Dicle boyunda son bir koşu
Ekim 1918'in son haftasında Osmanlı Devleti Limni adasındaki Mondros limanında, Agamemnon zırhlısında mütareke görüşmeleri yapıyordu. Bulgaristan eylül sonunda savaştan çekilmiş, Filistin cephesi çökmüş, İstanbul ile Orta Avrupa arasındaki demiryolu bağlantısı kesilmişti. Bu sırada Irak'ta, Bağdat'ın yaklaşık 300 kilometre kuzeyinde, Dicle kıyısındaki Şergat'ta bir Osmanlı kuvveti İngiliz-Hint birlikleriyle son kez çarpışıyordu. Şergat Muharebesi, Irak Cephesi'nin ve Osmanlı-İngiliz savaşının son büyük çarpışmalarından biridir. Muharebe, mütarekenin imzalandığı 30 Ekim 1918 günü Osmanlı Dicle Grubu'nun teslim olmasıyla bitti.Bu çarpışmanın asıl önemi, ardından gelen Musul meselesinde yatar. Mütareke imzalandığında İngiliz birlikleri Musul şehrinin hâlâ güneyindeydi. Kasım başında şehrin İngiliz denetimine geçmesi, Lozan'da ve sonrasında yıllarca sürecek Musul tartışmasının başlangıç noktalarından biri oldu.

Tarih notu
Kronoloji: 11 Mart 1917 Bağdat'ın İngilizlerce alınması; Eylül 1918 Filistin cephesinin çöküşü ve Bulgaristan'ın savaştan çekilmesi; 23 Ekim 1918 Cobbe kuvvetinin Bağdat'tan kuzeye harekete geçmesi; 24-25 Ekim Küçük Zap kıyısına varış; 26-28 Ekim Osmanlı Dicle Grubu'nun Şergat'a çekilmesi; 29 Ekim İngiliz taarruzu; 30 Ekim Mondros Mütarekesi'nin imzası ve Dicle Grubu'nun teslimi; 31 Ekim öğle saatlerinde ateşkesin yürürlüğe girmesi; Kasım 1918 Musul'un İngiliz denetimine girmesi.
Lloyd George'un emri: Musul petrolü
Ekim 1918'de İngiltere Başbakanı David Lloyd George, Osmanlı Devleti'nin yakında mütarekeye razı olacağını görüyordu. Bu yüzden Irak'taki İngiliz başkomutanı General Sir William Marshall'a, cephede kalan Osmanlı varlığını temizlemesi ve özellikle Dicle üzerindeki Musul çevresindeki petrol sahalarını ele geçirmesi için Fırat ve Dicle boyunca iki kollu bir ilerleyiş emri verildi. Ancak Marshall'ın elinde yeterli taşıt yoktu. Ulaşım araçlarının önemli bir bölümü, İran üzerinden Bakü'ye uzanan Dunsterforce harekâtına verilmişti. Marshall hükûmeti ilerleyişi yalnız Dicle hattıyla sınırlamaya ikna etti.Görev, Korgeneral Sir Alexander Cobbe'ye verildi. Cobbe'nin kuvveti 17. ve 18. Hint tümenleri ile 7. ve 11. Hint süvari tugaylarından oluşuyordu. Karşısında Osmanlı 6. Ordusu vardı. Ordu komutanı Ali İhsan Paşa (Sâbis) idi. Dicle hattını savunan "Dicle Grubu"nun başında 14. Tümen komutanı İsmail Hakkı Bey bulunuyordu. Grubun emrinde 14. ve 46. tümenlerden oluşan 18. Kolordu ile 2. ve 6. tümenlerden oluşan 13. Kolordu vardı. Kâğıt üzerinde dört tümen olan bu kuvvet, yıllardır ikmal ve yedek eksikliği yaşadığı için gerçekte çok zayıflamıştı.
Ek bilgi
6. Ordu, 1915'ten beri Irak'ta savaşıyordu. Selman-ı Pak'taki başarı ve Kut'ül-Amare'de bir İngiliz tümeninin teslim alınması bu ordunun hanesine yazılmıştı. 1917'de Bağdat'ın kaybından sonra ise ordu, Dicle boyunca kuzeye doğru geri çekilmiş, Tikrit ve Fetha Boğazı hatlarında tutunmaya çalışmıştı. Şergat, bu uzun geri çekilişin son durağı oldu.
Otuz dokuz saatte 120 kilometre
Cobbe'nin kuvveti 23 Ekim 1918'de Bağdat'tan çıktı. İngiliz-Hint birlikleri 39 saatte yaklaşık 120 kilometre yol alarak Küçük Zap Irmağı'na ulaştı. Dicle Grubu burada, Fetha Boğazı çevresindeki mevzilerde bekliyordu. Süvari tugaylarının bir kısmı Küçük Zap'ı geçerek Osmanlı mevzilerinin arkasına dolanmaya başladı. Arkasının tehdit altına girdiğini gören İsmail Hakkı Bey, kuvvetlerini yaklaşık 100 kilometre kuzeye, Dicle'nin batı kıyısındaki Şergat'a çekti.Bu geri çekiliş, Osmanlı Dicle Grubu'nun yürüyüş gücünü tüketti. Askerler hem yorgun hem de yetersiz besleniyordu. Su ve erzak taşımak için hayvan sayısı azdı. İngiliz süvarisi ise geri çekilen kolları izliyor, nehrin iki yakasını kontrol altına almaya çalışıyordu. 11. Hint Süvari Tugayı, Osmanlı birliklerinin kuzeye, Musul yönüne kaçış yolunu kesmek için Şergat'ın kuzeyine geçti.

