İçeriğe geç
Giriş yap
0

1 Kasım 1930 Meclis açış konuşması: Kriz yılı, Sivas treni ve yeniden doğan partiler

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Üçüncü Meclis'in son yılı

1 Kasım 1930'da Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üçüncü döneminin dördüncü ve son yasama yılını açtı. Konuşma, Cumhuriyet'in ilk on yılının en çalkantılı yıllarından birinin sonunda yapıldı. Ülke bir yandan dünya ekonomik bunalımının etkilerini yaşıyor, bir yandan doğuda bastırılan ayaklanmanın, öte yandan aynı yaz kurulan yeni bir muhalefet partisinin yarattığı siyasi gerginliğin içinden geçiyordu.

Konuşma görece kısadır, ama her paragrafı yılın bir olayına karşılık gelir: doğudaki olaylar, İzmir'deki sel, milli paranın değer kaybı, dünya bunalımı, Sivas'a ulaşan demiryolu, Yunanistan ve Macaristan ile yakınlaşma, belediye seçimleri ve yeni partiler. Bu yazı, konuşmayı bu olayların sırasıyla birlikte okuyor.
Gazi Mustafa Kemal Turhal'da, 1930
Gazi Mustafa Kemal Turhal'da, 1930Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: Ekim 1929 New York borsasının çöküşü; 20 Şubat 1930 Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu; 11 Haziran 1930 Merkez Bankası Kanunu; Haziran-Eylül 1930 Ağrı harekâtı; 12 Ağustos 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşu; 30 Ağustos 1930 demiryolunun Sivas'a ulaşması; Ekim 1930 belediye seçimleri; 30 Ekim 1930 Ankara'da Türk-Yunan Dostluk Antlaşması; 1 Kasım 1930 açış konuşması; 17 Kasım 1930 Serbest Fırka'nın kendini feshetmesi; 23 Aralık 1930 Menemen olayı.

Doğudaki olaylar ve İzmir seli

Konuşma, Meclis'i selamlayan kısa bir girişten sonra yılın iç olaylarıyla açılır. Gazi, yıllardır dış ülkelerde beslenen "karıştırıcı unsurların" doğu illerinde vatandaşların huzurunu bozan olaylara yol açtığını söyler. Bu olayların vatan düşmanlarının umutlarını boşa çıkardığını, sonucun vatandaşların Cumhuriyet'i korumadaki duyarlılığına ve ordu ile jandarmanın cesaretine borçlu olunduğunu belirtir. Şehit düşen askerleri ve vatandaşları saygı ve minnetle anar. Bu sözler, 1930 yazında Ağrı Dağı çevresinde yürütülen harekâta işaret eder.

Hemen ardından İzmir'deki sel felaketine değinilir. Gazi, selin can kaybına yol açmasının üzüntüyü artırdığını, hükümetin gereken önlemleri özenle aldığını söyler. Bu kısa paragraf, açış konuşmalarının doğal afetleri her yıl kürsüye taşıma geleneğinin bir örneğidir.

Milli para ve dünya bunalımı

Gazi, yılın "büyük olayı" olarak milli para krizini sayar. Türk lirasının 1929 sonunda hızla değer kaybetmesi üzerine alınan önlemlerin olumlu sonuç verdiğini, asıl önemli olanın ise ulusun uyanıklığı olduğunu vurgular. Bunu dünya ölçeğindeki krizle birleştirir: özellikle tarım ülkelerinde duyulan büyük bir ekonomik bunalım vardır ve Türkiye de bundan etkilenmiştir. Çöküntü ve kurak yıllardan sonra ülkenin gösterdiği dayanma gücünü, milletin yapısındaki güce ve Meclis'in önlemlerine bağlar.

Gelecek yıl için çağrı açıktır: resmî ve özel bütün işlerde "çok tutumlu bir yönetim". Bütçe önemli tasarruflarla hazırlanmış, vergilerde yükü hafifletecek değişiklikler yapılmıştır. Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kurulması ve hisse senetlerinin vatandaşlara sunulmasının "pek yakın" olduğunu söyleyen Gazi, Osmanlı borçlarının ülkenin gelişmesini tehlikeye atmayacak adil bir biçimde ödemeye bağlanması için çalışıldığını ekler.
Ek bilgi
Konuşmanın en coşkulu alkışlarından biri, Sivas'a trenin ulaşmasını anan cümleye gelmiştir. Ankara-Sivas hattı 30 Ağustos 1930'da Sivas'a vardı. Gazi bu eserin "gelecek Türk nesilleri tarafından şükranla" anılacağını söyler. Üç hafta sonra, 20 Kasım 1930'da kendisi de yurt gezisi sırasında Sivas'a gitti.
Gazi Mustafa Kemal kahve içerken, 1930
Gazi Mustafa Kemal kahve içerken, 1930Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Dış politika: Moskova, Atina ve Budapeşte

Dış politika bölümünde ilke yine barış ve iyi ilişkilerdir. Gazi, hiçbir ülkeyi karşısına almayan "açık ve dürüst" bir düşünce biçiminin gittikçe daha iyi anlaşıldığını umduğunu söyler. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey'in Sovyetler Birliği'nde gördüğü içten kabulü anar.

Bölümün ağırlık merkezi Yunanistan'dır. Yunan Başbakanı Venizelos ile Dışişleri Bakanı'nın Ankara ziyareti "özel bir önemle" anılır. Gazi, iki ülkenin yüksek yararlarının birbirine zıt olmaktan kaçınmayı gerektirdiğini, yakın bir dostlukla güven ve güç bulmalarının uygun olduğunu söyler. İki cumhuriyet arasında açılan yeni dönemi düzenleyen belgeler, iki gün önce, 30 Ekim 1930'da Ankara'da imzalanmıştı ve Meclis'in onayına sunulmuştu. Macaristan Başbakanı'nın resmî ziyareti de iki ülke arasındaki "eski ve denenmiş dostluğun" bir göstergesi olarak anılır.

Adliye, partiler ve basın

Konuşmanın siyasi yükü son bölümdedir. Gazi, adliyenin "siyasi çalışmalar içinde" yeni bir sınav geçirdiğini, vatandaşın güvenliği ve onurunu, Cumhuriyet'in varlığını ve hükümetin etkisini koruduğunu söyler. Ardından siyasi hayatta "yeniden partilerin ortaya çıkması"na geçer. Bu, Ağustos'ta Fethi Bey'in (Okyar) kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası'na ve Ekim'deki belediye seçimlerinde yaşanan gerginliklere işarettir.

Serbest Cumhuriyet Fırkası, Gazi'nin teşvikiyle ve onun eski arkadaşı, Paris Büyükelçisi Fethi Bey tarafından kurulmuştu. Gazi, Fethi Bey'e yazdığı mektupta laik Cumhuriyet ilkeleri çerçevesinde bir partinin Meclis'te serbestçe çalışmasını uygun gördüğünü bildirmiş, kız kardeşi Makbule Hanım da yeni partiye katılmıştı. Ne var ki Eylül 1930'da Fethi Bey'in İzmir gezisi büyük kalabalıklar ve çıkan olaylarla gergin geçti. Ekim'deki belediye seçimlerinde hile ve baskı suçlamaları Meclis'e taşındı. Konuşmanın bu bölümü, böyle bir ortamda kürsüye çıkan bir Cumhurbaşkanı'nın dengeli olma çabasını yansıtır.

Gazi, siyasette karşılıklı çalışmanın verimli olmasının ancak vatandaşlar arasında düşmanlık yaratılmasına izin verilmemesiyle mümkün olduğunu söyler. Partilere girebilecek "samimi olmayan ve gizli amaçları bulunan" kişilerin ulusça kınanmasını ve Cumhuriyet ilkelerine göre kurulmuş partilerin bu kişilerden uzak durmasını ister. Basın özgürlüğünün de ağır başlılıkla kullanılmasını, "özgürlüğün kötüye kullanılmasının" büyük sıkıntılar yarattığı bir ülkede buna özellikle dikkat edilmesini dileyerek konuşur.
Dikkat: yanlış bilinen
Konuşma, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kendini feshetmesinden on altı gün önce yapıldı. Konuşmada parti adı geçmez; Gazi, gelecek seçimlerde vatandaşın oyunu "güven içinde ve rahatça" kullanabilmesi için yasal ve idari önlemlerin geliştirilmesini ve partilerin doğru kararlar almasını ister. Konuşmanın son cümleleri ise bütün yetkinin ve büyük milli sorunların çözümünün Büyük Millet Meclisi'nde olduğunu vurgular.
Gazi Mustafa Kemal Sivas'ta, 20 Kasım 1930
Gazi Mustafa Kemal Sivas'ta, 20 Kasım 1930Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

1930 kürsüsünde çok partili hayatın sınırları

1930 açış konuşması, Cumhuriyet'in çok partili hayatı ilk kez denediği kısa dönemin tam ortasında yapılmıştır. Bu yüzden konuşmayı okurken iki vurgu birlikte görülür. Bir yanda partilerin yeniden ortaya çıkışı ve seçimlerin güven içinde yapılması için önlem çağrısı vardır; öbür yanda vatandaşlar arasında düşmanlık yaratılmasına ve gizli amaçlı kişilerin partilere sızmasına karşı açık bir uyarı. Gazi, siyasal rekabeti reddetmez, ama ona Cumhuriyet ilkeleri ve kamu düzeniyle çizilmiş bir sınır koyar.

Konuşmanın ekonomik bölümü ise dönemin genel havasını yansıtır. Dünya bunalımı Türkiye'yi tarım ürünlerinin fiyatlarındaki çöküşle vurmuştu. Konuşmada önerilen çare, dışa bağımlılığı azaltan, tutumlu bir yönetim ve sağlam bir milli paradır. Bu çizgi, birkaç yıl içinde devletçilik ve beş yıllık sanayi planına uzanacak bir yolun başlangıcıdır.

Konuşmada en çok alkış alan cümlenin bir demiryolunu anlatması da anlamlıdır. Kriz, isyan ve parti tartışmaları arasında Sivas'a ulaşan ray, Meclis'in ve kürsünün gözünde yılın asıl başarısıydı. Bir ay sonra Menemen'de yaşanacak olay ise bu konuşmadaki uyarıların ne kadar güncel olduğunu gösterecekti.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap