Birüssebi düştükten sonraki hafta
Tel el Huveylfe Muharebesi, Birinci Dünya Savaşı'nın Sina ve Filistin cephesinde, 1 Kasım 1917'de başlayıp bir hafta süren çetin bir çarpışmadır. Bir gün önce, 31 Ekim'de, İngiliz Mısır Seferi Kuvvetleri Birüssebi'yi almıştı. Osmanlı birlikleri ise kentin on altı kilometre kadar kuzeyinde, Yahudiye dağlarının güney eteklerinde, Hebron ve Kudüs'e giden tek taş döşeli yolu kesen yüksek bir tepede tutundu. Bu tepe, çevresindeki kuyular ve sarnıçlarla birlikte Tel el Huveylfe adıyla anılıyordu.Bir hafta boyunca İngiliz piyadesi, Yeomanry süvarisi, Avustralya ve Yeni Zelanda atlı tugayları bu mevzileri almaya çalıştı, ama Osmanlı savunmasını yerinden sökemedi. Osmanlı birlikleri ancak 7 Kasım'da, Hareyra ve Şeria'nın düşmesi ve Gazze'nin boşaltılmasıyla geri çekilmek zorunda kaldı. Muharebe, kazanılan toprakla değil, bağladığı kuvvetlerle anlam kazanan bir çarpışma olarak tarihe geçti.

Gazze-Birüssebi hattı ve Yıldırım Orduları
Mart ve Nisan 1917'deki iki Gazze muharebesinde başarısız olan İngiliz kuvvetleri, yaz boyunca yeniden örgütlendi. Haziran'da General Edmund Allenby komutayı devraldı ve orduyu iki piyade kolordusu ile bir atlı kolordu biçiminde yeniden düzenledi. Her iki taraf da Gazze'den Birüssebi'ye uzanan hatta geniş siper sistemleri kurdu. Negev çölünün kuzey ucundaki bu hatta yaz sıcağı, hamsin rüzgârları ve tatarcık humması askerleri yıpratıyordu.Osmanlı tarafında ise Haziran 1917'de Alman Generali ve Osmanlı Mareşali Erich von Falkenhayn komutasında Yıldırım Orduları Grubu kuruldu. Galiçya, Makedonya, Romanya ve Trakya'dan getirilen birliklerle güçlendirilen bu grup içinde Filistin'deki Dördüncü Ordu yeniden düzenlendi. Mustafa Kemal'in istifasından sonra Fevzi Paşa (Çakmak) Yedinci Ordu'nun, Alman Generali Kress von Kressenstein ise Sekizinci Ordu'nun başına geçti. Gazze-Birüssebi hattını savunan III, XX ve XXII. Kolordular yerlerini korudu.
Tarih notu
31 Ekim 1917: Birüssebi'nin İngiliz kuvvetlerince alınması.
1 Kasım 1917: Tel el Huveylfe çarpışmalarının başlaması.
2 Kasım 1917: Newcombe müfrezesinin Osmanlı birliklerine teslim olması.
6 Kasım 1917: Hareyra ve Şeria taarruzlarıyla eş zamanlı yeni saldırı.
7 Kasım 1917: Osmanlı birliklerinin Tel el Huveylfe'den çekilmesi.
9 Aralık 1917: Kudüs'ün teslimi.
1 Kasım 1917: Tel el Huveylfe çarpışmalarının başlaması.
2 Kasım 1917: Newcombe müfrezesinin Osmanlı birliklerine teslim olması.
6 Kasım 1917: Hareyra ve Şeria taarruzlarıyla eş zamanlı yeni saldırı.
7 Kasım 1917: Osmanlı birliklerinin Tel el Huveylfe'den çekilmesi.
9 Aralık 1917: Kudüs'ün teslimi.
Taşlık bir çöl ve en iyi su
Birüssebi ile Huveylfe kuyuları arasındaki arazi, dönemin anlatılarında "taş çölü" olarak tanımlanır. Susuz, kayalık sırtlar ve derin vadiler arasında küçük ekili alanlar dağınık hâlde bulunuyordu. Su, çoğunlukla dar derelerin dibinde birikiyordu. Kudüs'e giden yol, Zahiriye, Hebron ve Beytüllahim üzerinden bir dizi sırtın üstünden geçiyordu.Tel el Huveylfe tepesi bu arazinin tamamına hâkimdi. Üstelik bölgedeki en iyi su kaynağı da buradaydı. İngiliz kuvvetleri için Birüssebi'nin alınması yetmiyordu. Atlı birliklerin ilerleyebilmesi için su gerekiyordu ve Huveylfe kuyuları bu ihtiyacın merkezindeydi. Osmanlı komutanlığı için ise tepe, Hebron'daki Yedinci Ordu karargâhını ve Kudüs yolunu koruyan son doğal kalkandı.
Savunmaya koşan birlikler
Birüssebi'nin düşmesi Yıldırım Orduları Grubu karargâhında büyük şaşkınlık yarattı. Kentin garnizonu Şeria'ya ve kuzeyde Huveylfe'ye çekildi. Gazze'yi savunan XXII. Kolordu'dan 19. Tümen buraya gönderildi. Kress von Kressenstein de Sekizinci Ordu'dan üç piyade taburunu Huveylfe'ye yolladı.Bölgede dört Osmanlı tümeni çarpıştı: 19, 24 ve 27. Tümenler ile 3. Süvari Tümeni. III. Kolordu karargâhı 1 Kasım'da Şeria'dan Zahiriye'ye taşındı. 24. Tümen'e bağlı 143. Alay ve Birüssebi Grubu'ndan yeniden toplanan bin beş yüz tüfeklik kuvvet Huveylfe'yi savunmak üzere ilerledi. 16. Tümen'den 125. Alay da tepelere geçerek 27. Tümen'in emrine girdi. Bu güçlü toplanma, Allenby'yi buraya daha çok kuvvet ayırmaya zorlamak ve Gazze ile Şeria üzerindeki baskıyı azaltmak amacını taşıyordu.

Newcombe müfrezesinin akıbeti
Birüssebi taarruzundan önce İngiliz komutanlığı, Kudüs-Birüssebi yolunu kuzeyden kesmek için küçük bir baskın kuvveti göndermişti. Yarbay Stewart Newcombe komutasındaki yetmiş kişilik deve süvarisi ve Arap rehberlerden oluşan müfreze, on makineli tüfek ve patlayıcılarla 30 Ekim'de Asluc'tan yola çıktı. Birüssebi'nin otuz iki kilometre kuzeydoğusuna ulaşarak Hebron ile Kudüs arasındaki yolu ve telgraf hattını kesti.Müfreze, yerel halktan beklediği desteği bulamadı. Kırk saat boyunca Hebron ile Zahiriye arasındaki Osmanlı haberleşmesini kesmeyi başardıysa da 2 Kasım sabahı Zahiriye'den kuzeye ilerleyen 143. Alay'dan iki bölük ile Hebron ve Beytüllahim'den güneye inen yüz kadar Alman askeri tarafından sarıldı. Yirmi ölü veren müfrezenin geri kalanı teslim oldu. Osmanlı tebliği, cephenin sol kanadında bir yarbay dahil yüz süvarinin esir alındığını duyurdu.
Ek bilgi
Stewart Newcombe, savaştan önce Sina'da T. E. Lawrence ile birlikte harita çalışmaları yapmış bir istihkâm subayıydı. Huveylfe'de esir düştükten sonra bir süre Osmanlı esir kamplarında tutuldu ve sonunda kaçmayı başardı.
Bir haftalık çarpışma
1 Kasım'da 53. Gal Tümeni, İmparatorluk Deve Tugayı ile birlikte Birüssebi'nin batısında mevzilendi. Anzak Atlı Tümeni ise kentin doğusunda Kudüs yoluna doğru ilerlemeye çalışırken sert direnişle karşılaştı. Yeni Zelanda atlı alayları, altı makineli tüfekle desteklenen dört yüz kadar Osmanlı süvarisi tarafından durduruldu. Yol boyunca ilerleyen bir Avustralya hafif süvari alayı ise dağ topları ve makineli tüfeklerle savunulan mevzilerde çarpıştı.2 Kasım'da General Harry Chauvel, 2. Hafif Süvari Tugayı ve geçici olarak bağlanan 7. Atlı Tugay'a Tel el Huveylfe, Ayn Kohle ve Zahiriye'yi alma emri verdi. Birlikler kuzeye ilerledikçe direnç arttı. Ras en-Nakb sırtı bir süre İngiliz süvarilerinin eline geçti, ama Tel el Huveylfe ve Hırbet Ebu Huff'a yapılan saldırılar durduruldu ve sırttaki birlikler akşam geri çekilmek zorunda kaldı.
Osmanlı komutanlığı, Hebron'daki Yedinci Ordu karargâhı ile batıdaki birlikler arasındaki haberleşmenin kesilmesinden kaygılanarak Tel el Huveylfe'yi daha da güçlendirdi. Zahiriye'yi koruyan bir hat kuruldu. Birüssebi Grubu'nun kalıntıları, bin üç yüz elli kişiye düşmüş olan 27. Tümen'de toplandı.
Sonraki günlerde İngiliz atlı birlikleri su ve yem sıkıntısıyla boğuştu. Atlara yalnızca az miktarda arpa verilebiliyordu, otlak yoktu ve Birüssebi'deki su ancak kentteki askerlere yetiyordu. 6 Kasım'da 53. Gal Tümeni, Hareyra ve Şeria taarruzlarıyla eş zamanlı olarak topçu desteğiyle yeni bir saldırı yaptı. Çarpışma ertesi gün de sürdü.

Geri çekiliş ve sonuç
7 Kasım'da Osmanlı birlikleri Tel el Huveylfe'den çekilmeye başladı. Bunun nedeni tepedeki savunmanın çökmesi değil, cephenin başka yerlerindeki gelişmelerdi. Hareyra düşmüş, Gazze boşaltılmış, Şeria mevzileri zayıflamıştı. Bu durum Huveylfe'deki birliklerin kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalması demekti.Huveylfe çarpışmaları, bölgedeki bütün yedekleri kendine çekti. 19. Tümen, 3. Süvari Tümeni, 27. Tümen'in kalıntıları ve 16. Tümen'in bir kısmı Ayn Kohle, Tel el Huveylfe ve Hebron yolunu korumak için kararlılıkla çarpıştı. Bu birliklerin hiçbiri Şeria önündeki savunmayı güçlendirmek üzere bölgeden ayrılamadı.
Dikkat: yanlış bilinen
Tel el Huveylfe'de iki tarafın kayıpları hakkında kesin bir toplam yoktur. İngiliz resmî tarihleri birlik birlik kayıp verir, Osmanlı kayıtları ise tümen düzeyinde dağınıktır. Bu nedenle muharebenin bilançosu genellikle sonuçları üzerinden değerlendirilir.
Kazanılmayan tepe, kazanılan zaman
Tel el Huveylfe, askerî tarihte sık rastlanan bir çelişkiyi taşır. İngiliz kuvvetleri tepeyi bir hafta boyunca alamadı, ama bu başarısızlık genel planın işine yaradı. Allenby'nin hesabı, Osmanlı yedeklerinin kritik anda Huveylfe'de bağlanması ve Hareyra ile Şeria'ya yetişememesiydi. Bu hesap tuttu.Osmanlı tarafından bakıldığında ise Huveylfe savunması, Birüssebi'nin şaşırtıcı kaybından sonra bile birliklerin hızla toparlanabildiğini ve Kudüs yolunu bir hafta boyunca kapalı tutabildiğini gösterir. 19. Tümen'in Gazze'den alınıp buraya gönderilmesi, yerel bir başarı sağladı ama Gazze hattının zayıflamasına katkıda bulundu. Falkenhayn'ın karargâhı, Birüssebi'den sonra dağlara yönelecek bir İngiliz atlı harekâtından, yani Hebron üzerinden Kudüs'e uzanacak bir yarmadan çekiniyordu. Bu kaygı, yedeklerin sahildeki ana hattan uzaklaştırılmasına yol açtı.
Muharebe, aynı zamanda çöl savaşında suyun belirleyici rolünü gösterir. Birüssebi'nin kuyuları için yapılan ünlü atlı hücumun ardından gelen bu hafta, atlı birliklerin su ve yem olmadan ne kadar çabuk etkisini yitirdiğini ortaya koydu. Huveylfe'nin taşlık sırtları, bir ay sonra Kudüs'e uzanacak yolun ilk ve en sert durağı oldu.