29 Ekim: Tepedeki toplar ve 13. Hussar'ların hücumu
Cobbe, 29 Ekim'de Şergat mevzilerine saldırdı. Plan, 11. Süvari Tugayı'nın Osmanlı cephesini olduğu yerde tutması, 17. Tümen'in de güneyden yetişerek asıl yükü taşımasıydı. 17. Tümen geç kaldı. Gece boyunca süvariler Osmanlı toplarının ateşi altında kaldı. Sabah İngiliz 13. Hussar Alayı topların bulunduğu tepeye hücum etti; atlarından inerek süngü takılı tüfeklerle yamaçtan tırmandı ve topları ele geçirdi. Çevrilmiş Dicle Grubu için kuzeye çıkış yolu kapanmıştı.İsmail Hakkı Bey, Mondros'ta barış görüşmelerinin sürdüğünü biliyordu. Kuşatmayı yarmak için yeni bir kanlı girişimde bulunmak yerine askerlerini korumayı seçti ve 30 Ekim'de teslim oldu. Teslim olan kuvvetin sayısı kaynaklara göre değişmekle birlikte, birkaç bin kişilik bir Osmanlı birliğinin esir düştüğü bilinmektedir. Aynı gün Limni'de Rauf Bey başkanlığındaki Osmanlı heyeti Mondros Mütarekesi'ni imzaladı. Mütareke ertesi gün, 31 Ekim öğle saatlerinde yürürlüğe girdi.
Dikkat: yanlış bilinen
Mütarekeden sonraki ilerleyiş: İngiliz 18. Tümeni Musul'a doğru ilerlerken mütareke yürürlüğe girdiğinde şehre yaklaşık 20 kilometre kadar uzaktaydı. 6. Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa, mütareke anındaki hatlara çekilinmesini istedi. İngiliz komutanlığı bu isteğe uymadı; Kasım ayının ilk günlerinde süvari tugayları Musul'a girdi ve Osmanlı ordusu şehirden çekilmek zorunda kaldı.
Teslimden Musul sorununa
Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesi, İtilaf devletlerine güvenliklerini tehdit eden bir durum çıktığında herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı veriyordu. Musul'un mütarekeden sonra İngiliz denetimine geçmesi bu maddeye dayandırıldı. Ali İhsan Paşa'nın itirazlarına ve İstanbul hükûmetinin yazışmalarına rağmen şehir boşaltıldı. Bu gelişme, Türk tarafının sonraki yıllarda Musul'un mütareke hattının dışında kaldığı, dolayısıyla Misak-ı Millî sınırları içinde olduğu görüşünü savunmasının dayanaklarından biri oldu.Musul meselesi Lozan Konferansı'nda çözülemedi ve İngiltere ile Türkiye arasında doğrudan görüşmelere bırakıldı. Görüşmelerden sonuç çıkmayınca konu Milletler Cemiyeti'ne taşındı. Cemiyet Konseyi 16 Aralık 1925'te bölgeyi Irak'a bırakan kararı verdi. Türkiye, 5 Haziran 1926'da İngiltere ve Irak'la imzaladığı Ankara Antlaşması'yla bu sınırı kabul etti. Şergat'ta teslim olan Dicle Grubu ile başlayan zincir, yedi buçuk yıl sonra Ankara'daki bu imzayla kapandı.

Mütareke saatinde verilen bir karar
Şergat Muharebesi, büyük bir taktik ustalığın değil, savaşın son günlerine sıkışmış bir siyasi yarışın ürünüdür. İngiliz hükûmeti için önemli olan, Osmanlı ordusunu yenmekten çok mütareke imzalanmadan önce Musul petrollerine olabildiğince yaklaşmaktı. Marshall'ın taşıt eksikliği yüzünden harekâtı yalnız Dicle hattına daraltması, Cobbe kuvvetinin 120 kilometreyi 39 saatte alması ve süvari tugaylarının kuzeye dolanması bu acelenin göstergeleridir.İsmail Hakkı Bey'in teslim kararı ise ayrı bir açıdan değerlendirilmeyi hak eder. Yıllardır ikmalden yoksun, yorgun ve sayıca eriyip gitmiş bir kuvvetin komutanı olarak, barışın imzalanmak üzere olduğunu bildiği bir saatte askerlerini anlamsız bir yarma girişimine sürmedi. Bu karar, cephede kalan binlerce askerin hayatını korudu. Öte yandan teslimin mütareke günü gerçekleşmesi, İngiliz ilerleyişinin Musul'a kadar uzanmasının yolunu açtı.
Musul'un mütarekeden sonra el değiştirmesi, Millî Mücadele yıllarındaki sınır tartışmasının tam ortasında yer aldı. Misak-ı Millî'nin "mütareke imzalandığı sırada" düşman işgalinde olmayan topraklardan söz eden ifadesi, bu yüzden Musul için özel bir anlam taşıdı. Şergat'ı Irak Cephesi'nin bir son sahnesi olarak değil, sonraki sekiz yılın sınır diplomasisinin ilk sahnesi olarak okumak daha doğru olur.