İçeriğe geç
Giriş yap
0

Bafeus Muharebesi (27 Temmuz 1302): İzmit önlerinde Osman Bey'in Bizans ordusunu yendiği gün

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Bafeus Muharebesi, Osmanlı tarihinin ilk büyük meydan savaşı olarak bilinir. 27 Temmuz 1302 günü, Bizans'ın Nikomedeia (bugünkü İzmit) şehrine yakın bir düzlükte, Osman Bey'in atlıları Bizans imparatoru II. Andronikos'un gönderdiği bir orduyu dağıttı. Savaşın kendisi birkaç saat sürmüş olabilir; ama sonuçları yıllarca hissedildi. Bizans'ın Asya'daki son kırsal savunması çöktü, köylüler kale ve şehirlere sığındı, Osman'ın adı ise ilk kez bir Bizans tarihçisinin kalemiyle kayda geçti.

Bu konuyu ilginç kılan şey, Osmanlı'nın kendi kroniklerinde neredeyse hiç yer almamasıdır. Bafeus'u bize anlatan tek çağdaş kaynak, Bizanslı tarihçi Georgios Pakhymeres'tir. Osmanlı geleneği ise aynı dönemde "Koyunhisar savaşı" diye bir çarpışmadan söz eder. Tarihçiler iki anlatının aynı olayı mı yoksa birbirine yakın iki ayrı çatışmayı mı anlattığını hâlâ tartışıyor. Bu yazıda, savaşın arka planını, Pakhymeres'in anlatısını, Osmanlı geleneğindeki izlerini ve modern tarih yazımındaki yerini ele alıyoruz.
Arifî'nin Şehnâme-i Âl-i Osman'ından Koyunhisar savaşı sonrasını gösteren minyatür
Arifî'nin Şehnâme-i Âl-i Osman'ından Koyunhisar savaşı sonrasını gösteren minyatürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: c.1558 Ottoman artist. Dosya sayfası

1300 dolaylarında Bitinya

13. yüzyılın sonunda Bizans, 1261'de İstanbul'u Latinlerden geri almış ama Anadolu'daki sınırlarını korumakta zorlanıyordu. İmparator VIII. Mikhail Palaiologos ve oğlu II. Andronikos, Balkanlar'daki ve Ege'deki sorunlarla uğraşırken Sakarya vadisi ile İzmit körfezi arasındaki bölge, yani eski adıyla Bitinya, giderek savunmasız kaldı. Sınır boylarında yaşayan ve vergi muafiyeti karşılığında savunma yapan "akritai" denen sınır askerlerinin ayrıcalıkları kısılmış, birçoğu ya köylerini terk etmiş ya da yeni güçlerle anlaşma yoluna gitmişti.

Aynı dönemde Anadolu Selçuklu Devleti İlhanlıların gölgesinde zayıflamış, uç bölgelerde Türkmen beylikleri bağımsız hareket etmeye başlamıştı. Söğüt ve Domaniç çevresinde yaşayan Osman Bey de bunlardan biriydi. Kaynakların aktardığı ilk fetihler, Karacahisar, Bilecik, Yarhisar ve İnegöl gibi küçük kaleleri kapsıyordu. Osman'ın hedefi, Bizans'ın Bursa, İznik ve İzmit gibi büyük şehirlerinin çevresindeki kırsal alanı ele geçirerek bu şehirleri yalnız bırakmaktı.

Bizans neden ordu gönderdi?

Pakhymeres'in anlatımına bakılırsa, 1301 yılı civarında Osman'ın akınları İzmit ve İznik çevresini tehdit edecek boyuta ulaşmıştı. İznik bir süre kuşatma altında kaldı, çevredeki köyler yağmalandı. II. Andronikos, Anadolu'daki durumu kurtarmak için önce Karadeniz'in kuzeyinden gelen Alan paralı askerlerini işe aldı. Alanlar, Moğol baskısından kaçarak Bizans'a sığınmış savaşçı bir topluluktu. İmparator, bu askerleri hem Balkanlar'da hem de Anadolu'da kullanmak istiyordu.

