İçeriğe geç
Giriş yap
0

Cahide Sonku: Darülbedayi'den Sonku Film'e, Türk sinemasının ilk kadın yapımcı-yönetmeni

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bir filmi bir günde üç kez izleyen kız

Cahide Sonku, Türk sinemasının ilk büyük kadın yıldızıdır ve aynı zamanda kendi film şirketini kurarak yönetmenliğe soyunan ilk kadınlardan biridir. 1930'larda Darülbedayi sahnesinde başlayan kariyeri, 1950'de kurduğu Sonku Film ile sinema tarihinde ayrı bir yere ulaştı.

Onun oyunculuğa olan merakı, Millî Mücadele'yi anlatan bir filmle başladı. Ortaokul öğrencisiyken Şehzadebaşı'ndaki Millî Sinema'da Muhsin Ertuğrul'un "Bir Millet Uyanıyor" filmini izledi. Filmdeki Atıf Kaptan karakterini o kadar sevdi ki aynı gün filmi üç kez seyretti ve eve geç dönünce annesinden azar işitti. Kendi anlatımıyla, Atıf Kaptan için dayak yemişti. Bu yazıda Cumhuriyet'in ilk sinema yıldızının hayatını anlatıyoruz.
Cahide Sonku portresi
Cahide Sonku portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: Cahide Serap adıyla San'a'da doğum; Birinci Dünya Savaşı sonrası İstanbul'a dönüş; Fatih'te ilk ve ortaokul; Halkevleri tiyatrosu ve İstanbul Belediye Konservatuvarı; Muhsin Ertuğrul'un keşfiyle Darülbedayi'de "Yedi Köyün Zeynebi"; 1933 "Söz Bir Allah Bir" ile sinemaya giriş; 1950 Sonku Film; 1951 Yıldız dergisinin en iyi kadın oyuncu seçimi; 1963 şirket binasının yanması ve iflas; 1979 Sinema Yazarları Derneği hizmet ödülü; 18 Mart 1981 İstanbul'da ölüm.

San'a'dan Fatih'e

Cahide Sonku, Osmanlı Devleti'nin Yemen'deki merkezi San'a'da doğdu. Babası Yüzbaşı Necati Bey, dedesi ise bölgedeki Yedinci Ordu'nun komutanı İbrahim Paşa'ydı. Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Yemen Osmanlı yönetiminden çıkınca aile İstanbul'a döndü. Babası bir süre İngilizlere esir düştü; esaretten döndükten sonra aileyi terk etti ve annesiyle boşandı.

Aile, Fatih'teki dede konağına yerleşti. Dedesinin ölümünden sonra çıkan bir yangında konak yandı ve Cahide'nin çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Babası kızları yanına almak istediğinde ablası kabul etti, ama Cahide annesinin yanında kalmayı seçti. İlk ve ortaokulu Fatih'te okudu ve Sultanselim'deki Cumhuriyet Kız Ortaokulu'ndan mezun oldu.

Muhsin Ertuğrul'un keşfi

Cahide'nin sahneye çıkışı, Cumhuriyet'in kültür kurumları aracılığıyla oldu. Önce Halkevleri Tiyatrosu'nda oynadı, ardından İstanbul Belediye Konservatuvarı'na girdi. Türk tiyatrosunun ve sinemasının kurucu isimlerinden Muhsin Ertuğrul onun yeteneğini fark etti ve Darülbedayi'ye, yani bugünkü İstanbul Şehir Tiyatroları'na aldı. Burada "Yedi Köyün Zeynebi" ile oyunculuğa başladı ve kısa sürede tiyatronun en sevilen oyuncularından biri oldu.

1933'te "Söz Bir Allah Bir" filmiyle sinemaya adım attı. Bu yıllarda Türk sinemasının neredeyse tamamı Muhsin Ertuğrul'un yönettiği filmlerden oluşuyordu ve oyuncular büyük ölçüde Şehir Tiyatroları kadrosundan geliyordu. Cahide Sonku, tiyatro sahnesiyle film setleri arasında gidip gelen bu kuşağın yıldızı oldu.
Cahide Sonku'nun Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri
Cahide Sonku'nun Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabriGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Homonihilis. Dosya sayfası
Ek bilgi
"Bir Millet Uyanıyor", Muhsin Ertuğrul'un Millî Mücadele yıllarını anlattığı 1932 yapımı filmdir. Cahide Sonku'nun sinemaya ilgisini uyandıran bu film, Cumhuriyet'in ilk on yılında Kurtuluş Savaşı'nı beyazperdeye taşıyan yapımlar arasında yer alır. Filmdeki Atıf Kaptan karakteri, İstanbul'dan Anadolu'ya silah kaçıran denizcileri temsil ediyordu.

Sinemanın ilk kadın yıldızı

Cahide Sonku, 1930'lar ve 1940'larda çevirdiği filmlerle Türk sinemasının ilk büyük kadın yıldızı oldu. "Bataklı Damın Kızı Aysel" ile geniş kitlelerce tanındı. Filmlerinde çoğunlukla erkeklerin kalbini kıran, güçlü ve bağımsız güzel kadın rolleriyle seyircinin karşısına çıktı. O dönemin dergileri ve gazeteleri onun fotoğraflarıyla doluydu; modeller ve yazarlar onu anlatıyordu.

Yıldız dergisinin 1951'de açtığı yarışmada "Vatan ve Namık Kemal" en iyi film, Cahide Sonku ise bu filmdeki rolüyle en iyi kadın oyuncu seçildi. Namık Kemal'in ünlü oyununu konu alan bu film, Cumhuriyet sinemasının millî konulara ilgisinin bir örneğiydi.

1950: Sonku Film

1950'de kendi adını taşıyan Sonku Film şirketini kurdu. Bu, Türkiye'de bir kadının kurduğu ilk film yapım şirketlerinden biriydi. Şirket bünyesinde "Fedakâr Ana" filmiyle ilk kez yönetmenliği denedi. Bu adım, onu Türk sinemasının ilk kadın yönetmenleri arasına yerleştirdi.

Ancak Sonku Film'in hikâyesi mutlu sonla bitmedi. 1963'te şirket binasında çıkan yangın, Cahide Sonku'yu iflasa sürükledi. Muhsin Ertuğrul'un desteğiyle bir süre daha Şehir Tiyatroları'nda çalıştı, ama özel hayatındaki sarsıntılar ve maddi kayıplar onu yıprattı. Son yıllarını zorluk içinde geçirdi.
Cahide Sonku'nun cenaze töreni
Cahide Sonku'nun cenaze töreniGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Agah Özgüç. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Cahide Sonku'nun doğum yılı kaynaklarda farklı verilir; bazı yayınlarda 1912, bazılarında 1919 olarak geçer. Doğum günü olarak 27 Aralık gösterilir. Hayatının son dönemindeki zorluklar, yıllar sonra çekilen dizi ve kısa filmlerde de işlendi.

Kadın oyuncunun Cumhuriyet sahnesindeki yeri

Cahide Sonku'nun sahneye çıktığı yıllarda, Türk tiyatrosunda Müslüman kadın oyuncuların görünmesi henüz çok yeniydi. Osmanlı döneminde uzun yıllar kadın rollerini gayrimüslim oyuncular ya da erkekler oynamıştı. Afife Jale'nin 1920'de Darülbedayi sahnesine çıkması büyük bir olay olmuş, ardından yasaklarla karşılaşmıştı. Cumhuriyet'in ilanından sonra bu engeller kalktı ve Müslüman Türk kadınları sahnede rahatça yer almaya başladı.

Cahide Sonku'nun kuşağı, bu değişimin meyvelerini toplayan ilk kuşaktı. Neyyire Neyir, Bedia Muvahhit, Şaziye Moral gibi oyuncular, Darülbedayi'nin sahnesinde ve Muhsin Ertuğrul'un filmlerinde rol aldı. Cahide Sonku bu kuşağın en genç ve en parlak yüzlerinden biriydi. Onun beyazperdedeki başarısı, sinema salonlarını dolduran kadın seyircilerin de kendilerini perdede görmesi anlamına geliyordu.

Geç gelen vefa

1979'da Sinema Yazarları Derneği ona hizmet ödülü verdi. 18 Mart 1981'de İstanbul'da öldü ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra adı unutulmadı: Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde onun anısına "Cahide Sonku Ödülü" verilmektedir. 1989'da hayatı, Hale Soygazi'nin başrolde oynadığı "Cahide" dizisine konu oldu; sonraki yıllarda da onu anlatan kısa filmler çekildi.

Bir dönemin aynası

Cahide Sonku'nun hayatı, Cumhuriyet'in kadınlara açtığı yeni alanların hem imkânlarını hem de sınırlarını gösteriyor. Sahnede ve beyazperdede kadınların görünür hale gelmesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarının en çarpıcı değişimlerinden biriydi. Osmanlı döneminde Müslüman kadınların sahneye çıkması neredeyse imkânsızken, Cumhuriyet'in ilk on yılında Darülbedayi'nin kadın oyuncuları büyük şehirlerin yıldızları oldu.

Cahide Sonku bu değişimin en parlak yüzüydü. Halkevleri tiyatrosundan, belediye konservatuvarından, Şehir Tiyatroları'ndan geçen yolu, tamamen yeni kurulan kurumların açtığı bir yoldu. Kendi film şirketini kurması ise bir adım daha ileriye gitmekti: Kamera önündeki kadın, artık kameranın arkasına da geçiyordu.

Ama aynı hayat, toplumsal önyargıların bu yeni alanlarda da sürdüğünü gösteriyor. Özel hayatı sürekli dedikodu konusu oldu, iş hayatındaki başarısızlıklar ona affedilmedi. Bugün Altın Portakal'da adına verilen ödül, bu geç gelen vefanın sembolü. Cahide Sonku, bir filmi bir günde üç kez izleyen o meraklı kızın hayalini gerçekleştirmiş, ama bunun bedelini de ağır ödemiş bir öncüydü.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap