Yeni seçilmiş bir Meclis'in ilk günü
1 Kasım 1931'de Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin dördüncü döneminin ilk yasama yılını açtı. Dördüncü Meclis, Nisan 1931'de yapılan seçimlerle oluşmuştu. Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kendini feshetmesinden beş ay sonra yapılan bu seçimlerde Cumhuriyet Halk Fırkası adayları yanında bağımsız adaylara da yer verilmişti. Meclis yaz boyunca olağanüstü toplantılar yapmış, birkaç önemli kanun çıkarmıştı. 1 Kasım konuşması bu çalışmaları değerlendiren, ardından dünya ekonomik bunalımına ve dış politikaya geçen bir metindir.Konuşma, 1930 konuşmasına göre daha sakin bir tondadır. Bir yıl önceki parti tartışmalarının yerini, iç huzurun sağlandığı tespiti almıştır. Konuşmanın ağırlığı ise ekonomi ve Balkanlar'dadır.

Tarih notu
Kronoloji: 17 Kasım 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın feshi; 23 Aralık 1930 Menemen olayı; Nisan 1931 dördüncü dönem genel seçimleri; 4 Mayıs 1931 Meclis'in toplanması ve Gazi'nin yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi; 10-18 Mayıs 1931 Cumhuriyet Halk Fırkası Üçüncü Büyük Kongresi; Temmuz 1931 Irak Kralı Faysal'ın Türkiye ziyareti; Ekim 1931 Başbakan İsmet Paşa ile Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey'in Atina ziyareti; 19-26 Ekim 1931 İstanbul'da İkinci Balkan Konferansı; 1 Kasım 1931 açış konuşması.
Vergi indiren bir Meclis
Gazi, konuşmasına yeni Meclis'in olağanüstü toplantılarındaki çalışmaları anarak başlar. Dünyayı saran ekonomik krize karşı her yerde yeni vergilerle önlem aranırken Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tersine bazı vergileri indirmek gibi "olağanüstü cesur bir davranışta" bulunduğunu söyler. Bu önlemlerin vatandaşın yaşamında iyi etkilerini gördüğünü belirtir. Kamuoyunda huzuru ve yönetimde dengeyi sağlayan önlemler de övgüyle anılır.İç politikada oluşan güven ve huzur ortamının vatandaşın verimli çalışmasına imkân verdiğini söyleyen Gazi, Cumhuriyet kanunlarına ve Cumhuriyet güçlerine olan saygınlığın ülkenin dayanağı olduğunun bir kez daha görüldüğünü vurgular. Bu cümle, bir yıl önceki çalkantılı dönemin ve Menemen olayının ardından iç düzenin yeniden sağlandığını belirten bir tespittir.
Ek bilgi
1931 seçimlerinden sonra 4 Mayıs 1931'de toplanan dördüncü Meclis, Gazi Mustafa Kemal'i oybirliğiyle yeniden Cumhurbaşkanı seçti. Aynı ay toplanan Cumhuriyet Halk Fırkası Üçüncü Büyük Kongresi, cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık ilkelerini parti programına aldı. Bu altı ilke 1937'de Anayasa'ya da girdi.
Bunalım karşısında Türk milleti
Konuşmanın ekonomi bölümünde Gazi, içinde bulunulan yılda bütün ulusların "mali ve ekonomik genel bir krize" karşı çetin bir sınav geçirdiğini söyler. Türk milletinin bu sınavda "yaşamı, çalışmaları, az şeyle yetinmesi ve özverisi" ile övgüye değer bir güç gösterdiğini belirtir. Bu cümle Meclis'te uzun alkış alır.Gazi, uluslararası krizin gelecek yıl da sürebileceğini, buna karşı hazırlıklı olmanın Meclis'in görevi olduğunu vurgular. Mali ve ekonomik durumu yakından izleyerek önlemleri zamanında almak "en önemli göreviniz" olacaktır. Konuşmanın bu bölümündeki en kararlı cümle, milli paraya ilişkindir: çetin sınavlara başarıyla dayanan milli paranın gücünü korumak başlıca amaçtır ve bu uğurda gerekirse en yüksek düzeyde özveri sağlanacaktır.
Gazi bu bölümü, güven, dengeli siyaset ve tutumluluk üzerine kurulu bir çerçeveyle kapatır: milletin kendi gücüne güveni, hükümette ve siyasette dengeli gidiş, tutumda ve özveride sarsılmaz kararlılık, içte ve dışta güvenlik ve huzur. Bu şartlar, zorluklara karşı koymanın asıl dayanağı olarak sunulur.
Konuşmanın arka planı: Merkez Bankası ve ölçüler
Konuşmada adı geçmese de 1931 yılı, milli parayı koruma çabalarının kurumsal bir sonuca bağlandığı yıldır. 11 Haziran 1930'da kabul edilen kanunla kurulan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 3 Ekim 1931'de, açış konuşmasından tam bir ay önce çalışmaya başladı. Bir yıl önceki konuşmada "pek yakın" denilen kurum artık faaldi. Bankanın ilk işi, para basma yetkisini devletten devralmak ve kurun dalgalanmasını önlemekti. Konuşmadaki "milli paranın gücünü korumak başlıca amacımızdır" cümlesi bu yeni kurumla birlikte okunduğunda daha somut bir anlam kazanır.Aynı yılın başka bir düzenlemesi de gündelik hayata dokunuyordu. 26 Mart 1931'de kabul edilen Ölçüler Kanunu ile metre, kilogram ve litre ülkenin resmî ölçüleri oldu; eski arşın, okka ve kile gibi ölçülerin kullanımı bir geçiş süresinden sonra sona erecekti. Bu kanun da ticaretin ve ekonomik hayatın dünya ile aynı dili konuşmasına yönelik reformlardan biriydi.
Yılın bir başka olayı, dünya bunalımı karşısında dış ticaretin denetim altına alınmasıydı. Türkiye, dış ödemeler dengesini korumak için ithalatı kontenjanlarla sınırlandırmaya başladı ve ticaret anlaşmalarını karşılıklı denklik esasına bağladı. Konuşmanın "önlemleri zamanında almak" vurgusu, bu dönemde hükümetin sık sık kararname ile hareket etmesini de yansıtır.