Anadolu'ya gönderilen birlik, saray görevlisi Georgios Muzalon'un komutasına verildi. Muzalon, "megas hetaireiarkhes" unvanı taşıyan, yani imparatorun yabancı muhafızlarından sorumlu bir yüksek görevliydi. Ordunun mevcudu hakkında Pakhymeres yaklaşık iki bin kişiden söz eder; bunların bir bölümü Alanlardan, bir bölümü de yerel Bizans askerlerinden oluşuyordu. Osman'ın kuvvetleri için verilen sayı ise beş bin civarındadır. Bu rakamların ne kadar güvenilir olduğu tartışmalıdır; Orta Çağ kroniklerinde sayılar sıklıkla yuvarlanır ya da abartılır.
Dikkat: yanlış bilinen
Savaşın tarihi konusunda kaynaklar tam olarak uyuşmaz. Pakhymeres'in verdiği bilgiler 27 Temmuz 1302'yi işaret eder ve modern çalışmaların çoğu bu tarihi kabul eder. Bazı araştırmacılar ise Bizans takviminin yorumlanmasına bağlı olarak savaşı 1301 yazına yerleştirir. Osmanlı kroniklerindeki Koyunhisar anlatısı ise kesin bir tarih vermez; bazı kronikler bu çatışmayı 1301 olarak anar.

Savaş günü: Pakhymeres'in anlatısı

Pakhymeres'in aktardığı ayrıntılar kısa ama çarpıcıdır. Bizans ordusu, İzmit'in yakınındaki Bafeus (Yunanca Bapheus) denen yere ilerledi. Yerin tam olarak neresi olduğu bugün kesin bilinmiyor; araştırmacılar İzmit'in doğusunda, körfezin iç kısmındaki ovalardan birini işaret eder. Osman'ın atlıları, Bizans ordusunu ani bir saldırıyla karşıladı. Alan birlikleri bir süre direndi ve geri çekilen Bizans askerlerinin İzmit'e ulaşmasını sağladı; ama ordunun büyük bölümü dağıldı.

Savaşın askerî ayrıntılarından çok, sonucu önemlidir. Bizans'ın Anadolu'da sahaya çıkarabildiği tek seyyar kuvvet yenilmiş, şehirlerin dışındaki kırsal alan Osman'ın akıncılarına açık kalmıştı. Pakhymeres, savaştan sonra köylülerin kitleler hâlinde şehirlere ve boğaz kıyısına kaçtığını, İzmit ile İznik'in çevresinin boşaldığını anlatır. Bir kısım halk Boğaz'ı geçerek Avrupa yakasına sığındı.

Koyunhisar: Osmanlı geleneğindeki karşılık

Osmanlı kronikleri, özellikle Âşıkpaşazâde ve Neşrî gibi 15. yüzyıl yazarları, Osman Bey'in Bizanslılarla yaptığı bir savaştan "Koyunhisar" adıyla söz eder. Bu anlatıda Bizans tekfurlarının birleşerek Osman'a karşı harekete geçtiği, Osman'ın yeğeni Aydoğdu'nun bu savaşta şehit düştüğü ve oraya gömüldüğü aktarılır. Koyunhisar, bugünkü Yalova ile İznik arasındaki bölgede yer alır.

Pakhymeres'in Bafeus'u ile Osmanlı kroniklerinin Koyunhisar'ı arasındaki ilişki, tarih yazımında uzun bir tartışma konusu olmuştur. Bazı tarihçiler ikisini aynı savaş olarak görür ve Osmanlı geleneğinin olayın yerini farklı hatırladığını düşünür. Bazıları ise iki ayrı çatışmanın söz konusu olduğunu savunur: biri İzmit yakınında, diğeri İznik yolunda. Osmanlı kroniklerinin olaydan yaklaşık yüz elli yıl sonra yazılmış olması, bu tür karışıklıkları anlaşılır kılar.
Heinrich Kiepert'in Bitinya bölgesini gösteren haritası
Heinrich Kiepert'in Bitinya bölgesini gösteren haritasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Heinrich Kiepert. Dosya sayfası

Bizans'taki yankılar

Bafeus yenilgisi, Bizans sarayında ciddi bir paniğe yol açtı. II. Andronikos, Anadolu'daki durumu düzeltmek için oğlu IX. Mikhail'i bir orduyla Manisa ve Ege kıyılarına gönderdi; ancak bu sefer de başarısız oldu. Ardından imparator, 1303'te İstanbul'a gelen Katalan Kumpanyası adlı paralı asker topluluğunu işe aldı. Roger de Flor komutasındaki Katalanlar, Anadolu'da bazı başarılar kazandıysa da bir süre sonra Bizans'a karşı dönerek Trakya'yı yağmaladılar.

Bu zincirleme olaylar, Bizans'ın Anadolu'daki askerî gücünün ne kadar zayıfladığını gösterir. Bafeus sonrasında Bizans, bir daha Bitinya'da Osmanlılara karşı açık bir meydan savaşına girmedi. Bunun yerine şehirlerini surlarla korumaya çalıştı. Bu durum, Osmanlıların uzun süren kuşatmalarla şehirleri tek tek almasının yolunu açtı: Bursa 1326'da, İznik 1331'de, İzmit ise 1337'de Osmanlı egemenliğine girdi.
Ek bilgi
Pakhymeres'in eseri, 1261–1308 yıllarını kapsayan bir tarihtir. Eser, Fransız Bizans araştırmacısı Albert Failler tarafından eleştirel bir edisyonla yayımlanmış ve Fransızcaya çevrilmiştir. Osman Bey'in adının geçtiği en eski yazılı kayıtlar bu eserde bulunur. Pakhymeres, Osman'ı "Atman" biçiminde anar.

Osman'ın adı ilk kez yazıya geçiyor

Bafeus'un tarihçiler için önemi yalnızca askerî değildir. Pakhymeres'in eseri, Osman Bey'in adını ve faaliyetlerini kaydeden en eski çağdaş metindir. Osmanlı kronikleri, kuruluş dönemini olaydan bir buçuk asır sonra, efsanelerle karışık bir biçimde anlatır. Pakhymeres ise olayları yaşayan, İstanbul'da bulunan ve saray çevresinden haber alan bir yazardı. Bu nedenle onun anlatımı, kuruluş döneminin tarihlendirilmesinde kilit rol oynar.

Bu durum, tarihçi Halil İnalcık'ı Bafeus'u Osmanlı Devleti'nin kuruluşu açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirmeye götürdü. İnalcık'ın yaklaşımında, Osman'ın bir Bizans ordusunu meydan savaşında yenmesi, onu bölgedeki diğer uç beylerinden ayırdı ve çevresine yeni savaşçıların toplanmasını sağladı. Bu yaklaşım, kuruluş tarihi olarak geleneksel 1299 tarihinin yanında Bafeus'un da anılmasına yol açtı.

Kuruluş tarihi tartışması

Osmanlı Devleti'nin kuruluşu için geleneksel olarak 1299 tarihi verilir. Bu tarih, Osmanlı kroniklerinin Selçuklu sultanından sancak ve tabl (davul) gönderildiği, Osman adına hutbe okunduğu yönündeki anlatılarına dayanır. Ancak bu anlatıların ayrıntıları başka kaynaklarla doğrulanamaz. Bu nedenle bazı tarihçiler, kuruluşu belirli bir yıla bağlamak yerine 1290'lardan 1320'lere uzanan bir süreç olarak görür.

