10 Temmuz 1894'te, öğle saatlerinde, İstanbul büyük bir depremle sarsıldı. Deprem, Marmara Denizi'nde, İzmit Körfezi ile Adalar arasında bir yerde meydana geldi. İstanbul'un tarihi yarımadasında pek çok bina yıkıldı ya da ağır hasar gördü. Şehrin kalbi olan Kapalıçarşı'nın kubbeleri ve duvarları çöktü. Marmara kıyılarında deniz bir anda çekildi ve ardından dev bir dalga kıyıları vurdu. Deprem, yüzlerce kişinin ölümüne yol açtı. Bu felaketi bilimsel olarak inceleyen ilk araştırmacılardan biri, Atina Rasathanesi'nin müdürü olan Yunan gökbilimci Dimitrios Eginitis idi. Bu yazıda 1894 depremini, yol açtığı yıkımı, Kapalıçarşı'nın onarımını ve depremin bilimsel olarak incelenmesini ele alıyoruz. 1894 İstanbul depreminin yol açtığı yıkımı gösteren bir görüntüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: J. Vogt. Dosya sayfası
Deprem anı
Deprem, 10 Temmuz 1894'te, öğle saatlerinde meydana geldi. Sarsıntı, İstanbul'da birkaç saniye sürdü; ancak bu süre büyük bir yıkıma yol açmaya yetti. Depremin büyüklüğü, modern araştırmalarda yaklaşık 7 olarak tahmin edilmektedir. Deprem, İstanbul'un yanı sıra İzmit, Adapazarı, Gemlik ve Marmara kıyısındaki diğer şehirleri de etkiledi.
Deprem sırasında İstanbul'da en çok etkilenen bölgeler, tarihi yarımadanın merkezi ve kıyı bölgeleri oldu. Kapalıçarşı, Fatih, Aksaray ve Beyazıt gibi semtlerde pek çok bina yıkıldı. Camilerin minareleri çöktü, kubbeler çatladı. Eski ahşap evler, kâgir yapılara göre daha az hasar gördü.
Kapalıçarşı'nın çöküşü
Depremin en çok bilinen sonucu, Kapalıçarşı'nın ağır hasar görmesidir. Çarşının pek çok kubbesi ve duvarı çöktü. Çarşının içinde bulunan esnaf ve müşteriler, enkaz altında kaldı. Çarşının girişlerinden bazıları tamamen yıkıldı. Kapalıçarşı, deprem sonrasında uzun bir süre kapalı kaldı ve büyük bir onarım çalışması başlatıldı.
Ek bilgi
Kapalıçarşı, 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmed döneminde yaptırılan iki bedestenin çevresinde gelişmiş bir çarşıydı. Yüzyıllar boyunca pek çok yangın ve deprem atlattı. 1894 depreminden sonra yapılan onarım, çarşıya bugünkü görünümünün önemli bir kısmını kazandırdı.
Deniz dalgası
Depremden kısa süre sonra, Marmara Denizi'nde bir deniz dalgası, yani tsunami meydana geldi. Kıyılarda deniz önce çekildi, ardından yükselerek kıyıları vurdu. Bu dalga, özellikle Adalar, Yeşilköy ve Büyükçekmece gibi kıyı bölgelerinde etkili oldu. Dalga, kıyıdaki tekneleri ve bazı yapıları sürükledi. Ancak dalganın yol açtığı can kaybı, depremin kendisine göre sınırlı kaldı. A. Bianchini'nin 1894 İstanbul depremini gösteren resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Arturo Bianchini G. Larini (sketch). Dosya sayfası
Kayıplar
Depremde hayatını kaybedenlerin sayısı, kaynaklarda farklı rakamlarla verilir. Osmanlı hükümetinin açıkladığı resmî rakamlar, İstanbul'da yaklaşık 470 kişinin öldüğünü belirtir. Ancak bazı kaynaklar, gerçek rakamın daha yüksek olduğunu ve bin kişiyi aşabileceğini öne sürer. Yaralıların sayısı da yüzlerle ifade edilir. Binlerce bina hasar gördü ve pek çok kişi evsiz kaldı.
Dikkat: yanlış bilinen
1894 depreminin can kaybına dair rakamlar, kaynaklar arasında önemli farklılıklar gösterir. Bu farklılık, dönemin kayıt tutma yöntemlerinden, resmî açıklamaların sınırlılığından ve farklı bölgelerin kayıplarının farklı şekilde sayılmasından kaynaklanır. Bu nedenle kesin bir rakam vermek mümkün değildir.
Devletin yardım çalışmaları
Depremden sonra Sultan II. Abdülhamid, yaralılara ve evsiz kalanlara yardım için bir komisyon kurdu. Komisyon, yardım toplamak, çadırlar kurmak ve yıkılan binaları onarmak için çalıştı. Padişahın kendi hazinesinden de yardım yapıldı. Osmanlı'daki gayrimüslim cemaatler ve yabancı elçilikler de yardım çalışmalarına katıldı. Avrupa basınında depremle ilgili haberler yayımlandı ve bazı ülkelerden yardım gönderildi.
Eginitis'in raporu
Depremi bilimsel olarak inceleyen ilk araştırmacılardan biri, Atina Rasathanesi'nin müdürü olan Yunan gökbilimci Dimitrios Eginitis idi. Eginitis, depremden kısa süre sonra İstanbul'a geldi ve depremin etkilerini yerinde inceledi. Hasar gören binaları, yıkımın dağılımını ve depremin etkilediği bölgeleri inceleyerek bir rapor hazırladı. Bu rapor, 1894 depreminin bilimsel olarak belgelenmesinin en önemli kaynaklarından biridir.
Eginitis'in raporu, depremin merkezinin Marmara Denizi'nde, İzmit Körfezi'ne yakın bir yerde olduğunu öne sürdü. Bu bulgu, modern araştırmaların sonuçlarıyla büyük ölçüde uyumludur. Eginitis'in çalışması, Osmanlı topraklarındaki depremlerin bilimsel olarak incelenmesinin ilk örneklerinden biridir. 1894 yılının olaylarını gösteren bir kolajGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: From a variety of images credited above. Dosya sayfası
1894'ten bugüne
1894 depremi, İstanbul'un deprem riskini hatırlatan önemli bir olaydır. Marmara Denizi'nin altından geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı, İstanbul için büyük bir deprem tehlikesi oluşturmaktadır. 1999'da meydana gelen İzmit depremi, bu fay hattının ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gösterdi. Bilim insanları, 1894 depremi gibi tarihî depremleri inceleyerek, gelecekteki depremlerin olası etkilerini tahmin etmeye çalışmaktadır. Bu nedenle 1894 depremi, yalnızca bir tarihî olay değil, aynı zamanda bugünün deprem araştırmaları için de önemli bir veri kaynağıdır.
Tarih notu
Kronoloji
15. yüzyıl: Kapalıçarşı'nın çekirdeğinin kurulması 1509: İstanbul'da büyük deprem 1766: İstanbul'da büyük deprem 10 Temmuz 1894: İstanbul depremi ve Marmara'da deniz dalgası 1894: Eginitis'in İstanbul'daki incelemeleri 1894 sonrası: Kapalıçarşı'nın onarımı 1999: İzmit depremi
Kapalıçarşı'nın çöktüğü gün
Bize göre 1894 depremi, İstanbul'un tarihî dokusunun ve insanlarının deprem karşısındaki kırılganlığını gösteren önemli bir olaydır. Kapalıçarşı'nın çöküşü, şehrin kalbinin bir anda nasıl yıkılabileceğini gösterdi. Eginitis'in raporu ise, depremlerin bilimsel olarak incelenmesinin ve belgelenmesinin önemini ortaya koydu. Bugün İstanbul'da yaşayan herkes için 1894 depremi, geçmişten gelen bir uyarıdır.
1894 depremi, İstanbul'un deprem tarihinde yalnızca yıkımın büyüklüğüyle değil, bilimsel olarak incelenmesiyle de özel bir yere sahiptir. Eginitis'in hazırladığı rapor, depremin etkilerini yerinde gözlemleyerek kayda geçiren ilk sistemli çalışmalardan biri oldu. Kapalıçarşı'nın büyük hasar görmesi, şehrin ticaret merkezinin ve tarihî dokusunun depreme karşı ne kadar savunmasız olduğunu gösterdi. Depremin ardından yapılan onarımlar, çarşının bazı bölümlerinin görünümünü değiştirdi. Marmara kıyılarında gözlenen dalga, deprem ile deniz arasındaki ilişkinin de dikkate alınması gerektiğini hatırlattı. Osmanlı yönetiminin yardım ve onarım çalışmaları ise afet yönetiminin o dönemdeki imkânlarını ve sınırlarını ortaya koydu. Bugün İstanbul'da yaşanacak olası bir deprem tartışılırken, 1894'ün dersleri hâlâ güncelliğini korur. Geçmişteki depremleri tanımak, gelecekteki kayıpları azaltmanın ilk adımıdır.