı. Liman von Sanders, kıyıda hafif gözetleme birlikleri bırakmayı, güçlü ihtiyatları ise iç kesimlerde tutmayı tercih ediyordu. Mustafa Kemal'in 19. Tümeni yarımadaya geldiğinde 9. Tümen Anadolu yakasına kaydırıldı, 27. Alay ise yarımadada kalarak 19. Tümen'e bağlandı.
Şefik Bey
Şefik BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası

24-25 Nisan gecesi

Çıkarmanın yapıldığı gece, alayın 2. Taburu Azmakdere ile Çamtepe arasında yaklaşık 12 kilometrelik bir kıyı şeridine yayılmış durumdaydı. 1. ve 3. Taburlar ise bir arazi tatbikatı ve yürüyüşten sonra Eceabat'taki ordugâha dönmüştü. Şefik Bey batıdan gelen top sesleriyle uyandı. Kabatepe'deki gözetleme yerine telefon etti ve bir çıkarmanın yapıldığını öğrendi. Alayını ayağa kaldırdı ve tümen karargâhından kıyıya ilerlemek için tekrar tekrar izin istedi.

İzin sabah saat 5.45'te geldi. İki tabur, Maltepe ovasını geçerek Arıburnu'nun gerisindeki Topçu Sırtı'nı tutmak üzere yola çıktı. Kavaktepe'ye yaklaştıklarında, sabahtan beri çarpışarak geri çekilen 2. Tabur'la birleştiler. Alayın tamamı ağır bir çatışmaya girdi. Bu çatışma, çıkarma yapan birliklerin ilerleyişini yavaşlattı. Ardından 57. Alay'ın gelişiyle başlayan karşı taarruz cepheyi dengeledi.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

25 Nisan 1915 sabahının en yaygın anlatısı, Arıburnu'na çıkan ANZAC birliklerini ilk karşılayan ve durduranın 57. Alay olduğudur. Bu anlatı, Mustafa Kemal'in 57. Alay'a verdiği ünlü emir ve alayın verdiği büyük kayıplar nedeniyle hatıralarda, ders kitaplarında ve anma yazılarında sıkça tekrarlanır.

Oysa çıkarmanın ilk saatlerinde kıyıda bulunan ve ilk çatışmayı yapan birlik, Şefik Bey'in 27. Alayı'nın 2. Taburu'ydu. Sabah saatlerinde alayın öbür iki taburu da Kavaktepe ve Topçu Sırtı yönünde çarpışmaya girdi. 57. Alay ise günün ilerleyen saatlerinde savaş alanına geldi ve karşı taarruzu üstlendi. İki alayın rolü birbirini tamamlar: 27. Alay zaman kazandırdı, 57. Alay o zamanı karşı taarruza dönüştürdü. 57. Alay'ın kahramanlığı tartışılmaz; yanlış olan, sabahın ilk karşılığını tümüyle ona yazan anlatıdır.
Dikkat: yanlış bilinen
27. Alay'ın ve 57. Alay'ın rollerini birbirine karşı yarıştırmak doğru değildir. 25 Nisan'da her iki alay da çok ağır kayıplar verdi. Arıburnu savunması, kıyıdaki küçük birliklerin direnişi, 27. Alay'ın ilerleyişi ve 57. Alay'ın karşı taarruzunun birlikte sonucu oldu.

19. Tümen ve Galiçya

27. Alay 25 Nisan'da ağır kayıp verdi ama cephede kalmaya devam etti. 8 Ağustos 1915'te Mustafa Kemal Anafartalar Grup Komutanlığı'na getirildiğinde, boşalan 19. Tümen komutanlığına Şefik Bey atandı. Savunmayla ilgili açık sözlü eleştirilerine rağmen savaş alanındaki başarısı bu atamayla tanınmış oldu.

