Atatürk Kitaplığı, İstanbul'un Cumhuriyet döneminde kurulan ilk kütüphanelerinden biridir. 1924'te Şehremaneti Dairesi içinde bir belediye kütüphanesi olarak doğdu, 1931'de BeyazıtMedresesi'ne taşındı ve 1981'den beri Taksim'deki, Sedad Hakkı Eldem'in tasarladığı binada araştırmacılara hizmet veriyor. Arap harfli Türkçe kitaplar bakımından Türkiye'nin en zengin kütüphanelerinden biri olan kitaplık, İstanbul'un eski haritaları ve kent belleği için de birinci derecede bir merkezdir. Taksim'deki Atatürk Kitaplığı binasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: VikiPicture. Dosya sayfası
1924: Şehremaneti'nde bir kitap odası
Cumhuriyet'in ilanından bir yıl sonra İstanbul Şehremaneti, yani o dönemki adıyla belediye, kendi bünyesinde bir kütüphane oluşturdu. Bu karar, Osmanlı döneminde vakıf kütüphaneleri, medrese kitaplıkları ve saray koleksiyonlarına dağılmış olan kitap kültürünün halka açık, belediye eliyle yönetilen bir kuruma kavuşturulması bakımından yeni bir adımdı. 1924, aynı zamanda Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çıktığı ve eğitimin tek çatı altında toplandığı yıldı. Yeni devlet okumayı ve kitaba erişimi yaygınlaştırmayı amaçlıyordu; belediye kütüphanesi de bu hedefin İstanbul'daki küçük ama kalıcı bir parçası oldu.
Kütüphane, İstanbul Valisi ve Belediye Reisi Muhittin Üstündağ'ın başkanlığı döneminde, 1929'dan itibaren düzenli bir koleksiyon olarak büyümeye başladı. 1931'de Beyazıt'taki medrese binasına taşındı. Zamanla kitaplar medreseye sığmaz oldu ve yeni bir binaya ihtiyaç doğdu.
Tarih notu
Kronoloji: 1924 Şehremaneti Dairesi'nde belediye kütüphanesinin kuruluşu; 1928 harf devrimi; 1929 koleksiyonun Muhittin Üstündağ döneminde büyümeye başlaması; 1931Beyazıt Medresesi'ne taşınma; 1966-1975 Sedad Hakkı Eldem'in Taksim binası projesi; 1973 binanın yapımı; 3 Mart 1981 Taksim'deki binaya taşınma; 2007 ve 2011Türkiye'nin en iyi kütüphanesi seçilmesi.
Harf devriminin arifesinde ve sonrasında
1 Kasım 1928'de kabul edilen Türk Harfleri Kanunu, İstanbul'daki kütüphanelerin önünde iki yönlü bir görev doğurdu. Bir yandan Latin harfleriyle basılan yeni kitaplar hızla artıyor, öte yandan Müteferrika'dan 1928'e kadar Arap harfleriyle basılmış yüz binlerce kitabın, gazetenin ve derginin korunması gerekiyordu. Belediye kütüphanesi bu ikinci görevi özellikle üstlendi. Bugün Atatürk Kitaplığı'nda Müteferrika matbaasında basılan ilk kitaptan harf devrimine kadar yayımlanan Osmanlıca kitapların büyük çoğunluğu bulunur.
İlk Osmanlıca gazetelerin yanında, dünyada yalnız bu koleksiyonda yer alan "Enîn-i Mazlûm", "Bâdiye" ve "Varlık" gibi yayınlar da kitaplıktadır. Bu koleksiyon, harf devriminin eski yazıyı yok saymadığını, onu koruma altına alan kurumların da Cumhuriyet döneminde kurulduğunu gösteren somut bir örnektir.
Ek bilgi
Kitaplığın koleksiyonunda yaklaşık 228 bin kitap, 20 bin dergi, 10 bin gazete cildi, 445 albüm, 12.320 kartpostal, 10 bin harita, 4.400 yazma eser, 565 salname, 334 takvim ve 49 atlas bulunur. Yabancı dildeki nadir eserler arasında İstanbul'u anlatan seyahatnameler ve şehrin tarihi, coğrafyası ve folkloru üzerine binlerce kitap yer alır.
Atatürk Kitaplığı'nın okuma salonuGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Archeologo. Dosya sayfası
İstanbul'un en büyük eski harita arşivi
Atatürk Kitaplığı'nın harita arşivi, İstanbul'un en büyük eski harita arşivi kabul edilir. 16. yüzyıldan başlayan gravür tarzı İstanbul haritalarından ilk bilimsel haritalara, şehir planlarından yangın haritalarına kadar 10 bine yakın harita burada korunur. Sultan Abdülaziz dönemine ait Beyoğlu'nun 1:200 ölçekli ilk kadastro planları, 1913-1914'te üretilen ve "Alman Mavileri" diye anılan 1:500 ölçekli İstanbul planları, Huber'in Beyoğlu planları, şehrin ilk sigorta haritalarını hazırlayan Charles E. Goad'ın ve daha sonra Jacques Pervititch'in haritaları koleksiyonun en değerli parçalarındandır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında hazırlanan haritalar da arşivin önemli bir bölümünü oluşturur. Bu haritalar, Ankara başkent olduktan sonra İstanbul'un nasıl değiştiğini, yangın yerlerinin nasıl yeniden imar edildiğini, Henri Prost'un 1930'ların sonundaki planlarının şehrin dokusuna nasıl yansıdığını izlemek için bugün de araştırmacıların başvurduğu kaynaklardır.
Sedad Hakkı Eldem'in altıgen binası
Kitaplığın bugünkü binası, Koç Holding tarafından 1973'te Taksim'de yaptırıldı. Mimar Sedad Hakkı Eldem, yapıyı kütüphane, müze ve sergi salonlarından oluşan bir kültür yapıları topluluğu olarak tasarlamıştı; ama yalnız kütüphane bölümü uygulandı. Binanın planı, arkasındaki otelin altmış derecelik açılarına uyan altıgen elemanlardan oluşur.
Üç katlı betonarme yapının en alt katındaki altıgen planlı kitap deposu yaklaşık 600 bin kitap alacak büyüklüktedir. Okuma ve inceleme salonları üstteki iki kattadır. Üst katta, altıgen piramit biçimli kubbemsi örtülerin altında büyük okuma ve katalog salonu bulunur; bu örtüler ışıklıklarla aydınlatılır. Sergi ve konferans salonu girişin iki yanındaki kanatlardadır. Eldem'in geleneksel Türk mimarisini çağdaş mimariyle birleştirme çabası, bu binada da açıkça görülür.
Dikkat: yanlış bilinen
Kitaplık 3 Mart 1981'de Taksim'deki binasına taşındı ve 2007 ile 2011'de Türkiye'nin en iyi kütüphanesi seçildi. 2021'de gazete arşivindeki bazı tarihî nüshaların ziyaretçiler tarafından kesici aletlerle tahrip edildiği ortaya çıktı. Bunun üzerine kitaplık 5 Eylül 2022'den itibaren öğrenci kullanımına kapatılarak yalnız araştırmacılara ayrıldı. Bu olay, eşi bulunmayan bir koleksiyonun korunmasının ne kadar hassas bir iş olduğunu hatırlattı.
Atatürk Kitaplığı'nın altıgen örtülü salonlarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0, yazar: Mace Ojala from Turku, Finland. Dosya sayfası
Atatürk adını taşıyan bir arşiv
Kitaplığın Atatürk adını taşıması bir rastlantı değildir. Cumhuriyet'in kurucusu, okumaya ve kitaba verdiği değerle bilinir; Çankaya'daki kendi kitaplığı binlerce cilde ulaşmıştı ve okuduğu kitapların kenarlarına notlar düşerdi. Onun adını taşıyan bir kitaplığın en değerli koleksiyonunun, harf devrimiyle geride kalan eski yazılı kültürü koruması, Cumhuriyet'in geçmişle ilişkisini anlamak bakımından anlamlıdır.
Eski harfli kitapların bekçisi: Cumhuriyet'in kütüphaneciliği
Atatürk Kitaplığı'nın yüz yıllık serüveni, Cumhuriyet'in kültür siyasetine yöneltilen bir yaygın eleştiriye de cevap verir. Harf devriminin Osmanlıca yazılı mirası unutturduğu sık söylenir. Oysa İstanbul'un belediye kütüphanesi, tam da o yıllarda Arap harfli kitapları, gazeteleri ve dergileri toplayan, kataloglayan ve koruyan bir kurum olarak büyüdü. Bugün Osmanlı basın tarihi üzerine çalışan bir araştırmacının ilk uğrayacağı yerlerden biri hâlâ bu kitaplıktır.
Kitaplığın serüveni aynı zamanda belediyeciliğin kültür alanındaki rolünü de gösterir. Şehremaneti'ndeki küçük bir odadan Beyazıt'taki medreseye, oradan Taksim'deki özel tasarlanmış binaya uzanan yol, kentin kendi belleğini koruma sorumluluğunu üstlendiğini anlatır. Haritalar, kartpostallar, salnameler ve yangın planları, İstanbul'un değişen yüzünün belgeleridir. Bu belgeleri bir arada tutan kurumun Atatürk'ün adını taşıması, yenilenmenin geçmişi silmek değil, onu düzenli bir biçimde koruyup yeni kuşaklara aktarmak anlamına gelebileceğini gösterir.