Buldan'dan Darülfünun'a
Ömer Behçet Uz 1893'te Denizli'nin Buldan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Buldan'da yaptı, liseyi İzmir'de okudu. Okuduğu İzmir lisesi, sonradan Atatürk Lisesi adını alacaktı. Ardından İstanbul'da Darülfünun Tıp Fakültesi'ne girdi. Öğrenimi Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı yıllarına denk geldi; tıp eğitimini savaşın içinde, aralıklarla tamamlayabildi.Behçet Bey, asistanlığını Darülfünun Tıp Fakültesi Çocuk Kliniği'nde, Türk çocuk hekimliğinin kurucularından sayılan Prof. Dr. Kadri Reşit Paşa'nın yanında yaptı. Bir süre İstanbul'daki Şişli Çocuk Hastanesi'nde ve Tıp Fakültesi'nde çalıştıktan sonra serbest hekimlik yapmak için İzmir'e yerleşti.

Tarih notu
Kronoloji: 1893 Buldan'da doğum; Darülfünun Tıp Fakültesi; Kadri Reşit Paşa'nın yanında çocuk hekimliği asistanlığı; 1922 İzmir'de Verem Mücadele Cemiyeti'nin kuruluşu; 1930 İzmir Belediye Meclisi üyeliği; 1931-1941 İzmir Belediye Başkanlığı; 1941 Denizli milletvekilliği; 1942-1943 Ticaret Bakanlığı; 1946-1948 ve 1954-1955 Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı; 19 Mayıs 1986 ölüm.
İzmir'in çocuk doktoru
Behçet Bey İzmir'de yalnızca muayenehanesinde hasta bakan bir doktor olmadı. İzmir Memleket Hastanesi'nde çocuk hastalıkları klinik şefliği, bir kolejin okul hekimliği, Fransız Hastanesi'nde doktorluk ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun çocuk polikliniğinde görev yaptı. Aydın Demiryolu Kumpanyası'nın başhekim yardımcılığını da üstlendi. Bu görevleri 1930'a kadar sürdü.1922'de, İzmir'in kurtuluşunun hemen ardından, on yedi arkadaşıyla birlikte şehirde Verem Mücadele Cemiyeti'ni kurdu. Verem, o yıllarda Türkiye'nin en ağır halk sağlığı sorunlarından biriydi; savaş yıllarının yoksulluğu, kalabalık ve sağlıksız konutlar ve yetersiz beslenme hastalığın yayılmasını kolaylaştırıyordu. Cemiyet, İzmir'de veremle mücadelenin ilk örgütlü adımlarından biri oldu. Behçet Bey uzun yıllar İzmir Tıp Cemiyeti'nin ve Etıbba Odası'nın, yani hekimler odasının başkanlığını da yaptı.
Veremle mücadelenin anlamı
Verem Mücadele Cemiyeti'nin kurulduğu yıllarda hastalığa karşı etkili bir ilaç yoktu. Mücadele, hastaların erken teşhisine, halkın bilgilendirilmesine, hastaların ailelerinden ayrılarak tedavi edilebileceği yerlerin açılmasına ve yoksul hastalara yardım edilmesine dayanıyordu. Bu nedenle verem, bir hekimin muayenehanesinde çözebileceği bir sorun değil, toplumun bütününü ilgilendiren bir mesele olarak görülüyordu. Behçet Bey'in sonraki yıllarda şehir yönetimine yönelmesi, bu bakış açısının doğal bir devamı sayılabilir.1930 Belediye Kanunu ve belediye meclisi
1930'da Türkiye'de yeni bir Belediye Kanunu yürürlüğe girdi. Kanun, belediyelerin görevlerini ve yönetim yapısını yeniden düzenliyordu; belediye meclisleri seçimle oluşuyor, belediye başkanı bu meclis tarafından seçiliyordu. 1930, aynı zamanda Türk kadınlarının belediye seçimlerinde oy kullanabildiği ilk yıldı.Kanunun ilk uygulama yılında Behçet Bey İzmir Belediye Meclisi'ne üye seçildi. Meclisin ilk toplantısında daimi encümene, yani belediyenin günlük işlerini yürüten kurula seçildi. Bu görev, onun ilgisini sağlık alanından şehrin imarına ve yönetimine taşıdı.
Yangından çıkmış bir şehrin başkanı
1931'de Behçet Uz İzmir Belediye Başkanı seçildi ve bu görevi on yıl sürdürdü. Göreve geldiğinde İzmir zor bir dönemden geçiyordu. Eylül 1922'deki büyük yangın şehrin merkezinin geniş bir bölümünü yok etmişti. Yanan alanların yeniden düzenlenmesi, yeni yolların açılması ve şehrin altyapısının yenilenmesi gerekiyordu. Belediye ise ağır bir borç yükü altındaydı.Behçet Uz'un başkanlığı döneminde belediye milyonlarca liralık borcundan kurtuldu. Şehrin merkezine Cumhuriyet Meydanı ve meydandaki Atatürk Anıtı yapıldı. Her semtte pazar yerleri, çocuk bahçeleri ve parklar açıldı. Fevzi Paşa Bulvarı gibi yeni bulvarlar açıldı, bir çocuk hastanesi ve bir santral garajı kuruldu.
Cumhuriyet Meydanı'ndaki anıt
Cumhuriyet Meydanı'nın ortasına yerleştirilen Atatürk Anıtı, İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica'nın eseridir ve 1932'de açıldı. Anıt, Mustafa Kemal'i at üzerinde, denize, yani 9 Eylül 1922'de Türk ordusunun ulaştığı İzmir körfezine doğru bakarken gösterir. Böylece meydan, şehrin kurtuluşunun hatırasını taşıyan bir tören alanına dönüştü. Ulusal bayramlarda ve 9 Eylül kurtuluş yıldönümlerinde yapılan törenler bu meydanda toplandı.Meydanın ve anıtın yapılması, Behçet Uz belediyesinin yangın sonrası şehir merkezini yeniden biçimlendirme çabasının bir parçasıydı. Yanan mahallelerin yerine geniş caddeler ve açık alanlar açılırken, yeni meydan şehrin hem idari hem de simgesel merkezi oldu.

Kültürpark ve İzmir Fuarı
Behçet Uz döneminin en kalıcı eseri Kültürpark oldu. 1922 yangınında harap olan geniş bir alan, bir park ve fuar alanına dönüştürüldü. Kültürpark, 1936'dan itibaren İzmir Fuarı'na ev sahipliği yaptı. Fuar, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'nin ekonomik gelişmesini ve sanayi ürünlerini yurt içine ve dışına tanıtan en önemli etkinliklerden biri haline geldi. Kültürpark yalnızca bir fuar alanı değil, aynı zamanda şehrin ortasında geniş bir yeşil alan ve halkın dinlenme yeriydi.Ek bilgi
Behçet Uz'un belediye başkanlığında yaptığı işler, bir çocuk doktorunun halk sağlığı anlayışının şehir yönetimine nasıl taşındığını gösterir. Pazar yerleri, parklar ve çocuk bahçeleri, şehirlinin günlük hayatını ve sağlığını doğrudan etkileyen hizmetlerdi.
Ankara'da milletvekili ve bakan
1941'de Behçet Uz Denizli milletvekili seçildi ve İzmir'den ayrıldı. Siyasi hayatı yaklaşık on dokuz yıl sürdü. Denizli'yi Altıncı Dönem'de ara seçimle, Yedinci ve Sekizinci Dönem'de temsil etti; Onuncu ve On Birinci Dönem'de ise İzmir milletvekili oldu.9 Temmuz 1942 ile 9 Mart 1943 arasında Ticaret Bakanı olarak görev yaptı. Bu dönem İkinci Dünya Savaşı yıllarına, yokluk ve karaborsa sorunlarının yaşandığı bir zamana denk geliyordu. 7 Ağustos 1946 ile 10 Haziran 1948 arasında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı oldu. 1950 seçimlerinden sonra partisini değiştirdi ve 1954-1955 yıllarında ikinci kez Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yaptı.

Dikkat: yanlış bilinen
Behçet Uz'un İzmir'deki hizmetleri sıralanırken, bazı yapıların planlanmasının ve tamamlanmasının onun başkanlık yıllarını aşan bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Şehrin yangın sonrası imarı birden fazla yönetim döneminin ortak ürünüdür; Behçet Uz bu sürecin en etkili yürütücülerinden biri olarak anılır.
Ölümü ve adını taşıyan hastane
Ömer Behçet Uz 19 Mayıs 1986'da 93 yaşında öldü. İzmir'deki Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi onun adını taşır. Bir çocuk doktorunun adının bir çocuk hastanesine verilmesi, hayatının çıkış noktasını hatırlatan anlamlı bir seçimdir.Bir doktorun şehir anlayışı
Behçet Uz'un hayatı, Cumhuriyet'in ilk yıllarında yerel yönetimin ve halk sağlığının nasıl iç içe geçtiğini gösteren bir örnektir. İzmir'e çocuk doktoru olarak gelen Uz, önce veremle mücadele eden bir cemiyetin kurucusu, sonra belediye meclisi üyesi ve nihayet on yıl boyunca şehrin belediye başkanı oldu. 1922 yangınından sonra harabeye dönen bir şehri, parkları, meydanları, pazar yerleri ve fuar alanıyla yeniden kurmak, onun döneminin asıl işi oldu.Uz'un belediye başkanlığı, 1930 Belediye Kanunu'nun getirdiği yeni yerel yönetim düzeninin ilk uygulamalarından biriydi. Bu düzende belediyeler yalnızca temizlik ve aydınlatma gibi işlerle değil, şehrin planlanması, sağlığı ve kültür hayatıyla da ilgilenmeye başladı. Kültürpark ve İzmir Fuarı, yerel bir girişimin ulusal ölçekte bir kuruma dönüşebileceğini gösterdi. İzmirlilerin onu bugün de saygıyla anması, bu dönüşümün şehir hafızasında bıraktığı izin göstergesidir.