Gelibolu'dan çekilme Ocak 1916'da tamamlandıktan sonra 19. Tümen, 15. Kolordu'ya bağlanarak Galiçya cephesine gönderildi. Şefik Bey tümenine yoğun bir eğitim programı uyguladı. Tümen, Avusturya-Macaristan ordusunun zayıf kaldığı kesimlerde öncü birlik olarak kullanıldı. Şefik Bey, askerlerinin gereksiz yere harcandığını düşünerek Avusturya-Macaristan ve Alman üstleriyle çatıştı. Bu çatışma, 7 Ekim 1916'da geri çağrılmasıyla sonuçlandı ve İzmir Askerlik Dairesi Başkanlığı'na atandı.

Aydın cephesi

14 Aralık 1916'da albay olan Şefik Bey, savaşın geri kalanında kıyı savunmasıyla görevli tümenlerin komutanlığını yaptı. 24 Temmuz 1917'de 57. Tümen'in komutanı oldu ve savaşı İzmir Güney Cephesi'nin (Menderes Grubu) komutanı olarak bitirdi. 15 Mayıs 1919'da Yunan birlikleri İzmir'e çıktığında Şefik Bey çarpışarak geri çekildi. 1919 yazındaki Aydın çarpışmaları, Yunan ordusuna karşı ilk önemli Türk başarılarından biri oldu. Şefik Bey 1920 sonuna kadar Güney Ege bölgesinde Türk kuvvetlerini örgütledi.

1920 sonunda düzenli orduya katılmayı reddeden Demirci Mehmet Efe'nin kuvvetlerine karşı yapılan harekâtta, Şefik Bey'in birlikleri Refet Bey'in kuvvetlerine destek verdi. Ardından Şefik Bey, Batı Cephesi'ndeki yeniden yapılanmaya karşı çıktığı için başka görevlere kaydırıldı. Konya Ayaklanması için kurulan Takip Müfrezesi'nin komutanlığını yaptı; Antalya'da İtalyanlardan silah ve cephane alınması işlerinde görevlendirildi. 1921-1922'de 6. ve 7. Tümenler'in komutanlığını, Konya Divan-ı Harb-i Mahsusi başkanlığını ve Elazığ'da asker alma kurulu başkanlığını yaptı.
Gelibolu'daki 57. Alay Şehitliği
Gelibolu'daki 57. Alay ŞehitliğiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: Raicem. Dosya sayfası

Açığa alınma ve hatıralar

Kasım 1923'te Şefik Bey, mali usulsüzlük ve sivillere sert davranma suçlamalarıyla açığa alındı. Bu suçlamalardan aklandı, ama bir daha etkili bir göreve getirilmedi. 25 Şubat 1931'de emekli oldu ve hayatının geri kalanını itibarını onarmaya adadı. 1935'te Askerî Mecmua'da "Çanakkale-Arıburnu Savaşları ve 27. Alay" başlıklı hatırasını, 1937'de ise "İstiklal Harbinde 57. Tümen ve Aydın Milli Cidali" adlı kitabını yayımladı. Şefik Aker 6 Şubat 1964'te İstanbul'da öldü.
Ek bilgi
Şefik Aker'in 1935'te yayımlanan 27. Alay hatırası, 25 Nisan sabahının Türk tarafından yazılmış en ayrıntılı birinci el anlatılarından biridir. Metin 2001'de Çanakkale Hatıraları dizisi içinde yeniden yayımlandı.

Arıburnu'nun unutulan alayı

Şefik Aker'in hikâyesi, büyük zaferlerin anlatısında bazı isimlerin nasıl geri planda kalabildiğini gösterir. 25 Nisan sabahı kıyıya en yakın birlik olan 27. Alay, ilk saatlerdeki direnişiyle çıkarmanın ilerleyişini yavaşlattı ve 57. Alay'ın karşı taarruzu için zaman kazandırdı. Ama alayın komutanı, açık sözlülüğü ve üstleriyle anlaşmazlıkları nedeniyle savaşın geri kalanında ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında önemli görevlerden uzak tutuldu. Emekliliğinden sonra yazdığı hatıralar, 25 Nisan sabahının Türk tarafındaki ayrıntılarını aktaran en önemli kaynaklardan biri haline geldi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap