İçeriğe geç
Giriş yap
0

Reji: tütün tekeli, kolcular ve kaçakçılar, Cibali fabrikası ve 1925'te Tekel'e geçiş

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde tütün, hem köylülerin önemli bir geçim kaynağı hem de devletin borçlarını ödemek için kullanılan bir gelir kalemiydi. 1883'te tütünün alım, işlenme ve satışı, Avrupalı bankaların ortak olduğu Reji adlı bir şirkete devredildi. Reji şirketi, tütün üreticilerinden düşük fiyatla tütün alıyor, kaçakçılığa karşı kendi silahlı muhafızlarını, yani kolcuları çalıştırıyordu. Bu düzen, Anadolu ve Balkanlarda uzun yıllar süren bir kaçakçılık ve çatışma ortamı yarattı. Bu yazıda Reji'nin kuruluşunu, Düyun-u Umumiye ile ilişkisini, kaçakçılık sorununu, Cibali ve Samsun fabrikalarını ve şirketin Cumhuriyet döneminde nasıl sona erdiğini ele alıyoruz.
1940'larda İstanbul'daki Cibali Tütün Fabrikası
1940'larda İstanbul'daki Cibali Tütün FabrikasıGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: Directorate General of Press and Information. Dosya sayfası

Borçlar ve Düyun-u Umumiye

1875'te Osmanlı devleti, dış borçlarının faizlerini ödeyemeyeceğini ilan etti. Bu iflasın ardından, 1881'de Muharrem Kararnamesi ile Osmanlı borçlarının yönetimi için Düyun-u Umumiye idaresi kuruldu. Bu idare, Avrupalı alacaklıların temsilcilerinden oluşuyordu ve borçların ödenmesi için devletin bazı gelirlerini doğrudan topluyordu. Bu gelirler arasında tuz, ipek, alkollü içkiler, balıkçılık ve tütün vergileri vardı. Düyun-u Umumiye, tütün gelirlerini daha verimli toplamak için bu işi ayrı bir şirkete vermeye karar verdi.

Reji şirketinin kuruluşu

1883'te, Osmanlı Bankası, Viyana'daki Creditanstalt ve Berlin'deki Bleichröder bankasının da aralarında bulunduğu bir grup, otuz yıllık bir imtiyazla Reji şirketini kurdu. Şirketin Fransızca adı "Société de la Régie co-intéressée des tabacs de l'Empire ottoman" idi. Bu ad, devletin ve Düyun-u Umumiye'nin de şirketin kârından pay alacağını ifade ediyordu.

Reji, Osmanlı topraklarında yetişen tütünün büyük kısmını satın alma, işleme ve satma tekeline sahipti. Tütün üreticileri, ürünlerini Reji'ye, onun belirlediği fiyattan satmak zorundaydı. Şirket, depolar, fabrikalar ve satış noktalarından oluşan geniş bir ağ kurdu.
Ek bilgi
Reji tekeli, Osmanlı'nın tamamında aynı şekilde uygulanmadı. Bazı bölgeler ve bazı tütün türleri farklı düzenlemelere tabiydi. Ayrıca ihracat için yetiştirilen tütün ile iç piyasa için satılan tütün arasında farklı kurallar vardı.

Kolcular ve kaçakçılar

Reji'nin belirlediği düşük alım fiyatları, tütün üreticilerini tütünlerini kaçak olarak satmaya yöneltti. Kaçak tütün, Reji'nin sattığından daha ucuzdu ve halk arasında büyük talep görüyordu. Bu nedenle tütün kaçakçılığı, Anadolu'nun ve Balkanların pek çok yerinde yaygın bir geçim yolu hâline geldi. Reji, kaçakçılıkla mücadele için kendi silahlı muhafız birliğini kurdu. Kolcu adı verilen bu muhafızlar, köyleri ve yolları denetliyor, kaçak tütün taşıyanları yakalamaya çalışıyordu.

Kolcular ile kaçakçılar arasındaki çatışmalar, sık sık silahlı kavgalara dönüştü ve iki taraftan da can kayıpları yaşandı. Dönemin kaynaklarında, bu çatışmalarda binlerce kişinin öldüğü yazılır. Kesin rakamlar tartışmalı olsa da, Reji döneminin Anadolu'da derin bir kırgınlık bıraktığı açıktır. Halk edebiyatında ve türkülerde kaçakçılar zaman zaman kahraman olarak anılır.

Fabrikalar: Cibali, Samsun ve İskeçe

Reji, tütünü işlemek için büyük fabrikalar kurdu. İstanbul'daki Cibali Tütün Fabrikası, 1884'te faaliyete başladı ve Haliç kıyısında yüzlerce işçinin çalıştığı büyük bir sanayi tesisine dönüştü. Fabrikada çalışan işçilerin önemli bir kısmı kadındı. Samsun, İzmir ve Balkanlardaki tütün merkezlerinde de fabrikalar ve depolar kuruldu. Bugün Yunanistan'da bulunan İskeçe (Ksanti) ve Kavala, Osmanlı döneminde tütün üretiminin en önemli merkezleri arasındaydı. Bu şehirlerdeki eski tütün depoları, bugün de ayakta duran sanayi mirası yapılarıdır.
Yunanistan'ın İskeçe şehrindeki 19. yüzyıldan kalma Reji tütün deposu
Yunanistan'ın İskeçe şehrindeki 19. yüzyıldan kalma Reji tütün deposuGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Ggia. Dosya sayfası

Tütün işçileri ve ilk grevler

Reji fabrikaları, Osmanlı'da modern işçi sınıfının ortaya çıktığı yerlerden biriydi. Fabrikalarda çalışan işçiler, uzun çalışma saatleri ve düşük ücretlerle karşı karşıyaydı. 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra Osmanlı'da bir grev dalgası yaşandı ve tütün işçileri de bu grevlere katıldı. Kavala, Selanik ve İstanbul'daki tütün işçileri, ücret artışı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için iş bıraktı. Bu grevler, Osmanlı işçi hareketinin ilk önemli örnekleri arasında yer alır.
Dikkat: yanlış bilinen
Reji'yi yalnızca "yabancıların Osmanlı'yı sömürmesi" olarak anlatmak, konunun bir yönünü gösterir. Reji, devlete ve Düyun-u Umumiye'ye düzenli gelir sağladı, tütün kalitesinin standartlaşmasına ve sanayileşmeye katkıda bulundu. Ancak bu gelir, üreticilerin ve tüketicilerin sırtından elde edildi. Her iki yönü de dikkate almak gerekir.

Tütün üreticileri ve Reji

Reji idaresi, tütün üreticileri üzerinde sıkı bir denetim kurdu. Üreticiler, tütünlerini belirli fiyatlarla Reji'ye satmak zorundaydı. Reji'nin belirlediği fiyatlar, üreticilerin beklentilerinin altında kaldığında, üreticiler tütünlerini kaçakçılara satmayı tercih etti. Bu durum, kaçakçılığı besleyen önemli bir etkendi. Karadeniz, Ege ve Makedonya'daki tütün bölgelerinde, Reji kolcuları ile kaçakçılar arasında silahlı çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalarda her iki taraftan da pek çok kişi hayatını kaybetti.

Reji'nin işçileri

Reji fabrikalarında, özellikle tütün işleme ve sigara sarma işlerinde çok sayıda işçi çalıştı. Bu işçilerin önemli bir kısmı kadınlardı. Cibali'deki tütün fabrikası, İstanbul'daki en büyük işyerlerinden biri haline geldi. Fabrikada çalışan kadınlar, Osmanlı'da sanayi işçiliğine katılan ilk kadın kuşaklarından biri olarak anılır. Cibali fabrikasının binası, bugün Kadir Has Üniversitesi tarafından kullanılmaktadır. Reji'nin kayıtları, Osmanlı arşivinin yanı sıra Paris'teki Osmanlı Bankası arşivlerinde de bulunur.
20. yüzyılın başında Samsun tütün fabrikasında çalışan işçiler
20. yüzyılın başında Samsun tütün fabrikasında çalışan işçilerGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Daily Sabah - Ekrem Buğra Ekinci. Dosya sayfası

1925: Reji'nin sonu ve Tekel

Reji'nin imtiyaz süresi, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında uzatılmış hâlde devam etti. Cumhuriyet'in ilanından sonra, 1925'te Türkiye Büyük Millet Meclisi Reji şirketinin imtiyazını satın aldı ve tütün tekeli devlete geçti. Bu tekel, sonradan Tekel adıyla bilinen devlet kurumuna dönüştü. Cibali fabrikası, Tekel döneminde de uzun yıllar çalıştı. Bugün Cibali'deki eski fabrika binası, bir üniversite kampüsü olarak kullanılmaktadır.

Reji'nin belgeleri, İstanbul'daki Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nin yanı sıra, Paris'teki Osmanlı Bankası arşivleriyle ilişkili koleksiyonlarda ve Düyun-u Umumiye'nin kayıtlarında bulunur. Bu belgeler, tütün üretimi, ticareti ve kaçakçılığı hakkında ayrıntılı bilgi verir.
Tarih notu
Kronoloji
1875: Osmanlı'nın borç ödemelerini durdurması
1881: Muharrem Kararnamesi ve Düyun-u Umumiye
1883: Reji şirketinin kuruluşu
1884: Cibali Tütün Fabrikası'nın açılışı
1908: Tütün işçilerinin grevleri
1925: Reji imtiyazının satın alınması ve tütün tekelinin devlete geçmesi

Tütün tarlasından borç masasına

Bize göre Reji, Osmanlı'nın borç krizinin gündelik hayata nasıl yansıdığını gösteren en çarpıcı örneklerden biridir. Bir köylünün tarlasında yetiştirdiği tütünün fiyatı, Paris ve Viyana'daki bankaların kararlarına bağlanmıştı. Kolcular ve kaçakçılar arasındaki çatışmalar, bu düzenin insanî bedelini gösterir. Cibali'deki eski fabrika binası ise hem sanayileşmenin hem de bu zor dönemin hatırasını taşımaya devam ediyor.

Reji İdaresi, Osmanlı'nın dış borç yükünün en somut biçimde hissedildiği alanlardan biriydi. Tütün üreticisi, ürününü belirlenen fiyattan şirkete satmak zorundaydı; daha yüksek fiyat isteyen ya da kendi tütününü içmek isteyen köylü kaçakçılığa yöneldi. Kolcularla kaçakçılar arasındaki silahlı çatışmalar, tekel düzeninin toplumsal maliyetini açıkça gösterir; bir tarım ürünü, köylü ile kolcuyu karşı karşıya getiren bir güvenlik meselesine dönüşmüştü. Öte yandan Reji, modern fabrikalar kurdu, işçi istihdam etti ve tütün işlemede yeni teknikler getirdi. Fabrika binalarının bir kısmının bugün başka işlevlerle yaşatılması, bu sanayi mirasının şehir hafızasında yer bulduğunu gösterir. Tekel'in 1925'te kurulması, Cumhuriyet'in bu alanı yabancı sermayeden devralmasının bir simgesi oldu. Böylece bir şirketin tarihi, egemenlik ve ekonomi tartışmalarının merkezine yerleşti.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap