İçeriğe geç
Giriş yap
0

Türkiye'nin ilk filmi 1914 Ayastefanos mu? Rus Abidesi'nin yıkılışı ve Fuat Uzkınay

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kabul gören tarih ve sorulan soru

Türkiye'de 14 Kasım, 1996'dan beri Türk Sineması Günü olarak anılır. Bu tarihin kaynağı, Fuat Bey'in (sonradan Fuat Uzkınay) 14 Kasım 1914'te Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin yıkılışını filme aldığı kabulüdür. Türkçe Vikipedi'deki "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı" maddesi filmi "Türk sinema tarihinin başlangıcı kabul edilen" kısa bir belgesel olarak tanımlar. Aynı madde, filmin hiçbir kopyasının günümüze ulaşmadığını, varlığına dair somut bir delil olmadığını ve "ilk Türk filmi" unvanının da tartışmalı olduğunu açıkça belirtir. Bu yazı, kabul gören anlatıyı, ona yöneltilen itirazları ve alternatif adayları kaynaklardaki hâliyle bir araya getiriyor.
Tarih notu
1877-1878: 93 Harbi (Osmanlı-Rus Savaşı).
24 Nisan 1892: Meclis-i Vükelâ Rus abidesinin inşasını onayladı.
18 Aralık 1898: Abidenin resmî açılış töreni yapıldı.
19 Mart 1914: Şehzadebaşı'nda Millî Sinema (sonra Ali Efendi Sineması) açıldı.
11 Ağustos 1914: Fuat Bey askere alındı.
11 Kasım 1914: Osmanlı Devleti Rusya ve müttefiklerine savaş ilan etti.
14 Kasım 1914: Abide yıkıldı; yıkılış saat 8.30'da filme alındı.
30 Kasım 1914: Sinema Haberleri gazetesi filmi duyurdu.
25-26 Aralık 1914: Film Sirkeci'deki Ali Efendi Sineması'nda gösterime girdi.
18 Temmuz 1953: Nurullah Tilgen filmi "ilk Türk filmi" olarak gündeme getirdi.
1996: 14 Kasım, Türk Sineması Günü olarak kutlanmaya başlandı.
Fuat Uzkınay ve Ayastefanos Rus Abidesi
Fuat Uzkınay ve Ayastefanos Rus AbidesiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Abide nasıl yapılmıştı?

Türkçe Vikipedi'ye göre Ayastefanos Rus Abidesi, 93 Harbi'ni kazanan Rusya tarafından savaşta ölen askerlerin anısına ve zaferin hatırasına dikildi. Ruslar abideyi önce, savaşı bitiren antlaşmanın imzalandığı Neriman Şah Köşkü'nün yerine yapmak istedi; 1890'da Osmanlı tarafına başvuruldu. Yapının halk üzerinde kötü etki bırakacağı düşünüldüğü için inşaat uzun süre engellendi. Sonunda II. Abdülhamid'in girişimiyle ve Rus askerlerinin gömüldüğü mezarlıkların bakımsız kalması gerekçesiyle, yapının bir abide değil mezar, din ve hayır kurumu olarak yapılmasında uzlaşıldı. Yeri de Rusların ulaştığı en uç nokta olan Ayastefanos (bugünkü Yeşilköy) yerine Kalitarya (bugünkü Şenlikköy) olarak belirlendi.

Meclis-i Vükelâ inşaatı 24 Nisan 1892'de onayladı. Maddeye göre inşaatın başlangıç tarihi tam olarak bilinmez; 20 Ocak ile 25 Haziran 1893 arasında başladığı düşünülür. Kasım 1898'de tamamlanan yapının resmî açılışı 18 Aralık 1898'de yapıldı. Yapı anıtsal bir üslupla inşa edilmişti ve Rus askerlerinin kemiklerinin saklandığı bir mezar-kilise olarak hizmet veriyordu. Osmanlı belgelerinde "Rus mezarlığı", "Rus kilisesi", "Rus manastırı" gibi adlarla anılan yapı, özellikle yıkılışından sonra "abide" olarak anıldı.

Savaş propagandası ve yıkım

Osmanlı-Rus ilişkileri I. Dünya Savaşı öncesinde yeniden gerildi. Vikipedi'ye göre basında Rus zafer anıtı niteliğindeki yapının yıkılması gerektiğine dair yazılar çıkmaya başladı; İstanbul Ansiklopedisi bu konudaki ilk yazının Aka Gündüz'e ait olduğunu aktarır. Tanin ve Turan gibi gazeteler de yıkım yönünde yazılar yayımladı. Osmanlı Devleti'nin 11 Kasım 1914'te savaş ilan etmesinin ardından, Dahiliye Nazırı Talat Paşa'nın deyimiyle "harbi popüler hâle getirmek" amacıyla propagandaya girişildi. 14 Kasım 1914'te Fatih Camii'nde okunan cihat hutbesinin ardından İstanbul'da Fransız, İngiliz ve Ruslara ait yerler yağmalandı; abide de tahrip edilen yapılardan biri oldu.

