İçeriğe geç
Giriş yap
0

Celal Esad Arseven: subay, ressam, sinemacı ve "Türk sanatı" kavramının öncüsü

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Bir ömre sığan altı meslek

Piyade subayı olarak mezun oldu, mizah dergisi çıkardı, tiyatro oyunu yazdı, Münih'te film çekti, Akademi'de yirmi yıl mimarlık tarihi ve şehircilik okuttu, Ankara'nın imar çalışmalarında müşavirlik yaptı, iki dönem milletvekilliği yaptı ve doksan altı yaşında Devlet Kültür Armağanı'nı aldı. Celal Esad Arseven, Türkiye'de sanat tarihi, mimarlık tarihi ve şehircilik disiplinlerini tanıtan ilk kişi olarak bilinir.

Onun en kalıcı katkısı, kendine özgü bir "Türk sanatı" bulunduğunu ileri sürmesi ve bu kavramın kabul görmesine öncülük etmesiydi. Beş ciltlik Sanat Ansiklopedisi ise en tanınan eseri oldu. Bu yazıda, Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'e uzanan bu çok yönlü aydının hayatını anlatıyoruz.
Celal Esad Arseven
Celal Esad ArsevenGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Basak. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1875 İstanbul'da doğum; Taşmektep, Hamidiye Mektebi, 1888 Galatasaray Mekteb-i Sultanisi; 1889 Mülkiye; Harbiye'nin asiller sınıfı ve 1894 piyade subaylığı; 1908 Kalem dergisi ve Avrupa'ya sanat görevi; kolağası iken istifa; 1910 "Selim-i Salis" oyunu; Birinci Dünya Savaşı yıllarında Transorient Film; 1917 Münih'te "Die Tote Wacht"; 1921-1941 Akademi'de mimarlık tarihi ve şehircilik dersleri; 1925-1927 Ankara imar müşavirliği; 1932 Birinci Türk Tarih Kongresi; 1933-1937 Kadıköy Halkevi başkanlığı; 1942 İstanbul, 1946 Giresun milletvekilliği; 25 Ekim 1971 Devlet Kültür Armağanı; 13 Kasım 1971 ölüm.

Bir sadrazam oğlu

Celal Esad, 1875'te İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülaziz döneminin sadrazamlarından Ahmed Esad Paşa, annesi Fatma Suzidil Hanım'dı. Babasını henüz bebekken kaybetti. İlköğrenimine Beşiktaş'taki Taşmektep'te başladı; Hamidiye Mektebi'nde, 1888'de Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'nde ve Beşiktaş Askerî Rüştiyesi'nde okudu. Daha lisede okurken, 1889'da Mülkiye'ye, bugünkü Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin öncülüne girdi ve buradan mezun oldu.

Sanayi-i Nefise Mektebi'nde de okuyordu; ancak II. Abdülhamid'in özel emriyle Harbiye'nin asiller sınıfına alındı ve 1894'te piyade subayı olarak mezun oldu. Öğrenim yıllarında Hoca Ali Rıza Bey'den ve saray ressamı Fausto Zonaro'dan sulu boya dersleri aldı. Hem subaylık hem de resim, gençliğinde birlikte yürüdü.

Kalem dergisi ve Selim-i Salis

1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanının getirdiği basın özgürlüğü ortamında arkadaşı Selah Cimcoz ile birlikte "Kalem" adlı mizah dergisini çıkardı. Aynı yıl Harbiye Nezareti, onu Türk ressamlarının eserlerini sergilemek ve Mabeyn Orkestrası ile konserler vermek üzere Avrupa'ya gönderdi. Dönüşünde kolağası, yani kıdemli yüzbaşı rütbesindeyken ordudan istifa etti ve kendini tümüyle sanata verdi.

1910'da yine Selah Cimcoz ile birlikte "Selim-i Salis" adlı oyunu yazdı. Büyük ilgi gören oyun, 1958'de "III. Selim" adıyla basıldı ve Devlet Tiyatroları'nda sahnelendi. Celal Esad, "Saatçi" adlı bir operet ve Viyana'da sahnelenen ilk Türk operası olarak anılan "Şaban" için de eser yazdı.
Celal Esad'ın hazırladığı İstanbul planı
Celal Esad'ın hazırladığı İstanbul planıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Arseven, Celâl Esad (1875-1971). Fonction indéterminée. Dosya sayfası

Münih'te bir film

Birinci Dünya Savaşı sırasında Kadıköy Belediye Şube Müdürlüğü yaptı; ardından Türk ressamları için Avrupa'da sergiler düzenleme görevlerinde bulundu. Savaş yıllarında Almanya'da film üretiminin sıkıntıda olduğu bir dönemde, arkadaşlarıyla birlikte Transorient Film adlı bir şirket kurdu. Bu şirkette senaryo yazarı ve yönetmen olarak çalıştı.

1917'de Goethe'nin Faust'unun çağdaş bir uyarlamasını Münih'te "Die Tote Wacht" adıyla çekti. Bir Osmanlı aydınının savaş yıllarında Almanya'da film yönetmesi, sinema tarihimizde ayrıksı bir yer tutar.
Ek bilgi
Celal Esad'ın imzasını taşıyan eserler arasında İstanbul'un eski yapılarını anlatan "Eski İstanbul Abidat ve Mebanisi" de vardır. Bu kitap ve onun imzasını taşıyan İstanbul planı, şehrin tarihî dokusunu belgeleyen erken çalışmalardır. Bu ilgi, onu sonraki yıllarda Akademi'de şehircilik dersleri vermeye ve Ankara'nın imar çalışmalarında görev almaya götürdü.

Akademi'de mimarlık tarihi ve şehircilik

1921'den 1941'e kadar Güzel Sanatlar Akademisi'nde mimarlık tarihi ve şehircilik dersleri verdi. Bu dersler, Türkiye'de şehircilik ve mimarlık tarihinin bir akademik disiplin olarak okutulmasının ilk örnekleri arasındaydı. Akademideki görevinin yanında, 1923'ten sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatroları'nın öncülü olan Darülbedayi'nin müdürlüğünü de yaptı.

Akademi görevine ek olarak 1925-1927 yıllarında Ankara'nın imar müşavirliğini üstlendi ve Alman şehirci Hermann Jansen ile birlikte çalıştı. Yeni başkentin planlanması, Cumhuriyet'in en büyük kentsel projelerinden biriydi; Celal Esad, bu dönemde İstanbul'daki birikimini Ankara'ya taşıdı.

Türk sanatı kavramı

Celal Esad'ın sanat tarihindeki en önemli katkısı, "Türk sanatı" kavramını savunmasıydı. Onun döneminde Avrupa'daki pek çok sanat tarihçisi, Osmanlı ve Türk sanatını "İslam sanatı" ya da "Bizans etkisindeki sanat" gibi genel başlıklar altında ele alıyordu. Celal Esad ise Türklerin kendine özgü bir sanat geleneği olduğunu ileri sürdü ve bu görüşü yayınlarında sistemli biçimde işledi.

Dört ciltlik "Türk Sanatı Tarihi", "Türk Sanatı" ve "Mimari Tarihi" gibi eserleri bu çabanın ürünleridir. 1932'de Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi'ne katıldı; Cumhuriyet'in tarih ve kültür politikasının şekillendiği bu kongrede sanat tarihinin sesini taşıdı. "Şehircilik" adlı kitabı ise Türkçede bu alanda yazılmış ilk eserler arasında sayılır; Akademi'deki derslerinin birikimini yansıtır. Beş ciltlik "Sanat Ansiklopedisi" ve "Kamus-ı Sanat" ise Türkçede sanat terimlerinin bir araya getirildiği ilk büyük başvuru eserleri arasındadır.
Celal Esad Arseven'in Sahrayıcedid'deki mezarı
Celal Esad Arseven'in Sahrayıcedid'deki mezarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Sureta. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Celal Esad'ın "Türk sanatı" tezi, döneminin millî kimlik arayışıyla birlikte değerlendirilmelidir. Sonraki kuşak sanat tarihçileri, onun açtığı yolda daha ayrıntılı ve belgeye dayalı çalışmalar yaptı ve bazı genellemelerini düzeltti. Ama "Türk sanatı" başlığının bir akademik alan olarak kabul görmesinde onun öncülüğü tartışmasızdır.

Halkevi ve Meclis

1933-1937 yıllarında Kadıköy Halkevi'nin başkanlığını yaptı. Halkevleri, Cumhuriyet'in kültür ve eğitim faaliyetlerini halka ulaştıran kurumlardı; Celal Esad, bu görevde konferanslar, sergiler ve tiyatro çalışmalarına destek verdi.

1942'de İstanbul milletvekili olarak Meclis'e girdi; 1946'da Giresun milletvekili seçildi. Anılarını "Sanat ve Siyaset Hatıralarım" adlı kitapta topladı. Bu kitap, Kalem dergisinden Münih'teki film stüdyosuna, Akademi'den Meclis'e uzanan hayatının hem sanat hem de siyaset yüzünü bir arada anlatır.

25 Ekim 1971'de, doksan altı yaşındayken Kültür Bakanı Talat Halman'ın elinden Devlet Kültür Armağanı'nı aldı. Bundan yalnız üç hafta sonra, 13 Kasım 1971'de İstanbul'da öldü. Mezarı Erenköy'deki Sahrayıcedid Mezarlığı'ndadır.

Sanatı bir bütün olarak gören aydın

Celal Esad Arseven, sanatı resim, tiyatro, sinema, mimarlık ve şehircilik olarak bölmeden, bir bütün olarak gören nadir aydınlardandı. Bir piyade subayı olarak başladığı hayatında, her yeni alanı öğrenmekten ve öğretmekten çekinmedi. Münih'te çektiği film de Akademi'deki şehircilik dersleri de bu merakın ürünleriydi.

Cumhuriyet'in kültür politikası açısından onun önemi, "Türk sanatı" kavramını bir akademik alan olarak kurmasındadır. Yeni devletin kendi geçmişini ve kimliğini araştırdığı yıllarda, sanat tarihine millî bir bakış kazandırdı. Bu bakışın sınırları sonradan tartışıldı; ama başlattığı tartışma, Türk sanat tarihçiliğinin doğuşunu sağladı.

Ankara'nın imar çalışmalarındaki müşavirliği ve Kadıköy Halkevi'ndeki başkanlığı, onun teoriyi uygulamayla birleştirdiğini gösterir. Doksan altı yıllık ömrünün sonunda aldığı Devlet Kültür Armağanı, bu uzun ve çok yönlü emeğin geç ama yerinde bir tanınmasıydı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap