Ankara'nın adı yüzyıllardır, uzun ve parlak tüylü bir keçi türüyle birlikte anılır: Ankara keçisi. Bu keçinin tüyü olan tiftik ve tiftikten dokunan sof adlı kumaş, 16. ve 17. yüzyıllarda Ankara'yı Avrupa ile ticaret yapan önemli bir merkez hâline getirdi. Hollandalı ve İngiliz tüccarlar, İzmir üzerinden Ankara'nın tiftik ipliğini ve sof kumaşını satın alıyordu. Hollanda'daki Leiden şehrinin dokuma sanayisi, Ankara'dan gelen iplik olmadan çalışamaz hâle gelmişti. Bu yazıda Ankara tiftiğinin tarihini, sof dokumacılığını, Osmanlı'nın ham tiftik ihracatına getirdiği kısıtlamaları, Avrupa'daki tiftik ticaretini ve 19. yüzyılda keçilerin Güney Afrika ve Amerika'ya götürülmesini ele alıyoruz. Bir Ankara keçisiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ltshears - Trisha M Shears. Dosya sayfası
Ankara keçisi ve tiftik
Ankara keçisi, Orta Anadolu'nun kuru ve soğuk iklimine uyum sağlamış bir keçi türüdür. Bu keçinin tüyü, beyaz, parlak, yumuşak ve uzun liflerden oluşur. Tiftik, yün ve ipek arasında bir dokuya sahiptir ve boyandığında canlı renkler alır. Bu özellikleri, tiftiği değerli bir dokuma ham maddesi yapar. Ankara ve çevresindeki köylerde keçiler yetiştirilir, tüyleri ilkbaharda kırkılırdı. Kırkılan tüyler, kadınlar tarafından evlerde eğrilerek ipliğe dönüştürülürdü.
Sof: Ankara'nın kumaşı
Tiftik ipliğinden dokunan kumaşa sof denirdi. Sof, hafif, parlak ve dayanıklı bir kumaştı. Osmanlı sarayında ve zengin kesimlerde, özellikle cübbe ve kaftan yapımında kullanılırdı. Ankara'da sof dokumacılığı, şehrin en önemli zanaatlerinden biriydi. Ankara kadı sicilleri, sof dokumacılarının loncalarını, sof fiyatlarını ve sof ticaretiyle ilgili anlaşmazlıkları gösterir. Tarihçi Suraiya Faroqhi, Ankara ve Kayseri gibi Orta Anadolu şehirlerinin ticaret ve zanaat hayatı üzerine yaptığı çalışmalarda, sof üretiminin şehrin ekonomisindeki yerini ayrıntılı olarak inceledi.
Ek bilgi
Ankara'da sof dokumacılığı, şehrin Müslüman, Ermeni ve Rum nüfusunun birlikte yer aldığı bir zanaatti. Tüccarlar arasında da farklı dinlerden kişiler bulunuyordu. Bu çeşitlilik, Osmanlı şehirlerinin ticari hayatının tipik bir özelliğiydi.
Leiden ve Hollanda tüccarları
17. yüzyılda Hollanda'nın Leiden şehri, Avrupa'nın en büyük tekstil merkezlerinden biriydi. Leiden'in önemli ürünlerinden biri, tiftik ipliğiyle dokunan ve Hollandaca "grein" denen bir kumaştı. Bu kumaşın ham maddesi, Ankara'dan geliyordu. Hollandalı tüccarlar, İzmir'deki ticaret kolonilerinde Ankara'dan gelen tiftik ipliğini satın alıp Hollanda'ya gönderiyordu. Bu ticaret, Hollanda'nın Levant ticaretinin önemli bir kalemiydi. Hollanda'nın İzmir konsolosluğunun kayıtları ve Lahey'deki Hollanda Ulusal Arşivi'ndeki Levant Ticaret Müdürlüğü belgeleri, bu ticaretin ayrıntılarını gösterir.
İngiliz Levant Kumpanyası da Ankara tiftiği ticaretinde önemli bir rol oynadı. İngiliz tüccarlar, İngiltere'de üretilen kumaşları Osmanlı'ya satarak karşılığında tiftik ipliği ve ipek alıyordu. Bu ticaret, Londra'daki İngiliz Ulusal Arşivi'nde bulunan Levant Kumpanyası kayıtlarında belgelenmiştir.
Ham tiftik ihracatına kısıtlamalar
Osmanlı devleti, Ankara'daki dokumacıları korumak için zaman zaman ham tiftiğin, yani eğrilmemiş tüyün yurt dışına satılmasını yasakladı. Bu politikanın amacı, iplik eğirme işinin Ankara'da kalmasını sağlamaktı. Avrupalı tüccarlar ise eğrilmiş iplik yerine ham tiftik satın almayı tercih ediyordu, çünkü bu daha ucuzdu ve kendi ülkelerinde eğirebiliyorlardı. Bu çıkar çatışması, Osmanlı ile Avrupalı tüccarlar arasında uzun süren bir gerilim kaynağı oldu. Uzun tüylü bir Ankara keçisiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Adrian Pingstone (Arpingstone). Dosya sayfası
18. ve 19. yüzyılda değişim
18. yüzyılda Avrupa'daki dokuma sanayisi, Ankara tiftiğine olan bağımlılığını azaltmaya çalıştı. İngiltere'de iplik eğirme makinelerinin geliştirilmesi, ham tiftiğin Avrupa'da işlenmesini kolaylaştırdı. Bu durum, Ankara'daki el eğiriciliğini olumsuz etkiledi. 19. yüzyılda Ankara, tiftik ipliği ve sof yerine ağırlıklı olarak ham tiftik ihraç eden bir merkez hâline geldi.
Keçiler dünyaya yayılıyor
19. yüzyılda Ankara keçisi, Osmanlı topraklarının dışına da götürüldü. 1838'de Güney Afrika'nın Ümit Burnu kolonisine Ankara keçileri ulaştı. Kısa sürede Güney Afrika, büyük bir tiftik üreticisi oldu. 1849'da Amerikalı James B. Davis, Osmanlı'dan aldığı Ankara keçilerini Amerika'ya götürdü. Bu keçiler, Teksas'ta büyük bir tiftik üretiminin başlangıcı oldu. 19. yüzyılın sonunda Güney Afrika ve Amerika'daki tiftik üretimi, Ankara'nın ihracatını geride bıraktı.
Dikkat: yanlış bilinen
Ankara keçisinin yurt dışına çıkarılması hakkında, Osmanlı'nın keçi ihracatını kesin olarak yasakladığı ve keçilerin kaçırıldığı yönünde hikâyeler anlatılır. Bu hikâyelerin bazı ayrıntıları belgelerle desteklenmez. Belgelerde zaman zaman ihracat kısıtlamaları görülse de, keçilerin bir kısmı resmî izinle ve satın alma yoluyla götürülmüştür.
Tiftik keçisinin Avrupa'ya götürülme girişimleri
Ankara tiftiğinin değeri, Avrupalıları tiftik keçisini kendi ülkelerinde yetiştirmeye yöneltti. 18. ve 19. yüzyılda bazı Avrupa ülkeleri, Ankara keçilerini kendi topraklarına götürmeye çalıştı. Bu girişimlerin çoğu başarısız oldu; çünkü keçiler, Ankara'nın iklim ve bitki örtüsüne uyum sağlamıştı. 19. yüzyılda ise Güney Afrika'ya ve Amerika'ya götürülen keçiler, bu bölgelerde yetiştirilmeye başlandı. Bugün dünyanın en büyük tiftik üreticileri arasında Güney Afrika ve Amerika'nın Teksas eyaleti yer alır.
Sof ve Ankara'nın ekonomisi
Sof dokumacılığı, Ankara'nın ekonomisinin bel kemiğiydi. Şehrin önemli ailelerinin pek çoğu, sof ticaretiyle zenginleşmişti. 19. yüzyılda Avrupa'dan gelen fabrika üretimi kumaşların rekabeti, Ankara'daki el dokumacılığını zayıflattı. Ham tiftik ihracatı ise devam etti; ancak dokumacılık büyük ölçüde geriledi. Bu durum, Ankara'nın 19. yüzyılda ekonomik bir durgunluk yaşamasına yol açtı. Ankara keçisiGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: State Government Photographer. Dosya sayfası
Ankara'nın ekonomisi ve tiftiğin mirası
Tiftik ve sof ticaretinin gerilemesi, 19. yüzyılda Ankara'nın ekonomisini olumsuz etkiledi. Şehir, daha önceki zenginliğini kaybetti. Ancak 1892'de Anadolu demiryolunun Ankara'ya ulaşması, tiftiğin İstanbul'a ve oradan dünya pazarlarına taşınmasını kolaylaştırdı. Bugün Ankara keçisi yetiştiriciliği, Türkiye'de devam etmektedir. Tiftik İngilizcede "mohair" adıyla bilinse de, keçinin kendisine İngilizcede "Angora goat" denmesi, şehrin adının dünyaya taşındığının bir göstergesidir.
Tarih notu
Kronoloji
16. yüzyıl: Ankara'da sof dokumacılığının yükselişi
17. yüzyıl: Leiden'de tiftik ipliğiyle dokuma, İzmir'de Hollanda ve İngiliz tüccarları
17.–18. yüzyıllar: Ham tiftik ihracatına kısıtlamalar 1838: Ankara keçilerinin Güney Afrika'ya ulaşması 1849: James B. Davis'in keçileri Amerika'ya götürmesi 1892: Anadolu demiryolunun Ankara'ya ulaşması
Keçinin yünü, şehrin kaderi
Bize göre Ankara tiftiğinin hikâyesi, küresel ticaretin bir şehrin kaderini nasıl değiştirebileceğini gösterir. Orta Anadolu'nun bir keçisi, Hollanda'daki bir dokuma tezgâhını, Londra'daki bir ticaret kumpanyasını ve sonunda Güney Afrika ile Teksas'taki çiftlikleri birbirine bağladı. Ankara, bu zincirin başında yer aldığı sürece zengin oldu; zincirin diğer halkaları güçlendikçe ise geriledi. Lahey'deki ve Londra'daki ticaret kayıtları, bu hikâyenin Ankara'dan görünmeyen yüzünü anlatır.
Ankara tiftiği ve sofun hikâyesi, bir bölgenin tek bir ürüne dayanan refahının ne kadar kırılgan olabileceğini gösterir. 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa'nın sof talebi, Ankara'yı zengin bir ticaret şehri yaptı; Hollandalı, İngiliz ve Fransız tüccarlar İzmir üzerinden bu kumaşı ve ipliği satın aldı. Ancak Avrupa'daki dokuma tezgâhları ham iplik almaya yöneldikçe, şehrin dokumacıları işlerini kaybetti. Tiftik keçisinin başka kıtalara götürülerek yetiştirilmesi ise tekelin sonunu getirdi. Bu süreç, küresel ticaretin bir yandan fırsat, öte yandan rekabet ve kayıp anlamına geldiğini hatırlatır. Ankara'nın daha sonra başkent olarak yeniden önem kazanması, şehrin tarihindeki bu iniş çıkışlara ilginç bir son nokta ekler.