Komşularla yakınlaşma: Atina, Bağdat ve Moskova
Dış politika bölümünde Gazi, barışçı ve dürüst dış politikanın geçen yıl içinde bir kez daha görüldüğünü söyler. "Türkiye'nin güvenliğini amaçlayan, hiçbir ülkeyi karşısına almayan bir barış yolu" değişmez ilke olarak tanımlanır. Bu cümle Meclis'te şiddetli alkış alır.Başbakan İsmet Paşa ile Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey'in Yunanistan ziyareti, iki ülke arasındaki dostluk gösterileri nedeniyle özellikle anılır. Gazi, aralarında davaları kalmadığını ilan eden iki ülkenin ilişkilerindeki gelişmeleri sevinerek desteklediklerini söyler. Macaristan'la yapılan benzer ziyaretler de iyi izlenimler bırakmıştır; Gazi Macarları "kardeş Macar milleti" diye anar.
Irak Kralı Faysal ile bakanlarının Türkiye ziyareti "pek güzel hatıralar" bırakmıştır. Musul sorununun 1926'da çözülmesinden sonra Irak'la ilişkiler iyi komşuluk yolunda gelişmektedir. Faysal, Musul meselesi sırasında Türkiye ile karşı karşıya gelmiş bir devletin hükümdarıydı. Ankara Garı'nda Gazi tarafından karşılanması, iki ülkenin bu dönemi geride bıraktığının görüntüsü oldu. Sovyet Dışişleri Bakanı'nın Ankara'da ağırlanması da iki ülkenin "deneyden geçmiş dostça ilişkilerinin" sürdüğünü gösterir.
Dikkat: yanlış bilinen
Konuşmanın Balkanlar'a ayrılan bölümü, birkaç gün önce İstanbul'da toplanan İkinci Balkan Konferansı'nın hemen ardından gelir. Gazi, Balkan ulusları arasında barış ve anlaşmayı amaçlayan "özel kuruluşların" çalışmalarını övgüyle anmanın kendisi için özel bir zevk olduğunu söyler. Balkan konferansları hükümetlerin değil, her ülkenin sivil kuruluşlarının ve parlamenterlerinin katıldığı toplantılardı. Bu çalışmalar 9 Şubat 1934'te imzalanan Balkan Antantı'na giden yolu açtı.

Balkan Antantı'na giden yolda bir kürsü
1931 açış konuşması, Türk dış politikasının 1930'ların başında aldığı yönü açıkça gösteren metinlerden biridir. Konuşmada Yunanistan, Macaristan, Irak ve Sovyetler Birliği aynı paragraflar içinde anılır. Bu, Türkiye'nin hem Balkan komşularıyla hem doğudaki komşularıyla, hem de büyük kuzey komşusuyla aynı anda iyi ilişki kurmaya çalıştığını gösterir. Gazi'nin "coğrafi durumu yönünden Balkanlarda barışın korunmasıyla özellikle ilgili" bir Türkiye tanımı, birkaç yıl sonraki Balkan Antantı'nın düşünce zeminini oluşturur.Konuşmanın ekonomi bölümü ise bunalımın en ağır yılında yapılmış bir dayanışma çağrısıdır. Vergi indirimi gibi bir adımı "cesur" diye anması, Meclis'in krizle mücadelede geleneksel yolun dışına çıktığının farkında olduğunu gösterir. Milli paranın korunmasına verilen ağırlık ise, 1929-30 kur krizinin hatırasının henüz taze olduğunu hatırlatır.
Konuşmanın son cümlesi, Meclis'i bekleyen "yeni ve önemli vatan görevlerine" işaret eder. Bu görevler kısa süre içinde halkevlerinin açılması, Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının kurulması ve sanayi planıyla birlikte şekillenecektir. Böylece 1931 konuşması, Cumhuriyet'in ikinci on yılına girerken izleyeceği yolun ilk işaretlerini verir.