Bafeus bu süreçte, kesin olarak tarihlenebilen ilk büyük olaydır. Osman'ın yükselişini yabancı bir gözlemcinin tanıklığıyla belgeleyen tek kayıt olması, savaşı kuruluş tartışmalarının merkezine yerleştirir. Batılı tarihçilerden Colin Imber, Cemal Kafadar ve Heath Lowry gibi isimler de kuruluş dönemini ele alırken Pakhymeres'in Bafeus anlatısını önemli bir dayanak olarak kullanır.
Doğu Akdeniz ve Anadolu'yu gösteren tarihî harita
Doğu Akdeniz ve Anadolu'yu gösteren tarihî haritaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mafoso. Dosya sayfası

Savaş yerini bulma çabaları

Bafeus'un tam yeri hakkında farklı görüşler vardır. Bazı araştırmacılar, Pakhymeres'in verdiği yer adını İzmit'in doğusundaki bir düzlükle eşleştirir. Bazıları ise İzmit ile İznik arasındaki yolu, bugünkü Hersek ya da Yalova civarını öne sürer. Osmanlı kroniklerindeki Koyunhisar'ın yeri ise daha belirgindir; ancak bu iki yerin aynı olup olmadığı açık değildir.

Savaş yerinde yapılmış kapsamlı bir arkeolojik çalışma bilinmemektedir. Bu nedenle Bafeus'un coğrafyası, tamamen yazılı kaynaklara dayanarak tartışılmaktadır. Bölgedeki yer adlarının yüzyıllar içinde değişmesi de işi zorlaştırır.
Tarih notu
Kronoloji
1261: Bizans'ın İstanbul'u Latinlerden geri alması
1299: Osmanlı geleneğinde kuruluş yılı olarak kabul edilen tarih
1301: Osman'ın İznik çevresindeki akınları
27 Temmuz 1302: Bafeus Muharebesi
1303: Katalan Kumpanyası'nın İstanbul'a gelişi
1326: Bursa'nın Osmanlı egemenliğine girmesi
1331: İznik'in alınması
1337: İzmit'in alınması

Bafeus ve kuruluşun hafızası

Bafeus Muharebesi, kuruluş döneminin belirsizlikleri içinde sağlam bir tutamak gibi duruyor. Tarihi, yeri ve ayrıntıları bir Bizans tarihçisinin kısa satırlarına dayansa da, Osman Bey'in bir imparatorluk ordusunu meydan savaşında yendiği gerçeği tartışmasızdır. Bu zafer, Osman'ı uçtaki küçük beylerden biri olmaktan çıkardı ve Bitinya'daki dengeleri kalıcı olarak değiştirdi.

Savaşın Osmanlı kroniklerinde neredeyse unutulmuş olması da ayrıca düşündürücüdür. 15. yüzyıl yazarları kuruluşu, Selçuklu sultanının gönderdiği sancak ve davul gibi meşruiyet sembolleriyle anlatmayı tercih etti. Bir Bizans ordusunu yenmek, onların anlatısında Koyunhisar'daki bir çatışmaya ve şehit düşen Aydoğdu'nun hatırasına indirgendi. Bafeus'u Osmanlı tarihinin merkezine yeniden yerleştiren, 20. yüzyılda Pakhymeres'in eserini dikkatle okuyan tarihçiler oldu.

Bu durum, kuruluş tarihini yazarken farklı dillerdeki kaynakları birlikte okumanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Osmanlı kroniklerinin anlattığı efsanevi kuruluş ile Bizans tarihçisinin aktardığı askerî gerçeklik birbirini tamamlıyor. Bafeus, Osmanlı Devleti'nin bir gecede değil, uçtaki bir dizi başarıyla doğduğunu hatırlatan en net işaret olarak öne çıkıyor. Bu nedenle Bafeus, kuruluşu tek bir yıla sıkıştırmak yerine bir süreç olarak görmeyi öneren yaklaşımların da en güçlü dayanağı olmaya devam ediyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap