Kölelik, Osmanlı İmparatorluğu'nda yüzyıllar boyunca yasal bir kurum olarak varlığını sürdürdü. İstanbul'da, Kapalıçarşı'nın yakınında bir Esir Pazarı vardı ve burada Afrika'dan, Kafkasya'dan ve başka bölgelerden getirilen insanlar alınıp satılırdı. 19. yüzyılda ise Avrupa'da köle ticaretine karşı yükselen hareket ve İngiltere'nin diplomatik baskısı, Osmanlı'yı da bu konuda adımlar atmaya yöneltti. 1847'de İstanbul'daki Esir Pazarı kapatıldı. 1857'de çıkarılan bir fermanla, Afrika'dan getirilen siyahi kölelerin ticareti imparatorluğun büyük bir kısmında yasaklandı. Ancak bu yasaklar, köleliğin kendisini kaldırmadı ve uygulamada pek çok istisna ve sorunla karşılaştı. Bu yazıda Osmanlı'da köle ticaretini yasaklayan adımları, 1857 fermanını, Hicaz'daki direnişi ve köleliğin sona ermesini ele alıyoruz. İstanbul'da Çerkez kadınlarının satıldığı esir pazarını gösteren bir gravürGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Desconocido, litografía del siglo XIX. Dosya sayfası
Osmanlı'da kölelik
Osmanlı'da kölelik, İslam hukukunun kurallarına göre düzenlenmişti. Köleler, savaş esirleri arasından ya da köle ticareti yoluyla elde ediliyordu. Osmanlı'daki kölelik, büyük ölçüde ev hizmetlerine ve saray hizmetlerine dayanıyordu. Amerika kıtasındaki plantasyon köleliğinden farklı olarak, Osmanlı'da kölelerin büyük çoğunluğu evlerde hizmetçi, dadı ya da hizmetli olarak çalışırdı. Köleler, belirli bir süre hizmet ettikten sonra sıkça azat edilirdi.
19. yüzyılda Osmanlı'ya getirilen kölelerin başlıca kaynakları, Afrika ve Kafkasya'ydı. Afrika'dan getirilen köleler, Sahra Çölü'nü geçen kervan yollarıyla, Nil vadisinden ve Kızıldeniz üzerinden İstanbul'a, Kahire'ye ve diğer şehirlere ulaşırdı. Kafkasya'dan ise özellikle Çerkez ve Gürcü kızları, aileleri tarafından ya da köle tüccarları aracılığıyla Osmanlı'ya getirilirdi.
İngiltere'nin baskısı
19. yüzyılın başında İngiltere, köle ticaretine karşı küresel bir mücadele başlattı. 1807'de İngiltere, kendi kolonilerinde köle ticaretini yasakladı ve 1833'te köleliği tamamen kaldırdı. Ardından diğer ülkeleri de köle ticaretini yasaklamaya zorlamak için diplomatik baskı uyguladı. İngiltere'nin İstanbul'daki büyükelçisi Stratford Canning, Osmanlı hükümetine köle ticaretinin yasaklanması için sürekli baskı yaptı.
Osmanlı devlet adamları, başlangıçta bu baskılara direndi. Kölelik, İslam hukukunun tanıdığı bir kurumdu ve tamamen kaldırılması, din adamlarının ve toplumun büyük bir kesiminin tepkisine yol açabilirdi. Ancak Tanzimat dönemi devlet adamları, Avrupa ile ilişkileri güçlendirmek ve modern bir devlet imajı oluşturmak için bazı adımlar atmaya karar verdi.
Esir Pazarı'nın kapanışı
1847'de İstanbul'daki Esir Pazarı kapatıldı. Bu karar, köle ticaretinin İstanbul'da açık bir pazarda yapılmasına son verdi. Ancak köle ticareti, özel evlerde ve tüccarların konaklarında devam etti. Aynı yıl, Basra Körfezi'nde Afrikalı köle ticaretini sınırlayan bir ferman da çıkarıldı.
Ek bilgi
1854'te çıkarılan fermanlarla, Çerkez ve Gürcü kölelerin ticareti de kısıtlanmaya çalışıldı. Ancak Kırım Savaşı ve ardından Rusya'nın Kafkasya'daki savaşları, 1860'larda büyük bir Çerkez göçüne yol açtı. Bu göç sırasında Çerkez göçmenler arasında köle ticareti yeniden yaygınlaştı.
Giulio Rosati'nin esir pazarını konu alan oryantalist tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Giulio Rosati. Dosya sayfası
1857 fermanı
1857'de Sultan Abdülmecid'in çıkardığı bir fermanla, Afrika'dan getirilen siyahi kölelerin ticareti, imparatorluğun büyük bir kısmında yasaklandı. Ferman, köle ticaretini yapanların cezalandırılmasını ve yakalanan kölelerin serbest bırakılmasını öngörüyordu. Ancak ferman, bir bölgeyi kapsam dışında bıraktı: Hicaz.
Hicaz istisnası
Hicaz, Mekke ve Medine'nin bulunduğu bölgeydi ve hac dönemlerinde köle ticaretinin önemli merkezlerinden biriydi. 1855'te, köle ticaretinin yasaklanacağı haberi Hicaz'a ulaştığında, Mekke'de büyük bir isyan çıktı. İsyancılar, yasağın İslam'a aykırı olduğunu ileri sürdü ve Mekke'nin bazı din adamları da isyanı destekledi. İsyan, Osmanlı kuvvetleri tarafından bastırıldı; ancak Osmanlı hükümeti, Hicaz'daki hassasiyeti göz önünde bulundurarak 1857fermanında Hicaz'ı kapsam dışında bıraktı.
Dikkat: yanlış bilinen
1857 fermanı köle ticaretini yasaklasa da, köleliği kaldırmadı. Mevcut köleler, sahiplerinin yanında kalmaya devam etti. Ayrıca yasağın uygulanması, özellikle taşrada ve uzak bölgelerde zayıf kaldı. Köle ticareti, gizli olarak ve farklı yollarla 19. yüzyılın sonuna kadar devam etti.
1880 sözleşmesi ve Brüksel
1880'de Osmanlı ile İngiltere arasında köle ticaretinin önlenmesine dair bir sözleşme imzalandı. Bu sözleşmeyle İngiliz gemilerine, Osmanlı gemilerini köle ticareti şüphesiyle arama yetkisi tanındı. 1890'da ise Brüksel'de toplanan uluslararası konferansta, Afrika'daki köle ticaretinin önlenmesine dair bir genel antlaşma imzalandı. Osmanlı da bu antlaşmaya taraf oldu.
Avrupa'nın oryantalist bakışı
19. yüzyılda Avrupalı ressamlar, Osmanlı'daki esir pazarlarını sıkça resmetti. Bu tablolar, genellikle Çerkez kadınlarının satıldığı sahneleri, egzotik ve erotik bir bakışla gösteriyordu. İskoç ressam William Allan, Fransız ressam Jean-Léon Gérôme ve İtalyan ressam Giulio Rosati bu konuyu işleyen ressamlar arasındaydı. Bu tablolar, Avrupa'da Osmanlı'nın bir "köle toplumu" olarak algılanmasına katkıda bulundu. Ancak bu tabloların çoğu, doğrudan gözleme değil, ressamların hayal gücüne ve oryantalist kalıplara dayanıyordu.
Hicaz'daki direniş
1857fermanından önce, 1855'te Osmanlı hükümetinin köle ticaretini yasaklayacağı söylentileri Hicaz'da büyük bir tepkiye yol açtı. Mekke'deki bazı din adamları ve tüccarlar, bu yasağın İslam hukukuna aykırı olduğunu ileri sürdü ve isyan başlattı. Bu isyan, Osmanlı kuvvetleri tarafından bastırıldı. Ancak hükümet, Hicaz'daki tepkileri göz önüne alarak, 1857 fermanında Hicaz'ı yasağın kapsamı dışında bıraktı. Bu durum, Hicaz'ın köle ticareti açısından uzun süre önemli bir merkez olarak kalmasına yol açtı.
İngiltere'nin baskısı
İngiltere, 1807'de kendi topraklarında köle ticaretini yasakladıktan sonra, diğer devletleri de bu yasağa katılmaya zorladı. İngiliz elçileri, Osmanlı hükümetine köle ticaretini yasaklaması için sürekli baskı yaptı. İngiliz dışişleri arşivlerinde, bu baskılara dair pek çok yazışma bulunur. 1880'de Osmanlı ile İngiltere arasında, Kızıldeniz'de köle ticaretinin engellenmesine yönelik bir antlaşma imzalandı. Bu antlaşma, İngiliz gemilerinin Osmanlı bayrağı taşıyan şüpheli gemileri aramasına izin veriyordu.
Çerkes köle ticareti
1860'larda Kafkasya'dan Osmanlı topraklarına gelen büyük Çerkes göçü, köle ticaretinin yeni bir boyut kazanmasına yol açtı. Çerkes toplumunda var olan kölelik ilişkileri, göçle birlikte Osmanlı topraklarına taşındı. Bu durum, Osmanlı hükümeti için karmaşık bir sorun oluşturdu. Tarihçi Ehud Toledano, Osmanlı köle ticaretine dair çalışmalarında bu konuyu ayrıntılı bir şekilde incelemiştir. İskoç ressam William Allan'ın İstanbul esir pazarını konu alan tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: William Allan. Dosya sayfası
Köleliğin sonu
Osmanlı'da kölelik, resmî olarak hiçbir zaman tek bir yasayla kaldırılmadı. Ancak 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında, köle ticaretine yönelik yasaklar ve toplumsal değişimler, köleliğin giderek azalmasına yol açtı. 1908'den sonra İkinci Meşrutiyet döneminde, kölelik daha da azaldı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra, yeni hukuk düzeni köleliği tanımadı. Amerikalı-İsrailli tarihçi Ehud Toledano, Osmanlı'da köle ticaretinin yasaklanması üzerine yaptığı araştırmalarla bu konuda önemli çalışmalar ortaya koydu.
Tarih notu
Kronoloji 1807: İngiltere'nin köle ticaretini yasaklaması 1833: İngiltere'nin köleliği kaldırması 1847: İstanbul'daki Esir Pazarı'nın kapatılması 1854: Çerkez ve Gürcü köle ticaretini kısıtlayan fermanlar 1855: Mekke'de köle ticareti yasağına karşı isyan 1857: Afrikalı köle ticaretini yasaklayan ferman 1880: Osmanlı-İngiliz sözleşmesi 1890: Brüksel antlaşması
Yasakla gelenek arasındaki uzun yol
Bize göre 1857 fermanı, Osmanlı'nın köleliğe karşı attığı önemli ama sınırlı bir adımdı. Ferman, dış baskıların ve iç dirençlerin arasında bir uzlaşma olarak ortaya çıktı: köle ticaretini yasakladı, ama köleliği kaldırmadı; imparatorluğun büyük kısmında uygulandı, ama Hicaz'ı kapsam dışında bıraktı. Bu süreç, toplumsal kurumların değişiminin ne kadar yavaş ve çelişkili olabileceğini gösterir.
1857 fermanının sınırlılıkları, toplumsal bir kurumu değiştirmenin yalnızca bir kararla mümkün olmadığını gösterir. İngiltere'nin baskısı, fermanın çıkarılmasında önemli bir etken oldu; ancak Osmanlı yönetimi, Hicaz'daki tepkilerden ve dinî gerekçelerle yapılan itirazlardan çekindi. Bu nedenle ferman, ticareti yasaklarken köleliğin kendisine dokunmadı ve bazı bölgeleri kapsam dışında bıraktı. İstanbul'daki Esir Pazarı'nın kapanması sembolik bir adımdı; fakat kaçakçılık ve ev içi kölelik farklı biçimlerde sürdü. 1880'de İngiltere ile yapılan antlaşma ve sonraki düzenlemeler, bu sürecin devamıydı. Köleliğin Osmanlı'daki tarihi, Avrupa ve Amerika'daki deneyimlerden farklı özellikler taşısa da, insan onuru açısından aynı ciddiyetle ele alınması gereken bir konudur. Bu tarihle yüzleşmek, geçmişi bütünüyle anlamanın gereğidir.