Maddeye göre gazeteler, tanıkların hatıratları ve resmî kaynaklar yıkımın aşamalarını farklı anlatsa da yıkımın 27. Süvari Alayı tarafından çan kulesinin dinamitlenmesiyle gerçekleştirildiği konusunda birleşir. Kaide dahil bütün kompleksin ortadan kaldırılması yaklaşık üç ay sürdü.

Filmi çeken yedek subay

Yıkımın propaganda amacıyla fotoğraflanması ve filme alınması aylar öncesinden planlanmıştı. Vikipedi'ye göre ordu adına Sadi Bey, Tanin adına Ali Enis Bey, Photographie Resna adına Rahmizâde Bâhâeddin ve Tasvîr-i Efkâr adına adı bilinmeyen bir fotoğrafçı yıkımı fotoğrafladı. Film çekimi için müttefik Avusturya-Macaristan'ın Sascha-Meßter-Film şirketiyle anlaşıldı; ancak savaş ilanının ardından yükselen ulusal duygular nedeniyle son anda filmi çekecek kişinin Müslüman bir Türk olması şartı getirildi.

Türkçe Vikipedi'deki "Fuat Uzkınay" maddesine göre Ali Fuat Bey 1888'de Üsküdar'da doğdu, İstanbul Sultanisi'nden sonra Dârülfünun'un fizik-kimya bölümüne girdi. 19 Mart 1914'te Şehzadebaşı'nda açılan ve sonra "Ali Efendi Sineması" adını alan Millî Sinema'nın kuruluşunda emeği vardı; gösterim makinesini kullanmayı Türkiye'ye sinemayı ilk tanıtanlardan Sigmund Weinberg'den öğrenmişti. 11 Ağustos 1914'te askere alınıp yedek subay olarak görev yapan Fuat Bey, gösterim makinesini bildiği hâlde daha önce hiç kamera kullanmamıştı. Şirketin itirazına karşın kendisine birkaç saat kamera kullanımı öğretildi; kısa bir deneme çekimi başarılı olunca yıkılış 14 Kasım 1914 Cumartesi sabahı saat 8.30'da 150 metrelik siyah-beyaz filme çekildi.
Ali Fuat Bey (Fuat Uzkınay)
Ali Fuat Bey (Fuat Uzkınay)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Budapeşte'de banyo, Sirkeci'de gösterim

Vikipedi'ye göre Budapeşte'de banyo edilen film, ilk kez Sinema Haberleri gazetesinin 30 Kasım 1914 tarihli sayısında "Tezâhürât-ı Milliye – Moskof Âbidesinin Tahribi Ali Efendi Sinemasında" başlığıyla duyuruldu ve ilan beş sayı boyunca yayımlandı. Film, İkdam'ın 25 Aralık ve Tasvîr-i Efkâr'ın 26 Aralık tarihli "bugünden itibaren gösterilecektir" haberlerine dayanılarak 25 ya da 26 Aralık'ta Sirkeci'deki Ali Efendi Sineması'nda "Moskof Heykelinin Tahribi" adıyla gösterime girdi ve en fazla dört gün gösterimde kaldı. Bugün Türk sinemasının başlangıç noktası sayılan film, gösterildiği günlerde kamuoyunda heyecan uyandırmadı ve kayda değer gişe yapmadı.

Sinema tarihçisi İsmail Arda Odabaşı, Sinema Haberleri'ndeki "...şerit sinemamıza aittir" ifadesine, sinemanın bu ibareyi başka filmler için kullanmamasına ve Fuat Bey'in sinemanın ortaklarından olmasına dayanarak filmin yapımcısının geleneksel kabuldeki Osmanlı ordusu değil, Ali Efendi Sineması olduğunu savundu. Odabaşı'nın 2018 tarihli makalesi, bu gazete metinlerini filmin çekildiğini ve yaklaşık bir buçuk ay sonra gösterildiğini gösteren en önemli kaynaklar olarak değerlendirir.

Film gerçekten çekildi mi?

Filmin hiçbir kopyası bugüne ulaşmadı. Vikipedi'ye göre filmin önemi ilk kez Nurullah Tilgen'in 18 Temmuz 1953 tarihli Yıldız dergisinde yayımlanan "Türk Filmciliği: Dünden Bugüne 1914-1953" başlıklı yazısıyla gündeme geldi. Tilgen, 10 Haziran 1954 tarihli Yirminci Asır dergisinde Fuat Bey ile bir röportaj da yayımladı. Nijat Özön'ün 1962 tarihli Türk Sineması Tarihi ve 1970 tarihli Fuat Uzkınay kitapları bu çalışmalara dayanır; filme dair bilgilerin çoğu bugün hâlâ Tilgen ve Özön'ün yazılarından gelir.

Kuşkuyu ilk dile getiren Özön oldu: 1970 tarihli kitabındaki bir dipnotta filmin kopyasının ele geçmediğini ve Fuat Bey'in bu konuda hiç konuşmadığını aktardı. Yıkımı gerçekleştiren Bahri Doğanay'ın 30 Haziran 1950 tarihli Tarih Dünyası yazısında yıkımın fotoğraflandığını belirtip filmden söz etmemesi de kuşkuları artırdı. Burçak Evren, Kasım 1984 tarihli Gelişim Sinema dergisindeki "İlk Türk Filmi Üstündeki Kuşkular" yazısında Tilgen'in 1951'deki "Türk Filmciliğinin Tarihi" yazısında bu filmden hiç bahsetmemesini, kameranın abideye birkaç metre yakına yerleştirildiği anlatılmasına karşın uzaktan çekilmiş fotoğraflarda görünmemesini ve Tilgen'in iki yazısında filmin uzunluğunun 150 ve 300 metre olarak farklı verilmesini sorguladı. Evren, Fuat Bey'in kızları Mualla ve Mutena Uzkınay ile de görüştü; kızlar filme dair hiçbir belge olmadığını ve filmi kendilerinin de izlemediğini söyledi.

Evren yine de Fuat Bey'i dürüst bir kişi olarak tanımladı; Merkez Ordu Sinema Dairesi'nde içi boş olsa da üzerinde filmin adı ve kayıt kodu bulunan bir kutunun varlığını dikkate alarak filmin çekildiği, ancak çeşitli nedenlerle günümüze ulaşmadığı değerlendirmesini yaptı.
Ek bilgi
Filmin çekildiğini savunan tanıklıklar da vardır. Vikipedi'ye göre sinema tarihçisi Rekin Teksoy, filmin Merkez Ordu Sinema Dairesi'nde komutanlara birkaç kez gösterildiğini, ancak dairenin arşivi 1941'de İstanbul'dan Ankara'ya taşınırken diğer filmler arasında karıştığını yazar. Dairede yirmi yıl müdürlük yapan Nusret Eraslan filmin varlığından emin olduklarını, arşivde defalarca aradıklarını fakat bulamadıklarını açıkladı. Fuat Bey ile aynı dairede çalışan Gafuri Akçakın ise 1930'da 150 metrelik filmi izlediğini ve komutanlarına izlettiğini söyledi.

"İlk Türk filmi" unvanına rakipler

Vikipedi'ye göre Burçak Evren, Hayal Perdesi dergisinin Kasım-Aralık 2013 sayısında Türklük kavramını etnik köken yerine vatandaşlık esasında ele alarak Osmanlı tebaası Manaki Kardeşler'i ilk Türk sinemacılar, 1905'te çektikleri "İp Eğiren Kadınlar"ı da ilk Türk filmi olarak değerlendirmeyi önerdi. Makedonya Sinematek Kurumu Film Arşivi Direktörü İgor Stardelov aynı yaklaşımı sürdürdü, fakat ondan önce çekildiğini belirttiği "Büyükanne Despina"nın ilk film sayılması gerektiğini ileri sürdü. Dilek Kaya Mutlu ise Donanma Cemiyeti'nin 1910'ların başında çektiği filmlerin Ayastefanos filminden önce çekildiği üzerinde durdu.
Manaki Kardeşler
Manaki KardeşlerGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklarda şu çelişkiler vardır:
1. Filmin uzunluğu Tilgen'in bir yazısında 150, diğerinde 300 metre olarak verilir; yaygın kabul 150 metredir.
2. Filmin yapımcısı geleneksel kabulde Osmanlı ordusudur; Odabaşı gazete metinlerine dayanarak Ali Efendi Sineması'nı yapımcı olarak gösterir.
3. İlk gösterim tarihi, iki gazete haberine dayanılarak 25 ya da 26 Aralık 1914 olarak verilir; kesin gün belli değildir.
4. Abide inşaatının başlangıcı belgelerle kesinleşmemiştir; 20 Ocak - 25 Haziran 1893 aralığı verilir.
5. Abidenin yıkım aşamaları gazeteler, tanıklar ve resmî kaynaklarda farklı anlatılır; 27. Süvari Alayı'nın çan kulesini dinamitlediği konusunda ise kaynaklar birleşir.
6. "İlk Türk filmi" için Manaki Kardeşler'in 1905 çekimleri ve Donanma Cemiyeti filmleri de aday gösterilir; bu, "Türk filmi" kavramının nasıl tanımlandığına bağlıdır.

Fuat Uzkınay'ın sonraki yılları

Fuat Uzkınay maddesine göre 1915'te Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulduğunda kurumun başına Sigmund Weinberg, yardımcılığına Fuat Bey getirildi; Fuat Bey 1916'da dairenin başına geçti. Almanya'da filmcilik eğitimi aldı, ilk konulu film sayılan "Himmet Ağa'nın İzdivacı"nı büyük güçlüklerle 1918'de tamamladı. 1914'te Meclis-i Mebusan'ın açılış törenini, 1923'te "Zafer Yollarında" adlı çalışmayı çekti; 1916-1922 arasında pek çok filmde yapımcı ve görüntü yönetmeni olarak yer aldı. Ordudan 1954'te emekli oldu, 29 Mart 1956'da İstanbul'da öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. Türk Silahlı Kuvvetleri Foto Film Merkezi Komutanlığı'nın bir stüdyosuna adı verildi.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

a) İlk görüldüğü yer. Filmin "ilk Türk filmi" olarak anılması, Nurullah Tilgen'in 18 Temmuz 1953 tarihli Yıldız dergisindeki "Türk Filmciliği: Dünden Bugüne 1914-1953" yazısıyla başlar. Filmin kendisi ise 30 Kasım 1914 tarihli Sinema Haberleri ilanında duyurulmuştu.
b) Zaman çizelgesi. 1914 gazete ilanları; 1953 Tilgen yazısı; 1954 Fuat Bey röportajı; 1962 Nijat Özön'ün Türk Sineması Tarihi; 1970'te Özön'ün kuşku dipnotu; 1984'te Burçak Evren'in sorgulaması; 1996'da 14 Kasım'ın Türk Sineması Günü kabul edilmesi; 2013'te Evren'in Manaki Kardeşler önerisi; 2018'de Odabaşı'nın yapımcı tartışması.
c) Kimler söyledi? Kabulü yerleştirenler: Nurullah Tilgen (1953) ve Nijat Özön (1962). Kuşku duyanlar: Özön (1970), Burçak Evren (1984). Farklı aday önerenler: Evren (2013) ve Makedonya Sinematek Kurumu'ndan İgor Stardelov. Yapımcı konusunda İsmail Arda Odabaşı (2018).
d) Sosyal medya örnekleri. Her 14 Kasım'da "tarihte bugün" hesapları kalıbı tekrarlar. 14 Kasım 2012'de bir hesap "Fuat Uzkınay, ilk Türk filmi sayılan 'Ayastefanos'daki Rus Abidesi'nin Yıkılışı'nı çekti" diye yazdı (https://x.com/i/status/268632936272764928). 14 Mayıs 2022'de bir bilgi hesabı belgeselin "14 Kasım 1914 tarihinde gösterime girdiğini" yazdı (https://x.com/i/status/1525508756481581056); gazete ilanlarına göre ise gösterim 25-26 Aralık 1914'tür.
e) Karşı kanıt ve hüküm. Filmin kopyası günümüze ulaşmadı; 1914 ilanları ve Merkez Ordu Sinema Dairesi'ndeki adı yazılı kutu, filmin çekildiği görüşünü destekler. Hüküm: "İlk Türk filmi" bir kabuldür; çekim tarihi 14 Kasım, ilk gösterim Aralık 1914'tür ve "ilk" unvanı "Türk filmi"nin nasıl tanımlandığına bağlıdır.

Sonuç

"Türkiye'nin ilk filmi 1914'te Ayastefanos'ta çekildi" cümlesi, Türk sinema tarihinin resmî başlangıç kabulünü özetler; ancak kesinleşmiş bir olgu değildir. Filmin kopyası yoktur; çekildiğine dair en güçlü kanıtlar 1914 gazete ilanları ile sonradan anlatılan tanıklıklardır. Kuşku duyan tarihçiler 1950'lerde ortaya çıkan anlatının kaynaklarını sorgular; "ilk Türk filmi" unvanı için de Manaki Kardeşler'in 1905 çekimleri ve Donanma Cemiyeti filmleri gibi daha erken adaylar gösterilir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap