Hukuk mesleğine giren ilk kadınlar
Cumhuriyetin ilk yıllarında kadınların meslek hayatına girişi, kanunlardan önce okul kapılarında başladı. Hukuk alanında bu sürecin simge adı Süreyya Ağaoğlu'dur. Türkçe ve İngilizce Vikipedi, onu Türkiye'nin ilk kadın avukatı olarak tanıtır; Dilara Uslu'nun Vakanüvis dergisinde yayımlanan makalesi de onun hayatını kendi anı kitabına ve arşiv belgelerine dayanarak anlatır. Ağaoğlu'nun 5 Aralık 1927'de Ankara Barosu'na kaydolması, kadınların avukatlık mesleğine girişinin başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Üç yıl sonra, 1930'da, kadınlar ilk kez hâkim olarak atandı. Bu yazı, iki "ilk"i ve bu ilkler hakkındaki farklı anlatımları kaynaklardaki hâliyle bir araya getiriyor.Tarih notu
1903: Süreyya Ağaoğlu Şuşa'da doğdu.
1910: Ağaoğlu ailesi Osmanlı Devleti'ne göç etti.
Sonbahar 1921: Ağaoğlu Darülfünun Hukuk Mektebi'ne başvurdu.
1924-1925: Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.
5 Aralık 1927: Ankara Barosu'na kaydoldu.
1928: Serbest avukatlık ruhsatını aldı.
1929-1931: Devlet Şûrası'nda raportör olarak çalıştı.
1930: İlk kadın hâkimler atandı.
1936: İstanbul Barosu'na nakletti.
1945: Melahat Ruacan Yargıtay'ın ilk kadın üyesi oldu.
1946: İstanbul Barosu'nun Uluslararası Barolar Birliği üyeliğini sağladı.
29 Aralık 1989: Süreyya Ağaoğlu İstanbul'da öldü.
1910: Ağaoğlu ailesi Osmanlı Devleti'ne göç etti.
Sonbahar 1921: Ağaoğlu Darülfünun Hukuk Mektebi'ne başvurdu.
1924-1925: Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.
5 Aralık 1927: Ankara Barosu'na kaydoldu.
1928: Serbest avukatlık ruhsatını aldı.
1929-1931: Devlet Şûrası'nda raportör olarak çalıştı.
1930: İlk kadın hâkimler atandı.
1936: İstanbul Barosu'na nakletti.
1945: Melahat Ruacan Yargıtay'ın ilk kadın üyesi oldu.
1946: İstanbul Barosu'nun Uluslararası Barolar Birliği üyeliğini sağladı.
29 Aralık 1989: Süreyya Ağaoğlu İstanbul'da öldü.

Şuşa'dan İstanbul'a
Türkçe Vikipedi'ye göre Süreyya Ağaoğlu 1903'te Rus İmparatorluğu'na bağlı Yelizavetpol Guberniyası'nın Şuşa kentinde doğdu. Babası düşünür, yazar ve siyasetçi Ahmet Ağaoğlu, annesi Sitare Hanım'dı. Beş çocuklu ailenin en büyüğüydü; eğitimci ve milletvekili Tezer Taşkıran, mühendis Abdurrahman Ağaoğlu, siyasetçi ve yazar Samet Ağaoğlu ve doktor Gültekin Ağaoğlu kardeşleriydi. Aile 1910'da Osmanlı Devleti'ne göç etti. Uslu'ya göre Süreyya Hanım'ın çocukluğu ve gençliği Türk Ocağı aydınları ile Mustafa Kemal Paşa'nın yakın dostlarından oluşan bir çevrede geçti. Uslu, onun yedi yaşında ne olmak istediği sorulduğunda "Avukat olacağım" cevabını verdiğini ve aile büyüklerinin tavsiyelerine rağmen bu isteğinden vazgeçmediğini yazar.İşgal yıllarında lise öğrencisiydi. Uslu'nun aktardığına göre okulunun tören salonuna işgal kuvvetlerine ait bir bayrak asılmak istendiğinde arkadaşlarıyla birlikte bayrağı indirdi. Okul müdiresine verdiği cevapta babasının Malta'ya sürülmesini ve vatanın işgal edilmesini hatırlattığı aktarılır.
"Üç arkadaş daha bul"
Uslu'nun makalesi, Ağaoğlu'nun "Bir Ömür Böyle Geçti" adlı kitabından fakülteye giriş öyküsünü aktarır. Ağaoğlu 1921 sonbaharında Darülfünun'un bulunduğu Zeynep Hanım Konağı'na gitti; o sırada Hukuk Fakültesi kadınlara kapalıydı. Kitaba göre Fakülte Reisi Selahattin Bey önce güldü ve "Üç arkadaş daha bul, hemen fakülteyi açalım" dedi; çünkü kadınlar erkeklerle birlikte okuyamıyor, öğleden önce erkekler, öğleden sonra kadınlar ders görüyordu ve tek bir öğrenci için bütün hocalar öğleden sonra derse giremezdi. Profesör Veli Bey'in "Kadına daha ziyade doktorluk yakışır" sözüne Ağaoğlu, "Onu da doktor olmaya heves edenler açtırsın" diye karşılık verdi.Ağaoğlu bunun üzerine başka fakültelere yazılmış arkadaşlarını ikna etmeye koyuldu. Uslu'ya göre önce Bedia Hanım'ı, ardından Melahat ve Saime Hanımları ikna etti; böylece dört kadın fakültenin ilk kadın öğrencileri oldu ve Süreyya Ağaoğlu 1 numaralı öğrenci olarak kaydedildi. Dört öğrenci için hocaların öğleden sonralarını ayırmamak amacıyla birinci sınıfın ikinci döneminde kadın öğrencilerin erkeklerle birlikte okutulmasına karar verildi. Ebulula Bey, Selahattin Bey ve Tahir Taner Bey hocaları arasındaydı.

Mezuniyet, staj ve baro kaydı
Uslu'ya göre Ağaoğlu 1924-1925 öğretim yılında fakülteyi bitirdi. Amerikalı yazar Beatrice Hill Ogilvie, Current History dergisinin 1 Ağustos 1924 tarihli sayısındaki "The New Woman of Turkey" yazısında, son sınıftaki Ağaoğlu ile yaptığı söyleşiden etkilendiğini ve ondan "korkusuz ve özgüvenli" cevaplar aldığını yazdı. Mezuniyetten sonra Rockefeller Vakfı'nın Paris'te üç aylık bir seminer bursu teklif ettiği, ancak siyasi çekişmeler nedeniyle gidemediği ve Ankara'da Adalet Vekâleti'nde staja başladığı aktarılır. Türkçe Vikipedi, bu dönemde Şûrayı Devlet Tanzimat Dairesi'nde çalıştığını yazar.Türkçe Vikipedi ve Uslu'ya göre Ağaoğlu 5 Aralık 1927'de Ankara Barosu'na kaydoldu ve 1928'de serbest avukatlık ruhsatını alarak "Türkiye'nin ilk kadın avukatı" unvanıyla mesleğe başladı. Uslu'ya göre 1929'da Ankara Barosu'ndan kaydını sildirip 1929-1931 arasında Devlet Şûrası'nın Tanzimat Dairesi'nde raportör olarak çalıştı; 1932'de ailesiyle İstanbul'a taşındı. Vikipedi 1936'da Ankara Barosu'ndan istanbulİstanbul Barosu'na naklen kaydedildiğini belirtir.
Ek bilgi
Uslu, Ağaoğlu'nun anı kitabında ve 1981'de TRT'de yayımlanan "Atatürk'ten Anılar" programında anlattığı bir olayı aktarır. Adalet Vekâleti'nde staj yaptığı arkadaşı Melahat Hanım ile öğle yemeği için Ankara'da yalnız erkeklerin yemek yediği İstanbul Lokantası'na gitmeleri dedikoduya yol açtı ve babası onlardan yemeğe eve gelmelerini istedi. Ağaoğlu'nun anlatımına göre durumu kendisinden dinleyen Mustafa Kemal Paşa ertesi gün onu arabasıyla alıp lokantanın önünde durdu ve içeridekilerin duyacağı şekilde onun ertesi gün lokantada yemek yiyeceğini söyledi; Latife Hanım'a göre Paşa birkaç milletvekiline eşlerini ertesi gün lokantaya göndermelerini söyledi. Ağaoğlu ertesi gün lokantada eski Bahriye Vekili İhsan Bey ile Hamdullah Suphi Bey'in eşlerini gördüğünü anlatır.
1930: Kürsüye çıkan ilk kadınlar
Kadınların hâkimliğe atanması 1930'da gerçekleşti. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu'nun "Türkiye'nin Öncü Kadınları" sergisini tanıtan STGM haberine göre Suat Berk, ilk kez hâkim olarak tayin edilen üç kadından biriydi ve 1930'da hâkimliğe başladı. Aynı tanıtım, Berk'in "Ben zannederdim ki herkes mahkemeleri dinlemek için, işleri olanlar geliyor, meğerse hâkim kadını seyretmek için geliyorlarmış" sözünü aktarır.Hukuk Fakültesi'nin ilk kadın öğrencilerinden Melahat Hanım'ın sonraki kariyeri de bu kuşağın yükselişini gösterir. Türkçe Vikipedi'ye göre Melahat (Senger) Ruacan 1906'da İstanbul'da doğdu, Erenköy Kız Lisesi'nden sonra 1925-1929 arasında Ankara'da yeni açılan hukuk fakültesinde okudu; hâkim olarak mesleğe başladı ve 1945'te Yargıtay'a seçilen ilk kadın üye oldu. 1960'tan sonra Yargıtay Başkanı Bedrettin Köker ile birlikte "görülen lüzum üzerine" resen emekliye sevk edilen üyeler arasında yer aldı; 1963'te açtığı davayı kazanarak makamına iade edildi. 1974'te Ankara'da öldü.
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklar arasında farklar vardır:
1. Ruhsat tarihi: Türkçe Vikipedi ve Uslu baro kaydını 5 Aralık 1927, ruhsatı 1928 olarak verir; Uslu'nun makalesinin başka bir yerinde ruhsatın 1927'de alındığı yazılır. İngilizce Vikipedi avukatlığa 1927'de başladığını ve ruhsatı 1928'de aldığını belirtir.
2. "İlk kadın avukat" unvanı: Uslu'nun aktardığına göre Ankara Barosu arşivine dayanan bir yazı, baronun ilk kadın avukatını 30 Kasım 1933'te levhaya kaydolan 56 sicil numaralı Behice Ağmal olarak gösterir; Hukuk Gündemi dergisindeki bir yazı ise unvanı Süreyya Ağaoğlu'na verir.
3. Fakültenin ilk kadın öğrencileri: Türkçe Vikipedi, Ağaoğlu'nun yanında iki arkadaşını (Melda ve Bedia Hanımlar) okula getirdiğini yazar; Uslu dört kişiden (Süreyya, Bedia, Melahat ve Saime) söz eder.
4. Mezun olduğu lise: Türkçe Vikipedi İstanbul Kız Lisesi'ni, Uslu'nun aktardığı anı metni Bezm-i Âlem Valide Sultanisi'ni verir.
5. Suat Berk: STGM tanıtımı onu 1901 doğumlu ve 1930'da hâkimliğe başlamış olarak verirken aynı metin 21 yaşında hâkimliğe başladığını yazar; bu iki bilgi birbiriyle uyuşmaz. Aynı metindeki "dünyanın ilk kadın sulh hâkimi" nitelemesi başka bir kaynakla doğrulanmamıştır.
6. Melahat Ruacan, Türkçe Vikipedi'de Ankara'daki hukuk fakültesinin ilk kadın öğrencisi olarak geçer; Uslu ise Melahat Hanım'ı İstanbul Darülfünun'unda Ağaoğlu'nun ikna ettiği arkadaşları arasında sayar. Commons'taki bir fotoğrafın açıklaması da Ağaoğlu, Melahat Ruacan ve Bedia Onar'ı aynı fakültenin öğrencileri olarak gösterir.
1. Ruhsat tarihi: Türkçe Vikipedi ve Uslu baro kaydını 5 Aralık 1927, ruhsatı 1928 olarak verir; Uslu'nun makalesinin başka bir yerinde ruhsatın 1927'de alındığı yazılır. İngilizce Vikipedi avukatlığa 1927'de başladığını ve ruhsatı 1928'de aldığını belirtir.
2. "İlk kadın avukat" unvanı: Uslu'nun aktardığına göre Ankara Barosu arşivine dayanan bir yazı, baronun ilk kadın avukatını 30 Kasım 1933'te levhaya kaydolan 56 sicil numaralı Behice Ağmal olarak gösterir; Hukuk Gündemi dergisindeki bir yazı ise unvanı Süreyya Ağaoğlu'na verir.
3. Fakültenin ilk kadın öğrencileri: Türkçe Vikipedi, Ağaoğlu'nun yanında iki arkadaşını (Melda ve Bedia Hanımlar) okula getirdiğini yazar; Uslu dört kişiden (Süreyya, Bedia, Melahat ve Saime) söz eder.
4. Mezun olduğu lise: Türkçe Vikipedi İstanbul Kız Lisesi'ni, Uslu'nun aktardığı anı metni Bezm-i Âlem Valide Sultanisi'ni verir.
5. Suat Berk: STGM tanıtımı onu 1901 doğumlu ve 1930'da hâkimliğe başlamış olarak verirken aynı metin 21 yaşında hâkimliğe başladığını yazar; bu iki bilgi birbiriyle uyuşmaz. Aynı metindeki "dünyanın ilk kadın sulh hâkimi" nitelemesi başka bir kaynakla doğrulanmamıştır.
6. Melahat Ruacan, Türkçe Vikipedi'de Ankara'daki hukuk fakültesinin ilk kadın öğrencisi olarak geçer; Uslu ise Melahat Hanım'ı İstanbul Darülfünun'unda Ağaoğlu'nun ikna ettiği arkadaşları arasında sayar. Commons'taki bir fotoğrafın açıklaması da Ağaoğlu, Melahat Ruacan ve Bedia Onar'ı aynı fakültenin öğrencileri olarak gösterir.
Uluslararası temsil ve dernekler
Türkçe Vikipedi'ye göre İngilizce ve Fransızca bilen Ağaoğlu, pek çok uluslararası konferansta Türkiye'yi temsil etti. 1946'daki girişimleri sonucunda İstanbul Barosu Uluslararası Barolar Birliği'ne üye oldu; Ağaoğlu 1946-1960 arasında birliğin tek kadın yönetim kurulu üyesiydi. 1952'de Milletlerarası Kadın Hukukçular Birliği'ne katıldı, 1960'ta bu birliğin Birleşmiş Milletler Cenevre temsilcisi seçildi, 1980-1982'de Hukukçu Kadınlar Federasyonu'nun ikinci başkanlığını yaptı. Uslu'ya göre 1945'te Londra'da Osmanlı Bankası'nın avukatlığını yürüten bir firmada Türk hukuk müşaviri olarak çalıştı ve 1950'ye kadar yılın yarısını Londra'da geçirdi.Ağaoğlu, Türk Hukukçu Kadınlar Derneği, Üniversiteli Kadınlar Derneği ve Soroptimist İstanbul Kulübü gibi kuruluşların kuruluşunda yer aldı; Londra'daki incelemelerinden sonra kimsesiz çocuklar için Çocuk Dostları Derneği'ni kurdu. 27 Mayıs 1960'tan sonra Yassıada'da yargılanan kardeşi Samet Ağaoğlu'nun avukatlığını üstlendi ve Yeni Türkiye Partisi'nin İstanbul il başkanı oldu. "Londra'da Gördüklerim" ve "Bir Ömür Böyle Geçti" kitaplarının yazarıdır.

Ölüm ve miras
Türkçe Vikipedi'ye göre Ağaoğlu 29 Aralık 1989'da İstanbul'da "Kadın Hakları ve Çağdaşlaşma" konulu bir panelden ayrılırken düşüp beyin kanaması geçirdi ve 86 yaşında öldü; Feriköy'deki Ağaoğlu aile mezarlığına defnedildi. Aile fotoğrafları, mektupları ve gazete kupürlerinden oluşan özel arşivi İstanbul'daki Kadın Eserleri Kütüphanesi'ndedir. 1921'de bir fakülte kapısında başlayan girişim, 1927'de baro kaydına, 1930'da kadın hâkimlerin atanmasına ve 1945'te Yargıtay'da ilk kadın üyeye uzanan bir sürecin ilk halkası oldu.Kaynaklar
- Dilara Uslu, Türkiye'nin İlk Kadın Avukatı Süreyya Ağaoğlu'nun Kadın ve Çocuklarla İlgili Faaliyetleri, Vakanüvis 7/2 (2022) (dergipark.org.tr)
- STGM, AB Türkiye Delegasyonu'ndan Türkiye'nin Öncü Kadınları (stgm.org.tr)
- Vikipedi, Süreyya Ağaoğlu maddesi (tr.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Süreyya Ağaoğlu maddesi (en.wikipedia.org)
- Vikipedi, Melahat Ruacan maddesi (tr.wikipedia.org)